
Uçum, Anadolu Ajansı için yazdığı yazıda "Esas olarak münfesih örgüt mensuplarının adli işlemleri ve toplumla bütünleşme konularında yapılacaklarla Terörsüz Türkiye'ye geçiş sürecinin büyük ölçüde tamamlanacağı söylenebilir. Daha önce de vurguladığımız gibi Terörsüz Türkiye'ye geçiş sürecinde Cumhurbaşkanımız Erdoğan'ın ülke liderliği, Sayın Bahçeli'nin kararlı ve tavizsiz yaklaşımları aynen devam ediyor. Cumhur İttifakı'nın güçlü desteği sürüyor. Devlet kurumlarının titiz çalışmaları kesintisiz yürüyor. Bu çerçevede en önemli adımlardan biri, geçiş süreci kanununun çıkarılmasıdır. TBMM tatile girmeden bu kanunun çıkacağı bekleniyor. Cumhurbaşkanımız Erdoğan, kanunun TBMM tatile girmeden çıkması gerektiğini açıkladı. Bu kararlılığın son derece önemli olduğunun altını çizmek gerekir. Ayrıca, bugüne kadar hiçbir süreçte konu bu seviyede TBMM gündemine ve kanun aşamasına gelmemişti. Bu eşik, asla hafife alınmamalıdır." dedi. *** Uçum, "Esas olarak münfesih örgüt mensuplarının adli işlemleri ve toplumla bütünleşme konularında yapılacaklar" dan bahsettikten sonra "Terörsüz Türkiye vizyonu, içeride Kürtlerin devletle ve milletle bütünleşmesini güçlendirmek ve bölgedeki tüm Kürtlere sahip çıkmaktır. Suriye'de ve son olarak ABD/İsrail-İran Savaşı'nda Kürtlere en fazla sahip çıkan ülkenin Türkiye olması bunun en somut ve gelecek açısından güveni güçlendiren pratiğidir. Terörsüz Türkiye vizyonunun bu içeriği temel ve vazgeçilemez doğrultudur" diyerek, PKK'nın toplumla bütünleşmesiyle Kürtlerin devletle ve milletle bütünleşmesini aynı gördüğünü ifade etmiş oldu. Bildiride "Partimiz PKK; kaynağını Lozan Antlaşması ve 1924 Anayasasından alan Kürt inkâr ve imha siyasetine karşı, halkımızın özgürlük hareketi olarak tarih sahnesine çıktı." denilerek, Sevr şartlarına dönmek arzusu ifade ediliyor ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş felsefesi reddediliyordu. Bildiride, "Önder Apo Kürt-Türk ilişkilerinin sorunsallaştığı Lozan Antlaşması'nın ve 1924 Anayasasının öncesini referans alarak, Ortak Vatan ve Kürt-Türk halklarının kurucu öğe olduğu Demokratik Türkiye Cumhuriyeti perspektifini ve Demokratik Ulus anlayışını Kürt sorununun çözüm çerçevesi olarak benimsedi." denilerek Sevr özlemine ikinci defa vurgu yapılıyordu. *** Zaten Oslo'da 2009'da yapılan PKK-MİT görüşmesinde, koordinatör ülke temsilcisi, taraflara " Sizi burada biz topladık. Abdullah Öcalan'ın talepleri Meclis'te görüşülecektir" demişti.
Kaynak: Yeni Çağ
11 Temmuz 2026 00:01
Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız
Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

15 Temmuz'u Sorgulamak Yasak Mı?
Milliyet'in haberine göre "15 Temmuz darbe girişiminin yıl dönümünde sosyal medya hesaplarından yaptıkları paylaşımlarda darbe girişiminin kontrollü darbe olduğunu ima eden ifadeler kullanan" tiyatro sanatçısı Levent Üzümcü ve ünlü dağcı Nasuh Mahruki gözaltına alındı. İYİ Parti Grup Başkan Vekili Uğur Poyraz, "15 Temmuz kalkışmasının nasıl bir ihanet olduğu konusunda hemfikiriz. Bu kalkışmanın failleri de belli ancak failler bir terör örgütü haline gelirken, anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs ederken; kamuda, orduda, emniyette organize olurken bunu göremeyen, anlatıldığında anlamayan, anlasa da umursamayan siyasi irade tam karşımızda, kadrolarıyla birlikte, Mecliste oturmaktadır. 'Terörsüz Türkiye Komisyonu' na koşa koşa gelen yetkililer 15 Temmuz Araştırma Komisyonuna neden gelmemiştir mesela? 'Terörsüz Türkiye' Komisyonu'ndaki her parti grubunun raporu ve sonuç raporu açıklanmış ve TBMM kayıtlarında iken 15 Temmuz raporu mesela nerededir? TBMM bombalanmış, milli irade ortadan kaldırılmaya çalışılmış, anayasal düzen ortadan kaldırılmaya çalışılmış, iktidar darbe yoluyla ortadan kaldırılmaya çalışılmış ve aynı iktidar devam ediyor ancak bu Gazi Meclisin içerisinde kurulmuş bir komisyonun oluşturduğu rapor kayıtlarda yok" dedi. CHP Grup Başkan Vekili Gökhan Günaydın da 15 Temmuz'u Araştırma Komisyonu'na dönemin Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar ile MİT Başkanı Hakan Fidan'ın katılmadığını söyleyerek, "Üzerinden 10 yıl geçti ve o komisyonun iyi kötü bir raporu var. O raporu açıklayamamaktan utanmıyor musunuz? Ve en önemli soru, darbenin siyasi ayağı kimdir? Birçok yazan çizen oldu; ByLockcu bakanlar, milletvekilleri. Altını çizerek soruyorum; Anadolu'da sıvacı, boyacı FETÖ'cü çıktı da hiç milletvekili, bakan yok mu, FETÖ'nün bir siyasi ayağı yok mu, bir tanesini bile ortaya çıkartıp koyabildiniz mi? Demek ki bunları yapamadan gerçek bir 15 Temmuz'la yüzleşmenin söz konusu dahi olamayacağını ifade edelim. Temmuz'la ilgili bir sürü şey söyledik, dedik ki, 15 Temmuz darbesinden bu yana 10 yıl geçti, yazdığınız raporu daha açıklayamadınız. Bu raporda neyi saklıyorsunuz, niye açıklayamıyorsunuz? Buna da bir cevap verilmedi. Dolayısıyla, lafı dolaştırmayı bırakalım, bunlara somut cevaplar verelim hem biz anlayalım hem de memleket anlasın" d iye konuştu. 15 Temmuz'da neler olduğunu sorgulamayı, "halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek" veya "Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni, devletin kurum ve organlarını aşağılamak" olarak yorumlamak yerine, iktidar, "15 Temmuz'u araştırmak, sorgulamak yasaktır" diye bir yasa çıkarsa bugünkü uygulamalardan daha mantıklı olurdu.
18 Temmuz 2026 00:01


Reklam Vermek İçin Tıklayınız
İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Vatandaşa Savaş Açmak
Gazanfer Eryüksel, George Orwell'in bir sözünü hatırlatıyor: "Korku, nefret, kıskançlık ve güce tapma söz konusu olur olmaz gerçeklik duygusu yok olur. Doğru-yanlış ayrımı da ortadan kalkar. Yapan'bizim' taraf olduğu takdirde mazur görülemeyecek hiçbir suç kalmaz." Yine de Orwell, "Sahtekârlığın evrensel düzeyde egemen olduğu dönemlerde gerçeği söylemek devrimci bir eylemdir." demiştir. *** Orwell, bunun da asıl sebebini söylüyor: "Toplumdaki hiyerarşinin sürmesi, yoksulluk ve cehalet temeli üzerinde sağlanabilir. Savaş başlatma çabası her zaman için, asıl olarak, toplumu açlığın eşiğinde tutmak için planlanır. Savaş, egemen grup tarafından kendi vatandaşlarına karşı yürütülür ve bu savaşın amacı zafer kazanmak değil, aksine toplumun mevcut hiyerarşik yapısını sağlam tutmaktır." Mesela, sadece ev kirasının 40 bin lira olduğu bir zamanda emekliye 23 bin 500 lira vermek, toplumun bir kesimini, açlık eşiğinde değil, açlık sınırının altında tutmak demektir. TÜRK-İŞ tarafından yapılan en güncel araştırmaya göre, dört kişilik bir ailenin sağlıklı ve dengeli beslenebilmesi için gereken aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 35.759 TL'dir. Aynı verilere göre, gıda harcamasıyla birlikte barınma, giyim, ulaşım ve sağlık gibi zorunlu harcamaların toplamını kapsayan yoksulluk sınırı ise 116.478 TL olarak hesaplanmıştır. Durum böyleyken, asgari ücreti 28 bin lirada tutmak, Orwell'in dediği gibi vatandaşa karşı savaş açmaktır. Bu durum, eğitimde de sosyal hayatta da fırsat eşitliğini ortadan kaldırmak, Orwell'in dediği gibi vatandaşa savaş açmaktır.
17 Temmuz 2026 00:13

Fetö, Akp'nin Yakıt Tankıydı
15 Temmuz'u defalarca inceledim. Bir siyaset adamının şu değerlendirmesi, durumun özeti gibiydi: "15 Temmuz'da neler olduğunu hâlâ tam olarak bilmiyoruz ama sonuçlarını yaşıyoruz. Bu sonuçları değerlendirebilecek durumdayız. AKP'yi uzaya gönderilen bir füze olarak düşünelim; yükselmesini sağlayan yakıt tankı FETÖ idi. Atmosferi geçince yakıt tankını attı. Böylece ağırlığından kurtulduğu için daha da hızlandı ve bu sayede tek adam sistemine geçti..." Nitekim TBMM Başkanı iken Mustafa Şentop, "Hükümet sistemi meselesi 15 Temmuz'da gerçekleşen o direnişin dışında, ondan bağımsız bir şey olarak değerlendirilemez. Ve o Türkiye'yi bu hükümet sistemi değişikliğine getirmiştir. Bu paradigma değişikliğinin tescili noktasına getirmiştir." demişti. *** 2002'nin Aralık ayında, Los Angeles Times'ta yazan Amir Tahiri, Erdoğan ve Gül'ün laiklik veya Avrupacılık anlayışlarının, devletin, dini, tamamen cemaatlere bırakmasına dayalı olduğunu belirtmiş ve bunun da Diyanet İşleri Başkanlığı'nın milyarlarca dolarlık servetinin bir siyasi parti tarafından kontrolü anlamına geleceğini, dolayısıyla Türkiye'de çok partili demokrasinin ortadan kalkabileceğini yazmıştı. *** AKP iktidarında, TSK'ye yapılan siyasi müdahaleler sonunda, terfi sistemi bozuldu ve Türkiye'yi 15 Temmuz rezaletine sürükleyen kararlar, 2014 ve 2015 şûralarında alındı. 2014 şurasında general yapılan 19 albaydan 12'si ve 2015 şurasında general yapılan 23 albaydan 20'si, 15 Temmuz darbesine karıştıkları gerekçesiyle TSK'dan atılmıştır! Böylece Türkiye'yi 15 Temmuz'a götüren 2014 ve 2015 terfi kararları da yargıya açılabilirdi.
16 Temmuz 2026 00:37

Abd, Kötü Örnek Oluyor
Trump, son telefon görüşmelerinde Graham'ın "Save America Act" (Amerika'yı Kurtar Yasası) tasarısını güçlü şekilde desteklediğini ve bu konuyu da ele aldıklarını bildirdi. Ana muhalefetin genel başkanının kim olacağına siyasallaşmış yargı karar verdiğine göre... Moldova Anayasa Mahkemesi, Gagauzeli Özerk Bölgesi'nin kendi "Merkez Seçim Komisyonu" aracılığı ile seçim düzenlemesine imkân tanıyan bazı yasal hükümlerinin her ne hikmetse 32 yıl sonra Anayasa'ya aykırı olduğuna karar verdi. Karar kapsamında, 23 Aralık 1994 tarihli ve 344 sayılı "Gagavuzya'nın Özel Hukuki Statüsü Hakkında Kanun" içerisinde yer alan seçimlerin yapılması, komisyonların oluşturulması ile ilgili bazı maddeler iptal edilmiş oldu. Avrasya Türk Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı İsmail Cengiz'e göre "Aslında bu kararın en önemli nedeni, bir yıldır seçim kararı almayan Moskova ve Telaviv bağlantılı mevcut Gagauzya yönetimidir. Bugünkü Gagauzya yönetiminde, Rusya ve İsrail yanlısı Şor Partisi'nin bölgede etkisini artırması ve Rusya yanlısı politika izliyor olması, Moldova yönetimini böyle bir karar almaya mecbur bıraktı. Meşruiyeti tartışmalı olan Gagauzeli Başkanı Evghenia Gutul, Gagauzya'nın Kırım gibi Rusya'nın egemenliğine girmesini desteklerken, Kişinev yönetimindeki Moldova Cumhuriyeti ise Moldova'nın Romanya ile birleşmesini istiyor." *** İsmail Cengiz, bu konuda da şu bilgileri veriyor: "Ankara, İsrail ve Rusya yanlısı Gutul'a meşruiyet kazandırmamak için Gagauzya ile ilişkilerini dondurmuş durumdaydı. T.C. Cumhurbaşkanları Turgut Özal ve Süleyman Demirel gayret ve emekleri ve Türkiye'nin desteği ile elde edilen 'özerklik statüsü' nün daha başka ifade ile Gagauz halkının garantörü olan Türkiye'nin acil şekilde devreye girerek, tüm diplomasi yollarını çalıştırmak suretiyle bir duruş sergilemesi milli bir gerekliliktir. 'Ankara', Atilla'nın emaneti Gagauz halkının sahipsiz olmadığını hem Moldova yönetimine hem de İsrail ve Rusya destekli olduğu iddia edilen mevcut Evghenia Gutul'un başkanlığındaki Gagauzya yönetimine her bakımdan hissettirmelidir." İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, işgal altındaki Batı Şeria'da yaralı halde yerde yatan Filistinli Abdulfettah eş-Şerif 'i başından vurarak öldüren İsrail askeri Elor Azaria'nın sabıka kaydının silinmesi için Cumhurbaşkanı Isaac Herzog'a resmen başvurduğunu açıkladı. Askeri mahkeme Azaria'yı "kasıtsız adam öldürmekten" suçlu bularak 18 ay hapse mahkûm etmişti, cezası eski İsrail Genelkurmay Başkanı Gadi Eizenkot tarafından 14 aya düşürülen Azaria, 9 ay hapis yattıktan sonra 2018 yılının mayıs ayında serbest bırakılmıştı.
15 Temmuz 2026 00:01

Rüşvetin Bir Diğer Adı Finansal Entegrasyon
Kişi, bu dosyanın varlığını bildiği için, ABD lehine veya ülkesi aleyhine bazı kararları alırken daha "işbirlikçi" davranmaya başlar. Sonuç: Kişi, resmen rüşvet almamış olur ancak ekonomik olarak ABD menşeli yapılara bağımlı hale gelir. *** Bilgi ve "Intelligence" Sızdırma Kilit kişilere, ulaşamayacakları özel veya hassas bilgiler (bazıları gerçek, bazıları manipüle edilmiş) sağlanır. Bağımlılık: Kişi, bu bilgileri sağlayan kaynağa (genellikle bir istihbarat kolu) "borçlu" hisseder. *** İdeolojik ve Entelektüel "Ele Geçirme" Bu yöntem, kişinin farkında bile olmadan gerçekleştiği için en etkili olanıdır. *** Sosyal Çevre ve "Lifestyle" Entegrasyonu Üst düzey bürokratların ve siyasilerin aileleri, çocuklarının eğitimi, tatil alışkanlıkları ve sosyal çevreleri üzerinden hedef alınır. Kişi, kendisini o "elit global ağın bir parçası" olarak görmeye başladığında, o ağı korumak için ülkesinin ulusal çıkarlarından feragat etmeye daha meyilli hale gelir. *** Yanlış Bilgilendirme ve "Astroturfing" Hedef kişinin kendi ülkesindeki kamuoyunu etkilemesi için "sahte bir "halk desteği görüntüsü" yaratılır. Yöntem: Sosyal medya botları, maaşlı trol orduları ve sahte sivil toplum platformları aracılığıyla, kilit kişinin savunduğu ABD yanlısı görüşler toplumda "genel kabul görmüş bir kanaat" gibi gösterilir. Kişi, yalnızlaşmak yerine güçlendiğini hisseder. *** Bu yöntemlerin ortak noktası, hedef kişiyi izole etmek yerine onu bir "bağımlılık döngüsüne" almaktır. Etik dışı yöntemlerin kullanıldığı durumlarda hedef personel artık bir "stratejik ortak" değil, yönetilen bir operatöre dönüşür. Bu durum, Clauswitz'in "hizmet edilen amaç" ile "kullanılan araç" arasındaki dengeyi bozarak, kişinin kendi milletine karşı yabancılaşmasına neden olur. Bu bağlamda, "iç cephe" kavramının zayıflamasındaki temel unsur, dış müdahalelerin bu tür yöntemlerle yerel karar vericilerin "zihin ve vicdanı" üzerindeki hakimiyetidir.
14 Temmuz 2026 00:01

Hedef Ülkede Sadakat İnşası
*** ABD Kamu Diplomasisi Stratejisinin Temeli: ABD'nin kamu diplomasisi, sadece bir bilgilendirme faaliyeti değil, bir algı yönetimi ve "sadakat inşası süreci" dir. Temel amaç, ABD'yi "küresel iyiliğin ve özgür dünyanın lideri" olarak konumlandırmak ve hedef ülkelerde ABD ile uyumlu bir kamuoyu oluşturmaktır. Değerlerin Pazarlanması: Demokrasi, serbest piyasa, bireysel özgürlükler ve hukukun üstünlüğü gibi kavramlar, ABD'nin "evrensel çekim gücü" olarak sunulur. *** Kilit Personel ve Hedef Kitle Belirleme: ABD, kamu diplomasisini uygularken toplumun geneline hitap etmekle yetinmez; "etki çarpanı" olarak adlandırdığı kilit isimlere odaklanır. *** Kullanılan Yöntemler ve Araçlar: ABD, bu kişileri elde etmek veya etkilemek için oldukça kurumsallaşmış ve uzun vadeli yöntemler kullanır: Değişim ve Eğitim Programları: International Visitor Leadership gibi programlar, hedef ülkedeki "yıldızı parlayan" kişileri ABD'ye davet ederek onları Amerikan sistemiyle, kültürüyle ve bakış açısıyla tanıştırır. *** Stratejik Mantık: "Yumuşak Güçten Sert Çıkara": Bu yöntemlerle elde edilen kilit personel, kriz anlarında veya ulusal çıkarların çatıştığı durumlarda "ABD'nin sesi" veya "savunucusu" işlevini görür Kendi ülkelerinin içinde, " ABD ile uyumun aslında kendi ülkelerinin çıkarlarına olduğu"" argümanını rasyonalize ederler. ABD'nin bu stratejisi, Clausewitzci anlamda, düşmanın veya rakibin iç cephesini kendi değer ve çıkarlarıyla uyumlu hale getirerek, çatışma başlamadan önce tarafsızlaştırma veya kendi safına çekme esasına dayanır. *** Görüldüğü gibi Gemini, bir Amerikan şirketi olmasına rağmen, ABD'nin hedef ülkelerde uyguladığı stratejiyi sistematik bir yöntemle anlatmış... Gerçi açık kaynaklarda mevcut olan bu bilgiler, Mustafa Yıldırım'ın "Sivil Örümceğin Ağında" adlı eserinde de ayrıntılı olarak incelenmiştir Devam edeceğiz...
13 Temmuz 2026 00:01

Yeni Bir Devletin İşaret Fişeği
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi 'nin imzasıyla 15 Temmuz'da gerçekleşecek etkinlikler hakkında 81 il valiliğine gönderilen resmi yazıda "Tanklara, uçaklara ve silahlara karşı göğsünü siper eden Türk milletinin bu eşsiz kenetlenmesi, sadece bir darbe girişiminin püskürtülmesi olarak kalmamış; devlet ve millet bütünleşmesini en üst düzeyde tahkim ederek dünya demokrasi tarihine kurucu ve sarsılmaz bir dönüm noktası olarak kazınmıştır." denildi. *** Bilindiği gibi Türkiye 15 Temmuz'a bir günde gelmedi. Şimdi alenen FETÖ kalkışmasının, "kurucu bir dönüm noktası" olduğunu resmi yazıyla itiraf etmeleri, 15 Temmuz'da gerçekte ne olduğunu otaya koymayı zorunlu kılmaktadır. Tom Barrack, İzmir'de Anadolu Ajansı muhabirine "Benim için İzmir, Yahudilerin, Müslümanların, Hıristiyanların bir arada yaşadığı, bu toplulukların harmanlandığı bir örnek." diyerek, "Bu tüm dünyada ve Orta Doğu'da olması gereken bir durum" değerlendirmesinde bulunmuş ve "Bence Türkiye, tüm bunların merkez noktası olabilir, Suriye'de gördüğünüz üzere. Suriye'de olanların büyük bir kısmı, Türkiye ve liderliği sayesinde gerçekleşiyor. Osmanlı İmparatorluğundaki millet sistemi, yüzlerce yıl farklı grupların merkezi sistemde varlıklarını sürdürmelerine imkân verdi. Şimdiki nesiller için yeni bir diyaloğa ihtiyaç vardır. Bu diyalog, savaş değildir." demişti... Tom Barrack daha sonra da "Akdeniz'e açılan fosil yakıt kaynaklarının bulunduğu Hazar'a Türkiye ve Yunanistan bir kapı ancak 1919'dan beri ulus devletler tarafından engelleniyoruz, yeni bir bölgesel düzenlemenin zamanı geldi" diye hedeflerini açıklamıştı. 15 Temmuz da yeni devletin işaret fişeğidir.
10 Temmuz 2026 00:01

Trump, Türk Kahvesinin Tadını Aldı Bir Defa…
Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde ağırlanan ABD Başkanı Donald Trump, başından beri Cumhurbaşkanı Erdoğan ile "güzel kimyaları" ve "harika ilişkileri" olduğuna birkaç defa daha dikkat çekti. F-35 savaş uçakları konusundaki bir soruya cevap veren Trump, Türkiye ile ilişkilerinin çok iyi olduğunu belirterek "Sanırım pek çok kişi, size şunu söyleyebilirim ki pek çok kişi, burada oturanlar da dahil olmak üzere, 'Neden bunu yapmayalım ki?' diye düşünüyor. Türkiye ile daha iyi bir ilişkimiz var. Türkiye, vefalı olacağını düşündüğümüz diğer ortaklardan pek çok açıdan çok daha vefakâr davrandı. Bu yüzden bu kesinlikle dikkate alınması gereken bir konu. Bu harika bir uçak, en iyisi, şu anda açık ara en iyi uçak ve kesinlikle dikkate alacağımız bir seçenek." dedi. Türkiye'nin ABD için "harika bir müttefik" olduğunu ifade eden Trump, ABD/İsrail-İran Savaşı'na ilişkin şunları anlattı: "Türkiye, diğer tarafta yer alabilirdi; İran'ı çok iyi tanıyorlar ve İran'la ilgili sorunların farkındalar, ancak (Türkiye) ve diğer birkaç ülke yardım konusunda çok önemli rol oynadı. Çatışmaya girebilirlerdi; kimilerinin İsrail ile ilişkilerinden bahsettiğini duyuyorum. Çatışmaya girmiş olabilirlerdi. Askeri açıdan çok güçlü bir ülkeler. Ama bunu yapmadılar. Bu çatışmaya diğer tarafta katılabilirlerdi ama belki de benim sayemde yapmadılar." Trump, Türkiye'nin "çok iyi" bir ulus olduğunu yineleyerek, "İlişkimiz açısından, İran ile savaşı sona erdirmeye çalışmak da dahil olmak üzere pek çok açıdan olağanüstü bir tutum sergilediler." dedi. Mesela, ExxonMobil, Suriye açıklarındaki 7-9 trilyon metreküplük doğalgaz için anlaşma yaptı, Karadeniz'deki doğal gaz için de TPAO ile anlaşma imzaladı. Tabii Türk kahvesi gibi doğal gazın keyfini de ABD ve Trump sürecek... *** Diğer taraftan Türkiye Eskişehir-Beylikova'daki 694 milyon tonluk nadir toprak elementi rezervinin işlenmesi için Çin ile görüşmeler yürütürken ABD Başkanı Donald Trump'ın devreye girdiği ve ardından Türkiye'nin Çin ile yürüttüğü maden müzakerelerinin askıya alındığı konuşuluyor.
09 Temmuz 2026 00:01

Trump, Gelmeden Önce İşi Bitirdi
ExxonMobil kaynaklı birinci haberde, "Kıbrıs, Avrupa'nın bir sonraki enerji merkezi olabilir mi? ExxonMobil ve Katar Enerji, Kıbrıs açıklarındaki Glaucus ve Pegasus sahalarından doğal gazın 2033 yılına kadar akmaya başlamasını bekliyor. Pazara ulaşma olasılığı en yüksek yol ise Mısır'a bir boru hattı; burada gaz sıvılaştırılıp ihraç edilebilir, çünkü Kıbrıs'ta LNG altyapısı kurmak veya yüzer platformlar kullanmak hala maliyetli. Bu önemli çünkü Avrupa hala enerji güvenliği stratejisini yeniden şekillendiriyor ve güvenilir, çeşitlendirilmiş gaz kaynakları arıyor. Projeyi yüzde 60 ortaklıkla ExxonMobil yönetecek. Katar Enerji'nin payı ise yüzde 40." deniliyor. Haberin altındaki yorumlarda ise " Dünyanın en büyük 4 enerji şirketi, Mayıs 2026'da, birkaç hafta arayla Suriye'nin açık deniz sularını keşfetmek için anlaşmalar imzaladı: Chevron, Conoco Phillips, Total Enerji ve- Katar Enerji... Sahaların toplamda yaklaşık 7-9 trilyon metreküp gaz rezervine sahip olduğu tahmin ediliyor." bilgileri hatırlatılıyor. *** İkinci haber ise Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı sitesinden... "TPAO ve EXXONMOBIL Güçlerini Birleştirdi" başlıklı haberde, "Türkiye Petrolleri ile ExxonMobil'in alt şirketi ESSO Exploration International Limited arasında önemli bir mutabakat zaptı imzalandı. Karadeniz ve Akdeniz'de yeni arama alanlarını içeren anlaşma, karşılıklı olarak kararlaştırılacak diğer potansiyel uluslararası alanları da kapsayacak. TPAO Genel Müdürü Cem Erdem ile Exxonmobil adına Başkan Yardımcısı John Ardill, İstanbul'da düzenlenen törende imzaları attı." bilgisi verildikten sonra törene refakat eden Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar'ın, sosyal medyadaki açıklaması paylaşılıyor: "Milli petrol şirketimiz TPAO ile ExxonMobil alt şirketi ESSO Exploration International Limited arasında, Karadeniz ve Akdeniz'deki yeni arama alanlarını ve karşılıklı olarak kararlaştırılacak diğer potansiyel uluslararası alanları kapsayan petrol ve doğal gaz sektöründe bir Mutabakat Zaptı imzalandı. Derin deniz arama ve sondajındaki teknik yeteneklerimizi, ExxonMobil'in uluslararası deneyimiyle birleştirerek, operasyonel etkinliğimizi artırmayı ve yeni keşiflerin önünü açmayı hedefliyoruz. Enerjide bağımsız bir Türkiye hedefimiz doğrultusunda, uluslararası iş birlikleriyle kurumsal kapasitemizi güçlendiriyor ve bölgemizin enerji merkezi olma yolunda ilerliyoruz." *** Tamer Aşut soruyor: Rumlar, Kıbrıs'ta Türkün varlığını inkâr ederek tek başına, Exxon ile anlaşıyor. Bunu biz önerirsek ve dünya bu şeklide kabul ederse, yarın Meis için de aynı hakkı istediklerinde Libya ile yaptığımız anlaşma çöp olacak, hatta Akdeniz'de yüzmek için vize almak zorunda kalacağız." *** Görüldüğü gibi Trump, daha Ankara'ya gelmeden dünyanın en büyük petrol şirketi ExxonMobil, Doğu Akdeniz'e el koymuş durumda; Karadeniz'e de TPAO sayesinde açılacak.
08 Temmuz 2026 00:01

Nato'nun Asker Papazları Ve Orta Doğu Nato'su
Oysa Eski NATO Genel Sekreteri Jaap de Hoop Scheffer, İstanbul'daki NATO zirvesinde, "İhtiyaç olan yere güvenlik taşıyan yeni bir NATO kuracağız" demişti. İncil'in Yeni Ahid bölümünü yazanlar havariler değil, 'güzel haber/tebliğ' anlamına gelen "testamentler "in yazıcıları olan Evangelistlerdir: " NATO'nun gizli askeri operasyonlarının yanı sıra bir gizli misyonu daha vardır. Bu da sembolü olan 4'lü haçın gösterdiği misyondur: Dünyanın dört bir yanına ve yönüne 'Askeri Misyonerler' göndermek ve Evangelistlerin testamentlerini buralara sokmak ve yerleştirmektir. NATO'nun özellikle Orta Doğu'ya, Türk Cumhuriyetleri'ne ve Kafkasya'ya yönelik askeri misyonerlik çalışmaları, Türkiye'deki askeri üslerinde görevli asker papazlar tarafından yürütülmektedir."
07 Temmuz 2026 00:01

Ya Asıl Tehdit, Nato'dan Geliyorsa
Açıklamada "Türkiye'nin savunma sanayisindeki yerli ve milli gücünün en önemli sütunlarından biri olan ASELSAN gibi stratejik öneme sahip milli bir değerimizin yabancı bir şirkete satılması ya da devredilmesi söz konusu değildir. Vatandaşlarımızın, gerçeklerle bağdaşmayan art niyetli açıklama ve paylaşımlara itibar etmemesi önemle rica olunur." ifadelerine yer verildi. *** Emekli Tuğgeneral Osman Aydoğan'ın "TSK Güçlendirme Vakfı: Bir hukuki kuşatma ve mülksüzleştirme hikayesi" başlıklı bir incelemesi yayınlandı. Bu incelemenin özeti şöyle: "17 Haziran 1987 tarihinde Kara, Deniz ve Hava Kuvvetlerini Güçlendirme Vakıfları birleştirilerek ''Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı'' kuruluyor… TSK Güçlendirme Vakfı 26 Eylül 1987 tarihinde faaliyete başlıyor. Vakfın mal varlığı büyük ölçüde milletin yaptığı bağışlarla oluşuyor. Çiftçinin, işçinin, memurun, öğrencinin ve emeklinin yaptığı küçük bağışlar zaman içinde Türkiye'nin en büyük savunma sanayii kuruluşlarını ortaya çıkarıyor. Bu yönüyle Vakıf, yalnızca bir özel hukuk tüzel kişiliğini değil; milletin ortak iradesini ve ortak emanetini de temsil ediyor. Vakfın savunma sanayi alanında kurduğu şirketler büyüyerek dünya çapında savunma sanayi şirketleri haline geliyor. Bu şirketler; (parantez içerisindeki rakamlar TSKGV'nin hisse oranıdır) ASELSAN (%74,2), TUSAŞ (%54,5), ROKETSAN (%55,33), HAVELSAN (%99,5), İŞBİR (%99,9) ve ASPİLSAN (%98,3) şirketleridir. TSK Güçlendirme Vakfı'nın; Turktıpsan, Ditaş, Netaş, Mercedes-Benz Türk, TEI, Heaş ve HTR şirketleriyle de ortaklıkları bulunuyor. TSK Güçlendirme Vakfı'nın ayrıca; STM, Mikes, Ehsim ve Esdaş şirketleriyle de dolaylı ortaklıkları bulunuyor. 2017 yılında ise TBMM'ye, AK Parti Genel Sekreteri, Ankara Milletvekili Fatih Şahin ve İstanbul Milletvekili Şirin Ünal'ın imzaları ile 'TSK Güçlendirme Vakfı Kanunu'nda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi' sunuluyor. TSK Güçlendirme Vakfı Kanunu'nun 2. Maddesi'ne 'Vakfa başlangıçta özgülenen mal ve haklar ile vakfın sonradan iktisap ettiği mal ve haklar, Vakıf yetkili organının kararı ile daha yararlı olanlarla değiştirilebilir veya paraya çevrilebilir.' hükmü ekleniyor. Yine bu maddeye eklenen ifade ile mütevelli heyeti belirleniyor: 'Vakıf Mütevelli Heyeti, Cumhurbaşkanı başkanlığında, Cumhurbaşkanının görevlendireceği Cumhurbaşkanı yardımcısı, Milli Savunma Bakanı, Genelkurmay Başkanı ve Savunma Sanayii Başkanından oluşur.' Yani yürütme organı, vakfın yönetimini üstleniyor! Ortaya çıkan bu tablo, meselenin sadece anlık bir ekonomik tercih ya da şirket satışı rivayeti olmadığını gösteriyor. Yaşanan gelişmeler, bu toprakların en köklü toplumsal dayanışma ve savunma vakfının adım adım mülksüzleştirilmesi riskiyle karşı karşıya kalındığına işaret ediyor." *** Diğer taraftan Radyo ve Televizyon Üst Kurulu, 7-8 Temmuz'da gerçekleştirilecek 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi kapsamında yayıncı kuruluşların, ' haber ve tartışma programlarında kamu yararını ve milli güvenlik perspektifini gözetmesinin büyük önem arz ettiği' açıklamasını yaptı.
06 Temmuz 2026 00:01

Aselsan'a Neden Göz Diktiler?
Sözcü'ye konuşan ve BlackRock Fonu'nun ASELSAN'ı almak için Büyükelçi Tom Barrack'ı görevlendiğini söyleyen Arıkan, "Milli değerimizi, Trump'a mı hediye edeceksiniz?" diye sordu. Türkiye'nin en değerli şirketi olan ve 35 milyar dolar değer biçilen 16 bin çalışanı ile 50 yıldır TSK'nin askeri haberleşme ihtiyacını karşılayan savunma sanayi devi ASELSAN'ın satışı için hazırlık yapıldığını ifade eden Mahmut Arıkan, Black Rock Fonu Başkanı Larry Fink'in mart ayında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı görüşmeyi hatırlattı. "Lary Fink ile ne görüştünüz, neyin sözünü verdiniz? Bu görüşmede ASELSAN var mıydı?" diye soran Arıkan, "Kıbrıs Barış Harekâtı, Türkiye'nin önüne çok acı bir gerçeği koydu ve ağır bir askeri ambargo başladı. Parasıyla telsiz bile alamadık. Acı tecrübenin hemen ardından, 1975 yılında MSP-CHP koalisyon hükümetinin ortaya koyduğu güçlü iradeyle ASELSAN'ın temelleri atıldı. Bu tarihi gerçek ortadayken, ASELSAN'ın satışı, özelleştirilmesi, fona devri, iddia düzeyinde bile olsa kabul edilemez." dedi. Mason "Kalkınma hızını düşürün. Meyve, balık üretimini artırın, turizmi geliştirin" demişti... "Türk-Amerikan Askerî İlişkileri"ni anlatan Amiral Sezai Orkunt ise, "Silâhlanmada standartlaşma, ateşten bir gömlek giymek demektir" diyordu... Orkunt'un verdiği bilgilere göre, ABD Dış Yardımlar 1978 yılı müzakerelerinde "Çeşitli ülkelerde askerî ve siyasî kadrolarda önemli mevkiler işgal edecek subayların eğitiminin öneminden" bahsedilmişti... Nitekim, Türkiye'de üretildiği iddia olunan F-16'ların sayısını 160'a çıkarmak için, ABD Başkanı George Bush garanti verecek, karşılığında "Çekiç-Güç" gibi bir imtiyaz sağlayacaktır. ABD, Rusya'dan S-400 hava savunma sistemi alan Türkiye'ye ambargo koymuş ve parasını aldığı halde F-35'leri vermemiştir.
04 Temmuz 2026 00:26