×Uygulama Logosu

Habokado - Akıllı Haber Özeti

Özetleri Okuyun ve Dinleyin

Enflasyonla Mücadelede "Kamu" Nerede?

Henüz Ocak ayında, yılın başında geçiş ücretleri yüzde 25,49 gibi ciddi bir oranda artırılmıştı. Sonra dönüp "Enflasyon bir türlü neden düşmüyor?" diye hayıflanıyoruz. "Marketleri dizginleyeceğiz" diyerek kurulan Tarım Kredi Kooperatifleri, bugün fiyatlarıyla özel sektör marketleriyle adeta yarışır hale geldi. Kamu sektörü, enflasyonla mücadelede öncü ve örnek olmak zorundadır ancak görünen o ki bazı birimler kendi bütçe dengelerini "Nasıl daha fazla kar ederim?" hırsıyla kurmaya çalışıyor. Bakanına, vekiline veya Cumhurbaşkanı'na "Bakın, nasıl da kar ediyoruz" mesajı vermek adına yapılan bu zamlar, aslında halkın sırtındaki kamburu daha da ağırlaştırıyor. Yıllık enflasyon yüzde 32 seviyelerinde seyrediyor, aylık bazda yüzde 0,99 gibi iyimser verilerden bahsediyoruz. Ancak bir tarafta aylık cüzi bir enflasyon rakamı dururken, diğer tarafta köprü ve otoyollara bir yıl içinde kümülatif olarak yüzde 48'e varan devasa zamlar yapılıyor. Yılbaşındaki yüzde 25,49'luk artışın üzerine gelen bu yeni yüzde 18'lik yük, enflasyon sepetindeki gerçekliğin ne kadar dışında kaldığımızı ispatlıyor bana kalırsa.

Köşe Yazarı

Kaynak: Diriliş Postası

06 Temmuz 2026 00:01

Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız

Yazarın Diğer Yazıları

Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Köşe Yazarı

"Bacasız Sanayide" Sessiz Çöküş

Haziran ayı, takvim yapraklarının ötesinde bir anlam taşır. "Bacasız Sanayi" dediğimiz turizm sektörünün resmi açılış düdüğüdür haziran. Maalesef görünen o ki turizm sektörümüz, vizyondan ziyade "kısa vadeli kar" odaklı bir panik havasında sezona girmiş durumda. 2 yıllık bekleyişin ardından kapılarını yeniden açan tesis, adeta bir restorasyon faciasıyla karşıladı bizi. 24 aylık tadilatın sonucu, eskiyi mumla aratan berbat bir performanstan ibaretti. Esnaf, otelci, ulaşım sektörü, herkes tek bir sorunun cevabını arıyor "Bu kısa sezonda, bu yerli ve yabancı turistin cebindeki parayı nasıl alırım?" Vizyon yok, estetik yok, kurumlar arası koordinasyon ise tam bir muamma. İşin daha da vahimi, "peşkeş" tartışmaları. Pamukkale'den başlayarak bu ülkenin dört bir yanındaki turizm bölgelerini, ören yerlerini ve "özelleştirilen" koylarını tek tek masaya yatıracağız.

28 Haziran 2026 12:22

Köşe Yazarı

Kerbela'nın Sesi, Devletin Nefesi Ve Gönül Köprüleri

"Her yer Aşura, her yer Kerbela" diyerek Hz. Hüseyin ve Ehlibeyt mensuplarının o mukaddes acısını içimizde yaşatırken, bu 12 günlük Yas-ı Matem nefsini terbiye edenlerin, cana kıymayı haram bilenlerin, et yemeyip su içmeyerek o susuzluğu ruhunda hissedenlerin ortak çığlığıdır. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, İstanbul Valisi Davut Gül ve Dünya Ehl-i Beyt Vakfı Genel Başkanı Fermani Altun gibi toplumun farklı renklerini, kesimlerini ortak değerlerde buluşturan kıymetli isimlerin yer aldığı bu sofra, sıradan bir buluşmanın çok çok ötesindeydi. Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı görevine getirilen Esma Ersin, hem siyaset hem de iş dünyasındaki o güçlü tecrübesini, bugün toplumsal barışın, huzurun ve gönül köprülerinin inşası için seferber etmiş durumda. Hakkını teslim etmek gerekir, Esma Hanım gerçekten çok çalışıyor. Millet olarak en büyük ihtiyacımız, birbirimizin acısına hürmet etmek ve birbirimizi olduğumuz gibi kabul edebilmektir. Tutulan matem oruçları, edilen dualar kabul olsun.

22 Haziran 2026 00:20

Köşe Yazarı

187 Yıllık Devlet Nöbeti! "Jandarma Sadece Bir Güvenlik Gücü Değil, Devletin Hafızasıdır"

Kuruluşunun 187. yılını kutlayan Jandarma Teşkilatı'nın bugün geldiği noktayı anlamak için sadece bugüne değil, geçmişe de bakmak gerekiyor. Selanik'te kurulan ilk modern jandarma okulundan, bugün dünyanın saygın güvenlik eğitim kurumları arasında gösterilen Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi'ne uzanan bu tarihi yolculuğu, teşkilatın eğitim hafızasına en yakından tanıklık eden isimlerden biriyle konuştuk. Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi Kurucu Dekanı, eski Akademi Başkan Vekili Prof. Dr. İsmail Hakkı Demircioğlu, jandarma subay eğitiminin 122 yıllık serüvenini, devletin değişmeyen güvenlik anlayışını ve geleceğin jandarmasını Diriliş Postası için anlattı... Sayın Hocam, bugün 187. kuruluş yıl dönümünü kutlayan Jandarma Teşkilatı'nın eğitim geçmişi aslında çok bilinmiyor. Jandarma teşkilatının modern anlamdaki eğitim serüveni Osmanlı Devleti'nin son dönemlerinde başladı. Bu sürecin en önemli sonucu ise 1904 yılında Selanik'te açılan ilk modern jandarma subay okuludur. Jandarma subayı devletin sahadaki yüzüdür. Jandarma bunlardan biridir. 1921 yılında Ankara Hükümeti tarafından jandarma subay okulu yeniden faaliyete geçirildi. 1930 yılında çıkarılan 1706 sayılı Kanun ise jandarma açısından tarihi bir dönüm noktasıdır. Türkiye'nin yakın tarihinde yaşanan en büyük kırılmalardan biri 15 Temmuz oldu. 15 Temmuz, devlet kurumlarının tamamında olduğu gibi jandarma eğitim sisteminde de önemli değişimlere yol açtı. Ardından Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi kuruldu. Jandarma yalnızca güvenlik sağlayan bir kurum değildir. 1969 yılında Trabzon'un Of ilçesinde doğan Prof. Dr. İsmail Hakkı Demircioğlu, tarih alanındaki akademik çalışmalarının ardından uzun yıllar yükseköğretim kurumlarında yöneticilik yaptı. 2017-2023 yılları arasında Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi'nin Kurucu Dekanı olarak görev yapan Demircioğlu, aynı dönemde Akademi Başkan Yardımcılığı ve Başkan Vekilliği görevlerini de üstlendi.

15 Haziran 2026 03:23

Köşe Yazarı

Chp'de Meydan Muharebeleri: Salı Günü Saat Kaç?

Yaşanan son hukuki ve siyasi gelişmelerin ardından ortaya çıkan o "Mutlak Butlan" tablosu, CHP içindeki fay hatlarını tetikledi. Bir tarafta genel başkanlık koltuğunu korumaya ve kendi çizgisini oturtmaya çalışan "Özelciler", diğer tarafta ise delege ve tabandaki gücünü konsolide ederek geri dönüş sinyalleri veren "Kılıçdaroğlucular". Ortalık "Butlan kararından sonra falan partinin oyu uçtu, filan adayın desteği düştü tarzı" analizlerden geçilmiyor. Bizim asıl odaklanmamız gereken gerçek CHP içindeki o amansız "meydan muharebeleri". İkinci muharebe ise siyasi tarihe geçecek cinsten, "bayramlaşma" maskesi altında gerçekleşen bir gövde gösterisi savaşıydı. Bu, tabana yönelik çok net bir "Buradayım ve gitmedim" mesajıydı. Onlar da kendi "bayramlaşma" organizasyonlarında gövde gösterisi yaptılar. Bu seferki çatışma adresi sokaklar veya genel merkez değil, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeki CHP Grup Toplantı salonu olacak. Geçen haftaki grup toplantısında kürsüde Grup Başkanı sıfatıyla Özgür Özel vardı. Fakat siyaset senaryosu hızla değişti ve Özgür Özel akşam saatlerinde programını güncelleyerek Manisa'daki programa geç katılacağını, Salı günü Meclis'te olacağının sinyalini verdi. Kürsüye önce eski genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu çıkar, ardından Özgür Özel konuşur ve ortak, birlik beraberlik mesajı veren bir grup toplantısı icra edilir. Vatandaşın, asgari ücretlinin, emeklinin, gencin derdi çığ gibi büyürken CHP'nin seçmenine dönüp gür bir sesle, "Ben kendi iç kavgalarımla değil, Türkiye'nin makus talihi için, bu ülkenin gerçek sorunlarını çözmek için buradayım" diyebileceği o vizyoner noktaya gelmesi şart. Salı günü o salonda ne olursa olsun, asıl hesap seçmenin defterinde tutulmaya devam edecek. Salı günü Meclis koridorlarında dananın kuyruğu kopacak.

08 Haziran 2026 01:10

Köşe Yazarı

Gürültünün Ortasında Sessizliğe Sürgün

"Her şeyi bırakıp gitmek." Sanki dünya, üzerine çöken ince bir kül tabakası gibi nefes aldıkça içimize dolan, sustukça ağırlaşan bir gürültü. Ve biz bu uğultunun ortasında, bir anlığına bile olsa sessizliğe sığınmanın hayalini kuruyoruz. Sadece nefes almak. Bahar gelmiş, bayramlar kutlanmış, sahiller dolmuş. Yaz güneşi altında bile. Aynı acıları dönüp dolaşıp yeniden yaşıyor ama her seferinde ilk kezmiş gibi şaşırıyoruz. Okul koridorlarında yankılanan çığlıklar, yarım kalan hayatlar, adalet bekleyen aileler. "Ateş düştüğü yeri yakar" deyip geçiyoruz. O ateşin bir gün bize de sıçrayabileceğini unutarak. Deprem gerçeği de aynı unutkanlığın içinde eriyor. Şehirler büyüyor ama sağlamlaşmıyor, binalar yükseliyor ama güven duygusu yerin altında kalıyor. Ve en acısı şu, bu çürüme kimsenin tek başına suçu değil ama hepimizin gerçeği. Çünkü gürültü dinmeyecek, dünya yavaşlamayacak ve karmaşa da bitmeyecek.

31 Mayıs 2026 12:55

Reklam Vermek İçin Tıklayınız

İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Köşe Yazarı

Siyasetin "Butlan"ı, Vatandaşın Cüzdanı

Ankara, Ankara siyaseti yine bildiğimiz gibi. Mahkemeden beklenen o kritik "Mutlak Butlan" kararı çıktı ve CHP'de zaten hiç durulmayan sular yeniden taştı. Artık karşımızda net bir "Özel-Kılıçdaroğlu" düellosu var. Şimdi taraflar, "en uygun zaman" ile "en kısa zaman" siperlerine yatmış, kurultay tarihi üzerinden birbirini tartıyor. Kılıçdaroğlu'nun doğrudan yaptığı "ahlak" vurgusu ve Özgür Özel'in buna gecikmeden verdiği yanıt da tartışmayı bir anda daha büyüttü. Kuzeyde Rusya-Ukrayna savaşı 5. yılına girerken, güneyde İsrail bir terör devleti gibi katliamlarına, saldırılarına ve tacizlerine pervasızca devam ediyor. "Enflasyonla mücadele tam gaz devam ediyor" deniyor ama çarşıya, pazara çıkan vatandaşın bu dizginlenmeyi hissetmesi neredeyse imkansız. "Bayram üstü tuzak" diye adlandırabileceğimiz denetim biçimleri kimsenin gözünden kaçmıyor. Birçok güzergahta radar ve hız kontrolleri, maalesef trafiği düzenlemekten çok vatandaşın canını yakmak, ceza kesmek için pusuya yatmış gibi konumlandırılmış. Bir yanda hız sınırının pratikte neredeyse hiç işlemediği fahiş fiyatlı otoyollar, diğer yanda ise alternatif yolları seçtiği için denetim adı altında ceza yağmuruna tutulan vatandaş.

25 Mayıs 2026 01:35

Köşe Yazarı

Liyakatsizliğin Dijital Silahı: İtibar Suikastları

Anlattıklarını dinledikçe, modern zamanın "dijital giyotinleri" karşısında küçük dilimi yutacak duruma geldim. Piyasada "itibarlı" diye bilinen, vitrini süslü bazı isimlerin, rakip gördükleri liyakatli insanları yönetim katlarından tasfiye etmek için nasıl devasa bütçeler ayırdığını duyunca hem şaşırdım hem de derin bir üzüntü duydum. Çünkü liyakatin olmadığı yerde, koltuğu korumanın tek yolu "algı yönetimi" haline gelir. O koltukları altında tutabilmek için dağıtılan milyonlarca liralık reklam bütçeleri, aslında birer "itibar suikastı" fonuna dönüşmüş durumda. Kökü dışarıda olan sosyal medya platformları, zaten kısıtlı olan yerli reklam pastamızın neredeyse yüzde 75'ini adeta yutup götürüyor. Gerisi çoğu zaman "tık" uğruna satılan yalan dolanlardan ibaret. İkisi de liyakatin değil, algının peşindedir.

18 Mayıs 2026 10:05

Köşe Yazarı

Rekabet Yoksa Başarı Da Yok

Siyaset, Barış ve Şampiyonluk... Türk siyasi tarihi bir dönem rüzgarı arkasına alıp iktidar olan, ancak halkın beklentilerine cevap veremeyince kapısına kilit vuran "lider partileri" ile doludur. Terörsüz Türkiye: Cesaret ve Engeller Bu durağanlığın en kritik hissedildiği alanlardan biri de "Terörsüz Türkiye" vizyonu. Son olarak önerdiği "Barış Koordinatörlüğü" teklifi, Türkiye'nin prangalarından kurtulması için atılmış cesur bir adımdır. Oysa "Terörsüz Türkiye" ve beraberinde gelecek olan "Terörsüz Bölge", ülkemizin her sektörde önünü açacak tek anahtardır. Sahadaki Gerçek: Galatasaray'ın Şampiyonluğu Rekabet ve istikrarın meyvesini topladığı en taze örnek ise spor camiasından geldi. Galatasaray, 2025-2026 sezonu şampiyonluğunu ilan ederek bu başarının tesadüf olmadığını kanıtladı. Şimdi her zaman olduğu gibi "şu hakem hatası olmasaydı", "bu pozisyon böyle olmasaydı" gibi tartışmalar başlayacak.

10 Mayıs 2026 23:53

İletişim Formu

captcha

Kişisel verilerinizi işlemekte ve kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen çabayı göstermekteyiz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin bilgilere aydınlatma metnini ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.

Değerlendirme için işlemin sonucunu girin:

captcha