×Uygulama Logosu

Habokado - Akıllı Haber Özeti

Özetleri Okuyun ve Dinleyin

Emekliden Esnafa, Memurdan Stajyere: Ankara'nın Önündeki Devasa Talepler Dosyası

"Lafla peynir gemisi yürümez." Vatandaşa geçici sadaka niteliğindeki yardımlar dağıtarak kalıcı refah sağlanamaz. Ancak son yerel seçimlerin ardından belediyelerin, hayati öneme sahip altyapı yatırımları yerine, kısa vadeli ve makyaj niteliğindeki hizmetlere yöneldiğini üzülerek müşahede ediyoruz. Anlayacağınız, belediyeler yardım ediyor"muş gibi" yaparak göz boyamakla meşguldür. Sosyal medyaya bakıldığında, "hükûmetin seçim yaklaşmadıkça toplumsal taleplere kulak tıkadığı" yönündeki algı giderek kemikleşmektedir. Enflasyonla mücadelenin tüm ağır yükünü iliklerine kadar hissederek kıvranan emekliler, asgari ücretliler ve sabit gelirliler, kendilerini ferahlatacak adımların atılmasını beklemektedir. "Geciken adalet, adalet değildir" sözünde olduğu gibi, zamanında yapılmayan düzenlemeler de vatandaşın derdine derman olmamaktadır. Toplumun farklı kesimleri tarafından sabırsızlıkla beklenen vaatleri ve çözülmesi gereken acil sorunları net bir şekilde ortaya koymak adına aşağıdaki tabloda dikkatinize sunuyorum: İsa Karakaş'ın önceki yazıları...

İsa Karakaş

Kaynak: Türkiye

25 Mayıs 2026 02:32

Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız

Yazarın Diğer Yazıları

Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

İsa Karakaş

İş Yeri El Değiştirse De Sorumluluktan Kaçış Yok!

"Su akar, yatağını bulur" misali, işçinin emeği ve kıdemi de yeni işverene aynen intikal eder. Ancak adalet terazisi eski işverene ömür boyu zincir vurmaz; devreden işverenin bu ortak sorumluluğu devir tarihinden itibaren tam 2 yıl ile sınırlandırılmıştır. Eğer bir şirket başka bir şirketle birleşiyor, ona katılıyor veya kabuk değiştirip türünü (nevini) değiştiriyorsa, yukarıda bahsettiğimiz "2 yıllık birlikte sorumluluk" hükümleri uygulanmaz. Aynı şekilde, işçi de "Patronum değişti, ben bu yeni zat ile çalışmam" diyerek işi bırakıp tazminat talep edemez; çünkü devir tek başına işçiye haklı fesih imkânı tanımaz. Eski Kanunun Yaşayan Ruhu: İş hukukunda en çok kafa karıştıran ve "Zurnanın zırt dediği yer" olarak nitelendirilen husus kıdem tazminatıdır. Mülga 1475 sayılı İş Kanunu'nun 14. maddesi hâlen dimdik ayaktadır ve iş yeri devirlerinde de rehberimizdir. Kıdem tazminatına ilişkin anayasa maddesinde bir zaman sınırlaması öngörülmediği için, 4857 sayılı Kanun'daki 2 yıllık ortak sorumluluk süresi kıdem tazminatını bağlamaz. "Her koyun kendi bacağından asılır." Eski işverenin sorumluluğu: İşçiyi bizzat çalıştırdığı süreyle, Ve iş yerini devrettiği esnadaki işçinin aldığı ücret seviyesiyle (son ücretle değil) sınırlıdır. Bu geçmiş borçlardan hem eski patron hem yeni patron devir tarihinden itibaren 2 yıl boyunca müştereken ve müteselsilen sorumludur. 2 yıl geçtikten sonra eski patronun kapısını çalamazsınız, tek muhatap yeni patron kalır. Devir sonrasına ait tüm hak edişlerden yeni işveren tek başına, tabiri caizse "günahıyla sevabıyla" sorumludur.

15 Haziran 2026 02:24

İsa Karakaş

İzin Hakkı, Kul Hakkıdır: Hafta Tatili Yıllık İznin İçine Sığmaz!

9 Haziran 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin bu taze kararı, yıllık ücretli izin kullanırken yapılan çok büyük ve çok yaygın bir hataya âdeta "Dur!" diyor. İşveren vekili ise ezberlenmiş savunmalardan birini yapıyor: "İşçi istifa etti, izin alacağı yoktur, her şey usulüne uygundur" diyerek davanın reddini talep ediyor. İşverenin "istifa etti" iddiasını soyut buluyor; çünkü ortada ne bir istifa dilekçesi var ne de haklı bir fesih delili. Mahkeme diyor ki: "Davacının çalışması karşılığında toplam 24 gün yıllık izin hakkı vardır. Dosyadaki belgelere göre bu izinler kullandırılmıştır. Dolayısıyla işçinin bakiye yıllık izin alacağı bulunmamaktadır." Mahkeme davanın kısmen kabulüne karar verip dosyayı kapatıyor. Yani yerel mahkeme, "İşçi iznini kâğıt üzerinde kullanmış, hakkı kalmamıştır" diyerek işçinin bu talebini reddediyor. "Burada bir haksızlık var, kararın kanun yararına bozulması gerekir" diyerek dosyayı Yargıtay'ın önüne taşıyor. Bu yüzden Adalet Bakanlığı olağanüstü bir kanun yolu olan "Kanun Yararına Temyiz" yetkisini kullandı. Yasa Maddesi Apaçıktır: İş Kanunu'nun 56/5 maddesi der ki: "Yıllık ücretli izin günlerinin hesabında izin süresine rastlayan ulusal bayram, hafta tatili ve genel tatil günleri izin süresinden sayılmaz." SOMUT OLAYIN İNCELEMESİ VE KARAR Yargıtay dosyayı satır satır inceliyor. Dolayısıyla bu işçinin içeride 4 günlük yıllık izin hakkı daha kalmıştır ve bu ücret kendisine ödenmelidir. Bu karar, çalışma hayatında "Kervan yolda düzülür" mantığıyla hareket eden, "Nasılsa izin formunu imzalattım, pazar günleri de araya kaynar" diye düşünen işverenlere çok büyük bir uyarıdır. Hafta tatili ile yıllık izin birbirinin alternatifi değil, ayrı hukuki haklardır.

13 Haziran 2026 02:30

İsa Karakaş

Emekli Promosyonlarında Büyük Yarış: En Yüksek Kazancı Elde Etme Rehberi

Sosyal devlet ilkesinin bir tezahürü olarak, bundan tam dokuz yıl önce SGK ile bankacılık sektörü arasında akdedilen ilk "Promosyon Protokolü", emeklilik hayatında yepyeni bir mali dönemin kapısını aralamıştır. Günümüz itibarıyla, rekabetin geldiği raddede bir katılım bankası, emeklinin aldığı maaş tutarına göre 25.000 TL'ye varan ana promosyon taahhüt etmektedir. Bununla da yetinmeyerek, maaş tutarından tamamen bağımsız olarak sağladığı 15.000 TL'lik ek avantajlar ile toplam kazanç tutarını 40.000 TL gibi muazzam bir seviyeye ulaştırmıştır. 2026/Temmuz ayından itibaren emeklilerimizin maaşlarına yansıtılacak yeni zam oranlarına paralel olarak, bankaların promosyon kampanyalarını yeniden yukarı yönlü güncellemeleri güçlü bir ihtimal dâhilindedir. "Acele işe şeytan karışır" fehvasınca, beklemek bazen en büyük kazancın anahtarıdır. Emeklilerimiz, bankaların nakit ödemelerinin yanı sıra sunduğu şu ek avantajları da teraziye koymalıdır: Düşük ve avantajlı faiz oranlarına sahip ucuz kredi imkânları, Alışverişlerde harcanabilecek yüksek para puanlar ve bonuslar, EFT ve havale gibi bankacılık işlemlerinden muafiyet sağlayan muamele kolaylıkları, Hesap işletim ücreti muafiyetleri ve diğer yan haklar. Hesaplamanın usul ve esaslarına dair bilinmesi gereken en can alıcı detaylar şunlardır: Promosyon ödemesi, kural olarak 3 yıllık dönem için tek seferde ve peşin olarak ifa edilir. Ödeme, SGK'nın emekli maaşını ilgili bankaya göndermesi ve "Promosyon Taahhütnamesinin" karşılıklı imzalanmasını müteakip en geç 3 iş günü içinde hesaba aktarılır. BANKA DEĞİŞTİRMEK İSTEYENLER İÇİN HUKUKİ ENGELLER Mevcut düzenlemelere göre promosyon hakkından tam manasıyla yararlanabilmek için emekli aylığının 3 yıl (36 ay) boyunca aynı bankadan kesintisiz olarak alınacağına dair taahhüt verilmesi ve taahhütnamenin imzalanması şarttır. Ancak bu 3 yıllık süre bir pranga değildir. Haklarınızı tam manasıyla bilmek, basiretle hareket etmek ve serbest piyasanın sunduğu imkânları akıl süzgecinden geçirerek doğru adımı atmak sizin elinizdedir.

10 Haziran 2026 02:23

İsa Karakaş

Ankara'da Nefesler Tutuldu: Emeklinin Ümidi Temmuz Ayında!

"Geçen günlerin kârı amele baki kalmaz" derler; emeklinin eline geçen de enflasyon karşısında öylece yok oldu. 5 Haziran 2026 Cuma günü ilan edilen mayıs ayı enflasyon verisiyle birlikte, emekli maaş güncelleme rotası iyice belirginleşti. Aşağıdaki tablo, enflasyonun son 5 aylık seyir defterini ve emeklinin yasal hakkı olan güncel oranı ayan beyan göstermektedir: Tabloda açıkça müşahede edildiği üzere; Ocak, şubat, mart ve nisan aylarının kümülatif toplamı olan %14,64'lük artışa, mayıs ayının %1,71'lik verisi eklenmiştir. Binaenaleyh, bugün itibarıyla her SSK ve Bağ-Kur emeklisinin cebine koyacağı %16,60'lık maaş güncellemesi yasa gereği kesinleşmiştir. "Hak mülke esastır" derler; bu oran emeklinin anasının ak sütü gibi helal, kesinleşmiş hakkıdır. Merkez Bankası Piyasa Katılımcıları Anketi'ndeki projeksiyonlara göre, önümüzdeki haziran ayı enflasyon beklentisi %1,52 olarak tahmin edilmektedir. Bu verilere göre kümülatif hesaplama işletildiğinde, SSK ve Bağ-Kur emeklilerimizin maaşında %18,37 oranında bir güncelleme ihtimali doğmaktadır. Haziran ayında açıklanması muhtemel en kötü ve en iyi senaryolara göre yaptığımız hesaplamalar şu şekildedir: %18 bandı kaçınılmaz: Bütün senaryolara göre neticede karşımıza %18 civarında bir güncelleme çıkmaktadır. Sınır boylarındaki savaş durumunu, dış faktörleri ve TÜİK'in önceki açıklamalarını harmanladığımız en kötü senaryoda ise; anılan emeklilerin maaş güncellemesinin %17,5'tan az ve %19'dan fazla olamayacağını tahmin etmekteyim. Merkez Bankası Piyasa Katılımcıları Anketi ile ciddi ulusal ve uluslararası finans kuruluşlarının beklentileri topluca irdelendiğinde, temmuz ayında emekli maaşlarına yapılacak zammın ortalama olarak %18 civarında seyredeceği iktisadi bir neticedir. "Görünen köy kılavuz istemez"; eğer 7 yıldan beri devam eden mevcut uygulama aynen sürdürülürse, 20 bin TL olan en düşük emekli aylığının temmuzda 23 bin 600 TL civarında olması kuvvetle muhtemeldir. Seyyanen zammın "s"si bile şu anda Ankara'da telaffuz edilmiyor.

08 Haziran 2026 02:22

İsa Karakaş

Çalışanın Dedikodusu Bile Gizlidir: Yargıtay'dan Emsal Mahremiyet Kararı

Ancak bu durum, çok ince bir çizgiyi de beraberinde getiriyor: "İş için verilen telefon, tablet ya da bilgisayar çalışanın özel hayatını dikizleme hakkı verir mi?" Sosyal medyada sık sık gündeme gelen ve mahkemelere de konu olan birçok davada bazı işverenlerin, işçinin eline verdiği akıllı telefonu, mesai saatlerini, işe geliş-gidiş saatlerini ve iş kalitesini ölçen bir araçtan ziyade, işçinin ruhunu, düşüncelerini ve özel hayatını röntgenleyen bir "Truva atı" gibi kullandığı ortaya çıkmaktadır. "Telefonu ben aldım, faturasını ben ödüyorum, o hâlde içindeki her şey benimdir" mantığıyla hareket eden bazı işverenler, bu konuda maalesef sınır tanımıyor. "Ava giden avlanır" sözünü tam anlamıyla gerçekleştiren bu tarihî karar, işçinin dijital mahremiyetini patronun mülkiyet hakkından üstün tuttu. Mahkeme, "Keser döner sap döner, gün gelir hesap döner" dedirtecek bir kararla, işverenin işçiye ait mesajları izinsiz okumasını ve bunu fesih gerekçesi yapmasını ağır bir hukuki ihlal olarak kabul etti. Davalı şirket vekili, feshin "ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırılık" uyarınca %100 haklı olduğunu savundu. Bu yazışmalarda işçinin şirket patronuna, projeler direktörüne ve mesai arkadaşlarına ağır hakaretler ettiği; hatta iş yeri yemekhanesinde yemek yiyen üç kadın çalışanın gizlice fotoğrafını çekip bir başkasına göndererek "üç şeytan" yazdığı tespit edilmişti. İşverene göre "şirket malı olan bir cihazdaki her veri şirkete aitti." Dosyayı önüne alan yerel mahkeme hâkimi, çarpıcı bir gerekçeyle işverenin tüm savunmasını yerle bir etti. Mahkeme; işçinin mesajlarında ne yazarsa yazsın, o mesajların elde ediliş biçiminin hukuku kirlettiğini vurguladı: "Bir cihazın mülkiyetinin işverende olması, işverene o cihazı kullanan insanın özel hayatını dikizleme, şahsî mesajlarını okuma ve bunları tutanak altına alma hakkı vermez. İşveren, özel hayatın gizliliğini açıkça ihlal etmiştir. Hukuka aykırı şekilde elde edilen WhatsApp mesajları fesih gerekçesi yapılamaz. Bu nedenle fesih haksızdır!" Mahkeme işçinin tüm tazminatlarını kabul ederken, maruz kaldığı bu "dijital röntgencilik" ve ağır baskı nedeniyle işvereni manevi tazminat ödemeye de mahkûm etti. Kararın sarsıcı önemi şu 3 maddede saklıdır: Siber Mahremiyet Tescillendi: İşçiye tahsis edilen telefon, tablet ya da bilgisayarlar "şirket mülkü" olsa dahi, işçinin şahsî yazışmaları Anayasal koruma altındaki "Özel Hayatın Gizliliği" kapsamındadır.

06 Haziran 2026 02:27

İsa Karakaş

Alın Terinin Geleceği: Temmuz, Kıdemde Dönüm Noktası!

Şu anki resmî tablo tam olarak şöyledir: Bugün, yani 01 Ocak 2026 ile 30 Haziran 2026 tarihleri arasında tavan 64.948,77 TL olarak uygulanıyor. Temmuz ayında kıdem tazminatı tavanı memur maaş zammıyla birlikte artacak. Ocak-Nisan dönemindeki 4 aylık kümülatif enflasyon farkı ve %7'lik toplu sözleşme ilavesiyle şimdiden %10,51'lik bir artış cepte. Neticede, Temmuz 2026 memur maaş zammının %7'lik toplu sözleşme payıyla birlikte ortalama %14 civarında gerçekleşmesi bekleniyor. Hâlen 64.948,77 TL olan kıdem tazminatı tavanı tam 74.042 TL seviyesine fırlayacak. Çarpıcı Bir Örnek: Brüt maaşı 118.000 TL olan bir çalışan, haziran bitmeden emekli olursa her yıl için en fazla 64.948 TL alabilir. Temmuz Artışı: Aynı çalışan temmuz ayında veya sonrasında (31.12.2026 gününe kadar) emeklilik dilekçesini verirse, her yıl için tahmini 74.042 TL alacak. Kazanç: 20 yıl kıdemi olan bir işçinin cebine fazladan tam 181.900 TL ilave tazminat girecek. "Acele işe şeytan karışır." Mecburiyet yoksa temmuzdan önce verilecek fevri bir emeklilik kararı, her yıl için büyük bir kayıp doğurur. Asgari ücretliler için kıdem tazminatı 31 Aralık 2026 tarihine kadar 33.030 TL üzerinden hesaplanmaya devam edecek. *** "Gönlü mamur olan cihanı besler; kalbi harap olan her bağı keser." İsa Karakaş'ın önceki yazıları...

03 Haziran 2026 02:25

İsa Karakaş

Temmuz Eşiğinde Memur Ve Emeklisi: Umutlar, Vaatler Ve Gerçeklerin Analizi

Yıllardır yüksek enflasyonun ağır gölgesi altında hayat mücadelesi veren milyonlarca memur, memur emeklisi, SSK ve Bağ-Kur emeklisi yeni bir temmuz ayının eşiğinde durmaktadır. 3 Haziran 2026 Çarşamba günü ilan edilecek olan mayıs ayı enflasyon verisiyle birlikte, emekli maaş güncellemesi iyice belirginleşecektir. "Görünen dağın uzağı olmaz" derler. Mevcut resmî veriler, enflasyonun son 4 aylık seyir defterini ve emeklinin yasal hakkı hâline gelen güncel birikimli oranı açıkça ortaya koymaktadır: Tabloda açıkça müşahede edildiği üzere; Ocak, Şubat ve Mart aylarının kümülatif toplamı olan %10,04'lük artışa, Nisan ayının %4,18'lik verisi eklendiğinde kümülatif enflasyon tam %14,64 seviyesine ulaşmıştır. Bilinmelidir ki; "Aşure yemeye giden kaşığını cebinde taşır." Hak mücadelesi de tam ve eksiksiz verilerle yürütülür. Yürürlükteki mevcut toplu sözleşme hükümleri nedeniyle hem çalışan memurlar hem de memur emeklileri için 4 aylık güncelleme rakamı şimdilik sadece %10,51 olarak kesinleşmiştir. Başka bir ifade ile memur ve emeklisi %4,13 oranında TÜİK enflasyonunun bile altında kalan bir güncelleme ile karşı karşıyadır. Merkez Bankası Piyasa Katılımcıları Anketi'ndeki projeksiyonlara göre, önümüzdeki iki ayın enflasyon beklentisi; Mayıs ayında %1,89, Haziran ayında ise %1,52 olarak tahmin edilmektedir. Bu veriler ışığında kümülatif hesaplama işletildiğinde, SSK ve Bağ-Kur emeklilerimizin maaşında temmuz ayında %18,58 oranında bir güncelleme ihtimali doğmaktadır. TÜİK bu beklentilerin aksine daha ihtiyatlı davranıp mayıs ve haziran aylarında %1,50'şer oranında rakamlar açıklasa bile, neticede karşımıza %18'i aşan (%18,10 oranında) bir güncelleme çıkmaktadır. Ancak mer'i toplu sözleşmeye binaen, memur ve memur emeklisinin maaş güncellemesi bu genel oranların en az %4 oranında altında gerçekleşecektir. Fakat kulislerden gelen memur ve memur emeklisi için mesaj nettir: "Toplu sözleşmede ne varsa, o kadar." Ne memur emeklisinin seyyanen zammı gündemde ne de ilave tek bir kuruş. Memur emeklileri feryat ederek, "Vaadinizi ifa edin, dermanımız kalmadı!" demektedir.

01 Haziran 2026 02:24

İsa Karakaş

Çalışan Mutlu Olmazsa İş Yerleri De Ayakta Kalamaz!

ILO Alarmı: Her yıl 840 bin can, 45 milyon sağlıklı yıl ve küresel GSYİH'nin %1,37'si görünmez düşman psikososyal riskler yüzünden yok oluyor! Uluslararası Çalışma Örgütü'nün (ILO) yeni küresel raporu, iş yerindeki "görünmez düşmanı" açıkça ortaya koyuyor: Psikososyal riskler. Raporun özü tek cümlede: "Sağlıklı işçi olmadan sağlıklı ekonomi olmaz." Rakamlar kan donduruyor. ILO ilk kez hesapladı: Psikososyal faktörler her yıl 840 binden fazla işçinin ölümüne yol açıyor. Bir deyişle: "Çalışan hasta olursa fabrika da hasta olur." En büyük suçlulardan biri "uzun süreli mesai." Dünyada işçilerin %35'i haftada 48 saatten fazla çalışıyor. ILO'ya göre işçilerin %23'ü hayatında en az bir kez şiddet veya tacize uğramış; psikolojik şiddet ise yüzde 18 ile başı çekiyor. ILO 2025'te 111 kurumda anket yaptı. Yalnızca %37'si (41 kurum) önümüzdeki 5 yıl içinde psikososyal risk ve ruh sağlığı istatistiklerini güçlendirme planı yapmış. Ulusal yasalar yavaş yavaş "sadece ruh sağlığını koru" mantığından "riskleri önle" mantığına kayıyor. Geleneksel "ceza" yaklaşımı yerine rehberlik ve risk odaklı denetim öne çıkıyor. "Kökü kurutmadan dalı budamak fayda etmez." Rapor örnekler veriyor: İş tasarımı yeniden ele alınsın, denetim destekleyici olsun, dijital izleme adil olsun, şiddet prosedürleri hızlı işlesin. "Değişen dünyaya göre ayar yapmayan gemiler batar." İleriye giden 3 yol Araştırma: Daha iyi veri, uyumlu ölçüm, ayrıştırılmış istatistik. HASILIKELAM: "Emek kutsaldır" sözü boşuna söylenmemiştir. Psikososyal riskler artık "kişisel mesele" değildir; ulusal güvenlik, ekonomik istikrar ve insan onuru meselesidir. Bugünden itibaren artık her iş yerinde 3 soruyu soralım: "Bu iş anlamlı mı? Bu yönetim destekleyici mi? Bu kurallar adil mi?" Cevap "evet" olana kadar durmayalım. ILO'nun 28 Nisan 2026 tarihli "Psikososyal Çalışma Ortamı: Küresel Gelişmeler ve Eylem Yolları" başlıklı raporuna dayanarak kaleme aldığım bu yazı umarım bir farkındalık oluşturur.

30 Mayıs 2026 02:30

İsa Karakaş

Yargıtay'dan Bayram Müjdesi! Sadece Bir Makbuzla Eyt'den Erken Emekli Olma Fırsatı

Sosyal güvenlik, anayasal bir haktır ve bu hak "vazgeçilmez" niteliktedir. Mahkeme, "Görünen köy kılavuz istemez" diyerek çiftçinin 1994 yılındaki sigortalılığını tespit ediyor. İSTİNAF: "PARA KURUMA GELMEDİYSE HAK DA YOKTUR" Ancak SGK pes etmiyor ve kararı İstinaf'a taşıyor. YARGITAY: "İNCELEME EKSİKTİR" Dosya temyiz edilince Yargıtay 10. Hukuk Dairesi devreye giriyor. Daire, BAM'ın kararını "eksik inceleme" gerekçesiyle bozuyor. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, hukuk dersi niteliğinde bir karara imza atarak son noktayı koyuyor: Vatandaş Müfettiş Değildir: Ürün bedelinden yapılan prim kesintisinin SGK'ya yatırılıp yatırılmadığını kontrol etme mükellefiyeti ve sorumluluğu sigortalıya yüklenemez... Müşterek Sorumluluk: Kesintiyi yapıp yatırmayan şirket yöneticileri ve yetkilileri, bu paradan SGK'ya karşı "müştereken ve müteselsilen" sorumludur. "Güneş balçıkla sıvanmaz"; makbuz varsa hak da vardır! Bu kararla birlikte 08.09.1999 tarihi ve öncesinde adlarına tarım ürün bedelinden prim kesintisi (tevkifat) yapılmış olanlar bu kesintiye ilişkin makbuzla EYT'den yaş şartı olmadan erken emeklilik fırsatı elde etme şansına sahip olabilecekler.

27 Mayıs 2026 02:27

İsa Karakaş

Emeklinin Gözü Kulağı Ankara'da: Son İki Viraj!

3 Haziran 2026 Çarşamba günü ilan edilecek olan mayıs ayı enflasyon verisiyle birlikte, emekli maaş güncellemesi iyice belirginleşecektir. Tabloda açıkça müşahede edildiği üzere; ocak, şubat ve mart aylarının kümülatif toplamı olan %10,04'lük artışa, nisan ayının %4,18'lik verisi eklendiğinde kümülatif enflasyon tam %14,64 seviyesine ulamıştır. Merkez Bankası Piyasa Katılımcıları Anketi'ndeki projeksiyonlara göre, önümüzdeki iki ayın enflasyon beklentisi; mayıs ayında 1,89, haziran ayında ise 1,52 olarak tahmin edilmektedir. Bu verilere göre kümülatif hesaplama işletildiğinde, SSK ve Bağ-Kur emeklilerimizin maaşında %18,58 oranında bir güncelleme ihtimali doğmaktadır. TÜİK bu beklentilerin hilafına, ihtiyatlı davranıp mayıs ayında 1,50 ve haziran ayında 1,50 oranında rakamlar açıklasa bile, neticede karşımıza %18'i aşan (%18,10 oranında) bir güncelleme çıkmaktadır. Sınır boylarındaki savaş durumunu, dış faktörleri ve TÜİK'in önceki açıklamalarından kaynaklanan öngörülerimizi harmanladığımız en kötü senaryoda ise; anılan emeklilerin maaş güncellemesinin %17,5'tan az ve %19,5'tan fazla olamayacağını tahmin etmekteyim. Bu bağlamda; Merkez Bankası Piyasa Katılımcıları Anketi ile ciddi ulusal ve uluslararası finans kuruluşlarının beklentileri topluca irdelendiğinde, temmuz ayında emekli maaşlarına yapılacak zammın %17,5 ila %19,5 bandında seyredeceği iktisadi bir neticedir. Daha önceden de belirttiğimiz üzere asıl muamma, "en düşük emekli maaşı" uygulamasının akıbetidir. Lafın özü; seyyanen zam veya refah payı verilme ihtimali Ankara kulislerinde şimdilik uzak bir "hayal-i muhal" olarak durmaktadır.

23 Mayıs 2026 02:17

İsa Karakaş

Avukata, Doktora Kapılarını Ardına Kadar Açan Sgk; Parmakları Nasır Tutan Sanayi Çırağını Neden Görmezden Geliyor?

Halk arasında sıklıkla dile getirilen "Ağaç yaşken eğilir" darbımeseli, mesleki eğitimin ehemmiyetini en veciz şekilde gözler önüne sermektedir. Oysa adalet, hak sahibine hakkını teslim etmeyi iktiza eder. "Her koyun kendi bacağından asılır" denilse de, aynı gökyüzü altında iki farklı hukuki statünün varlığı vicdanları yaralamaktadır. Sanayideki çırak borçlanma hakkından tamamen mahrumken, masabaşında staj yapan bazı meslek gruplarına kanunen çok geniş imkânlar tanınmıştır. Herhangi bir sigortalılığı bulunmaksızın ilk 6 ay mahkemelerde, kalan 6 ay ise bir avukatın yanında olmak üzere toplam 1 yıllık staj süresini tamamlayanlar büyük bir avantaja sahiptir. Bu kişiler, onaylı baro belgesi ve borçlanma talep dilekçesi ile Sosyal Güvenlik Kurumu'na (SGK) müracaat ettikleri takdirde, bu süreleri borçlanabilmektedirler… Sanayide, sahada, atölyelerde ağır ve tehlikeli işlerde bilfiil ter dökmüş olan stajyer ve çıraklara da borçlanma hakkının tanınmaması, Anayasa'nın eşitlik ilkesine açıkça muhalefet teşkil etmektedir. Bürokrasinin "Ama onlar işçi statüsünde değil" şeklindeki mazeretleri yersiz ve mesnetsizdir. Devletin babalık vasfı, evlatları arasında ayrım yapmamayı icap eder.

20 Mayıs 2026 02:20

İsa Karakaş

"Işten At, Ara Bulucuya Götür, Haklarının Üstüne Yat" Kurnazlığına Yargıtay'dan Tarihî Fren!

Ancak çalışma hayatında bazı işveren ara buluculuğu amacından saptırıp çalışanlara karşı "hak gasp aracı" olarak istismar etmektedir. Kamuoyunda "jet ara buluculuk" olarak tabir edilen, işçinin kapının önüne konulduğu an eline alelacele tutanak tutuşturulması yöntemi, yüksek mahkeme barajına takıldı. Bu emsal nitelikteki karar, "Kendi düşen ağlamaz" mantığının iş hukukunda sökmeyeceğini, işçinin zor durumda iken istifa ettirilerek alınan imzaların hukuken hükümsüz sayılacağını net bir şekilde ortaya koydu. 6 yıllık emeğin karşılığı olarak işçiye, aylık ücretinin çok altında, komik bir rakam olan net 156.058,70 TL reva görüldü. Üstelik aynı fabrikada sadece 3 yıllık kıdemi olan başka bir işçiye dahi 162.000 TL ödenmişken! Makul Yarar Kriteri Çiğnendi: İş sözleşmesinin karşılıklı anlaşma (ikale) mahiyetinde sonlandırılması için işçiye yasal haklarının ötesinde "makul bir yarar" (ek menfaat) sağlanması şarttır. Aşırı Yararlanma (Gabin) Sabittir: Aylık brüt ücreti 51.808,50 TL olan ve 6 yılı aşkın kıdemi bulunan işçiye, geçirdiği iş kazaları tazminatları da dâhil edilerek bu komik meblağın ödenmesi, işçinin zayıf konumundan "aşırı yararlanma" niteliğindedir. Ortada müzakere yoksa, ara bulucunun "aydınlatma vazifesini" yerine getirdiğinden bahsedilemez. Böylece "jet ara buluculuk" formülü hukuken külliyen çökmüş oldu. Böylece yangından mal kaçırır gibi ara bulucuda işçiden imza alıp "Mahkemeyi kapattım, işçinin elini kolunu bağladım" diye sevinmek, aslında işverenin kendi ayağına sıkmasından başka bir şey değildir.

18 Mayıs 2026 02:23

İletişim Formu

captcha

Kişisel verilerinizi işlemekte ve kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen çabayı göstermekteyiz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin bilgilere aydınlatma metnini ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.

Değerlendirme için işlemin sonucunu girin:

captcha