×Uygulama Logosu

Habokado - Akıllı Haber Özeti

Özetleri Okuyun ve Dinleyin

Ekrem İmamoğlu Casusluk Davasında Ara Karar Açıklandı

Ağır Ceza Mahkemesi, Ekrem İmamoğlu, gazeteci Merdan Yanardağ, İmamoğlu'nun siyasi danışmanı Necati Özkan ve Hüseyin Gün'ün "siyasal casusluk" iddiasıyla tutuklu yargılandığı davada, tüm sanıkların tutukluluklarının devamına karar verdi. Bir sonraki duruşma 29 Eylül'e ertelendi.

Kaynak: Yeni Akit

06 Temmuz 2026 21:18

Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız

Benzer Haberler

Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Casusluk Davasında Ara Karar Verildi

Yaklaşık 11 saat süren duruşmada sanıkların tutukluluğuna devam kararı verildi. Dava 29 Eylül'e ertelendi. Silivri'de görülen davaların ilki casusluk davası oldu. Davaları takip etmek için Hollanda, Fransa, Belçika, Danimarka, İsveç, İsviçre ve ABD konsolosluğu temsilcileri de Silivri'ye geldi. Saat 09.30'da Zafer Arapkirli, Hilmi Hacaloğlu ve çok sayıda basın mensubu ile Tele1 ekibi, gazeteci Merdan Yanardağ'a destek vermek amacıyla 4 numaralı duruşma salonundaki yerini aldı. Saat 10'da Merdan Yanardağ'ın eşi Sevim Kahraman Yanardağ duruşma salonuna geldi. Saat 10.20'de Aileler, avukatlar ve basın duruşma salonuna alındı. 10.20 SANIKLAR SALONA ALINMAYA BAŞLANDI Duruşmayı takip etmek için salona gelen CHP Milletvekili Mahmut Tanal gazeteci Merdan Yanardağ'a seslendi. Mahmut Tanal: Merdan Bey okul arkadaşlarından 40 tanesi burada dışarda bekliyor. İkili arasında diyalog devam etti. Merdan Yanardağ: Biliyoruz. 10.37 EKREM İMAMOĞLU SALONA GETİRİLDİ Ekrem İmamoğlu salona girdiğinde uzun uzun alkışlandı. İmamoğlu seyircileri selamladı. 10.40 CASUSLUK DAVASI BAŞLADI Söze ilk Ekrem İmamoğlu'nun müdafi avukatı Hasan Fehmi Demir aldı. Demir, ""Bugün 3 dava var. 59. Asliye cezada diploma davası görülecek. Önce diploma davası savunmasını yapıp tekrar buraya gelmek istiyor." dedi. Ekrem İmamoğlu'nun casusluk davasının duruşmasından ayrılması ve diploma davasından çıktıktan sonra yeniden gelmesi talebi kabul edildi. Ekrem İmamoğlu davadan ayrıldıktan sonra İmamoğlu avukatı söz aldı. ve Hakime, "Kovuşturma sırasında heyetlerin değiştirilmesi olağan sayılamaz. Şimdi karşımızda siz varsınız. Bunu mahkemenize arz ediyoruz." dedi. Ardından Tanık Lale Uğuzay konuştu. "Sanıklardan Merdan Yanardağ'ı tanıyorum. Kimse benim bilgim dışında Merdan Yanardağ' a ulaşamaz." dedi. Cümlelerine, Maaş işlemleri şirketin iban numarası var oradan oluyor. Kitap almak imzalatmak isteyen var. Biz de onları muhasebeye yönlendiriyorduk. Merdan Bey zaten öğleden sonra gelir iş yerine. Geldikten sonra haber toplantısı başlar. Konuklar falan geliyor yoğun bir günümüz oluyor. Konuk ve konukların haricinde misafir alamıyoruz." devam etti. Ardından Merdan Yanardağ söz aldı. Merdan Yanardağ: Elden bana 2 kere zarfla para verildiği iddia ediliyor. Benim odamdan Merdan Yanardağ'ın odasına geçiliyor. 11.11 MERDAN YANARDAĞ'IN SAVUNMASI BAŞLADI Merdan Yanardağ: Ben bir soru sormak istiyorum. Gazze deki suça övgüler dizilen bu iktidarın yönetiminde siyasi suçla yargılanıyoruz. 11.11 EKREM İMAMOĞLU DİPLOMA DAVASI İÇİN SALONA GETİRİLDİ Ekrem İmamoğlu casusluk davasından ayrıldı ve 5'ncisi kez katılacağı diploma davası için salona getirildi. 11.21 EKREM İMAMOĞLU'NUN SAVUNMASI BAŞLADI Buradan siz milletime sesleniyorum. Mesela ahmak davası, casusluk davası. Arabama 2 defa benzin almışlar, 1 defa da lastik almışlar. Bunlar da beni motive ediyor bu arada... Değişmeyen tek şey Ekrem İmamoğlu'nun mahkum etme iradesi. Umarım İBB davası hakim 9 temmuzda duruşma bitirme kararından vazgeçer. Adalet gücü olana uygulanıyorsa, adalet değil güç konuşuluyor demektir Ben bugün yalnızca kendim için değil kuzeyden güneye doğudan batıya, 7 den 70 e her bir vatandaşım adına yapıyorum. Bu ülkenin 15,5 milyon kişinin oy verdiği cumhurbaşkanı adayıyım ben. 21.1 Milyon insanın destek verdiği cumhurbaşkanı adayıyım. Kimi İBB davası diyor, ben ona Erdoğan'ı niye 4 kere yendin davası diyorum. 1.5 milyar lira harcadılar. 18 yasındaki Ekrem'i yargılıyorsunuz burada. Ekrem ile ilgili aceleleri var. 24 mart 2020 de İstanbul Üniversitesi'ne Cimer'den başvuru yapılıyor. İstanbul Üniversitesi bu başvuruyu "usulsüzlük" yok cevabı veriyor. 17 Şubat 2025. Adamcağızı 4-5 kere indirip, ter kelepçeyle çıkardılar. 12.38 MAHKEME DURUŞMAYI ERTELEDİ İstanbul 5. İdare Mahkemesi müzekkere yazılarak dosyanın kesinleşip kesinleşmediği konusunda mahkeme bilgi verilmesine. Duruşmanın 25 Aralık 2026 ayına bırakılmasına karar verildi. Duruşmanın Aralık 2026 ertelemenin ardından Ekrem İmamoğlu hakime "O kadar uzayacağını düşünüyorsanız beraat verin kurutulun sayın hakim" dedi. 12.40 EKREM İMAMOĞLU SALONDAN ÇIKARILDI Salondan çıkarıldığı esnada İmamoğlu, kendisine destek veren Özgür Özel'e dönerek "Özgür Özel genel başkanım yolunda yolunda yürümekte onur duyuyorum" dedi. 12.55 EKREM İMAMOĞLU CASUSLUK DAVASI İÇİN SALONA GETİRİLDİ Diploma davasının ertelenme kararının ardından Ekrem İmamoğlu Casusluk davasında savunma yapmak üzere 12.55'de 4'nolu mahkeme salonuna getirildi. İmamoğlu salona getirildiğinde Özgür Özel ve Ahmet Özer'de destek için seyirci kısmında yerini aldı. 13.00 NECATİ ÖZKAN SAVUNMA YAPMAYA BAŞLADI Ekrem İmamoğlu salona getirildiği esnada gazeteci Merdan Yanardağ savunmasını tamamlamıştı. Savunma için davanın sanıklarından Necati Özkan saat 13'de kürsüye geldi. Necati Özkan savunmasına "Tarihi, gayri hukuki ve gayri ciddi bir davadayız." cümlesiyle başladı. 13.58 CASUSLUK DAVASINA BİR SAAT ARA VERİLDİ Mahkeme heyeti, davaya bir saat ara verdi. O sırada Ekrem İmamoğlu davayı takip eden eşi Dilek Kaya İmamoğlu'na sarıldı. Ardından Ekrem İmamoğlu duruşmayı takip eden gazetecilere dönerek 'iyi ki varsınız' dedi. 15.00 DURUŞMA ARASI BİTTİ Necati Özkan savunmasını tamamladıktan sonra mahkeme duruşmaya bir saat ara vermişti. Saat 13'de ara bitti. Ekrem İmamoğlu, Merdan Yanardağ ve Necati Özkan yeniden duruşma salonuna getirildi. "Siz şimdi İstanbul Büyükşehir Belediye başkanına casus diyorsunuz. Bu adam 6 yıl bu şehri yönetmiş. O zaman 6 yıl boyunca jandarma istibarati uyumuş, emniyet uyumuş, İçişleri Bakanlığı ve MİT uyumuş... Ama bir tane uyuşturucu düşkünü, müptezel uyumamış her şeyi o çıkarmış ortaya. Bu bizim aklımızla alay etmek değil mi?" dedi. 15.15 ÖZGÜR ÖZEL SANDALYE ÜZERİNDE AÇIKLAMA YAPTI Yargının İmamoğlu'nu eş zamanlı olarak diploma sahteciliği, casusluk, yolsuzluk ve rüşvet gibi suçlamalarla karşı karşıya bıraktığını söyleyen Özel, mahkemenin savunma dayatmasına karşı İmamoğlu'nun alacağı aksiyonu açıkladı. 16.30 EKREM İMAMOĞLU CASUSLUK DAVASINDA SAVUNMA YAPIYOR Bugün ilginç bir gün. 20 hakimim değişti benim. 18:30 DURUŞMAYA BİR SAAT ARA VERİLDİ İmamoğlu'nun savunmasının sona ermesinin ardından casusluk davasının duruşmasına ara verildi... YANARDAĞ'DAN KILIÇDAROĞLU AÇIKLAMASI: "GÖRÜŞMEYİ KABUL ETMEM İÇİN BİRİ ARACI OLDU" Casusluk davası, ikinci aradan sonra Hüseyin Gün'ün savunmasıyla devam ediyor. Mahkeme kararı ile CHP Genel Başkanlığı'na getirilen Kemal Kılıçdaroğlu'nun kendisi ile görüşmek istediğini anlatan Merdan Yanardağ, "Pek niyetim yok ama değerlendiriyorum. Görüşmeyi kabul etmem için biri aracı oldu, rica etti" ifadelerini kullandı. "SEÇİMLERİ YAZILIM DEĞİL, ADAY KAZANIR. KİMİN CASUSUYUM?" Duruşmada dördüncü ve son savunma yapan isim Hüseyin Gün oldu. 15 Temmuz darbe girişiminin ardından devlet adına FETÖ'ye karşı görev yaptığını, bu kapsamda yetkilendirildiğini belirten Gün, yargılanmasının nedeninin FETÖ'yle mücadelesi nedeniyle hedef haline gelmesi ve muhbir Ümit Deniz Alaçam'ın "asılsız iftiraları" olduğunu öne sürdü. Gün, "Hiçbirimiz casus değiliz", "Devletime olan bağlılığımı defalarca teyit ettim" ifadelerini kullandı. Gün, Alaçam'ın geçmişte kendisinin maddi desteğiyle eğitim gördüğünü ve yaşamını sürdürdüğünü, daha sonra ise kendisinden 2,5 milyon Sterlin talep ettiğini, bu isteği reddedilince şantaja başladığını iddia etti. Gün, iddianamede delil olarak gösterilen bazı belgelerin devlet tarafından kendisine verilen görev kapsamında hazırlandığını belirterek, "Seçimleri yazılım değil, aday kazanır. Kimin casusuyum? Hangi devlet sırrını verdim? Devletime hizmetimin bedeli bu olmamalıydı" sözleriyle beraatini talep etti. Hüseyin Gün'ün avukatının da savunmasını tamamlamasının ardından Mahkeme Başkanı, ara karar kurmak için duruşmaya ara verdi.

06 Temmuz 2026 09:32

Casusluk Davasında Savcı Tutukluluk İstedi | Ekrem İmamoğlu: İbrahim Kalın, Neden Susuyorsun?

Ekrem İmamoğlu savunma yapıyor. Tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, seçim kampanyası direktörü Necati Özkan ve TELE1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ'ın "siyasal casusluk" suçlamasıyla yargılandığı davanın ikinci duruşması bugün İstanbul 25. Duruşmaya sırasıyla Merdan Yanardağ, Necati Özkan, Hüseyin Gün ve Ekrem İmamoğlu geldi. Uzay, "Bilgim dışında kimse benden geçmeden Merdan Yanardağ'a ulaşamaz, bağış işlerinde. Hüseyin Gün'den para aldığı söyleniyor 8 yıldır yanındayım asla böyle bir şeye şahit olmadım. Yaptığını da düşünmüyorum" dedi. Tanığın dinlenmesinin ardından değişen duruşma savcısı mütaalasını açıklayarak Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan, Merdan Yanardağ ve Hüseyin Gün'ün tutukluluklarının devamını talep etti: "Kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin bulunması, atılı suçun vasıf ve mahiyeti, atılı suç için kanunda öngörülen cezanın alt ve üst sınırı, tutuklama nedeni, atılı suç için kanunda öngörülen ceza miktarı, tutukluluk süresinin ölçülü olduğu, delil toplama işlemlerinin henüz tamamlanmadığı ve adli kontrol tedbirlerinin bu aşamada yeterli olmayacağı nazara alınarak ayrı ayrı tutukluluk hallerinin devamına karar verilmesi..." Merdan Yanardağ: NATO bir haydutluk örgütüdür, zirve bir utanç meselesidir Savcılığın mütaalasına karşı savunma yapan Merdan Yanardağ, öncelikle Ankara'da yarın başlayacak NATO Zirvesi'ne değindi: "NATO bir haydutluk örgütüdür, bir emperyalist saldırı örgütüdür. Dünya halklarının düşmanı olan bir örgüttür. Varşova Paktı dağıldığı, Soğuk Savaş bittiği halde NATO neden var? Sürekli doğuya doğru genişleyerek NATO'yu Ankara'da yeniden tanımlamaya çalışıyorlar. Böyle bir zirveye Türkiye'nin ev sahipliği yapması bir gurur meselesi değil, ancak bir utanç meselesi olabilir. Bütün hayatını emperyalizme, Amerikan emperyalizmine ve NATO'ya karşı mücadeleyle geçirmiş insanları siyasal casusluk davasında yargılamaya çalışıyorlar." Gazze'deki soykırım suçunun ve Orta Doğu'daki saldırıların arkasında tamamen Amerikan emperyalizmi ve Trump yönetiminin olduğunu belirten Yanardağ, yerli ve milli olduğunu iddia eden iktidarın bu politikalara ortak olmasının tarihin bir ironisi olduğunu söyledi. İran'daki rejimi hiçbir şekilde onaylamadığının altını çizen Merdan Yanardağ, Tahran'da suikasta uğrayan Hamaney'in katledilmesine dair "Yaşı 90'a yaklaşmış bir dini liderin bir suikastla, bir haydutluk girişimiyle katledilmesinin bu ülkede bu kadar büyük bir coşkuyla karşılanmış olması, yerli ve milli olduğunu iddia eden bir iktidar bakımından utanç vericidir" diye konuştu. "Bu davanın iki amacı var: TELE1'i susturmak ve İmamoğlu'nu ablukaya almak" Merdan Yanardağ, yargılandıkları davanın hukuki değil, tamamen siyasi bir operasyon olduğunu iddia etti. Davanın iki temel hedefi olduğunu belirten Yanardağ, bunları şu sözlerle özetledi: TELE1'in susturulması: "Davanın amaçlarından bir tanesi TELE1'i ele geçirmek, TELE1 televizyonunu susturmak, TELE1'e el koymak, yağmalamak, beni ve arkadaşlarımızı susturmaktı." Ekrem İmamoğlu'nun engellenmesi: "Diğeri; 2019 ve 2024 seçimlerini lekeleyerek Ekrem İmamoğlu'nu —ki kendisi 25 milyon yurttaşın imzasıyla Cumhurbaşkanlığına aday gösterilmiş bir siyasetçidir— etrafındaki ablukayı güçlendirmek ve büyütmektir." Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu tarafından "19 Mart Darbesi" olarak nitelendirilen sürecin planlı bir rejim değişikliği çabası olduğunu söyleyen Yanardağ, bu sürecin üç temel sacayağı üzerine kurulduğunu belirtti: Ekrem İmamoğlu davası (İBB davası), TELE1'i susturmak ve kendilerini tutuklamak üzere açılan siyasi casusluk davası, "Mutlak butlan" davası. Ynardağ, "Bu üç dava, Türkiye'de bir rejim değiştirme, Türkiye'yi bir teokratik, bir faşist diktatörlüğe doğru sürükleme girişiminin önemli bir parçası olduğunu düşünüyorum. Nedeni budur, iki amacı var. Bu davanın, casusluk, siyasi casusluk davasının, Tele1'e el koymak, beni ve arkadaşlarımızı susturmaya çalışmak, seçimleri lekeleyerek aslında seçimlerin hiç yapılmamış neredeyse yapılmış olsa bile milletin iradesiyle tecelli etmiş bir sonucunun ortada olmadığını, bunun bir casusluk, bir istihbarat faaliyetinin sonucu elde edilmiş lekeli bir toplam olduğunu anlatma çabasıdır. Bu iktidarın acizliğidir diye düşünüyorum. Çünkü ben mevcut siyasal iktidarın tarihsel ve siyasal ömrünü doldurduğunu düşünüyorum. Bu ömrünü tüketti. Ömrünü uzatabilmek için devletin zor aygıtlarını kullanıyor, yaptığı şey bundan ibarettir. O zor aygıtları da kolluk ve adliyedir maalesef" dedi. Yanardağ, savcılığın kanıt olarak sunduğu Kemal Kılıçdaroğlu ile yaptıkları programa dair de konuştu: "Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden yaklaşık bir ay sonra. 28 Mayıs'ta ikinci tur seçimleri bitmiş, Kılıçdaroğlu kaybetmiş, yaklaşık bir aylık bir süre geçmiş ve kendisiyle bir program yapmışız. Bir kere savcılığın Kılıçdaroğlu aşkını anlamak mümkün değil. Gerçi anlıyorum, son gelişmelerle, mutlak butlan kararlarıyla gayet iyi anlıyorum. Ama benim Kılıçdaroğlu'na sorduğum her sorudan çok alınmış bu hassas savcılık makamı. Kendisini fena halde sıkıştırmışız ve savcılığın bu konuda çok canı sıkılmış. Sorulara bakıldığı zaman bir kere Kılıçdaroğlu'nu başarısız değil, %48 civarında oy almayı başarılı olarak görüyor ve seçim sonuçlarına yeterince sahip çıkılmadığı, seçimlerin ahlaki ve siyasi meşruiyetinin tartışılmadığını belirtiyoruz. Ama savcılık şunu yapmış: O ay içinde yapılan başka hiçbir programa bakmamış. Mesela bir gün sonraki programa bakmamış. Sayın İmamoğlu burada değil, bir gün sonraki programda çok sert bir biçimde İmamoğlu'nu eleştirdik; erken bir değişim tartışması başlatarak seçimlerin ahlaki ve siyasi meşruiyetinin değerlendirilmesine fırsat tanımadığı için. Onların tamamı dosyada var. 23 Haziran'daki programa bakmanızı rica ediyorum. Eğer biri lehine ya da aleyhine algı oluşturacaksak tersini yapmışız zaten, neredeyse Kılıçdaroğlu'nu desteklemişiz. Tam tersi bir durum var. Bu bizim ancak bağımsız bir televizyon kanalı olduğumuzu gösterir." Yanardağ, "Türkiye Cumhuriyeti'nin bir savcısı yalan söyleyebilir mi? Maalesef söylüyor. Delilleri çarpıtabilir mi? Maalesef çarpıtmış. Yalan ve sahte delil oluşturmaya çalışabilir mi? Maalesef yapmış. Sonuç, sayfa 11. geçen duruşmada da söyledim. Savcı, Hüseyin Gün'ün "Merdan Yanardağ'ın bu çalışmaların basın ayağında görev aldığını" söylediğini ileri sürüyor. Ama benim bildiğim şu: Savcı, Hüseyin Gün'ün ifadesinde "Merdan Yanardağ'ın bu çalışmaların basın ayağında görev aldığını" söylediğini ileri sürüyor. Hüseyin Gün'ün ifadesinde böyle bir şey yok. Yok. Hüseyin Gün bunu söylemiyor. İddianame, daha girişinde, birinci sayfasında yalanla başlıyor. Öyle gözüküyor. Yalanla başlamış ve yalanla devam etmiş" dedi. Özkan, "Bu davada casusluğun adı var kendisi yok. Çok seksi bir başlıkla içi bomboş bir iddianame ile karşı karşıyayız" dedi. Savunmasında ana muhalefetin elde ettiği başarının iktidarı düşünmeye sevk ettiğini belirten Özkan, "İktidar 31 Mart seçimlerinden itibaren bir çare aradı ve bu çarenin ekim ayında geldiğini gördük. İlçe belediye başkanları tutuklandı, hepimizin gözü önünde oldu. İmamoğlu tutuklandı, bizler tutuklandık" ifadelerini kullandı. Özkan, "Hani savcılar Türk milleti adına iş yapıyordu? Hani sadece sanık aleyhine değil, lehe de delil toplanıyordu? Neresi burası? Hangi siyasi emeller için bu ülkenin temelleri tehlikeye atılabilir? Hepimiz bu dünyadan göçeceğiz, geriye kanun ve devlet kalacak" diyerek dava sürecine tepki gösterdi. Mahkeme heyetinin değiştirilmesine tepki gösteren İmamoğlu, "Hiçbir duruşmam başladığı hakimle devam etmiyor. 20 hakim değişikliği yaşadım. Böyle bir durumla karşı karşıya gelmeyi şiddetle kınıyorum" dedi. Bu davalarda "hukuk cinayetleri" yaşandığını söyleyen İmamoğlu, "Hukuksuzluk triatlonu için de mücadelemi sürdürüyorum" ifadelerini kullandı. İmamoğlu, şunları kaydetti: "15,5 milyon insanın oyuyla cumhurbaşkanı adaylığını elde etmiş, 25,1 milyon insanın da imzasıyla bunu destekleyen bir halk gücünü arkasına almış bir insanın casusluk gibi son derece ağır, son derece vahşi bir suçlamanın olduğu mahkemedeyiz. Tımarhanelik bir iş. Yani yargının bu şekilde meşgul olmasını sağlayan kişilerin, çok net ifade ediyorum, imza attığı metin, bir tımarhanelik metin. Casusluk, ağır bir itham. Bir ülkenin güvenliğine, sırlarına, bağımsızlığına ihanet anlamına gelen bu kavramın, siyasi rekabetin ve hukuki kurguların malzemesi haline getirilmesi, yalnızca bana değil, hukuk devleti ilkesine da ağır bir haksızlıktır. Casusluk yani düşünsenize!" "Canı isteyince seçim, kurultay iptal eden zihniyet…" İddianameyi okumaya ihtiyaç bile duymadım ama dinledikçe, saatlerce aydınlandım ve daha fazla olayı idrak ettim. Necati Özkan casus mu değil mi?" "Bu salonda net ifade ediyorum Ekrem İmamoğlu 16 milyonluk İstanbul'un seçilmiş belediye başkanıdır. Casus diyenin ağzını karışlarım, alnını karışlarım" diyen İmamoğlu savunmasını şu ifadelerle noktaladı: "Merdan Yanardağ, bu ülkenin saygın bir gazetecisidir. Ben burada vereceğiniz kararı eğer bu karar tutukluluğun devamı varsa o kararı da tanımıyorum." 162 sayfadan oluşan iddianamede 15 yıldan 20 yıla kadar hapis cezası talep edilirken, iddianamenin çoğunluğunu ise Hüseyin Gün'ün 'etkin pişmanlık' ifadeleri ve dijital materyaller oluşturuyor. Soruşturma 112'ye yapılan 'ihbarla' açılmıştı. Davanın ilk duruşması üç gün sürmüş 13 Mayıs'ta verilen ara kararla mahkeme sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verirken, dosyadaki dijital delillerin incelenmesi için Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK), İBB'ye ait kullanılan IP adreslerinin ve ilgili sunucu sağlayıcıları ve Emniyet ve Millî İstihbarat Teşkilatından (MİT) ek rapor istemişti. Davanın görüldüğü İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesinin Başkanı Necati Sezer Çümen'in görev yeri değişerek Gaziosmanpaşa oldu. İddianamede imzası bulunan savcı Yasin Erkal Başsavcıvekilliğine, aynı iddianamede imzası bulunan Savcı Kayhan Çetin Bakırköy Cumhuriyet Başsavcıvekilliğine atandı. Tutuklu İBB Başkanı ve CHP'nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu için Silivri'de bugün içinde üç ayrı davada birden hâkim karşısına çıkıyor. Bu davalardan biri 59'u tutuklu 414 kişinin yargılandığı İBB ana davası. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nde 62. günü görülen davada, İmamoğlu İnşaat Genel Müdürü Tuncay Yılmaz'ın da bulunduğu isimlerin ardından İmamoğlu'nun da savunma yapması bekleniyor. Savcılığın "suç örgütü kurmak" suçlamasıyla İmamoğlu hakkında 2 bin 352 yıla kadar hapis istediği 3 bin 900 sayfalık bu dava, savunma sırasına dair ciddi tartışmalara sahne olmuştu. Aynı gün görülen ikinci dosya ise kamuoyunda "diploma davası" olarak bilinen yargılama. İstanbul 59. Asliye Ceza Mahkemesi'nde yürütülen ve "zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik" iddiasıyla açılan bu davada savcılık, İmamoğlu için 8 yıl 9 aya kadar hapis cezası talep ediyor. Üçüncü olarak, aralarında gazeteci Merdan Yanardağ ve İmamoğlu'nun danışmanı Necati Özkan'ın da bulunduğu "siyasal casusluk" davasının ikinci duruşması da eş zamanlı olarak İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi'nce yürütülüyor. Üç duruşmayı da CHP lideri Özgür Özel yerinde takip ediyor. İmamoğlu ise savunma sürelerinin kısıtlanmasına ve takvime tepki göstererek tüm bu süreçleri "siyasi bir operasyon" ve "sağanak" olarak nitelendiriyor.

06 Temmuz 2026 11:19

'Casus'luk Davasında Ara Karar: İmamoğlu, Yanardağ, Özkan Ve Gün'ün Tutukluluğu Devam Edecek

Tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, seçim kampanyası direktörü Necati Özkan ve TELE1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ'ın "siyasal casusluk" suçlamasıyla yargılandığı davanın ikinci duruşması bugün İstanbul 25. Uzay, "Bilgim dışında kimse benden geçmeden Merdan Yanardağ'a ulaşamaz, bağış işlerinde. Hüseyin Gün'den para aldığı söyleniyor 8 yıldır yanındayım asla böyle bir şeye şahit olmadım. Yaptığını da düşünmüyorum" dedi. Tanığın dinlenmesinin ardından değişen duruşma savcısı mütaalasını açıklayarak Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan, Merdan Yanardağ ve Hüseyin Gün'ün tutukluluklarının devamını talep etti: "Kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin bulunması, atılı suçun vasıf ve mahiyeti, atılı suç için kanunda öngörülen cezanın alt ve üst sınırı, tutuklama nedeni, atılı suç için kanunda öngörülen ceza miktarı, tutukluluk süresinin ölçülü olduğu, delil toplama işlemlerinin henüz tamamlanmadığı ve adli kontrol tedbirlerinin bu aşamada yeterli olmayacağı nazara alınarak ayrı ayrı tutukluluk hallerinin devamına karar verilmesi..." Merdan Yanardağ: NATO bir haydutluk örgütüdür, zirve bir utanç meselesidir Savcılığın mütaalasına karşı savunma yapan Merdan Yanardağ, öncelikle Ankara'da yarın başlayacak NATO Zirvesi'ne değindi: "NATO bir haydutluk örgütüdür, bir emperyalist saldırı örgütüdür. Dünya halklarının düşmanı olan bir örgüttür. Varşova Paktı dağıldığı, Soğuk Savaş bittiği halde NATO neden var? Sürekli doğuya doğru genişleyerek NATO'yu Ankara'da yeniden tanımlamaya çalışıyorlar. Böyle bir zirveye Türkiye'nin ev sahipliği yapması bir gurur meselesi değil, ancak bir utanç meselesi olabilir. Bütün hayatını emperyalizme, Amerikan emperyalizmine ve NATO'ya karşı mücadeleyle geçirmiş insanları siyasal casusluk davasında yargılamaya çalışıyorlar." Gazze'deki soykırım suçunun ve Orta Doğu'daki saldırıların arkasında tamamen Amerikan emperyalizmi ve Trump yönetiminin olduğunu belirten Yanardağ, yerli ve milli olduğunu iddia eden iktidarın bu politikalara ortak olmasının tarihin bir ironisi olduğunu söyledi. İran'daki rejimi hiçbir şekilde onaylamadığının altını çizen Merdan Yanardağ, Tahran'da suikasta uğrayan Hamaney'in katledilmesine dair "Yaşı 90'a yaklaşmış bir dini liderin bir suikastla, bir haydutluk girişimiyle katledilmesinin bu ülkede bu kadar büyük bir coşkuyla karşılanmış olması, yerli ve milli olduğunu iddia eden bir iktidar bakımından utanç vericidir" diye konuştu. "Bu davanın iki amacı var: TELE1'i susturmak ve İmamoğlu'nu ablukaya almak" Merdan Yanardağ, yargılandıkları davanın hukuki değil, tamamen siyasi bir operasyon olduğunu iddia etti. Davanın iki temel hedefi olduğunu belirten Yanardağ, bunları şu sözlerle özetledi: TELE1'in susturulması: "Davanın amaçlarından bir tanesi TELE1'i ele geçirmek, TELE1 televizyonunu susturmak, TELE1'e el koymak, yağmalamak, beni ve arkadaşlarımızı susturmaktı." Ekrem İmamoğlu'nun engellenmesi: "Diğeri; 2019 ve 2024 seçimlerini lekeleyerek Ekrem İmamoğlu'nu —ki kendisi 25 milyon yurttaşın imzasıyla Cumhurbaşkanlığına aday gösterilmiş bir siyasetçidir— etrafındaki ablukayı güçlendirmek ve büyütmektir." Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu tarafından "19 Mart Darbesi" olarak nitelendirilen sürecin planlı bir rejim değişikliği çabası olduğunu söyleyen Yanardağ, bu sürecin üç temel sacayağı üzerine kurulduğunu belirtti: Ekrem İmamoğlu davası (İBB davası), TELE1'i susturmak ve kendilerini tutuklamak üzere açılan siyasi casusluk davası, "Mutlak butlan" davası. Yanardağ, savcılığın kanıt olarak sunduğu Kemal Kılıçdaroğlu ile yaptıkları programa dair de konuştu: "Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden yaklaşık bir ay sonra. 28 Mayıs'ta ikinci tur seçimleri bitmiş, Kılıçdaroğlu kaybetmiş, yaklaşık bir aylık bir süre geçmiş ve kendisiyle bir program yapmışız. Bir kere savcılığın Kılıçdaroğlu aşkını anlamak mümkün değil. Gerçi anlıyorum, son gelişmelerle, mutlak butlan kararlarıyla gayet iyi anlıyorum. Ama benim Kılıçdaroğlu'na sorduğum her sorudan çok alınmış bu hassas savcılık makamı. Kendisini fena halde sıkıştırmışız ve savcılığın bu konuda çok canı sıkılmış. Sorulara bakıldığı zaman bir kere Kılıçdaroğlu'nu başarısız değil, %48 civarında oy almayı başarılı olarak görüyor ve seçim sonuçlarına yeterince sahip çıkılmadığı, seçimlerin ahlaki ve siyasi meşruiyetinin tartışılmadığını belirtiyoruz. Ama savcılık şunu yapmış: O ay içinde yapılan başka hiçbir programa bakmamış. Mesela bir gün sonraki programa bakmamış. Sayın İmamoğlu burada değil, bir gün sonraki programda çok sert bir biçimde İmamoğlu'nu eleştirdik; erken bir değişim tartışması başlatarak seçimlerin ahlaki ve siyasi meşruiyetinin değerlendirilmesine fırsat tanımadığı için. Onların tamamı dosyada var. 23 Haziran'daki programa bakmanızı rica ediyorum. Eğer biri lehine ya da aleyhine algı oluşturacaksak tersini yapmışız zaten, neredeyse Kılıçdaroğlu'nu desteklemişiz. Tam tersi bir durum var. Bu bizim ancak bağımsız bir televizyon kanalı olduğumuzu gösterir." Yanardağ, "Türkiye Cumhuriyeti'nin bir savcısı yalan söyleyebilir mi? Maalesef söylüyor. Delilleri çarpıtabilir mi? Maalesef çarpıtmış. Yalan ve sahte delil oluşturmaya çalışabilir mi? Maalesef yapmış. Sonuç, sayfa 11. geçen duruşmada da söyledim. Savcı, Hüseyin Gün'ün "Merdan Yanardağ'ın bu çalışmaların basın ayağında görev aldığını" söylediğini ileri sürüyor. Ama benim bildiğim şu: Savcı, Hüseyin Gün'ün ifadesinde "Merdan Yanardağ'ın bu çalışmaların basın ayağında görev aldığını" söylediğini ileri sürüyor. Hüseyin Gün'ün ifadesinde böyle bir şey yok. Yok. Hüseyin Gün bunu söylemiyor. İddianame, daha girişinde, birinci sayfasında yalanla başlıyor. Öyle gözüküyor. Yalanla başlamış ve yalanla devam etmiş" dedi. Savunmasında ana muhalefetin elde ettiği başarının iktidarı düşünmeye sevk ettiğini belirten Özkan, "İktidar 31 Mart seçimlerinden itibaren bir çare aradı ve bu çarenin ekim ayında geldiğini gördük. İlçe belediye başkanları tutuklandı, hepimizin gözü önünde oldu. İmamoğlu tutuklandı, bizler tutuklandık" ifadelerini kullandı. Özkan, davanın 31 Mart 2024 yerel seçimlerinin ardından muhalefeti dağıtmak ve Ekrem İmamoğlu'nun itibarını zedelemek amacıyla açıldığını savunarak, "Muhalefet dağılmadı, Ekrem İmamoğlu'nun itibarı da yerle bir olmadı; tam tersine daha da güçlendi" diye konuştu. Hüseyin Gün ile yalnızca 2019 yerel seçimleri öncesinde ve daha sonra bir iş sunumu için görüştüğünü anlatan Özkan, "3 Eylül 2019'dan sonra sıfır ilişkim var. Bu nasıl casusluk? Nasıl casusluk ki iş pazarlaması sonuç vermeyince ilişki bitiyor?" ifadelerini kullandı. Ekrem İmamoğlu savunmasına MİT Başkanı İbrahim Kalın'a seslendi: "Niye cevap vermiyorsunuz? Niye konuşmuyorsun? Ne için tek yazı yazamıyorsun? Ekrem İmamoğlu casus mu değil mi? Merdan Yanardağ casus mu değil mi? Necati Özkan casus mu değil mi? Eski Cumhurbaşkanı Yardımcısı... Bu beyefendi (Hüseyin Gün) devlet adına çalıştı, senin verdiğin imzalı kağıtla 1 seneye yakın çalıştı. Bu insandan casus çıkar mu, çıkmaz mı? Ya mert adam çıkar, konuşur kardeşim. Burada yargılama yapıyormuş, hadi oradan, ne yargılaması... Niye konuşmuyorlar biliyor musunuz? Ben bunları tanıyorum. Bir kişi Ankara'dan "böyle et" demediği zaman ağzını bile açamazlar. Ben yaşadım, bakanlarla oturdum, yaşadım." İmamoğlu, "Adalar'da faytonların kaldırılması için toplantı yaptık. Elektrikli araçları anlattık, araç trafiği zaten yok diye. Nasıl olmazı anlatmaya çalıştılar bize. Sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan aradı, telefonla toplantıya katıldı, 'Biz de seçimde bunu vaadetmiştik, olmalı' dedi. Sonra dönüp bize nasıl oluru anlattılar. Ben bunu yaşadım" dedi. "Bu salonda net ifade ediyorum Ekrem İmamoğlu 16 milyonluk İstanbul'un seçilmiş belediye başkanıdır. Tarihinin en yüksek oyunu almış olan belediye başkanıdır. Tarihte bir daha olması belki de mümkün olmayan inşallah olur, hep ön seçimli olur 15,5 milyon insanın tercih ettiği Cumhurbaşkanı adayıdır. 25.1 milyon insanın imza vererek destek olduğu Cumhurbaşkanı adayıdır. Casus diyenin ağzını karışlarım, alnını karışlarım" diyen İmamoğlu savunmasını şu ifadelerle noktaladı: "Merdan Yanardağ, bu ülkenin saygın bir gazetecisidir. Necati Özkan, benim kadim dostum ve danışmanımdır. Bu iki insandan casus çıkmaz. Tanıdığım kadarıyla Hüseyin Gün, devletine hizmet etmeye çalışmış casuslukla uzaktan yakından alakası olmayan, en azından belgelerde de öyle bir şey görmedim kendi ifadesi de var, bir iş insanıdır nokta. Yazık etmeyin. Yazık etmeyin. Ben burada vereceğiniz kararı eğer bu karar tutukluluğun devamı varsa o kararı da tanımıyorum." Hüseyin Gün: 15 Temmuz sonrası devletin verdiği yetki belgesiyle FETÖ'ye karşı mücadele ettim Ekrem İmamoğlu'nun ardından Hüseyin Gün'ün savunmasına geçildi. Hayatı boyunca devletin menfaatleri için çalıştığını ve yurt dışındaki imkanlarını bu doğrultuda kullandığını ifade eden Gün, kendisine yönelik suçlamaların asılsız olduğunu şu sözlerle savundu: "Bugüne kadar toplanan delillere göre ve bugünden sonra da toplanacak ve MİT'ten beklediğimiz rapor, adım gibi eminim temiz gelecektir. Bunun en açık göstergesi, 15 Temmuz 2016 hain darbe girişiminden sonra Türkiye Cumhuriyeti Devleti adına, Sayın Fuat Oktay tarafından düzenlenen yetki belgesi ile FETÖ'ye karşı verdiğim etkin mücadeledir. Bu mücadele benden istenilmiştir, ben teklif etmedim. Devletime olan bağlılığımı defalarca teyit ettim." Yargılanma sürecinin arka planında şahsi husumetlerin ve "FETÖ"nün hedefi haline gelmesinin yattığını ileri süren Hüseyin Gün, iddiaların sahiplerinin adli makamların önüne çıkmaktan kaçtığını söyledi. Gün, savunmasında şunları kaydetti: "Bir yılı aşkın süredir sanık olarak yargılanmamın sebebi; öz annesinin beni rol model olarak göstermesi nedeniyle bana yoğun husumet ve kıskançlık besleyen muhbir Ümit Deniz Alaçam'ın asılsız iftiralarıdır. FETÖ'ye karşı verdiğim mücadele nedeniyle hedef haline gelmem ve adli makamların suni delillerle yanıltılmaya çalışılması da göz ardı edilemez. Bana bu çirkin iftirayı atan muhbir Ümit Deniz Alaçam, yandaşları Berkay Yağlıcı ve maalesef asistanım Zeynep Şen, her nedense adli makamlara hesap vermekten ısrarla kaçınmaktadırlar. Gelmiyorlar, çünkü yalan söylüyorlar." Gün, savunmasını şu sözlerle tamamladı: "Casus olmayan bir insan nasıl oluyor da benimle birlikte yargılanan diğer sanıklarla casusluk faaliyeti içinde oluyor? Kimin casusuyum? Sayın Savcım, öğrenmek istiyorum. Hangi devlet sırrını verdim? Sayın Savcım, bunlar çok ağır suç isnatları ve ben 369 gündür bununla boğuşuyorum. Sadece devletimi sevdim. Tek suçum sevmek." Gün'ün avukatının savunmasını tamamlanmasının ardından mahkeme başkanı duruşmaya ara verdi. Mahkeme Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan, Merdan Yanardağ ve Hüseyin Gün hakkında tutukluluk hâlinin devamına karar verip TELE 1 ile ilgili taleplerin de reddine karar verdi, duruşma 29 Eylül'e ertelendi. Savcılığın "suç örgütü kurmak" suçlamasıyla İmamoğlu hakkında 2 bin 352 yıla kadar hapis istediği 3 bin 900 sayfalık bu dava, savunma sırasına dair ciddi tartışmalara sahne olmuştu. İstanbul 59. Asliye Ceza Mahkemesi'nde yürütülen ve "zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik" iddiasıyla açılan bu davada savcılık, İmamoğlu için 8 yıl 9 aya kadar hapis cezası talep ediyor. Üçüncü olarak, aralarında gazeteci Merdan Yanardağ ve İmamoğlu'nun danışmanı Necati Özkan'ın da bulunduğu "siyasal casusluk" davasının ikinci duruşması da eş zamanlı olarak İstanbul 25.

06 Temmuz 2026 11:19

Casusluk Davasında Savcı Tutukluluk İstedi | Ekrem İmamoğlu: İbrahim Kalın, Neden Susuyorsun?

Tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, seçim kampanyası direktörü Necati Özkan ve TELE1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ'ın "siyasal casusluk" suçlamasıyla yargılandığı davanın ikinci duruşması bugün İstanbul 25. Duruşmaya sırasıyla Merdan Yanardağ, Necati Özkan, Hüseyin Gün ve Ekrem İmamoğlu geldi. Uzay, "Bilgim dışında kimse benden geçmeden Merdan Yanardağ'a ulaşamaz, bağış işlerinde. Hüseyin Gün'den para aldığı söyleniyor 8 yıldır yanındayım asla böyle bir şeye şahit olmadım. Yaptığını da düşünmüyorum" dedi. Tanığın dinlenmesinin ardından değişen duruşma savcısı mütaalasını açıklayarak Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan, Merdan Yanardağ ve Hüseyin Gün'ün tutukluluklarının devamını talep etti: "Kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin bulunması, atılı suçun vasıf ve mahiyeti, atılı suç için kanunda öngörülen cezanın alt ve üst sınırı, tutuklama nedeni, atılı suç için kanunda öngörülen ceza miktarı, tutukluluk süresinin ölçülü olduğu, delil toplama işlemlerinin henüz tamamlanmadığı ve adli kontrol tedbirlerinin bu aşamada yeterli olmayacağı nazara alınarak ayrı ayrı tutukluluk hallerinin devamına karar verilmesi..." Merdan Yanardağ: NATO bir haydutluk örgütüdür, zirve bir utanç meselesidir Savcılığın mütaalasına karşı savunma yapan Merdan Yanardağ, öncelikle Ankara'da yarın başlayacak NATO Zirvesi'ne değindi: "NATO bir haydutluk örgütüdür, bir emperyalist saldırı örgütüdür. Dünya halklarının düşmanı olan bir örgüttür. Varşova Paktı dağıldığı, Soğuk Savaş bittiği halde NATO neden var? Sürekli doğuya doğru genişleyerek NATO'yu Ankara'da yeniden tanımlamaya çalışıyorlar. Böyle bir zirveye Türkiye'nin ev sahipliği yapması bir gurur meselesi değil, ancak bir utanç meselesi olabilir. Bütün hayatını emperyalizme, Amerikan emperyalizmine ve NATO'ya karşı mücadeleyle geçirmiş insanları siyasal casusluk davasında yargılamaya çalışıyorlar." Gazze'deki soykırım suçunun ve Orta Doğu'daki saldırıların arkasında tamamen Amerikan emperyalizmi ve Trump yönetiminin olduğunu belirten Yanardağ, yerli ve milli olduğunu iddia eden iktidarın bu politikalara ortak olmasının tarihin bir ironisi olduğunu söyledi. "Bu davanın iki amacı var: TELE1'i susturmak ve İmamoğlu'nu ablukaya almak" Merdan Yanardağ, yargılandıkları davanın hukuki değil, tamamen siyasi bir operasyon olduğunu iddia etti. Davanın iki temel hedefi olduğunu belirten Yanardağ, bunları şu sözlerle özetledi: TELE1'in susturulması: "Davanın amaçlarından bir tanesi TELE1'i ele geçirmek, TELE1 televizyonunu susturmak, TELE1'e el koymak, yağmalamak, beni ve arkadaşlarımızı susturmaktı." Ekrem İmamoğlu'nun engellenmesi: "Diğeri; 2019 ve 2024 seçimlerini lekeleyerek Ekrem İmamoğlu'nu —ki kendisi 25 milyon yurttaşın imzasıyla Cumhurbaşkanlığına aday gösterilmiş bir siyasetçidir— etrafındaki ablukayı güçlendirmek ve büyütmektir." Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu tarafından "19 Mart Darbesi" olarak nitelendirilen sürecin planlı bir rejim değişikliği çabası olduğunu söyleyen Yanardağ, bu sürecin üç temel sacayağı üzerine kurulduğunu belirtti: Ekrem İmamoğlu davası (İBB davası), TELE1'i susturmak ve kendilerini tutuklamak üzere açılan siyasi casusluk davası, "Mutlak butlan" davası. Yanardağ, savcılığın kanıt olarak sunduğu Kemal Kılıçdaroğlu ile yaptıkları programa dair de konuştu: "Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden yaklaşık bir ay sonra. 28 Mayıs'ta ikinci tur seçimleri bitmiş, Kılıçdaroğlu kaybetmiş, yaklaşık bir aylık bir süre geçmiş ve kendisiyle bir program yapmışız. Bir kere savcılığın Kılıçdaroğlu aşkını anlamak mümkün değil. Gerçi anlıyorum, son gelişmelerle, mutlak butlan kararlarıyla gayet iyi anlıyorum. Ama benim Kılıçdaroğlu'na sorduğum her sorudan çok alınmış bu hassas savcılık makamı. Kendisini fena halde sıkıştırmışız ve savcılığın bu konuda çok canı sıkılmış. Sorulara bakıldığı zaman bir kere Kılıçdaroğlu'nu başarısız değil, %48 civarında oy almayı başarılı olarak görüyor ve seçim sonuçlarına yeterince sahip çıkılmadığı, seçimlerin ahlaki ve siyasi meşruiyetinin tartışılmadığını belirtiyoruz. Ama savcılık şunu yapmış: O ay içinde yapılan başka hiçbir programa bakmamış. Mesela bir gün sonraki programa bakmamış. Sayın İmamoğlu burada değil, bir gün sonraki programda çok sert bir biçimde İmamoğlu'nu eleştirdik; erken bir değişim tartışması başlatarak seçimlerin ahlaki ve siyasi meşruiyetinin değerlendirilmesine fırsat tanımadığı için. Onların tamamı dosyada var. 23 Haziran'daki programa bakmanızı rica ediyorum. Eğer biri lehine ya da aleyhine algı oluşturacaksak tersini yapmışız zaten, neredeyse Kılıçdaroğlu'nu desteklemişiz. Tam tersi bir durum var. Bu bizim ancak bağımsız bir televizyon kanalı olduğumuzu gösterir." Yanardağ, "Türkiye Cumhuriyeti'nin bir savcısı yalan söyleyebilir mi? Maalesef söylüyor. Delilleri çarpıtabilir mi? Maalesef çarpıtmış. Yalan ve sahte delil oluşturmaya çalışabilir mi? Maalesef yapmış. Sonuç, sayfa 11. geçen duruşmada da söyledim. Savcı, Hüseyin Gün'ün "Merdan Yanardağ'ın bu çalışmaların basın ayağında görev aldığını" söylediğini ileri sürüyor. Ama benim bildiğim şu: Savcı, Hüseyin Gün'ün ifadesinde "Merdan Yanardağ'ın bu çalışmaların basın ayağında görev aldığını" söylediğini ileri sürüyor. Hüseyin Gün'ün ifadesinde böyle bir şey yok. Yok. Hüseyin Gün bunu söylemiyor. İddianame, daha girişinde, birinci sayfasında yalanla başlıyor. Öyle gözüküyor. Yalanla başlamış ve yalanla devam etmiş" dedi. Savunmasında ana muhalefetin elde ettiği başarının iktidarı düşünmeye sevk ettiğini belirten Özkan, "İktidar 31 Mart seçimlerinden itibaren bir çare aradı ve bu çarenin ekim ayında geldiğini gördük. İlçe belediye başkanları tutuklandı, hepimizin gözü önünde oldu. İmamoğlu tutuklandı, bizler tutuklandık" ifadelerini kullandı. Özkan, davanın 31 Mart 2024 yerel seçimlerinin ardından muhalefeti dağıtmak ve Ekrem İmamoğlu'nun itibarını zedelemek amacıyla açıldığını savunarak, "Muhalefet dağılmadı, Ekrem İmamoğlu'nun itibarı da yerle bir olmadı; tam tersine daha da güçlendi" diye konuştu. Hüseyin Gün ile yalnızca 2019 yerel seçimleri öncesinde ve daha sonra bir iş sunumu için görüştüğünü anlatan Özkan, "3 Eylül 2019'dan sonra sıfır ilişkim var. Bu nasıl casusluk? Nasıl casusluk ki iş pazarlaması sonuç vermeyince ilişki bitiyor?" ifadelerini kullandı. Mahkeme heyetinin değiştirilmesine tepki gösteren İmamoğlu, "Hiçbir duruşmam başladığı hakimle devam etmiyor. 20 hakim değişikliği yaşadım. Böyle bir durumla karşı karşıya gelmeyi şiddetle kınıyorum" dedi. Ekrem İmamoğlu savunmasına MİT Başkanı İbrahim Kalın'a seslendi: "Niye cevap vermiyorsunuz? Niye konuşmuyorsun? Ne için tek yazı yazamıyorsun? Ekrem İmamoğlu casus mu değil mi? Merdan Yanardağ casus mu değil mi? Necati Özkan casus mu değil mi?" İmamoğlu, "Adalar'da faytonların kaldırılması için toplantı yaptık. Elektrikli araçları anlattık, araç trafiği zaten yok diye. Nasıl olmazı anlatmaya çalıştılar bize. Sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan aradı, telefonla toplantıya katıldı, 'Biz de seçimde bunu vaadetmiştik, olmalı' dedi. Sonra dönüp bize nasıl oluru anlattılar. Ben bunu yaşadım" dedi. "Bu salonda net ifade ediyorum Ekrem İmamoğlu 16 milyonluk İstanbul'un seçilmiş belediye başkanıdır. Tarihinin en yüksek oyunu almış olan belediye başkanıdır. Tarihte bir daha olması belki de mümkün olmayan inşallah olur, hep ön seçimli olur 15,5 milyon insanın tercih ettiği Cumhurbaşkanı adayıdır. 25.1 milyon insanın imza vererek destek olduğu Cumhurbaşkanı adayıdır. Casus diyenin ağzını karışlarım, alnını karışlarım" diyen İmamoğlu savunmasını şu ifadelerle noktaladı: "Merdan Yanardağ, bu ülkenin saygın bir gazetecisidir. Necati Özkan, benim kadim dostum ve danışmanımdır. Bu iki insandan casus çıkmaz. Tanıdığım kadarıyla Hüseyin Gün, devletine hizmet etmeye çalışmış casuslukla uzaktan yakından alakası olmayan, en azından belgelerde de öyle bir şey görmedim kendi ifadesi de var, bir iş insanıdır nokta. Yazık etmeyin. Yazık etmeyin. Ben burada vereceğiniz kararı eğer bu karar tutukluluğun devamı varsa o kararı da tanımıyorum."

06 Temmuz 2026 11:19

Casusluk Davasında Savcı Tutukluluk İstedi | Ekrem İmamoğlu: İbrahim Kalın, Neden Susuyorsun?

Ekrem İmamoğlu savunma yapıyor. Tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, seçim kampanyası direktörü Necati Özkan ve TELE1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ'ın "siyasal casusluk" suçlamasıyla yargılandığı davanın ikinci duruşması bugün İstanbul 25. Duruşmaya sırasıyla Merdan Yanardağ, Necati Özkan, Hüseyin Gün ve Ekrem İmamoğlu geldi. Gazetecilerin ve avukatların salona kısıtlı sayıda alınması sebebiyle saat 10.00'da başlaması gelen duruşma gecikmeli olarak 10.47'de başladı. Uzay, "Bilgim dışında kimse benden geçmeden Merdan Yanardağ'a ulaşamaz, bağış işlerinde. Hüseyin Gün'den para aldığı söyleniyor 8 yıldır yanındayım asla böyle bir şeye şahit olmadım. Yaptığını da düşünmüyorum" dedi. Tanığın dinlenmesinin ardından değişen duruşma savcısı mütaalasını açıklayarak Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan, Merdan Yanardağ ve Hüseyin Gün'ün tutukluluklarının devamını talep etti: "Kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin bulunması, atılı suçun vasıf ve mahiyeti, atılı suç için kanunda öngörülen cezanın alt ve üst sınırı, tutuklama nedeni, atılı suç için kanunda öngörülen ceza miktarı, tutukluluk süresinin ölçülü olduğu, delil toplama işlemlerinin henüz tamamlanmadığı ve adli kontrol tedbirlerinin bu aşamada yeterli olmayacağı nazara alınarak ayrı ayrı tutukluluk hallerinin devamına karar verilmesi..." Merdan Yanardağ: NATO bir haydutluk örgütüdür, zirve bir utanç meselesidir Savcılığın mütaalasına karşı savunma yapan Merdan Yanardağ, öncelikle Ankara'da yarın başlayacak NATO Zirvesi'ne değindi: "NATO bir haydutluk örgütüdür, bir emperyalist saldırı örgütüdür. Dünya halklarının düşmanı olan bir örgüttür. Varşova Paktı dağıldığı, Soğuk Savaş bittiği halde NATO neden var? Sürekli doğuya doğru genişleyerek NATO'yu Ankara'da yeniden tanımlamaya çalışıyorlar. Böyle bir zirveye Türkiye'nin ev sahipliği yapması bir gurur meselesi değil, ancak bir utanç meselesi olabilir. Bütün hayatını emperyalizme, Amerikan emperyalizmine ve NATO'ya karşı mücadeleyle geçirmiş insanları siyasal casusluk davasında yargılamaya çalışıyorlar." Gazze'deki soykırım suçunun ve Orta Doğu'daki saldırıların arkasında tamamen Amerikan emperyalizmi ve Trump yönetiminin olduğunu belirten Yanardağ, yerli ve milli olduğunu iddia eden iktidarın bu politikalara ortak olmasının tarihin bir ironisi olduğunu söyledi. İran'daki rejimi hiçbir şekilde onaylamadığının altını çizen Merdan Yanardağ, Tahran'da suikasta uğrayan Hamaney'in katledilmesine dair "Yaşı 90'a yaklaşmış bir dini liderin bir suikastla, bir haydutluk girişimiyle katledilmesinin bu ülkede bu kadar büyük bir coşkuyla karşılanmış olması, yerli ve milli olduğunu iddia eden bir iktidar bakımından utanç vericidir" diye konuştu. "Bu davanın iki amacı var: TELE1'i susturmak ve İmamoğlu'nu ablukaya almak" Merdan Yanardağ, yargılandıkları davanın hukuki değil, tamamen siyasi bir operasyon olduğunu iddia etti. Davanın iki temel hedefi olduğunu belirten Yanardağ, bunları şu sözlerle özetledi: TELE1'in susturulması: "Davanın amaçlarından bir tanesi TELE1'i ele geçirmek, TELE1 televizyonunu susturmak, TELE1'e el koymak, yağmalamak, beni ve arkadaşlarımızı susturmaktı." Ekrem İmamoğlu'nun engellenmesi: "Diğeri; 2019 ve 2024 seçimlerini lekeleyerek Ekrem İmamoğlu'nu —ki kendisi 25 milyon yurttaşın imzasıyla Cumhurbaşkanlığına aday gösterilmiş bir siyasetçidir— etrafındaki ablukayı güçlendirmek ve büyütmektir." Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu tarafından "19 Mart Darbesi" olarak nitelendirilen sürecin planlı bir rejim değişikliği çabası olduğunu söyleyen Yanardağ, bu sürecin üç temel sacayağı üzerine kurulduğunu belirtti: Ekrem İmamoğlu davası (İBB davası), TELE1'i susturmak ve kendilerini tutuklamak üzere açılan siyasi casusluk davası, "Mutlak butlan" davası. Ynardağ, "Bu üç dava, Türkiye'de bir rejim değiştirme, Türkiye'yi bir teokratik, bir faşist diktatörlüğe doğru sürükleme girişiminin önemli bir parçası olduğunu düşünüyorum. Nedeni budur, iki amacı var. Bu davanın, casusluk, siyasi casusluk davasının, Tele1'e el koymak, beni ve arkadaşlarımızı susturmaya çalışmak, seçimleri lekeleyerek aslında seçimlerin hiç yapılmamış neredeyse yapılmış olsa bile milletin iradesiyle tecelli etmiş bir sonucunun ortada olmadığını, bunun bir casusluk, bir istihbarat faaliyetinin sonucu elde edilmiş lekeli bir toplam olduğunu anlatma çabasıdır. Bu iktidarın acizliğidir diye düşünüyorum. Çünkü ben mevcut siyasal iktidarın tarihsel ve siyasal ömrünü doldurduğunu düşünüyorum. Bu ömrünü tüketti. Ömrünü uzatabilmek için devletin zor aygıtlarını kullanıyor, yaptığı şey bundan ibarettir. O zor aygıtları da kolluk ve adliyedir maalesef" dedi. Yanardağ, savcılığın kanıt olarak sunduğu Kemal Kılıçdaroğlu ile yaptıkları programa dair de konuştu: "Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden yaklaşık bir ay sonra. 28 Mayıs'ta ikinci tur seçimleri bitmiş, Kılıçdaroğlu kaybetmiş, yaklaşık bir aylık bir süre geçmiş ve kendisiyle bir program yapmışız. Bir kere savcılığın Kılıçdaroğlu aşkını anlamak mümkün değil. Gerçi anlıyorum, son gelişmelerle, mutlak butlan kararlarıyla gayet iyi anlıyorum. Ama benim Kılıçdaroğlu'na sorduğum her sorudan çok alınmış bu hassas savcılık makamı. Kendisini fena halde sıkıştırmışız ve savcılığın bu konuda çok canı sıkılmış. Sorulara bakıldığı zaman bir kere Kılıçdaroğlu'nu başarısız değil, %48 civarında oy almayı başarılı olarak görüyor ve seçim sonuçlarına yeterince sahip çıkılmadığı, seçimlerin ahlaki ve siyasi meşruiyetinin tartışılmadığını belirtiyoruz. Ama savcılık şunu yapmış: O ay içinde yapılan başka hiçbir programa bakmamış. Mesela bir gün sonraki programa bakmamış. Sayın İmamoğlu burada değil, bir gün sonraki programda çok sert bir biçimde İmamoğlu'nu eleştirdik; erken bir değişim tartışması başlatarak seçimlerin ahlaki ve siyasi meşruiyetinin değerlendirilmesine fırsat tanımadığı için. Onların tamamı dosyada var. 23 Haziran'daki programa bakmanızı rica ediyorum. Eğer biri lehine ya da aleyhine algı oluşturacaksak tersini yapmışız zaten, neredeyse Kılıçdaroğlu'nu desteklemişiz. Tam tersi bir durum var. Bu bizim ancak bağımsız bir televizyon kanalı olduğumuzu gösterir." Yanardağ, "Türkiye Cumhuriyeti'nin bir savcısı yalan söyleyebilir mi? Maalesef söylüyor. Delilleri çarpıtabilir mi? Maalesef çarpıtmış. Yalan ve sahte delil oluşturmaya çalışabilir mi? Maalesef yapmış. Sonuç, sayfa 11. geçen duruşmada da söyledim. Savcı, Hüseyin Gün'ün "Merdan Yanardağ'ın bu çalışmaların basın ayağında görev aldığını" söylediğini ileri sürüyor. Ama benim bildiğim şu: Savcı, Hüseyin Gün'ün ifadesinde "Merdan Yanardağ'ın bu çalışmaların basın ayağında görev aldığını" söylediğini ileri sürüyor. Hüseyin Gün'ün ifadesinde böyle bir şey yok. Yok. Hüseyin Gün bunu söylemiyor. İddianame, daha girişinde, birinci sayfasında yalanla başlıyor. Öyle gözüküyor. Yalanla başlamış ve yalanla devam etmiş" dedi. Özkan, "Bu davada casusluğun adı var kendisi yok. Çok seksi bir başlıkla içi bomboş bir iddianame ile karşı karşıyayız" dedi. Savunmasında ana muhalefetin elde ettiği başarının iktidarı düşünmeye sevk ettiğini belirten Özkan, "İktidar 31 Mart seçimlerinden itibaren bir çare aradı ve bu çarenin ekim ayında geldiğini gördük. İlçe belediye başkanları tutuklandı, hepimizin gözü önünde oldu. İmamoğlu tutuklandı, bizler tutuklandık" ifadelerini kullandı. Özkan, "Hani savcılar Türk milleti adına iş yapıyordu? Hani sadece sanık aleyhine değil, lehe de delil toplanıyordu? Neresi burası? Hangi siyasi emeller için bu ülkenin temelleri tehlikeye atılabilir? Hepimiz bu dünyadan göçeceğiz, geriye kanun ve devlet kalacak" diyerek dava sürecine tepki gösterdi. Mahkeme heyetinin değiştirilmesine tepki gösteren İmamoğlu, "Hiçbir duruşmam başladığı hakimle devam etmiyor. 20 hakim değişikliği yaşadım. Böyle bir durumla karşı karşıya gelmeyi şiddetle kınıyorum" dedi. Bu davalarda "hukuk cinayetleri" yaşandığını söyleyen İmamoğlu, "Hukuksuzluk triatlonu için de mücadelemi sürdürüyorum" ifadelerini kullandı. İmamoğlu, şunları kaydetti: "15,5 milyon insanın oyuyla cumhurbaşkanı adaylığını elde etmiş, 25,1 milyon insanın da imzasıyla bunu destekleyen bir halk gücünü arkasına almış bir insanın casusluk gibi son derece ağır, son derece vahşi bir suçlamanın olduğu mahkemedeyiz. Tımarhanelik bir iş. Yani yargının bu şekilde meşgul olmasını sağlayan kişilerin, çok net ifade ediyorum, imza attığı metin, bir tımarhanelik metin. Casusluk, ağır bir itham. Bir ülkenin güvenliğine, sırlarına, bağımsızlığına ihanet anlamına gelen bu kavramın, siyasi rekabetin ve hukuki kurguların malzemesi haline getirilmesi, yalnızca bana değil, hukuk devleti ilkesine da ağır bir haksızlıktır. Casusluk yani düşünsenize!" "Canı isteyince seçim, kurultay iptal eden zihniyet…" İddianameyi okumaya ihtiyaç bile duymadım ama dinledikçe, saatlerce aydınlandım ve daha fazla olayı idrak ettim. Necati Özkan casus mu değil mi?" "Bu salonda net ifade ediyorum Ekrem İmamoğlu 16 milyonluk İstanbul'un seçilmiş belediye başkanıdır. Casus diyenin ağzını karışlarım, alnını karışlarım" diyen İmamoğlu savunmasını şu ifadelerle noktaladı: "Merdan Yanardağ, bu ülkenin saygın bir gazetecisidir.

06 Temmuz 2026 11:19

Casusluk Davasında Savcı Tutukluluk İstedi | Ekrem İmamoğlu: Hiçbir Duruşmam Başladığı Hakimle Devam Etmiyor

Tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, seçim kampanyası direktörü Necati Özkan ve TELE1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ'ın "siyasal casusluk" suçlamasıyla yargılandığı davanın ikinci duruşması bugün İstanbul 25. Duruşmaya sırasıyla Merdan Yanardağ, Necati Özkan, Hüseyin Gün ve Ekrem İmamoğlu geldi. Uzay, "Bilgim dışında kimse benden geçmeden Merdan Yanardağ'a ulaşamaz, bağış işlerinde. Hüseyin Gün'den para aldığı söyleniyor 8 yıldır yanındayım asla böyle bir şeye şahit olmadım. Yaptığını da düşünmüyorum" dedi. Tanığın dinlenmesinin ardından değişen duruşma savcısı mütaalasını açıklayarak Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan, Merdan Yanardağ ve Hüseyin Gün'ün tutukluluklarının devamını talep etti: "Kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin bulunması, atılı suçun vasıf ve mahiyeti, atılı suç için kanunda öngörülen cezanın alt ve üst sınırı, tutuklama nedeni, atılı suç için kanunda öngörülen ceza miktarı, tutukluluk süresinin ölçülü olduğu, delil toplama işlemlerinin henüz tamamlanmadığı ve adli kontrol tedbirlerinin bu aşamada yeterli olmayacağı nazara alınarak ayrı ayrı tutukluluk hallerinin devamına karar verilmesi..." Merdan Yanardağ: NATO bir haydutluk örgütüdür, zirve bir utanç meselesidir Savcılığın mütaalasına karşı savunma yapan Merdan Yanardağ, öncelikle Ankara'da yarın başlayacak NATO Zirvesi'ne değindi: "NATO bir haydutluk örgütüdür, bir emperyalist saldırı örgütüdür. Dünya halklarının düşmanı olan bir örgüttür. Varşova Paktı dağıldığı, Soğuk Savaş bittiği halde NATO neden var? Sürekli doğuya doğru genişleyerek NATO'yu Ankara'da yeniden tanımlamaya çalışıyorlar. Böyle bir zirveye Türkiye'nin ev sahipliği yapması bir gurur meselesi değil, ancak bir utanç meselesi olabilir. Bütün hayatını emperyalizme, Amerikan emperyalizmine ve NATO'ya karşı mücadeleyle geçirmiş insanları siyasal casusluk davasında yargılamaya çalışıyorlar." Gazze'deki soykırım suçunun ve Orta Doğu'daki saldırıların arkasında tamamen Amerikan emperyalizmi ve Trump yönetiminin olduğunu belirten Yanardağ, yerli ve milli olduğunu iddia eden iktidarın bu politikalara ortak olmasının tarihin bir ironisi olduğunu söyledi. İran'daki rejimi hiçbir şekilde onaylamadığının altını çizen Merdan Yanardağ, Tahran'da suikasta uğrayan Hamaney'in katledilmesine dair "Yaşı 90'a yaklaşmış bir dini liderin bir suikastla, bir haydutluk girişimiyle katledilmesinin bu ülkede bu kadar büyük bir coşkuyla karşılanmış olması, yerli ve milli olduğunu iddia eden bir iktidar bakımından utanç vericidir" diye konuştu. "Bu davanın iki amacı var: TELE1'i susturmak ve İmamoğlu'nu ablukaya almak" Merdan Yanardağ, yargılandıkları davanın hukuki değil, tamamen siyasi bir operasyon olduğunu iddia etti. Davanın iki temel hedefi olduğunu belirten Yanardağ, bunları şu sözlerle özetledi: TELE1'in susturulması: "Davanın amaçlarından bir tanesi TELE1'i ele geçirmek, TELE1 televizyonunu susturmak, TELE1'e el koymak, yağmalamak, beni ve arkadaşlarımızı susturmaktı." Ekrem İmamoğlu'nun engellenmesi: "Diğeri; 2019 ve 2024 seçimlerini lekeleyerek Ekrem İmamoğlu'nu —ki kendisi 25 milyon yurttaşın imzasıyla Cumhurbaşkanlığına aday gösterilmiş bir siyasetçidir— etrafındaki ablukayı güçlendirmek ve büyütmektir." Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu tarafından "19 Mart Darbesi" olarak nitelendirilen sürecin planlı bir rejim değişikliği çabası olduğunu söyleyen Yanardağ, bu sürecin üç temel sacayağı üzerine kurulduğunu belirtti: Ekrem İmamoğlu davası (İBB davası), TELE1'i susturmak ve kendilerini tutuklamak üzere açılan siyasi casusluk davası, "Mutlak butlan" davası. Ynardağ, "Bu üç dava, Türkiye'de bir rejim değiştirme, Türkiye'yi bir teokratik, bir faşist diktatörlüğe doğru sürükleme girişiminin önemli bir parçası olduğunu düşünüyorum. Nedeni budur, iki amacı var. Bu davanın, casusluk, siyasi casusluk davasının, Tele1'e el koymak, beni ve arkadaşlarımızı susturmaya çalışmak, seçimleri lekeleyerek aslında seçimlerin hiç yapılmamış neredeyse yapılmış olsa bile milletin iradesiyle tecelli etmiş bir sonucunun ortada olmadığını, bunun bir casusluk, bir istihbarat faaliyetinin sonucu elde edilmiş lekeli bir toplam olduğunu anlatma çabasıdır. Bu iktidarın acizliğidir diye düşünüyorum. Çünkü ben mevcut siyasal iktidarın tarihsel ve siyasal ömrünü doldurduğunu düşünüyorum. Bu ömrünü tüketti. Ömrünü uzatabilmek için devletin zor aygıtlarını kullanıyor, yaptığı şey bundan ibarettir. O zor aygıtları da kolluk ve adliyedir maalesef" dedi. Yanardağ, savcılığın kanıt olarak sunduğu Kemal Kılıçdaroğlu ile yaptıkları programa dair de konuştu: "Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden yaklaşık bir ay sonra. 28 Mayıs'ta ikinci tur seçimleri bitmiş, Kılıçdaroğlu kaybetmiş, yaklaşık bir aylık bir süre geçmiş ve kendisiyle bir program yapmışız. Bir kere savcılığın Kılıçdaroğlu aşkını anlamak mümkün değil. Gerçi anlıyorum, son gelişmelerle, mutlak butlan kararlarıyla gayet iyi anlıyorum. Ama benim Kılıçdaroğlu'na sorduğum her sorudan çok alınmış bu hassas savcılık makamı. Kendisini fena halde sıkıştırmışız ve savcılığın bu konuda çok canı sıkılmış. Sorulara bakıldığı zaman bir kere Kılıçdaroğlu'nu başarısız değil, %48 civarında oy almayı başarılı olarak görüyor ve seçim sonuçlarına yeterince sahip çıkılmadığı, seçimlerin ahlaki ve siyasi meşruiyetinin tartışılmadığını belirtiyoruz. Ama savcılık şunu yapmış: O ay içinde yapılan başka hiçbir programa bakmamış. Mesela bir gün sonraki programa bakmamış. Sayın İmamoğlu burada değil, bir gün sonraki programda çok sert bir biçimde İmamoğlu'nu eleştirdik; erken bir değişim tartışması başlatarak seçimlerin ahlaki ve siyasi meşruiyetinin değerlendirilmesine fırsat tanımadığı için. Onların tamamı dosyada var. 23 Haziran'daki programa bakmanızı rica ediyorum. Eğer biri lehine ya da aleyhine algı oluşturacaksak tersini yapmışız zaten, neredeyse Kılıçdaroğlu'nu desteklemişiz. Tam tersi bir durum var. Bu bizim ancak bağımsız bir televizyon kanalı olduğumuzu gösterir." Yanardağ, "Türkiye Cumhuriyeti'nin bir savcısı yalan söyleyebilir mi? Maalesef söylüyor. Delilleri çarpıtabilir mi? Maalesef çarpıtmış. Yalan ve sahte delil oluşturmaya çalışabilir mi? Maalesef yapmış. Sonuç, sayfa 11. geçen duruşmada da söyledim. Savcı, Hüseyin Gün'ün "Merdan Yanardağ'ın bu çalışmaların basın ayağında görev aldığını" söylediğini ileri sürüyor. Ama benim bildiğim şu: Savcı, Hüseyin Gün'ün ifadesinde "Merdan Yanardağ'ın bu çalışmaların basın ayağında görev aldığını" söylediğini ileri sürüyor. Hüseyin Gün'ün ifadesinde böyle bir şey yok. Yok. Hüseyin Gün bunu söylemiyor. İddianame, daha girişinde, birinci sayfasında yalanla başlıyor. Öyle gözüküyor. Yalanla başlamış ve yalanla devam etmiş" dedi. Savunmasında ana muhalefetin elde ettiği başarının iktidarı düşünmeye sevk ettiğini belirten Özkan, "İktidar 31 Mart seçimlerinden itibaren bir çare aradı ve bu çarenin ekim ayında geldiğini gördük. İlçe belediye başkanları tutuklandı, hepimizin gözü önünde oldu. İmamoğlu tutuklandı, bizler tutuklandık" ifadelerini kullandı. İmamoğlu: 20 hakim değişikliği yaşadım Ekrem İmamoğlu, savunma yapmak üzere kürsüye geldi. Mahkeme heyetinin değiştirilmesine tepki gösteren İmamoğlu, "Hiçbir duruşmam başladığı hakimle devam etmiyor. 20 hakim değişikliği yaşadım. Böyle bir durumla karşı karşıya gelmeyi şiddetle kınıyorum" dedi. İmamoğlu, şunları kaydetti: "15,5 milyon insanın oyuyla cumhurbaşkanı adaylığını elde etmiş, 25,1 milyon insanın da imzasıyla bunu destekleyen bir halk gücünü arkasına almış bir insanın casusluk gibi son derece ağır, son derece vahşi bir suçlamanın olduğu mahkemedeyiz. Tımarhanelik bir iş. Yani yargının bu şekilde meşgul olmasını sağlayan kişilerin, çok net ifade ediyorum, imza attığı metin, bir tımarhanelik metin. Casusluk, ağır bir itham. Bir ülkenin güvenliğine, sırlarına, bağımsızlığına ihanet anlamına gelen bu kavramın, siyasi rekabetin ve hukuki kurguların malzemesi haline getirilmesi, yalnızca bana değil, hukuk devleti ilkesine da ağır bir haksızlıktır. Casusluk yani düşünsenize!" "Canı isteyince seçim, kurultay iptal eden zihniyet…" İddianameyi okumaya ihtiyaç bile duymadım ama dinledikçe, saatlerce aydınlandım ve daha fazla olayı idrak ettim.

06 Temmuz 2026 11:19

Casusluk Davasında Savcı Tutukluluk İstedi | Ekrem İmamoğlu: İbrahim Kalın, Neden Susuyorsun?

Tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, seçim kampanyası direktörü Necati Özkan ve TELE1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ'ın "siyasal casusluk" suçlamasıyla yargılandığı davanın ikinci duruşması bugün İstanbul 25. Duruşmaya sırasıyla Merdan Yanardağ, Necati Özkan, Hüseyin Gün ve Ekrem İmamoğlu geldi. Uzay, "Bilgim dışında kimse benden geçmeden Merdan Yanardağ'a ulaşamaz, bağış işlerinde. Hüseyin Gün'den para aldığı söyleniyor 8 yıldır yanındayım asla böyle bir şeye şahit olmadım. Yaptığını da düşünmüyorum" dedi. Tanığın dinlenmesinin ardından değişen duruşma savcısı mütaalasını açıklayarak Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan, Merdan Yanardağ ve Hüseyin Gün'ün tutukluluklarının devamını talep etti: "Kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin bulunması, atılı suçun vasıf ve mahiyeti, atılı suç için kanunda öngörülen cezanın alt ve üst sınırı, tutuklama nedeni, atılı suç için kanunda öngörülen ceza miktarı, tutukluluk süresinin ölçülü olduğu, delil toplama işlemlerinin henüz tamamlanmadığı ve adli kontrol tedbirlerinin bu aşamada yeterli olmayacağı nazara alınarak ayrı ayrı tutukluluk hallerinin devamına karar verilmesi..." Merdan Yanardağ: NATO bir haydutluk örgütüdür, zirve bir utanç meselesidir Savcılığın mütaalasına karşı savunma yapan Merdan Yanardağ, öncelikle Ankara'da yarın başlayacak NATO Zirvesi'ne değindi: "NATO bir haydutluk örgütüdür, bir emperyalist saldırı örgütüdür. Dünya halklarının düşmanı olan bir örgüttür. Varşova Paktı dağıldığı, Soğuk Savaş bittiği halde NATO neden var? Sürekli doğuya doğru genişleyerek NATO'yu Ankara'da yeniden tanımlamaya çalışıyorlar. Böyle bir zirveye Türkiye'nin ev sahipliği yapması bir gurur meselesi değil, ancak bir utanç meselesi olabilir. Bütün hayatını emperyalizme, Amerikan emperyalizmine ve NATO'ya karşı mücadeleyle geçirmiş insanları siyasal casusluk davasında yargılamaya çalışıyorlar." Gazze'deki soykırım suçunun ve Orta Doğu'daki saldırıların arkasında tamamen Amerikan emperyalizmi ve Trump yönetiminin olduğunu belirten Yanardağ, yerli ve milli olduğunu iddia eden iktidarın bu politikalara ortak olmasının tarihin bir ironisi olduğunu söyledi. İran'daki rejimi hiçbir şekilde onaylamadığının altını çizen Merdan Yanardağ, Tahran'da suikasta uğrayan Hamaney'in katledilmesine dair "Yaşı 90'a yaklaşmış bir dini liderin bir suikastla, bir haydutluk girişimiyle katledilmesinin bu ülkede bu kadar büyük bir coşkuyla karşılanmış olması, yerli ve milli olduğunu iddia eden bir iktidar bakımından utanç vericidir" diye konuştu. "Bu davanın iki amacı var: TELE1'i susturmak ve İmamoğlu'nu ablukaya almak" Merdan Yanardağ, yargılandıkları davanın hukuki değil, tamamen siyasi bir operasyon olduğunu iddia etti. Davanın iki temel hedefi olduğunu belirten Yanardağ, bunları şu sözlerle özetledi: TELE1'in susturulması: "Davanın amaçlarından bir tanesi TELE1'i ele geçirmek, TELE1 televizyonunu susturmak, TELE1'e el koymak, yağmalamak, beni ve arkadaşlarımızı susturmaktı." Ekrem İmamoğlu'nun engellenmesi: "Diğeri; 2019 ve 2024 seçimlerini lekeleyerek Ekrem İmamoğlu'nu —ki kendisi 25 milyon yurttaşın imzasıyla Cumhurbaşkanlığına aday gösterilmiş bir siyasetçidir— etrafındaki ablukayı güçlendirmek ve büyütmektir." Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu tarafından "19 Mart Darbesi" olarak nitelendirilen sürecin planlı bir rejim değişikliği çabası olduğunu söyleyen Yanardağ, bu sürecin üç temel sacayağı üzerine kurulduğunu belirtti: Ekrem İmamoğlu davası (İBB davası), TELE1'i susturmak ve kendilerini tutuklamak üzere açılan siyasi casusluk davası, "Mutlak butlan" davası. Ynardağ, "Bu üç dava, Türkiye'de bir rejim değiştirme, Türkiye'yi bir teokratik, bir faşist diktatörlüğe doğru sürükleme girişiminin önemli bir parçası olduğunu düşünüyorum. Nedeni budur, iki amacı var. Bu davanın, casusluk, siyasi casusluk davasının, Tele1'e el koymak, beni ve arkadaşlarımızı susturmaya çalışmak, seçimleri lekeleyerek aslında seçimlerin hiç yapılmamış neredeyse yapılmış olsa bile milletin iradesiyle tecelli etmiş bir sonucunun ortada olmadığını, bunun bir casusluk, bir istihbarat faaliyetinin sonucu elde edilmiş lekeli bir toplam olduğunu anlatma çabasıdır. Bu iktidarın acizliğidir diye düşünüyorum. Çünkü ben mevcut siyasal iktidarın tarihsel ve siyasal ömrünü doldurduğunu düşünüyorum. Bu ömrünü tüketti. Ömrünü uzatabilmek için devletin zor aygıtlarını kullanıyor, yaptığı şey bundan ibarettir. O zor aygıtları da kolluk ve adliyedir maalesef" dedi. Yanardağ, savcılığın kanıt olarak sunduğu Kemal Kılıçdaroğlu ile yaptıkları programa dair de konuştu: "Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden yaklaşık bir ay sonra. 28 Mayıs'ta ikinci tur seçimleri bitmiş, Kılıçdaroğlu kaybetmiş, yaklaşık bir aylık bir süre geçmiş ve kendisiyle bir program yapmışız. Bir kere savcılığın Kılıçdaroğlu aşkını anlamak mümkün değil. Gerçi anlıyorum, son gelişmelerle, mutlak butlan kararlarıyla gayet iyi anlıyorum. Ama benim Kılıçdaroğlu'na sorduğum her sorudan çok alınmış bu hassas savcılık makamı. Kendisini fena halde sıkıştırmışız ve savcılığın bu konuda çok canı sıkılmış. Sorulara bakıldığı zaman bir kere Kılıçdaroğlu'nu başarısız değil, %48 civarında oy almayı başarılı olarak görüyor ve seçim sonuçlarına yeterince sahip çıkılmadığı, seçimlerin ahlaki ve siyasi meşruiyetinin tartışılmadığını belirtiyoruz. Ama savcılık şunu yapmış: O ay içinde yapılan başka hiçbir programa bakmamış. Mesela bir gün sonraki programa bakmamış. Sayın İmamoğlu burada değil, bir gün sonraki programda çok sert bir biçimde İmamoğlu'nu eleştirdik; erken bir değişim tartışması başlatarak seçimlerin ahlaki ve siyasi meşruiyetinin değerlendirilmesine fırsat tanımadığı için. Onların tamamı dosyada var. 23 Haziran'daki programa bakmanızı rica ediyorum. Eğer biri lehine ya da aleyhine algı oluşturacaksak tersini yapmışız zaten, neredeyse Kılıçdaroğlu'nu desteklemişiz. Tam tersi bir durum var. Bu bizim ancak bağımsız bir televizyon kanalı olduğumuzu gösterir." Yanardağ, "Türkiye Cumhuriyeti'nin bir savcısı yalan söyleyebilir mi? Maalesef söylüyor. Delilleri çarpıtabilir mi? Maalesef çarpıtmış. Yalan ve sahte delil oluşturmaya çalışabilir mi? Maalesef yapmış. Sonuç, sayfa 11. geçen duruşmada da söyledim. Savcı, Hüseyin Gün'ün "Merdan Yanardağ'ın bu çalışmaların basın ayağında görev aldığını" söylediğini ileri sürüyor. Ama benim bildiğim şu: Savcı, Hüseyin Gün'ün ifadesinde "Merdan Yanardağ'ın bu çalışmaların basın ayağında görev aldığını" söylediğini ileri sürüyor. Hüseyin Gün'ün ifadesinde böyle bir şey yok. Yok. Hüseyin Gün bunu söylemiyor. İddianame, daha girişinde, birinci sayfasında yalanla başlıyor. Öyle gözüküyor. Yalanla başlamış ve yalanla devam etmiş" dedi. Özkan, "Bu davada casusluğun adı var kendisi yok. Çok seksi bir başlıkla içi bomboş bir iddianame ile karşı karşıyayız" dedi. Savunmasında ana muhalefetin elde ettiği başarının iktidarı düşünmeye sevk ettiğini belirten Özkan, "İktidar 31 Mart seçimlerinden itibaren bir çare aradı ve bu çarenin ekim ayında geldiğini gördük. İlçe belediye başkanları tutuklandı, hepimizin gözü önünde oldu. İmamoğlu tutuklandı, bizler tutuklandık" ifadelerini kullandı. İmamoğlu: 20 hakim değişikliği yaşadım Özkan'ın ardından Ekrem İmamoğlu, savunma yapmak üzere kürsüye geldi. Mahkeme heyetinin değiştirilmesine tepki gösteren İmamoğlu, "Hiçbir duruşmam başladığı hakimle devam etmiyor. 20 hakim değişikliği yaşadım. Böyle bir durumla karşı karşıya gelmeyi şiddetle kınıyorum" dedi. İmamoğlu, şunları kaydetti: "15,5 milyon insanın oyuyla cumhurbaşkanı adaylığını elde etmiş, 25,1 milyon insanın da imzasıyla bunu destekleyen bir halk gücünü arkasına almış bir insanın casusluk gibi son derece ağır, son derece vahşi bir suçlamanın olduğu mahkemedeyiz. Tımarhanelik bir iş. Yani yargının bu şekilde meşgul olmasını sağlayan kişilerin, çok net ifade ediyorum, imza attığı metin, bir tımarhanelik metin. Casusluk, ağır bir itham. Bir ülkenin güvenliğine, sırlarına, bağımsızlığına ihanet anlamına gelen bu kavramın, siyasi rekabetin ve hukuki kurguların malzemesi haline getirilmesi, yalnızca bana değil, hukuk devleti ilkesine da ağır bir haksızlıktır. Casusluk yani düşünsenize!" "Canı isteyince seçim, kurultay iptal eden zihniyet…" İddianameyi okumaya ihtiyaç bile duymadım ama dinledikçe, saatlerce aydınlandım ve daha fazla olayı idrak ettim. Necati Özkan casus mu değil mi?"

06 Temmuz 2026 11:19

Son Dakika... Casusluk Davasında Mütalaa Açıklandı... Ekrem İmamoğlu Ve 3 İsim Hakkında 'Tutukluluğa Devam' Talebi

Bugün 3 davada aynı anda yargılanan tutuklu İBB Başkanı ve CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, ilk olarak Casusluk davası için Silivri'deki 4 no'lu duruşma salonuna geldi. Demir, "Ekrem Bey'in 2 davası daha var. Saatler çakıştı" dedi ve İmamoğlu'nun öncelikli olarak diğer salonda görülecek olan "diploma" davasına katılma talebini iletti. Duruşmada tanık olarak dinlenen Merdan Yanardağ'ın asistanı Lale Uğuzay, Yanardağ'ın Seher Alaçam'ın şoföründen para aldığına dair iddiaları "Sizin yanınıza giremez şoför zaten. Benim bilgim olmadan sizin yanınıza giremez" diyerek yalanladı. Merdan Yanardağ savunmasında "NATO haydut ve emperyalist bir örgüttür. Hayatını NATO'ya karşı mücadele ile geçirmiş insanları siyasi casusluk ile suçlanıyor. Bu dava, Ekrem İmamoğlu davası... Muhalefeti susturmak, bizi susturmak amacıyla açılan siyasi dava. Bu mantığa göre bütün siyasi partilerin casusluk suçu ile yargılanması gerekir" dedi. Yanardağ devamında, "Savcı, Hüseyin Gün'ün ifadesinde 'Merdan Yanardağ'ın bu çalışmaların basın ayağında görev aldığını' söylediğini ileri sürüyor. Hüseyin Gün'ün ifadesinde böyle bir şey yok" dedi. Gün de "yok" diyerek Yanardağ'ı teyitledi. Yanardağ daha sonra "Bizden korkuyorlar. Siyasal şiddet sürecinin bir parçası olarak karşısınızdayız. Gerçek bir siyasal casusluk davası ile karşı karşıya değiliz" ifadelerini kullandı. Merdan Yanardağ, "Bu iddianamede imzası olan Can Tuncay bugün Adalet Bakan Yardımcısıdır. Bu makam siyasi makamdır. Bu makamdaki kişi siyasi toplantılara katılıyor. AKP iktidarının imzası bu iddianamenin altında var" dedi. İstanbul Barosu Başkanı Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, cübbesini giyerek "casusluk" davasına katıldı. Buna karşılık tek gerçek var: Merdan Yanardağ 253 gündür tutuklu ve her geçen gün, henüz hakkındaki kesinleşmemiş bir mahkûmiyet hükmü bulunmayan bir insan özgürlüğünden mahrum bırakılıyor." Selin Nakıpoğlu'nun arından Yanardağ'ın bir diğer avukatı Bilgütay Hakkı Durna savunma yaptı. TMSF tarafından önce satış için ihale tarihi verilen, daha sonra karardan geri dönülen Tele1 üzerindeki kayyım kararının kaldırılmasını talep eden avukat Durna, şunları söyledi: "Biliyorsunuz soruşturma sürecinde sulh ceza hâkimliği tarafından ABC A.Ş. ve TELE1 şirketlerine kayyım atandı. Biz kayyım kararının kaldırılmasını talep ediyoruz." Ekrem İmamoğlu bugün Silivri'de duruşma salonları arasında adeta mekik dokuyor… "Diploma" davasında yaklaşık 2.30 saat savunma yapan İmamoğlu, bir üst katta devam eden "Casusluk" davasına katıldı. Eski CHP Genel Başkanlarından Murat Karayalçın, CHP'nin seçilmiş Genel Başkanı Özgür Özel, CHP'nin seçilmiş İl Başkanı Özgür Çelik ve İBB Başkan Vekili Nuri Aslan da duruşmaya katıldı. İmamoğlu'na yönelik davaları takip etmek üzere Türkiye'ye gelen Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Nacho Sanchez Amor duruşmaya geldi. İmamoğlu'nun eşi Dilek Kaya İmamoğlu ve oğlu Selim İmamoğlu da duruşmayı takip eden isimler arasında. Diğer yandan İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu da duruşmaya cübbesini giyerek katıldı. Yanardağ'ın avukatlarının ardından, hem İBB hem de Casusluk davası kapsamında tutuklu yargılanan Necati Özkan, savunma yapmak üzere söz aldı. Davaya bakan mahkeme heyeti ve duruşma savcısının celse arasında değişmesi nedeniyle "Hoş geldiniz diyerek sözlerine başlayan Özkan, "Allah utandırmasın. Çok zor bir davadayız. Türkiye tarihinde hiç görülmemiş gayri hukuki ve gayri ahlaki bir davadayız. Size düşen görev çok büyük. Hoş geldiniz. İnşallah adalete ve hukuka uygun bir karar verirsiniz" ifadelerini kullandı.

06 Temmuz 2026 11:14

Casusluk Davasında Savcı Tutukluluk İstedi | Merdan Yanardağ: Savcılığın Kılıçdaroğlu Hassasiyetini Şimdi Anlıyorum

Tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, seçim kampanyası direktörü Necati Özkan ve TELE1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ'ın "siyasal casusluk" suçlamasıyla yargılandığı davanın ikinci duruşması bugün İstanbul 25. Uzay, "Bilgim dışında kimse benden geçmeden Merdan Yanardağ'a ulaşamaz, bağış işlerinde. Hüseyin Gün'den para aldığı söyleniyor 8 yıldır yanındayım asla böyle bir şeye şahit olmadım. Yaptığını da düşünmüyorum" dedi. Tanığın dinlenmesinin ardından değişen duruşma savcısı mütaalasını açıklayarak Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan, Merdan Yanardağ ve Hüseyin Gün'ün tutukluluklarının devamını talep etti: "Kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin bulunması, atılı suçun vasıf ve mahiyeti, atılı suç için kanunda öngörülen cezanın alt ve üst sınırı, tutuklama nedeni, atılı suç için kanunda öngörülen ceza miktarı, tutukluluk süresinin ölçülü olduğu, delil toplama işlemlerinin henüz tamamlanmadığı ve adli kontrol tedbirlerinin bu aşamada yeterli olmayacağı nazara alınarak ayrı ayrı tutukluluk hallerinin devamına karar verilmesi..." Merdan Yanardağ: NATO bir haydutluk örgütüdür, zirve bir utanç meselesidir Savcılığın mütaalasına karşı savunma yapan Merdan Yanardağ, öncelikle Ankara'da yarın başlayacak NATO Zirvesi'ne değindi: "NATO bir haydutluk örgütüdür, bir emperyalist saldırı örgütüdür. Dünya halklarının düşmanı olan bir örgüttür. Varşova Paktı dağıldığı, Soğuk Savaş bittiği halde NATO neden var? Sürekli doğuya doğru genişleyerek NATO'yu Ankara'da yeniden tanımlamaya çalışıyorlar. Böyle bir zirveye Türkiye'nin ev sahipliği yapması bir gurur meselesi değil, ancak bir utanç meselesi olabilir. Bütün hayatını emperyalizme, Amerikan emperyalizmine ve NATO'ya karşı mücadeleyle geçirmiş insanları siyasal casusluk davasında yargılamaya çalışıyorlar." Gazze'deki soykırım suçunun ve Orta Doğu'daki saldırıların arkasında tamamen Amerikan emperyalizmi ve Trump yönetiminin olduğunu belirten Yanardağ, yerli ve milli olduğunu iddia eden iktidarın bu politikalara ortak olmasının tarihin bir ironisi olduğunu söyledi. İran'daki rejimi hiçbir şekilde onaylamadığının altını çizen Merdan Yanardağ, Tahran'da suikasta uğrayan Hamaney'in katledilmesine dair "Yaşı 90'a yaklaşmış bir dini liderin bir suikastla, bir haydutluk girişimiyle katledilmesinin bu ülkede bu kadar büyük bir coşkuyla karşılanmış olması, yerli ve milli olduğunu iddia eden bir iktidar bakımından utanç vericidir" diye konuştu. "Bu davanın iki amacı var: TELE1'i susturmak ve İmamoğlu'nu ablukaya almak" Merdan Yanardağ, yargılandıkları davanın hukuki değil, tamamen siyasi bir operasyon olduğunu iddia etti. Davanın iki temel hedefi olduğunu belirten Yanardağ, bunları şu sözlerle özetledi: TELE1'in susturulması: "Davanın amaçlarından bir tanesi TELE1'i ele geçirmek, TELE1 televizyonunu susturmak, TELE1'e el koymak, yağmalamak, beni ve arkadaşlarımızı susturmaktı." Ekrem İmamoğlu'nun engellenmesi: "Diğeri; 2019 ve 2024 seçimlerini lekeleyerek Ekrem İmamoğlu'nu —ki kendisi 25 milyon yurttaşın imzasıyla Cumhurbaşkanlığına aday gösterilmiş bir siyasetçidir— etrafındaki ablukayı güçlendirmek ve büyütmektir." Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu tarafından "19 Mart Darbesi" olarak nitelendirilen sürecin planlı bir rejim değişikliği çabası olduğunu söyleyen Yanardağ, bu sürecin üç temel sacayağı üzerine kurulduğunu belirtti: Ekrem İmamoğlu davası (İBB davası), TELE1'i susturmak ve kendilerini tutuklamak üzere açılan siyasi casusluk davası, "Mutlak butlan" davası. Ynardağ, "Bu üç dava, Türkiye'de bir rejim değiştirme, Türkiye'yi bir teokratik, bir faşist diktatörlüğe doğru sürükleme girişiminin önemli bir parçası olduğunu düşünüyorum. Nedeni budur, iki amacı var. Bu davanın, casusluk, siyasi casusluk davasının, Tele1'e el koymak, beni ve arkadaşlarımızı susturmaya çalışmak, seçimleri lekeleyerek aslında seçimlerin hiç yapılmamış neredeyse yapılmış olsa bile milletin iradesiyle tecelli etmiş bir sonucunun ortada olmadığını, bunun bir casusluk, bir istihbarat faaliyetinin sonucu elde edilmiş lekeli bir toplam olduğunu anlatma çabasıdır. Bu iktidarın acizliğidir diye düşünüyorum. Çünkü ben mevcut siyasal iktidarın tarihsel ve siyasal ömrünü doldurduğunu düşünüyorum. Bu ömrünü tüketti. Ömrünü uzatabilmek için devletin zor aygıtlarını kullanıyor, yaptığı şey bundan ibarettir. O zor aygıtları da kolluk ve adliyedir maalesef" dedi. Yanardağ, savcılığın kanıt olarak sunduğu Kemal Kılıçdaroğlu ile yaptıkları programa dair de konuştu: "Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden yaklaşık bir ay sonra. 28 Mayıs'ta ikinci tur seçimleri bitmiş, Kılıçdaroğlu kaybetmiş, yaklaşık bir aylık bir süre geçmiş ve kendisiyle bir program yapmışız. Bir kere savcılığın Kılıçdaroğlu aşkını anlamak mümkün değil. Gerçi anlıyorum, son gelişmelerle, mutlak butlan kararlarıyla gayet iyi anlıyorum. Ama benim Kılıçdaroğlu'na sorduğum her sorudan çok alınmış bu hassas savcılık makamı. Kendisini fena halde sıkıştırmışız ve savcılığın bu konuda çok canı sıkılmış. Sorulara bakıldığı zaman bir kere Kılıçdaroğlu'nu başarısız değil, %48 civarında oy almayı başarılı olarak görüyor ve seçim sonuçlarına yeterince sahip çıkılmadığı, seçimlerin ahlaki ve siyasi meşruiyetinin tartışılmadığını belirtiyoruz. Ama savcılık şunu yapmış: O ay içinde yapılan başka hiçbir programa bakmamış. Mesela bir gün sonraki programa bakmamış. Sayın İmamoğlu burada değil, bir gün sonraki programda çok sert bir biçimde İmamoğlu'nu eleştirdik; erken bir değişim tartışması başlatarak seçimlerin ahlaki ve siyasi meşruiyetinin değerlendirilmesine fırsat tanımadığı için. Onların tamamı dosyada var. 23 Haziran'daki programa bakmanızı rica ediyorum. Eğer biri lehine ya da aleyhine algı oluşturacaksak tersini yapmışız zaten, neredeyse Kılıçdaroğlu'nu desteklemişiz. Tam tersi bir durum var. Bu bizim ancak bağımsız bir televizyon kanalı olduğumuzu gösterir." Yanardağ, "Türkiye Cumhuriyeti'nin bir savcısı yalan söyleyebilir mi? Maalesef söylüyor. Delilleri çarpıtabilir mi? Maalesef çarpıtmış. Yalan ve sahte delil oluşturmaya çalışabilir mi? Maalesef yapmış. Sonuç, sayfa 11. geçen duruşmada da söyledim. Savcı, Hüseyin Gün'ün "Merdan Yanardağ'ın bu çalışmaların basın ayağında görev aldığını" söylediğini ileri sürüyor. Ama benim bildiğim şu: Savcı, Hüseyin Gün'ün ifadesinde "Merdan Yanardağ'ın bu çalışmaların basın ayağında görev aldığını" söylediğini ileri sürüyor. Hüseyin Gün'ün ifadesinde böyle bir şey yok. Yok. Hüseyin Gün bunu söylemiyor. İddianame, daha girişinde, birinci sayfasında yalanla başlıyor. Öyle gözüküyor. Yalanla başlamış ve yalanla devam etmiş" dedi. Özkan, "Bu davada casusluğun adı var kendisi yok. Çok seksi bir başlıkla içi bomboş bir iddianame ile karşı karşıyayız" dedi.

06 Temmuz 2026 11:19

"Casusluk Davası"nda Ara Karar: Tahliye Çıkmadı, Duruşma Eylüle Ertelendi

İmamoğlu'nun tutuklu yargılandığı ve kamuoyunda " casusluk davası" olarak bilinen dosyanın duruşmasına bugün İstanbul 25. Davada Ekrem İmamoğlu'nun yanı sıra ve gazeteci Merdan Yanardağ ile İmamoğlu'nun danışmanı Necati Özkan ve Hüseyin Gün tutuklu olarak yargılanıyor. Gün, gözaltında verdiği ifadesinde "etkin pişmanlıktan yararlanmak istediğini" belirterek "itirafçı" olmuştu. Ekrem İmamoğlu, "Bunlar tırıvırı hepsi geçecek" dedi. Bu davalarda "hukuk cinayetleri" yaşandığını söyleyen İmamoğlu, "Hukuksuzluk triatlonu için de mücadelemi sürdürüyorum" ifadelerini kullandı. Avukat Akalın, mahkeme başkanına seslenerek, "Sabah 9 akşam 18.00 sizinle HTS kaydı veriyoruz. Aynı yerden baz vermek esasen bir delil değil" dedi. "Casus olarak İmamoğlu'yla görüşmeye annesiyle gidiyor" diyen Akalın, İmamoğlu'nun Gün'e yarım saat bile ayırmadığını ifade etti. Akalın ayrıca, "Bize seçim kazandırıyor ama iş vermiyoruz öyle bir casusumuz var" dedi. Avukat Akalın, Hüseyin Gün'ün 6 yıl boyunca casusluk yaptığının iddia edildiğine vurgu yaparak "Jandarma istihbarat uyumuş, emniyet istihbarat uyumuş, MİT uyumuş. Bir tane uyuşturucu müptelası kardeş sayesinde casus ortaya çıkmış. Bunu söylemeye utanmaz mı insan?" ifadelerini kullandı. Yanardağ, "Bu davadan bir ceza çıkarsa Türkiye'deki herkes casusluktan yargılanabilir. Bu anlayışa göre sosyal medya araştırması yapan firmalar, siyasi partiler ve mevcut iktidara karşı muhalefet yapmak suç demektir" ifadelerini kullandı. Hangi devlet için çalıştıklarının ya da hangi gizli belgeyi ele geçirdiklerinin iddianamede yer almadığını belirten Yanardağ, "Bu iddianame diyor ki casusluk için yabancı bir devlete veya istihbarat örgütüne gerek yok. Böyle bir şey olabilir mi?" ifadelerini kullandı. İddianamede, İmamoğlu'nun imzasıyla Teftiş Kurulu Başkanlığına gönderilen 19 Nisan 2019 tarihli yazıda dışarıdan belirlenecek 3 uzman ve 2 belediye müfettişinin tüm datalara erişme, inceleme yapma ve kopyalama yetkisinin verildiği aktarılarak, "Bu hususun da özellikle seçim çalışmalarında yabancı istihbarat servislerine data sağlamak maksadıyla gerçekleştiği, bahse konu veriler üzerinden yabancı istihbarat servisleri güdümünde bahse konu veriler üzerinden analiz işlemi yapıldığı, analiz sırasında kişiler arasındaki gizli veya özel verilere erişim sağlandığı anlaşılmıştır" ifadelerine yer veriliyor. İstihbarat servisi elemanlarından elde edilen verilerin aktarımının hiyerarşik silsile içinde Gün, Özkan ve İmamoğlu arasında sağlandığının öne sürüldüğü iddianamede, "Geçmiş dönemde kamuoyuna yansıyan 'İBB 2019 veri kopyalama' sürecinin gündemden kaldırılması amacıyla yabancı istihbarat servisi elemanı Aaron Barr, Özkan ve Gün adlı kişilerin müşterek hareket ederek algı faaliyetlerinde bulundukları ve bu durumun gündemden düşürülmesi maksadıyla çalışma yaptıkları belirlenmiştir. Bu çalışmayı da yine İmamoğlu talimatıyla gerçekleştirdikleri anlaşılmıştır" değerlendirmesinde bulunuluyor. İddianamede, "Mevcut deliller ve itirafçı beyanı ele alındığında Ekrem İmamoğlu'nun hiyerarşi silsilesi içerisinde vatandaşların kişisel bilgilerini, mevcut nüfuzun kullanılması suretiyle ele geçirerek yabancı istihbarat servisi elemanlarına aktardığı, takibi süreçte siyasi maksatlı menfaat edinme gayesinde bulunduğu ve bu iştirakin Özkan ve Gün'le birlikte gerçekleştirildiği tespit edilmiştir" ifadeleri yer alıyor. Devletin güvenliği veya siyasal yararları ile yakından ilgili olan ve elde edilmeleri bu değerleri tehlikeye sokabilecek mahiyet taşıyan İBB veri tabanındaki özünde sır niteliğinde olan bilgilerin, internetin karanlık platformuna İmamoğlu'nun talimatıyla Özkan tarafından yüklendiği iddia ediline iddianamede, şunlara yer veriliyor: "Tüm vatandaşların telefonlarına ve sosyal medya yazışmalarına erişim sağlanarak 'siyasal casusluk' suçunun tam anlamıyla tanımına uyacak şekilde, devletin yönetilmesi, yönetme yetkisinin kullanılması ve idaresiyle ilgili bilgilerin bir devlet veya kuruluşun gizli amaçları doğrultusunda yabancı bir devlet yararına, Türkiye Devleti'nin, vatandaşlarının veya Türkiye'de ikamet etmekte olanların zararına olarak toplandığı anlaşılmıştır. Tüm bilgi, belge ve açıklamalar ışığında 'siyasal casusluk' suçunun, özellikle 2019 yerel seçimlerini manipüle etme suretiyle desteklenen İmamoğlu'nun seçimi kazanması sağlanarak başta İstanbul olmak üzere Türkiye siyasetinde söz sahibi olunmasının amaçlandığı ve bu amaç doğrultusunda faaliyetlerin gerçekleştiği anlaşılmıştır." Ayrıca iddianamede İmamoğlu, Gün, Özkan ve Yanardağ'ın "siyasal casusluk" suçundan 15'er yıldan 20'şer yıla kadar hapisle cezalandırılmaları talep ediliyor.

06 Temmuz 2026 21:07

Reklam Vermek İçin Tıklayınız

İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Son Dakika... Casusluk Davasında Mütalaa Açıklandı... Ekrem İmamoğlu Ve 3 İsim Hakkında 'Tutukluluğa Devam' Talebi

Tutuklanan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, bugün aralarında 'casusluk' davasının da bulunduğu 3 ayrı davada yargılanıyor. Silivri'de görülen casusluk davasının başladığı ilk saatlerde savcı mütalaasını açıkladı. İmamoğlu'nun kampanya direktörü Necati Özkan, Tele 1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ ve Hüseyin Gün de salona getirildi. Demir, "Ekrem Bey'in 2 davası daha var. Saatler çakıştı" dedi ve İmamoğlu'nun öncelikli olarak diğer salonda görülecek olan "diploma" davasına katılma talebini iletti. Merdan Yanardağ savunmasında "NATO haydut ve emperyalist bir örgüttür. Hayatını NATO'ya karşı mücadele ile geçirmiş insanları siyasi casusluk ile suçlanıyor. Bu dava, Ekrem İmamoğlu davası... Muhalefeti susturmak, bizi susturmak amacıyla açılan siyasi dava. Bu mantığa göre bütün siyasi partilerin casusluk suçu ile yargılanması gerekir" dedi. Yanardağ devamında, "Savcı, Hüseyin Gün'ün ifadesinde 'Merdan Yanardağ'ın bu çalışmaların basın ayağında görev aldığını' söylediğini ileri sürüyor. Hüseyin Gün'ün ifadesinde böyle bir şey yok" dedi.

06 Temmuz 2026 11:14

Ekrem İmamoğlu Ve Merdan Yanardağ'ın Yargılandığı Casusluk Davasında Sıcak Saatler

Görevinden uzaklaştırılan ve tutuklu bulunan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, TELE1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ, siyasi danışman ve kampanya direktörü Necati Özkan ile Hüseyin Gün'ün yargılandığı 'siyasal casusluk' davasının ikinci duruşması Silivri Cezaevi yerleşkesinde başladı. Sanıklar hakkında Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 328/1 maddesi uyarınca 15'er yıldan 20'şer yıla kadar hapis cezası isteniyor.

06 Temmuz 2026 11:49

İmamoğlu'nun Casusluk Davasında Mütalaa: Savcılık Sanıkların Tutukluluk Hallerinin Devamını İstedi

Tutuklanan ve görevinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ile Necati Özkan, Hüseyin Gün ve Merdan Yanardağ'ın yargılandığı, haklarında 'Siyasal casusluk ' suçundan 15'er yıldan 20'şer yıla kadar hapis cezaları istenen davanın duruşma İstanbul 25. Savcılık ara mütalaasında, siyasal ve askeri casusluk şüphesine ilişkin somut delillerin bulunduğu gerekçesiyle sanıkların tutukluluk halinin devamını istedi.

06 Temmuz 2026 11:52

İmamoğlu'nun Casusluk Davasında Mütalaa: Savcılık Sanıkların Tutukluluk Hallerinin Devamını İstedi

Tutuklanan ve görevinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ile Necati Özkan, Hüseyin Gün ve Merdan Yanardağ'ın yargılandığı, haklarında 'Siyasal casusluk ' suçundan 15'er yıldan 20'şer yıla kadar hapis cezaları istenen davanın duruşma İstanbul 25. Savcılık ara mütalaasında, siyasal ve askeri casusluk şüphesine ilişkin somut delillerin bulunduğu gerekçesiyle sanıkların tutukluluk halinin devamını istedi.

06 Temmuz 2026 11:47

İmamoğlu'nun Yargılandığı Siyasi Casusluk Davasında Ara Karar Açıklandı

"İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü" davası kapsamında tutuklanmasının ardından İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu ile Hüseyin Gün, Necati Özkan ve Merdan Yanardağ hakkında " casus luk" suçundan 20'şer yıla kadar hapis cezası istemiyle açılan davanın dördüncü duruşmasında ara karar açıklandı. Ağır Ceza Mahkemesi, Ekrem İmamoğlu, Merdan Yanardağ, İmamoğlu'nun siyasi danışmanı Necati Özkan ve Hüseyin Gün'ün "siyasal casusluk" iddiasıyla tutuklu yargılandığı davada, tüm sanıkların tutukluluklarının devamına karar verdi.

06 Temmuz 2026 21:19

Reklam Vermek İçin Tıklayınız

İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Ekrem İmamoğlu Ve 3 Sanık Siyasal Casusluk Davasında Ara Mütalaa Açıklandı

Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan, Merdan Yanardağ ve Hüseyin Gün'ün siyasal casusluk davasında savcı tutukluluk halinin devamını talep etti. Bununla birlikte, lisans diplomasının sahte olduğu iddiasıyla 8 yıl 9 aya kadar hapis cezası talebiyle yargılanan Ekrem İmamoğlu, bu dosya üzerindeki duruşmasında savunmasına devam ediyor.

06 Temmuz 2026 12:10

İmamoğlu İle 3 Sanığın Yargılandığı 'Casusluk' Davasında Ara Mütaala

Görevinden uzaklaştırılan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ile Necati Özkan, Hüseyin Gün ve Merdan Yanardağ'ın yargılandığı 'Casusluk' davasında 2'nci duruşma başladı. Savcılık ara mütalaasında, siyasal ve askeri casusluk şüphesine ilişkin somut delillerin bulunduğu gerekçesiyle sanıkların tutukluluk halinin devamını istedi.

06 Temmuz 2026 12:00

Casusluk Davasında Savcılık Mütalaasını Verdi: İmamoğlu Ve 3 Sanığın Tutukluluğuna Devam İstedi

Ekrem İmamoğlu ve beraberindeki üç ismin "siyasal casusluk" suçlamasıyla yargılandığı davada kritik bir gelişme yaşandı. Ekrem İmamoğlu, Merdan Yanardağ, Necati Özkan ve Hüseyin Gün'ün "siyasal casusluk" iddiasıyla tutuklu yargılandığı dava, İstanbul 25.

06 Temmuz 2026 11:26

İmamoğlu'nun Casusluk Davasında Mütalaa

Savcı mütalaasında İmamoğlu, Merdan Yanardağ, Necati Özkan ve Hüseyin Gün'ün tutukluluklarının devamını talep etti. İddianamede İmamoğlu, Gün, Özkan ve Yanardağ'ın "siyasal casusluk" suçundan 15'er yıldan 20'şer yıla kadar hapisle cezalandırılmaları talep ediliyordu.

06 Temmuz 2026 11:20

İletişim Formu

captcha

Kişisel verilerinizi işlemekte ve kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen çabayı göstermekteyiz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin bilgilere aydınlatma metnini ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.

Değerlendirme için işlemin sonucunu girin:

captcha