
ABD destekleyicisi katil İsrail'in Filistin'deki soykırımını devam ederken, diğer yandan 2026 FIFA Dünya Kupası tüm hızıyla devam ediyor. Ne buyuruyor hadis-i şerif; "Kim bir kötülük görürse, onu eliyle değiştirsin. Şayet eliyle değiştirmeye gücü yetmezse diliyle değiştirsin. Diliyle değiştirmeye de gücü yetmezse kalbiyle düzeltme cihetine gitsin ki bu imanın en zayıf derecesidir" (Müslim, Îmân, 78) Dünya Kupası'ndaki sporcunun secdesi… Fas Milli Takım oyuncuları, 2026 FIFA Dünya Kupası son 32 turunda Hollanda'yı penaltılarla 3-2 yendikleri maçın hemen ardından sahada şükür secdesi yaptı. Avustralya galibiyetinden sonra Mısır Milli Takım Teknik Direktörü Hossam Hassan Filistin Bayrağı açması ve maçla ilgili "Filistinlilerin bu zafer karşısında nasıl sevindiklerini gördük. Allah onlara güç versin. Bu zaferi Mısır ve Filistin halklarına ithaf ediyorum" sözleri, örnek alınması gereken davranışlar… Dünya Kupasında yaşananlarla ilgili (futbolcuların secde edip, sure okumaları) Değerli Büyüğümüz, Yazar, Mütefekkir Hamza Türkmen Ağabeyimizden düşüncelerini paylaşmasını istedik, sağ olsun bizi kırmadı; "Olay kapitalizmin teşvik ettiği bir eğlence aracı. Doğru... Küçükken futbol oyunundan bizleri uzaklaştırabilmek için büyüklerimiz topun sembolik olarak Hüseyin bin Ali'nin kesik başı olduğunu söylerlerdi. Yanlış... Denize girerken şortun boyu mezhepler tarafından tartışılmış. Tartışma farklı hadislere dayanıyor. Mesela Maliki uleması kısa şorta cevaz veriyor. Bu konuya takılmak yerine sığırların sırtına veya kalçasına vurulan mühür gibi DÖVME eğiliminin yaygınlaşması fıtrata bir müdahale olarak kınanabilir. Futbola benzer bir oyun Hicret öncesi Türkistan bölgesinde de oynanıyormuş. Bez topla. Oyunun amatör boyutunu yok saymak yerine; bu oyunun Roma arenalarında güreş gibi bir etkinliğin ölümcül gladyatörlerin müsabakasına veya kafes dövüşüne dönüştürülmesi (kumar, içki gibi yan boyutları ile) eleştirilebilir. Bunlara benzer tüm olumsuzluklar içinde galibiyetten sonra secde etmenin; topluca Fatiha ve İhlas suresi okumanın, dünya ekranlarında Filistin bayrağının güncelleştirilmesinin psikolojisini işlemek lazım gelmez mi diye bir hatırlatma yapmıştım." Dünya Kupasında tüm bu yaşananlar bizi geçmişe götürürken, gelecekte neler yaşanabileceğinin önemli ipuçlarını hatırlatıyor.
Kaynak: Yeni Akit
08 Temmuz 2026 01:40
Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız
Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Sporla Sadece Hayatları Değişmiyor, Yaşantılarıyla Da Örnek Oluyorlar…
18 yaşındayken, yani ampute olduktan 2 sene sonra ampute futbola başladım ve ilk sene Angola Kupası'nda yarı final oynadık." Fungula, Türkiye'de ampute futboldaki kaliteye değinerek, "Başka bir takımda oynamak istemiyorum. Bunun bir sebebi var, burada en iyi ve en kaliteli ampute futbolunu oynuyoruz." ifadelerini kullandı. Trabzon'un hayatında çok önemli bir yere sahip olduğunu dile getiren Fungula, "2022'den beri buradayım, burada yaşamaktan çok memnunum. Çok fazla arkadaşım var, burası benim ikinci memleketim oldu." diye konuştu… Doğuştan serebral palsi rahatsızlığı bulunan Mehmet Akif Altundağ kardeşimiz, yapılan tedavilerle hayatını sürdürüyor. Bu kez o tedavi süreci aksamaya başladı. Nedeni ameliyat sırasının gecikmiş olması. İstanbul Cerrahpaşa'da dalağı alınan, yemek borusu ve midedeki varisleri temizlenen Mehmet Akif iki kez özel hastanede kalça ameliyatı oldu. Babası Yahya bey, çocuğunun tedavisi için devlet hastanesinde devam ettirme çabası, şimdiye kadar karşılık bulmadı. Göztepe Prof. Dr. Süleyman Yalçın Şehir Hastanesinden çocuk ortopediatri bölümün sıra alınmasından bir buçuk-iki yıl geçmesine rağmen, bugüne kadar ne arayan var ne soran! Alternatif tedavi süreci için dört beş ay önce müracaat edilen Başakşehir Çam ve Sakura Hastanesi çocuk ortopedi bölümünden de henüz daha ses seda yok. Sağlık sektöründe 'çağ' atlamamızla övündüğümüz bir dönemde, Mehmet Akif Altundağ kardeşimizin acil ameliyat olması gereken bir dönemde, tedavi sırası gelmediği için ağrılarıyla gününü geçiriyor olması, bizleri oldukça rahatsız etmektedir. Günümüzde yaşanan böyle bir süreç, Sağlık Bakanımız Kemal Memişoğlu'nun geçtiğimiz günlerde dile getirdiği "Dünyada söz sahibi bir tedavi hizmetleri başarımız var" sözlerini hatırlattı. Allah (cc) devletimiz-hükümetimize güç kuvvet versin. Dünya'da söz sahibi olanlardan olmamızı dileriz. 17 yaşında, hayatın baharında bir genç olan Mehmet Akif Altundağ kardeşimiz ve benzeri, acil durumdaki hastalarımızın aylarca bekleyişlerine son vererek, rahatsızlığından kaynaklı ağrılarının dinmesine sebep olup, Altundağ ailesi, sevenleri ve bizlerin de hayır dualarına nail olurlar…. Sporla sadece hayatları değişmiyor, yaşantılarıyla da örnek oluyorlar… Allah (cc) Kur'an-ı Kerim'de buyuruyor ki: "Sizden, hayra çağıran, iyiliği emreden ve kötülükten men eden bir topluluk bulunsun. Bacağını kaybettikten 2 yıl sonra futbola başladığını ifade eden Fungula, sözlerini şöyle sürdürdü; "Trafik kazasından sonra hemen futbola başlamadım. Arkadaşlarımla oynamak istedim, benimle oynamak istemediler çünkü bana bir zarar gelmesinden korktular. Ben de çok üzülüyordum, hep evde kalıyordum. Bir gün babamın bir arkadaşı eve geldi ve 'Oğlunu neden ampute futbola göndermiyorsunuz?' diye sordu. Angola'da çok fazla ampute futbol takımı olduğunu, milli takımın Afrika Kupası'nda ve Dünya Kupası'nda mücadele ettiğini anlattı. 'Neden evde saklıyorsunuz bu çocuğu?' diye sordu. Babam beni yaşadığımız şehirde bir kulübe götürdü. 18 yaşındayken, yani ampute olduktan 2 sene sonra ampute futbola başladım ve ilk sene Angola Kupası'nda yarı final oynadık." Fungula, Türkiye'de ampute futboldaki kaliteye değinerek, "Başka bir takımda oynamak istemiyorum. Trabzon Büyükşehir Belediyesi benim için en iyi takım. Ampute futbolun en iyi ligi burası, bu ligde çok başarılı takımlar var. Türkiye'deki takımlar hep Avrupa kupalarında oynayıp kazanıyor. Bunun bir sebebi var, burada en iyi ve en kaliteli ampute futbolunu oynuyoruz." ifadelerini kullandı.
12 Temmuz 2026 02:20

Bayburt'ta Hasat, Nato'da Mehter, Sporda Da Öze Dönüş Hamlesi…
Doğup, çocukluk ve gençlik yıllarımızın geçtiği topraklar Bayburt'tayız, elhamdülillah. Şimdi buralarda hasat zamanı. Söz konusu hasat bize, Ankara'da 36. NATO zirvesine katılan ülke liderlerinin Külliye'de düzenlenen resmi akşam yemeğine mehter marşı eşliğinde katılım göstermelerini hatırlattı. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde nereden nerelere gelindiğinin bir yansıması. O nedenle şimdi 'hasat', Bayburt'ta ekin, Başkentte mehter zamanı. Bayburt'ta hasat, NATO zirve derken, aynı anda voleybol bayan milli takımının milletler ligi üçüncü etap mücadelesinin devam ettiği, yine aynı şekilde bayan futbol milli takımının Dünya Kupası yolundaki maçını Pendik stadında oynayacağı (projelerin il-ilçe-mahallere kadar taşınmasının yansıması) haberini okuyoruz.
10 Temmuz 2026 02:13

Dünya Kupası'ndan Yüzümüzü Çevirip, İşgalin 1000. Gününde Filistin'i Görebilmek!...
"Mü'min, aynı delikten iki defa sokulmaz. (ısırılmaz)" Diyanet kaynaklarına göre bu hadis, müminlerin feraset, uyanık ve tedbirli olmalarını öğütler. Bugün bu dersler çıkarılmış olunsaydı, Dünya Kupası İsrail destekleyicisi Amerika'da oynanmaz, yaklaşık bir asır önce sinsice başlayan İsrail'in Filistin'de başlayan işgal ve katliam projesi, bugün artarak devam etmezdi, belki de... Amerika destekli siyonist İsrail'in Filistin'e bir asra yakındır devam eden ve 7 Ekim 2023 yılında şiddetini artıran işgalinin 1000. günü geride kaldı. İsrail, geride kalan 1000 günlük sürede Filistin ve Lübnan'ın yanı sıra Yemen, Suriye ve İran'a çok sayıda saldırı gerçekleştirdi. Bu bin günlük sürede Amerika desteğini arkasına alan katil sürüsü İsraillilerin yaptığı saldırılarda, resmi rakamlara göre 73 bin 74 Filistinli hayatını kaybederken, 173 bin 537 kişi yaralandı. Lübnan'da ise İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı 4 bin 301, yaralı sayısı 12 bin 199'a yükseldi. Sadece açlık, soğuk ve silahlara ölüm yok Filistin'de. İsrail'in bölgedeki daha ötesi sürecini Hamas "İşgalci İsrail'in tutukluların infaz edilmesi, işkence ve tıbbi ihmalle yavaş yavaş öldürülmesiyle dolu siciline eklenen yeni bir suç" şeklinde açıklıyor. İsrail'in Gazze Şeridi'ne saldırı başlattığı Ekim 2023'ten bu yana ise kadınlar, çocuklar ve serbest kalan eski tutukluları hedef alan gözaltı sayısının 24 bini aştığı bilgisi verildi. İsrail bakan Bezalel Smotrich 29 Haziran Pazartesi günü Batı Yaka'daki yerleşim yerlerini hızlandırdıklarını belirterek hükümetin '160 çoban yerleşim noktası kurduğunu ve 100'den fazla yeni yerleşim biriminin inşasına onay verildiğini açıkladı. Siyonist İsrail, Amerika ve ittifaklarının (Fransa, İngiltere, Almanya gibi) desteğini alarak, Ekim 2023 yılında başlattığı soykırım süreci, çevre ülkelere yönelik işgal ve yayılma politikalarının 1000. günü geride kaldı. Bunu neden yaptığını ise Anadolu Ajansına (aa) açıklamadan anlıyoruz; "Daha önce broş takıyordum. Turnuvalar artık onu takmama izin vermiyor. Ukrayna bayrağına izin veriliyor ama Filistin'e izin verilmiyor diye bu konu hakkında yöneticilerle ufak bir tartışma yaşadık fakat konuşmalarımızın sonucunda kesinlikle izin vermeyeceklerini söylediler. O yüzden broş takamıyorum. Titreşim önleyiciyi takabiliyorum, ona bir şey diyemiyorlar. Ben de o yüzden o karpuz simgesini raketime takıyorum." Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, İngiltere'de düzenlenen tenis turnuvasında, turnuva yönetimin Filistin'e destek için broş takmasına izin vermemesinin ardından, raketine taktığı 'karpuz' tasarımlı titreşim önleyici ile kortta mücadele den Zeynep Sönmez ile gurur duyduğunu belirterek, "Vicdanı, cesareti ve insanlık değerlerini her şeyin üzerinde tutan sporcumuz Zeynep Sönmez ile gurur duyuyorum. Filistin'de yaşanan insani drama sessiz kalmayarak sergilediği onurlu duruşu sporun sadece raketten ibaret olmadığını, aynı zamanda evrensel değerlerin de taşıyıcı olduğunu bir kez daha göstermiştir. Bu anlamlı hassasiyetinden dolayı sporcumuzu yürekten tebrik ediyor, mazlumların yanında duran vicdanlı sesi saygıyla selamlıyorum." Benzer açıklamalar ve davranışları, Tenis Federasyonu, Spor Genel Müdürlüğü, Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi ve diğer sporun paydaşlarından bekliyoruz.
05 Temmuz 2026 01:47

Dünya Kupası Üzerinden Irkçılık… Filistin'e İsrail Saldırıları Sürüyor
Filistin'e İsrail saldırıları sürüyor Amerika-İsrail işbirliğiyle Filistin ve Lübnan'da Müslüman kanı akmaya devam ediyor. 2026 FIFA Dünya Kupasında atılan her golden sonra, karşılaşmaları tribün veya ekran başında izleyenler sevinç gösterileri yapıyor. Sporun çatı kuruluşları olarak adlandırılan FIFA, UEFA, FIBA'nın basketbol, futbol ve diğer spor branşlarının sevk ve idaresinden sorumlu olmalarına rağmen, İslam coğrafyasında akan Müslüman kanını görmemezlikten gelip, her defasında İsrail ve sporcularının korunup kollandığını görüyoruz.
03 Temmuz 2026 02:34

Dünya Kupasıyla Devam Eden İslam Düşmanlığı…
ABD, Meksika ve Kanada'nın ev sahipliği yaptığı 2026 FIFA Dünya Kupası son 32 turundaki maçlarla devam ediyor. Örneğin, ajanslara düşen İspanya Milli Takımı'nın formasını giyen 18 yaşındaki Fas asıllı futbolcu Lamine Yamal'ın 'secdeli' gol sevinci sonrası sosyal medyada ırkçı yorumlarla hedef alınışına bakalım. Enes Taha beyin 21 Haziran Pazar günü Atlanta Stadı'nda oynan Suudi Arabistan maçında ilk golünü atan Müslüman genç futbolcu, gol sevincini secdeye giderek gerçekleştirmesi, İslamofobik paylaşımların bugüne ait bir ırkçı saldırı olmadığını o kadar güzel anlatmış ki. Bize de o yazıdan alıntı yapmak düştü; "İspanya Milli Takımı'nın formasını giyen 18 yaşındaki Fas asıllı futbolcu Lamine Yamal, gol sevincini secdeye giderek kutlaması kimi taraftarlarca takdir edilirken, pek çok sosyal medya kullanıcısı Lamine Yamal'a yönelik ırkçı yorumlarda bulundu. Futbolcuların gol sevinçlerinde haç çıkarması veya gökyüzünü işaret etmesi gibi yaygın dini sembollere benzer şekilde gerçekleştirilen kutlama, sosyal medyada geniş yankı uyandırırken, pek çok ırkçı sosyal medya hesabından Yamal'ı karalama, eleştirmeye çalışan İslamofobik paylaşımlar yapıldı. Tepkiler arasında yapay zeka ile oluşturulan sahte görüntüler ile "Müslüman değil, Hristiyan bir İspanya", "Bir Arap asla İspanyol olamaz", "Bir iğrenç siyah kalacak." yorumlarını içeren paylaşımlar da yer aldı… Bazı sosyal medya kullanıcıları da Yamal'ın annesinin memleketi olan Ekvator Ginesi ile babasının memleketi olan Fas'ın bayraklarını kramponlarında taşımasını eleştirirken, genç futbolcunun İspanya formasını giymeyi hak etmediğini savundu… İspanya Irkçılık ve Yabancı Düşmanlığı Gözlemevinin verilerine göre Lamine Yamal, sosyal medyada ırkçı nefret söylemlerine en yoğun şekilde maruz kalan sporcular arasında bulunuyor. Uzmanlar, son yaşananların münferit bir olay olmadığını, genç futbolcuya yönelik uzun süredir devam eden ayrımcı ve nefret içerikli saldırıların bir parçası olduğunu değerlendiriyor." İtalya'nın Dünya Kupası, Türkiye'nin Kupanın son 32 turunda yer alamayışı sadece sahadaki futbol açısından dikkat çekiyor. Böyle bir sürecin finali 2026 FIFA Dünya Kupasında yaşanmaya devam ediyor.
01 Temmuz 2026 01:51

Dünya Kupasında Lgbt Propagandası Ve Abd'nin Siyasi Şovu
Bu haberi www.yeniakit.com'da gördüğümde, kim tarafından söylendiğini hatırlamadığım şu söz geldi aklımıza; "Kalem kimdeyse yazı, mikrofon kimdeyse söz onda'. Dünya Kupasında sapkın-lanetlenmiş anlayışının temsil edildiği LGBT propagandasının iki Müslüman ülkesi Mısır ve İran karşılaşmasına denk getirilmesi, hiçte tesadüf değil. Tıpkı, bu organizasyonun sorumlusu FIFA'nın, Filistin ve Lübnan soykırımcısı İsrail'in destekleyicisi ABD Başkanı Donald Trump'a, Barış Ödülü vermesinin tesadüf olmadığının bir göstergesi gibi… 2026 Dünya Kupasında yaşanan LGBT rezaleti ilk değil. Benzer durum, sporun Uluslararası Spor Kuruluşları FIFA, UEFA, FIBA, IOC ve diğer federasyonlar tarafından her fırsat uygulanıyor. Hatırlayın, dünyanın en büyük spor organizasyonları olarak adlandırılan Olimpiyat oyunlarını. Devam eden Dünya Kupasında alınan karara toplumsal tepkiye neden oldu. Böylesi rezalet kararlar, sporun içindeki sapkın anlayışın geçmişte benzer uygulamalar, www.haber7.com internet sitesine de yansıyor. Paris'te düzenlenen 2024 Yaz Olimpiyat Oyunları, açılış töreninde 'LGBT propagandasıyla tepki çekmişti. Özellikle LGBT üyelerinin, Leonardo DA Vinci'nin 'Son Akşam Yemeği' eserini canlandırmaya çalıştıkları performans, dini değerlere hakaret şeklinde yorumlanmıştı. Bazı müsabakalarda kadın sporcuların karşısına LGBT'li sporcuların çıkarılması da eleştirilere yol açmıştı. ABD'nin Seattle kentinde oynanan Mısır-İran Dünya Kupası karşılaşmasını LGBT'li sapkınların onur maçı ilan edilmesi, stadyuma sapkınların bayrakları ve gökkuşağı renkli giysilerle girebileceğini onaylanması. İki Müslüman ülke ise bu karara sert tepki gösterdi…' Uluslararası Futbol Federasyonları Birliği (FIFA) öncülüğünde Kuzey Amerika'nın (ABD, Kanada ve Meksika) ev sahipliğinde düzenlenen 2026 Dünya Kupası'nda, her fırsatta ABD'nin gövde gösterisi şeklinde gerçekleştiğini görmekteyiz. Dünya Kupası tarihinde ilk kez 48 takımın mücadele etti ve bu takımların 32'si gruplardan çıkarak ikinci tura kaldı. Bunun anlamı, futbol üzerinden ABD'nin siyasi şov gerçekleştirmesi. ABD, organizasyon devam ederken, her fırsatta yeni bir şovun kapısını aralıyor. Bu sürecin en ciddi mağduru. Futbolun rüzgarına kapılan İran, kendini Amerika'da bulduğu günden bugüne, ABD'nin adeta oyuncağı oldu. Savunma yapmasını bilmeyen bir boksör örneğinde olduğu gibi, her fırsatta 'yumruk' yemeye devam ediyor. 21 Haziran Pazar günü Belçika ile karşılaşan İran'ın maçtan sadece 24 saat önce Los Angeles kentine gelmesine izin verildi. ABD'nin almış olduğu bu karar, FIFA'nın küresel futbol üzerinden güç-kontrol kaybettiğinin önemli bir yansıması. Akademisyenler bu durum, FIFA'nın jeopolitik güç karşısında FIFA'nın diz çöküşü olarak yorumlanıyor… ABD, savaşla gücünü-sözünü geçiremediği İran'a 2026 Dünya Kupasında yaptırım uygulayarak, prestij kazanma peşinde. İran Milli takımına karşı yaptırdığı uygulamalarda, bu yaklaşımını net olarak görmek mümkün. İran Futbol Federasyonu, kısıtlamalardan dolayı FIFA'ya şikâyette bulunmaya hazırlanıyor. İran'ın sahada-siyasi arenada galip gelmeyenlerin, spor arenasında ne tür yaptırımlara maruz kalacağının somut örneği Dünya Kupası. İran Futbol Federasyonun süreçle ilgili açıklamalarda "Bu tür kısıtlamaların katılan tüm takımlara eşit şartlar sağlanması ilkesiyle tutarsız olduğuna ve takımların hazırlık süreçlerini olumsuz etkileyebileceğine inanıyoruz. Takımımız tüm Dünya Kupası'ndaki en çok baskı gören, en mazlum takımdır." şeklinde değerlendirdi. Ne ilginçtir ki, tüm bunlar yaşanırken, Hürmüz boğazında İran ile ABD arasında savaş devam etmesi, Dünya Kupasında yaşananların tesadüfi olmadığının bir yansıması… 2026 FIFA Dünya Kupası'nda bugün (Pazar) oynanacak 6 müsabakasıyla sona erecek. Kupa'nın geride kalan maçlarda güne damgasını futbol değil de, LGBT propagandası, baskı altındaki takımlar (İran), davet edilmesine rağmen ABD'ye giremeyen Somalili hakem (Omar Abdulkadir Artan), polis köpekleri eşliğinde kontrolden geçirilen kafileler (Özbekistan) ve futbolla-organizasyonla bağdaşmayan daha birçok olay. Kalan maçlarda daha hangi 'skandalların' yaşanacağı, kaygı verici bir şekilde belirsizliğini korumaktadır. Tüm bunlar yaşanırken, ABD desteği alan katil sürüsü İsrail, Filistin'de soykırım-katliam-işgali devam ediyor. Ortaya çıkan tablo, her fırsatta, İsrail soykırımından dolayı yok edilmeye çalışan Filistin için ayağa kalkan Manchester City Teknik Direktörü cesur yürekli Pep Guardiola'nın, dünyanın kaos içinde olduğuna ve kimsenin bir şey yapmadığı, "Dünyada neler olup bittiğine bakın, inanılmaz bir kaos içindeyiz ve kimse parmağını bile kıpırdatmıyor.
28 Haziran 2026 02:29

Ülke Futboluna Üzülüp, Bayan Voleyboluyla Sevinme Gafleti…
Bildiğimiz ve şahit olduğumuz, ABD'nin turnuvaya katılan Müslüman kimliği taşıyan sporcusundan hakemine, seyircisinden teknik direktörüne kadar ayrıştırıcı-ırkçı-faşist bir politika uygulayan ülke olma kimliğiyle ön plana çıkıyor olması. Trump'a 'Barış Ödülü' veren FIFA örneğini unutmak mümkün değil!.. Bugün devam eden 2026 Dünya Kupası aracılığıyla nasıl ki ABD'nin ırkçı (ayrıştırıcı) kimliğini ortaya koyuyor benzer şekilde, sporun toplum üzerinde manevi yıkım örneğini, ikinci etabı Ankara'da yapılan 2026 FIVB Milletler Ligi'nin (VNL) bayan (kadın) voleybol maçlarında görmek mümkün. Bayan (kadın) sporcuların kıyafetinden, vücutlarına yaptırdıkları ve İslam'da yeri olmayan dövmelerine kadar, çocuk ve gençlere kötü örnek olacak vaziyete geldiğine şahit olmaktayız. Tüm bunları dinlendirirken, Aile ve Sosyal Hizmetleri Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "ALLY for Future: Genç Müslüman Kadınlar Liderlik Programı"nın kapanışında yaptığı konuşmasına şu ayrıntıya dikkat kesiliyoruz; "Yapay zekayı konuşurken, insan aklını ve vicdanını unutmamalıyız. İklim krizini konuşurken, bize emanet edilen dünyayı hatırlamalıyız. Kadının güçlenmesini konuşurken, dayanışmanın değerini kaybetmemeliyiz. Aileyi konuşurken, sevginin, güvenin ve aidiyetin insan hayatındaki yerini ihmal etmemeliyiz. Geleceği konuşurken, köklerimizle bağımızı koparmamalıyız. Çünkü biz, geleceğe yürürken yanımıza sadece bilgimizi almıyoruz. İnancımızı, hafızamızı, değerlerimizi, ailelerimizin duasını, toplumlarımızın beklentisini ve insanlığa karşı sorumluluğumuzu da alıyoruz…" Bakan Göktaş, program konuşmasında İslam ülkelerinden genç kadınları ortak bir gelecek fikri etrafında buluşturmaya gayret edeceğiz, demiş. Bunları kendisinden dinlerken, sözde Türkiye'yi temsil eden bayan voleybol takımının kılık-kıyafetini, Dünya Kupasında mücadele eden futbolcuların saç stilleri, vücutlarındaki dövmelere kör-sağır olmamak önemli.
26 Haziran 2026 01:56

Abd'nin Dünya Kupası Üzerinden Siyasi Şovu…
Sporun sadece 'spor' olmadığının son örneği, 2026 FIFA Dünya Kupası. Yazının spotunda yer alan '2026 Dünya Kupası, skor tabelasından ziyade, FIFA'nın jeopolitik güç karşısında diz çöküşü ve futbolun sınır duvarlarına çarpıp parçalanışıyla hatırlanacaktır' ifadeleri, yazınında içeriği mahiyetinde. "Futbol, kitleleri peşinden sürükleyen küresel bir dinamo olmanın ötesinde, uzun yıllar boyunca uluslararası diplomasinin ve yumuşak gücün en önemli vitrini olarak kabul edildi. Uluslararası Futbol Federasyonları Birliği (FIFA) bu devasa ekosistemin mutlak hakimi olarak devletler üstü bir otorite kurmuş, kendi kurallarını egemen hükümetlere dahi dikte edebilen bir yapıya bürünmüştü. Ancak Kuzey Amerika'nın (ABD, Kanada ve Meksika) ev sahipliğinde düzenlenen 2026 Dünya Kupası, bu mutlak otoritenin çatlamaya başladığı, hatta FIFA'nın küresel futbol üzerindeki kontrolünü kaybetme noktasına geldiği tarihi bir kırılma noktası olarak kayıtlara geçiyor. Turnuvanın daha ilk düdüğü çalmadan başlayan giderek derinleşen diplomatik ve güvenlik krizleri, futbolun birleştirici gücünü gölgelerken, sporun küresel siyasetin aparatı haline geldiğini açıkça gözler önüne seriyor…" "Turnuva öncesinde ve başlangıcında yaşanan diplomatik skandallar, futboldaki yeni gerçekliğin en somut kanıtıdır. İran Milli Takımı'nın turnuva öncesi hazırlık kampı için ABD topraklarını kullanamaması ve siyasi baskılar neticesinde kampını Meksika'ya kaydırmak zorunda kalması, sporcuların seyahat ve çalışma özgürlüğünün jeopolitik ambargolara feda edildiğinin ilk büyük göstergesiydi. FIFA kokartlı Somalili bir hakemin ülkeye girişine izin verilmemesi, FIFA'nın hakem atama otoritesine doğrudan bir darbe indirdi. Afrika'nın en başarılı hakemi seçilen bir hakemin liyakati, pasaportunun milliyeti karşısında hükümsüz kaldı. Altı Iraklı futbolcunun ABD'ye giriş yaparken saatler süren aşağılayıcı sorgulara maruz kalması, sporcu psikolojisini ve turnuva eşitliğini zedeleyen bir diğer skandaldı. Senegalli futbolcuların uçaktan iner inmez tek tek aranması ve Özbekistan kafilesinin New York'ta polis köpekleri eşliğinde detaylı kontrolden geçirilmesi, turnuvanın misafirperverlik vizyonunu tamamen yok etti…" "ABD; vize, sınır güvenliği ve giriş prosedürlerini turnuvanın ruhuna adapte etmek yerine, turnuvayı kendi bürokratik çarklarının içine hapsetti. Bu durum, turnuvanın operasyonel yönetimini FIFA'dan alarak fiilen ABD sınır yetkililerinin eline verdi. 2026 Dünya Kupası, futbolun küresel birleştirici gücünü mü yoksa sporun giderek siyasallaşmasını mı temsil ediyor? Mevcut tablo, futbolun birleştirici bir unsur olmaktan çıkıp, uluslararası ilişkilerde güç gösterisi yapılan bir 'siyasi silah' haline geldiğini gösteriyor, andırıyor. 2026 Dünya Kupası, skor tabelalarından ziyade, FIFA'nın jeopolitik güç karşısında diz çöküşü ve futbolun sınır duvarlarına çarpıp parçalanışıyla hatırlanacaktır. Eğer FIFA, kaybettiği bu kontrolü yeniden kazanmak için radikal adımlar atmaz ve uluslararası hukukun esiri olmaya devam ederse, futbolun küresel krallığının resmen sona erdiğini görebiliriz…" Bugünkü yazımıza konulan 'akademik' görüş, sporun çatısı şeklinde tanımlanan ve dünyada sporu yöneten FIFA üzerinden, UEFA, FIBA ve IOC gibi kuruluşlarının sahip olduğu anlayış-siyasi görüşü, tüm çıplaklığıyla Dünya Kupası üzerinden ortaya koymaktadır.
24 Haziran 2026 01:42

Savaş Gemisi İnşa Ediyoruz Da, Dünya Kupası'nda Paraguay'ı Niçin Yenemiyoruz?.
AHMET GÜLÜMSEYEN A Milli Takımımızın 2026 FIFA Dünya Kupası'serüveni-rüyası' erken sona erdi. Filistin'deki İsrail soykırımı-katliamı suç ortağı ABD'de organize edilen turnuvada, A Milli Takımımız grubunda oynadığı Avustralya'dan (2-0) sonra, Paraguay'a da (1-0) yenilerek, Dünya Kupası'na erken veda etti. A Milli Futbol Takımının 24 yıl sonra (2002'deki tarihi üçüncülüğünün ardından) katıldığı Kupadan başarısız olması, takımın sahadaki futbolundan sorumlu teknik direktörü Vincenzo Montello "Türk halkının büyük beklentisi vardı, çok büyük hayal kırıklığı yaşıyorum." şeklinde yorumluyordu. Milli takımda kimin gol atacağı tartışma konusu olurken, adı şampiyonlukla anılan Fenerbahçe, Trabzonspor ve Galatasaray'ın gol ayaklarının yabancılardan oluşturması (2025-2026 sezonu gol krallığı yarışında yerli oyuncu 15. sırada-Mehmet Umut), Süper Lig'de yer alan futbolcuların %60-65'nin yabancı oyunculardan oluşması, futbolda bugün yaşananların özeti gibi. Sonuç olarak, 2002'deki Dünya Kupasındaki üçüncülüğünden bugüne, geride kalan 24 yılda Milli Takımda görev alan toplam 11 teknik direktörden yerli ve yabancı (yarı yarıya 7-5) teknik direktörün görev alması, 2026 FIFA Dünya Kupasındaki başarısızlığın tek taraflı teknik direktöre kesilemeyeceğini göz önüne alınarak, yabancı oyuncu sayısı başta olmak üzere, yönetim şekliyle masaya yatırılması önem taşımaktadır… Söz yabancılardan açılmışken, Mili takımın Dünya Kupasındaki hayal kırıklığı yaşatmasıyla ilgili düşüncelerimizi yazıya döktüğümüz dakikalarda Cumhurbaşkanımız Recep Tayip Erdoğan'ın Romanya'ya savaş gemisi ihraç edilmesinden dolayı düzenlenen törendeki konuşmasında şu ifadeler yer alıyordu; "Romanya ile imzaladığımız satış imzasıyla Türkiye tarihinde ilk kez bir NATO ve AB üyesi ülkeye savaş gemisi ihraç etmiştir… Sahada güçlü olmayanın masada kendine yer bulamadığı hatta kendini menüde bulabildiği son derece kaotik bir dönemin tam ortasındayız. " Cumhurbaşkanımız Erdoğan'ın bu anlamlı konuşmayı yaparken, bir gün önce Halkalı-İstanbul Havalimanı Metro Hattı'na ilişkin "Toplam 69 kilometre uzunluğundaki metro projemizi bugün tamamlayarak Türkiye'yi en uzun ve en hızlı metro hattıyla buluşturuyoruz…" açıklamalar, yabancılaşmanın aksine, yerli ve milli yatırımlardaki başarıyı ulaşıldığını ortaya koyuyor. 2026 FIFA Dünya Kupası'nı sadece futbolda alınan müsabaka sonuçları, yenmek ve yenilmek şeklinde tek taraflı yorumlamamak gerek.
21 Haziran 2026 17:49


Reklam Vermek İçin Tıklayınız
İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Abd Ve Dostlarının, Dünya Kupası Ve Filistin Üzerinden Verdiği Mesaj
Adı terör destekleyicisine çıkan böyle bir ülkede (ABD) 48 ülke takımını bir araya getirmek, görmemiz gereken gerçekleri asla ve asla gölgelenmemeli. Böyle bir süreçte ABD yalnız değil! Somalili hakemin ülkeye girişine izin verilmemesine gerekçe olarak "terör örgütü üyeleri olduğu düşünülen kişilerle bağlantı" iddiasını gösterdiği haberi, ajanslarda yer aldı. Dostunun tepki alan bu faşist davranışını "ABD'ye girişine izin verilmediği için 2026 FIFA Dünya Kupası'nda görev alamayan Somalili hakem Omar Abdurkadir Artan'a turnuva ücretinin tam olarak ödeneceğini bildirdi. Bitmedi, UEFA'dan yapılan açıklamaya göre, ABD'ye girişine izin verilmeyen Somalili hakem Omar Abdulkadir Artan, 12 Ağustos'ta Avusturya'da oynanacak olan PSG ile Aston Villa arasındaki UEFA Süper Kupa maçını yönetecek. 2026 FIFA Dünya Kupası'nda maç yönetecekler arasında yer almasına rağmen, " terör örgütü üyeleri olduğu düşünülen kişilerle bağlantı " iftirasıyla ABD'ye girişine izin verilmeyen Somalili hakem, nasıl oluyor da, bir başka maça atanabiliyor. Amerika ve FIFA ve UEFA gibi spor kuruluşlarının çirkin yüzünü ortaya koyan böylesi yanlışlar halkası. Tüm yaşananları Somalili taraftarların " ABD Başkanı Donald Trump, biz Somalilerden nefret ediyor. Tüm yaşananları Somalili taraftarların " ABD Başkanı Donald Trump, biz Somalilerden nefret ediyor. Tüm dünya bizim hakemlerimizin en iyisi olduğunu biliyor." ifadeler, yaşananları o kadar net özetliyor ki…
19 Haziran 2026 02:59

Dünya Kupasındaki Antrenörün Namazı, Futbolcunun Saç Modeli
Milli Takımın bu organizasyonda yer alması her yaş grubundan insanımızın, ister istemez futbol denen oyun-eğlence 'tufanına' kapılmasına neden oluyor. 2026 Dünya Kupası denen 'oyun' İslam ülkelerini kana bulayan siyonist ve haçlı anlayışın dünyadaki merkezi haline gelen ABD'de devam etmekte. Aynı firmaların finansörü olduğu İsrail, bugün Filistin'de kan dökme, işkence, işgal, aç bırakma gibi vahşice tutumunu devam ettiriyor. 2026 Dünya Kupası'nda toplum dikkatini çeken olumlu (namaza giden antrenör) ve olumsuz (futbolcunun saç sekli) iki olayı, sosyal medyaya yansıyan tarafıyla, müsaadenizle paylaşmak isteriz. (*) Dünya Kupası'nda mücadele eden Senegal'de teknik direktör Pape Thiaw'a uyarılara rağmen cuma namazına neden gittiği soruldu. Eğer bugün Dünya Kupası finali olsaydı ve biz finalde olsaydık, cuma namazı için gidersek şampiyonluğu kaybedecek olsak da cuma namazını tercih ederiz, onun vakti belli çünkü. (*Alıntı) (*) Milli formayı taşımak sadece futbol oynamak değildir. Çünkü ay-yıldızlı forma, sıradan bir kulüp forması değil; 85 milyonun ortak değeridir. (*Alıntı-Facebook-İlyas Meral) Dünya Kupası Amerika kıtasında devam ediyor.
17 Haziran 2026 02:57

Abd'nin Dünya Kupası Üzerinden Ayrıştırıcı, Yok Edici Gücü
Her bir olimpiyat halkası sporun 'evrenselliği', diğer bir ifadeyle beş halka beş kıtayı (Avrupa-Asya-Afrika-Avustralya-Amerika) temsil ettiği (masalı). Hal böyle olunca da olimpiyatlar sınırları, dilleri ve kültürleri aşarak dünya çapında milyonlarca insanın ortak heyecanı oluyor(muş!). Kağıt üzerinde tanımlar böyle. Bir de sporun uygulanış şekli bize 'İçki şişede durduğu gibi durmaz' atasözünü hatırlatır, yanı var. Peki, "Böylesi bir sürecin ABD, Meksika ve Kanada'da devam eden 2026 FIFA Dünya Kupası'yla ne alakası var?" şeklinde düşünülebilir! Bu ezbere düşen yaygaralar bize, Allah'ın (cc) buyurduğu "Başınıza gelen bir musibet kendi yapıp ettikleriniz yüzündendir." (Şûrâ Süresi-30) ayeti kerimesini akla getiriyor… Allah (cc) buyuruyor ki "Dünya hayatı bir oyun eğlenceden başka bir şey değildir. Müttaki olanlar için şüphesiz ki ahiret yurdu daha hayırlıdır. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız? (En'âm Süresi-32). Diğer organizasyonlar-etkinliklerde bu oyunun bir parçası. Öyleyse bu ilgi ve alakanın sırrı nedir? En kıymetli vaktin heba edilmesi, etkinlik üzerinden toplumun ortak değerlerine saldırı mahiyetindeki ayrıntılar bizi biz yapan milli ve manevi değerlerin yok edilmesinin kapısını aralamaktadır. Cuma namazı kılmak için gittiğimiz camideki sohbette, hoca efendinin Milli Takımımız için başarılı olması için dua etmesi, sürecin hangi boyutlara geldiği-taşındığının bir özeti aslında. Karşılaşmanın meydanlara kurulan dev ekranların dışında, camilere kadar taşınma gayreti. O dua talebinden sonra aklımdan geçen, toplumları günahın içerisine sürükleyen bu ve benzeri oyun ve eğlencelerden kendimizi geri çekme becerisi-erdemliliğini hangi vakit göstereceğiz acaba? Dünya Kupası tarihine baktığımızda, dikkat çekici ayrıntılara rastlıyoruz. Fransa'da yapılan 1938 Dünya Kupası'nın ardından 2. Dünya Savaşı patlak vermiş. Bir sonraki futbol organizasyonu ise 12 yıl aradan sonra Brezilya'da oynanmış. 13 ülkenin katılım gösterdiği organizasyona Türkiye'nin hak ettiği halde, ekonomik ve yolun uzaklığından dolayı katılamama nedenini, Anadolu Ajansı'na yansıyan haberden öğreniyoruz. Bugüne gelindiğinde kendi ürettiği ve Milli takımın ana sponsoru olan Togg araçlarıyla uğurlanıyor olması sıradan bir uğurlama olmadığının da bir yansıması. Ülke olarak teknoloji, savunma sanayii ve daha birçok alanda gelişmişliğin göstergesi. Bu takdir edici durumu, sporun birçok branşında yaşanan-yaşatılan 'rezaletlerden' çocuk ve gençleri koruma kalkanı olarak değerlendirsek, elbette ki büyük bir kazanım olacaktır. Ne gibi sorusuna verilecek en doğru-cevap, karşı mahalle olarak adlandırılan İslam'la şereflendirmeyenleri tarafımıza-yazılarımıza yaptığı seviyesizce saldırılara baktığınızda, ne demek istediğimizin anlaşılması-görülmesi zor olmayacaktır. Tabii, bakanın-anlamak isteyenin 'gören kör' gibi kalıcı bir hastalığı yoksa… 2026 FIFA Dünya Kupası başlamasından bu yana da, Amerika destekli İsrail saldırıları Filistin'de devam ediyor. Sadece Filistin'de değil. Bu soykırım ve katliam Lübnan'da da sürüyor. İsrail'in 2 Mart 2026 tarihinden bu yana Lübnan'a düzenlediği saldırılarda bugüne kadar 3 bin 666 kişi hayatını kaybederken, on binlerce yaralı var. İslam coğrafyasında bunlar yaşanırken, Dünya Kupası'nda atılan goller mazlum coğrafyasındaki acı gerçeklerin üzerine bir sis perdesi gibi çökecek. Bunun anlamı; 'Bir yanda futbol-eğlence-sevinç diğer yanda gözyaşı-işkence-ölüm'. Futbol organizasyonu bittiği vakit, yine "Katil İsrail, işbirlikçi Amerika ve İsrail aleyhine sloganlarımıza kaldığımız yerden devam mı edeceğiz?" Ukrayna savaşından dolayı Rusya'nın olimpiyatlar başta olmak üzere, uluslararası spor organizasyonlarından men eden anlayış, dünyada sporunu yöneten Batıl (haçlı ve siyonist) anlayıştan başkası değil. Öyle olmasa, orta doğuyu kan gölüne çeviren katil İsrail'in suç ortağı Amerika'da Dünya Kupası oynanır mıydı? 30 Mart 2026 tarihli " Amerika-İsrail suç örgütünün 'ölüm' saçtığı bir süreçte hangi spor!." ve 3 Nisan 2026 günü bu satırlarda paylaştığımız " 2026 FIFA Dünya Kupası, İslam coğrafyasını kana bulayan Amerika'da!.." başlıklı yazımızda, bugün Amerika'nın da ev sahipliğinini yaptığı 2026 FIFA Dünya Kupası'nın sadece bir futbol organizasyonu olmadığı, ABD'nin dünyada uyguladığı soykırım, işgal ve katliamın, futbol aracılığıyla nasıl kamufle etmeye (unutturmaya) çalıştığı bir organizasyon olduğunun göstergesi. Büyük şeytanın bu oyununa ortak olarak, oyun ve eğlenceye kapılıp, asıl ve ebedi olan ahiret hayatı yerine geçici dünya hayatını (oyun-eğelence) tercih etmekte herekes serbest. Bu da oluyor imtihanın bir parçası-sahnesi. Allah (cc) bizleri gafletten uyanan, İslam'ın temeli olan Kur'an ve Sünnete göre amel eden, yaşayan kullarından eylesin, inşallah. Âmin. Olimpiyatlar dünyanın en büyük spor organizasyonu. Her bir olimpiyat halkası sporun 'evrenselliği', diğer bir ifadeyle beş halka beş kıtayı (Avrupa-Asya-Afrika-Avustralya-Amerika) temsil ettiği (masalı). Hal böyle olunca da olimpiyatlar sınırları, dilleri ve kültürleri aşarak dünya çapında milyonlarca insanın ortak heyecanı oluyor(muş!). Kağıt üzerinde tanımlar böyle. Bir de sporun uygulanış şekli bize 'İçki şişede durduğu gibi durmaz' atasözünü hatırlatır, yanı var. İslam dini tarafından içilmesi haram-yasak olan içki tüketildiğinde, şişedeki o sakin halinden eser kalmayıp, insanın duygu ve davranışları değişiyorsa, günümüzdeki spor da batılı-emperyalist güçler tarafından ayrıştırıcı, yıkıcı, yok edici… gibi insanın yaratılış fıtratına aykırı hükümleri bünyesi-içeriğinde barındıracak hale dönüştürüyor. Sporun modernize ediliş şekliyle ülke insanının dini ve kültürel değerlerinin üzerinden bir 'silindir' gibi geçmekte, milli ve manevi değerlerin zarar görmesi, yıkımına neden olmaktadır. Bu durumun önüne geçilmesi için ciddi bir şekilde emek ve çaba gösterilmediği için, böylesi hassas konuyu tekrar tekrar hatırlatma gereği duyuyoruz. Peki, "Böylesi bir sürecin ABD, Meksika ve Kanada'da devam eden 2026 FIFA Dünya Kupası'yla ne alakası var?" şeklinde düşünülebilir! O kadar ilgisi var ki. Devam edelim… Olimpiyatlar, Dünya Kupası, Dünya Şampiyonası, Akdeniz Oyunları, Üniversiteler Arası Dünya Şampiyonları gibi diğer birçok spor organizasyonun kuralları, 1896 yılında Yunanistan'da bir tapınakta (her defasında sormuşumdur niçin cami-mescid değil de tapınak?) fitilin ateşlenmesi, giyim kuşamından yapılış şekli-ortamına kadar, batıl inançlara göre kurallara büründürerek organize edilmeye başlandı, o tarihten bugüne kadar da devam etmektedir. Siz eğer tamamına yakını çocuk ve gençlerden oluşan, performans (yarışmacı) gerektiren spor organizasyonlarına bireysel veya ülke olarak katılmak istiyorsanız, bu Müslüman kimliğine İslami kurallara ters düşen yaptırımlara uymak ve uygulamak durumundasınız. Hal böyle olunca dini ve kültürel değerlerin dikkate alınmayıp hiçe sayıldığı bir sürecin parçası olmaya doğru, bir eğilim göstermekle kalmayıp, çarkın bir parçası-dişlisi halini alıyorsunuz. Sonra deniliyor ki, toplumun değerleri neden ayaklar altında. Bu ezbere düşen yaygaralar bize, Allah'ın (cc) buyurduğu "Başınıza gelen bir musibet kendi yapıp ettikleriniz yüzündendir." (Şûrâ Süresi-30) ayeti kerimesini akla getiriyor… Bakın bugüne futbolun Dünya Kupası olarak tanımlanan organizasyonlarının yapıldığı ülkeler arasında yer alan Mexico City Stadı'nda gerçekleşen açılışta, sözde Dünya'nın müziğinin tanınmış 'popçularının' yer aldığı isimler sahne almış. Meksika ile Güney Afrika arasındaki açılış maçı öncesinde eğlence doruğa çıktığı anlar, spor-futbol adına nelerin yaşanabilecek-yaşatılabilecek 'rezaletler' çarkının-zincirinin bir işaret fişeği aslında. Temmuz ayını ikinci haftasına kadar, yaklaşık bir buçuk ay sürecek bu 'oyun-eğlence', statlarda-sokaklarda yaşanmakla kalmayacak, magazin dünyasının iştahına kabartacak açık-seçik görüntüler ekranlara taşınacak, ülke insanımızın da kıymetli zamanını heba edecek. Böylesi görüntülerin adı futbol-spor olunca ne hikmetse eleştiri boyutu belli bir kesimle sınırlı oluyor. Neden acaba?.? 2026 FIFA Dünya Kupası maçları, toplum olarak bizleri de çepeçevre sarmış durumda. Her yaş grubundan vatandaşımız bu sabah (14 Haziran 2026) oynanan Türkiye-Avusturalya maçına odaklanışına şahit olduk. Dün olduğu gibi bugünde aynı, değişenin aksine artarak devam eden bir süreç. Sözde bitmek bilmeyen bir heyecan-çekişme. 'Ülke takımları kazanırken, vatandaşın bundan kazancı ne olacak? 'sorusu, her defasında belleklerimizdeki yerini koruyor. Tüm bunları düşünürken, düzenli bir hayat için rehber edinmemiz gereken Kur'an-ı Kerim'den şu ayet geldi aklımıza. Allah (cc) buyuruyor ki "Dünya hayatı bir oyun eğlenceden başka bir şey değildir.
15 Haziran 2026 02:07