×Uygulama Logosu

Habokado - Akıllı Haber Özeti

Özetleri Okuyun ve Dinleyin

Çocuklarımızın Eksiklerini Tamamlama Fırsatı

"Mazide şükrünü eda etmediğin nimetlerin şükrünü kaza etmek lâzım." İnsan bazen elindeki nimetlerin kıymetini zamanında takdir edemez. Fakat yaz tatili, bu eksikliği telafi etmek için bizlere sunulmuş büyük bir fırsattır. Çocuk kalbi de böyledir. Bu sebeple yaz aylarını sadece dinlenme ve eğlence zamanı olarak görmek eksik olur. Yaz tatili aynı zamanda çocuklarımızın Kur'ân öğrenmeleri, namaz alışkanlığı kazanmaları, Peygamber Efendimizi (asm) tanımaları, ahlâkî değerleri öğrenmeleri ve Risale-i Nur'dan yaşlarına uygun dersler almaları için çok kıymetli bir mevsimdir. Yaz Kur'ân kursları, camilerdeki eğitim faaliyetleri, Risale-i Nur medreseleri ve aile içinde yapılacak kısa dersler bu eksiklikleri gidermek için önemli imkânlardır. Yaz tatili de çocuklarımızın dinî eğitiminde ihmal edilmiş yönleri tamamlamak, Kur'ân ve iman hizmetiyle onların kalplerini nurlandırmak için bizlere sunulmuş büyük bir fırsattır. Bahçıvan şöyle dedi: "Keşke baştan ihmal etmeseydim. Ama hiç olmazsa kurumasına razı olmayıp yeniden ilgilendim." Çocuklarımız da böyledir.

Rüstem Garzanlı

Kaynak: Yeni Asya

06 Temmuz 2026 00:43

Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız

Yazarın Diğer Yazıları

Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Rüstem Garzanlı

Abdülhamit Oruç Hocayı Yâd Ederken

İlerlemiş yaşına ve ağır sağlık problemlerine rağmen hizmet şevkini hiçbir zaman kaybetmeyen hocamızı, "Kur'ân ve Risale-i Nur hizmetine adanmış bir ömrün sahibi" olarak tarif etmek yerinde olacaktır. Kendisiyle yaptığımız bir röportajda hayat hikâyesini şu şekilde özetlemişti: "1940 yılında, Kırklareli'nin Vize ilçesine bağlı Sergen Köyü'nde dünyaya geldim. Babam imam olduğu için dinî bir atmosfer içerisinde yetiştim. Bu sebeple küçük yaşlardan itibaren dinî ilimlere yöneldim. Öncelikle hıfzımı tamamladım. Daha sonra Kemerburgaz'da ve Fatih'te Arapça ve dinî ilimler tahsil ettim. 1960 yılı Ramazan ayında İzmit Karşıyaka'da fahri Ramazan vaizliği yaptım. Ardından askere gittim ve iki yıl boyunca İzmit Askerlik Şubesi'nde askerlik görevimi yerine getirdim. 1963 yılında terhis olduktan sonra, 1 Şubat 1964 tarihinde Kırklareli Merkez Hızırbey Camii'nde imam-hatip olarak göreve başladım. Yaklaşık yirmi yedi yıl sürdürdüğüm bu görevden 1 Mart 1989 tarihinde emekli oldum. Halen Kırklareli'nde ikamet ediyorum. Biri kız, ikisi erkek olmak üzere üç evladımız bulunmaktadır. Bütün kusur ve noksanlarıyla beraber, Cenab-ı Hakk'ın sayısız nimetlerine mazhar olmuş, bunların şükrünü hakkıyla eda etmekten aciz bir kul olarak kendimi görüyorum. Risale-i Nur'la tanışmış, onun da hakkını tam veremediğini düşünen; buna rağmen 1960 yılından beri bu hizmet yolunda bir şeyler yapmaya çalışan Allah'ın garip bir kuluyum. Bu yolda nice ağabey ve kardeşlerle tanıştım. Onların hüsn-ü zanlarına ve dualarına mazhar oldum. Ahirette kurtuluş için başta Efendimiz Hazretleri'nin (asm) şefaatine, ardından da bu ağabey ve kardeşlerin hayır dualarına muhtaç biriyim." Merhum hocamızın hayatını özetleyen bu ifadelerde dikkat çeken en önemli husus, yaptığı hizmetlere rağmen kendisini daima eksik ve kusurlu görmesi, tevazu ve mahviyetini ömrünün sonuna kadar muhafaza etmesiydi. Röportajın sonunda kendisine, "Okuyucularımıza son bir mesajınız var mı?" diye sorduğumuzda ise Risale-i Nur talebelerine şu tavsiyelerde bulunmuştu: "Risale-i Nur eserlerini dikkatle okumalarını ve derslere devam etmelerini tavsiye ediyorum. Bu eserleri gazete gibi yüzeysel okumamalıdırlar. Bazı bahislerin derin ve ağır olduğunu düşünerek ümitsizliğe kapılmasınlar. Risale-i Nur'u engin bir denize, okuyucularını da balık avlayan kimselere benzetiyorum. Hiçbir balıkçı denizdeki bütün balıkları bir seferde yakalayamaz. Ancak denize çıkmaya devam ettikçe nasibini alır. Risaleleri okuyan kardeşlerimiz de sabır ve sebatla okumaya devam etsinler. Her okuyuşta yeni hakikatler ve yeni manalar elde edeceklerdir." Bu sözler, merhum hocamızın ilim ve hizmet anlayışını en güzel şekilde özetlemektedir. Cenab-ı Hak merhum Abdülhamit Oruç Hocamıza rahmetiyle muamele eylesin.

28 Haziran 2026 00:56

Rüstem Garzanlı

Hizmette İttifak

Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri, "Mesalikte ve meşreplerde ittihat mümkün olmadığı gibi, caiz de değildir.1, Çünkü umûr-u uhreviyede haset ve muzâhemet ve münakaşa olmaz. Münâkaşaya, rekâbete kalkışsa, ibadette riya ve nifak etmiş gibidir."2 Yani herkesin aynı meslek ve meşrepte olamayacağını ifade ederek bu farklılığa cevaz vermiştir. Ancak aynı meslek ve aynı meşrep içerisinde bulunan insanların kendi aralarında ihtilafa düşmeleri, hizmet ruhuna zarar veren ciddî bir problemdir. Peygamber Efendimiz (asm) bile vahyin gölgesinde olduğu halde birçok meselede Ashabıyla istişare etmiş, ümmetine meşveretin ne kadar önemli olduğunu göstermiştir. Bugün birçok hizmet grubunda umumî istişareler yapılmakta, meseleler konuşulmakta ve sonunda ortak kararlar alınmaktadır. İstişare esnasında herkes görüşünü söyler, düşüncesini ifade eder. Aynı meslek ve meşrepte bulunan insanların birbirlerini tenkit ederek yıpratmaları değil, birbirlerinin eksiklerini tamamlamaları gerekir. Hülâsa: Mezhep, meşrep ve hizmet metodlarının farklı olması tabiîdir ve rahmettir. 1-Hutbe-i Şamiye, s. 75.; 2- Age., s. 74.

21 Haziran 2026 00:46

Rüstem Garzanlı

Milân Dağı'ndan, Süphan Dağı Eteklerine Bir Yolculuk

Kurtalan'ın Güneyinde bulunan Milan Dağı'nın eteklerinde, rüzgârın kayalara çarparak eski zamanlardan haber verdiği o coğrafyada, göçebe bir hayatın izleri hâlâ canlıdır. Mayıs ayının on beşinden itibaren göçebeler için adeta tabiat yeniden nefes almaya başlar. Karların çözülmesi, otların yeşermesiyle göç vakti başlar. Göçerler için bu sadece bir yer değiştirme değil, aynı zamanda bir diriliştir. Onlar için hayat şartı eskiye nazaran kolaylaşmış ise de gene de göçebe hayatı adı üzerinde... Dört- beş ay boyunca burada hayat yeniden kurulur. Ve göçerler için dönüş vakti gelir. Aynı yollar, aynı dağlar, aynı izler… Göçerler için hayat, sadece yaşamak değil, aynı zamanda anlamaktır. Her mevsim bir ders, her göç bir hikâyedir.

13 Haziran 2026 01:14

Rüstem Garzanlı

"Arayana Değil Aratana Bakarım"

Hâlbuki geçmişte insanların gönül dünyasında bambaşka bir anlayış vardı: "İyilik, Allah rızası için yapılır." Ali Efendi ise "Burası taksi durağı değil" deyip telefonu kapatmaz. "Ücret almayın, ben öderim" der. Fakat Ali Efendi'nin verdiği cevap, aslında bu kıssanın en derin mesajıdır: "Ben arayana değil, aratana bakarım." Bu söz, sadece güzel bir nezaket değil; aynı zamanda derin bir iman ve tevekkül anlayışıdır. Ona göre Allah, bir insanın ihtiyacını gidermek için bazen başka kullarını vesile eder. "Sağ elin verdiğini sol elin bilmemesi" gibi, insanın yaptığı hayrı sadece Allah'ın bilmesi yeterlidir. Tatlıcı Ali Efendi'nin tavrı bize şunu hatırlatıyor: İnsan bazen hiç tanımadığı birinin derdine çare olabilir. Böyle bir zamanda Tatlıcı Ali Efendi gibi insanların hatıraları, bize kaybettiğimiz insanlığı yeniden hatırlatıyor.

09 Haziran 2026 00:36

Reklam Vermek İçin Tıklayınız

İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Rüstem Garzanlı

Kurban Bayramı'nın Fazileti

Kurban Bayramı, İslâm dininin en büyük şeâirlerinden ve en ulvî ibadet zamanlarından biridir. Bu mübârek günler, yalnızca bir bayram sevincinden ibaret değildir. Kurban ibadeti, sadece bir hayvan kesmek değildir. Bu büyük hadise, Allah yolunda fedakârlığın ve sadakatin sembolü hâline gelmiştir. Günümüzde insanlar sadece maddî yardıma değil, aynı zamanda şefkate, ilgiye ve kardeşlik duygusuna da muhtaçtır. Kurban Bayramı ise bu hakikatlerin fiilen yaşandığı mübarek günlerdir. Bayram günlerinde yükselen tekbirler, camilerde omuz omuza duran insanlar, ziyaret edilen anne babalar ve sevindirilen çocuklar; İslâm'ın rahmet yönünü gösteren en güzel manzaralardır. Netice olarak Kurban Bayramı ibadetle yardımlaşmayı, teslimiyetle merhameti birleştiren büyük bir rahmet mevsimidir. Kurban Bayramı da bu ihtiyaçlara cevap veren İlâhî bir rahmet kapısıdır.

25 Mayıs 2026 00:29

Rüstem Garzanlı

Fânî Dünyadan Bâkî Aleme Yolculuk

İzmir'de Hasan Şen, Batman'da Hacı Miraza Demir ve İstanbul'da Yeni Asya gazetesi Yayın Yönetmeni Abdullah Eraçıkbaş ağabeyimizin vefat haberleri, Risale-i Nur camiasında derin bir teessür meydana getirdi. Merhum Abdullah Bey ile vefatından yalnız bir gün önce, Hacı Mirza ağabeyin vefatı münasebetiyle WhatsApp üzerinden muhaberemiz olmuştu. Konuşmalarında dikkat çeken en mühim hususlardan biri kırıcı olmaması, olumsuz bir meseleye bile doğrudan "hayır" dememesi ve meseleleri yapıcı bir üslupla olumlu bir noktaya taşımaya çalışmasıydı. Bir gün sonra vefat haberini duyduğumda gerçekten sarsıldım. "Ölüm, ehl-i iman için bir yok oluş değil; fânî dünyadan bâki âleme geçiştir." Hizmetle geçen bir ömür ise insanın ardından bırakabileceği en kıymetli mirastır. Başta merhum Abdullah Eraçıkbaş olmak üzere Hasan Şen ve Hacı Mirza Demir ağabeylerimize Cenab-ı Hak'tan rahmet; ailelerine, yakınlarına ve bütün camiaya sabır ve başsağlığı diliyorum.

21 Mayıs 2026 00:48

Rüstem Garzanlı

Bir Ânın Pişmanlığı

Bizi uzaktan izleyen yaklaşık 60 yaşlarında bir adam "Niye hanıma yardımcı olmuyorsun?" diye sordu. Benden bir cevap bekliyordu, sessiz kaldığım için "Herhalde sizi rahatsız ettim kusura bakma" deyip yanımızdan ayrıldı. Bu hatırada insanın içine dokunan çok ince bir ders var. Görünüş ile hakikat arasındaki fark… Said Nursî Hazretleri, insanın zâhire bakarak hüküm vermesinin çoğu zaman hataya götüreceğini anlatır. İyi niyet bile olsa, acele hüküm incitebilir. Çünkü bazen izah etmek yerine susmak, karşı tarafın hatasını kendi içinde fark etmesine vesile olur. Bu olay aslında küçük gibi görünse de büyük bir hakikati gösteriyor: Daha sonra onun yaptığı teklifin iyi niyetinden olduğunu fark ettim. Zaman zaman karşılaştığımız noktadan geçerken "Keşke adamı görseydim özür dileseydim," diye içimde geçiyor. O an fark edilmeyen bir incelik, sonradan kalpte bir sızıya dönüşür.

10 Mayıs 2026 00:36

Rüstem Garzanlı

Şenköy'de Berivânlar Ve Koyun Sağımı

Her koyunun bir huyu, bir alışkanlığı vardır. Sağım sadece bir iş değil, aynı zamanda bir bağdır. İnsan ile hayvan, emek ile bereket arasında kurulan sessiz bir bağ… Berivânlar, bêrî'ye (sağıma) giderken sanki bir bayram, bir Nevruz şenliğine gider gibi rengârenk elbiseler giyer kültürel güzelliklerini baharın gülistanlarına yansıtırdı. Bêrîvanların sesi, koyun-kuzu sesi birbirine karışırdı. Çocukluk yıllarımdan hiç unutamadığım özlem duyduğum Bêrîvanların "Bêrî" günleri…. Bir yandan sağım yapılırken, diğer yandan Milân dağının serin rüzgârı yüzlere vururdu, uzaklarda kar sularının eridiği Şenköy'ün ovasına akarken, kuşların sesi bu tabloya eşlik ederdi. O sütler sonra yoğurda, peynire, tereyağına dönüşür, her biri ayrı bir emek, ayrı bir sabır ister. Bêrîvanlar için bahar, hem yük hem de berekettir. Ama hâlâ bazı dağ köylerinde, göçebe hayatını halen sürdüren (göçerler) bahar geldiğinde aynı ritim, aynı emek, aynı sadelik devam ediyor. Özledim, Şenköy'ün o eski günleri!

30 Nisan 2026 00:46

Rüstem Garzanlı

Gülistan Anneden Bir Diriliş Hikâyesi

Bahar mevsimi, Risale-i Nur eserlerinde yalnızca bir mevsim değil, adeta haşrin, dirilişin ve İlâhî kudretin gözle görülür bir tecellisi olarak ele alınır. Bediüzzaman bu manzarayı "yüz binler kitap hükmünde" olarak ifade eder. Bediüzzaman bu noktada, baharı "küçük bir kıyamet ve haşir numunesi" olarak değerlendirir. Güller nasıl İlâhî rahmetin birer tecellisi ise, Gülistan annemin hayatı da o rahmetin yaşayan bir aynasıdır. Gülistan olmak, sadece çiçeklerle dolu bir bahçeye sahip olmak değil, gönüllere huzur veren, iman kokusu yayan bir hayat sürmektir. Bu gülistan içinde insan da bir çiçek gibidir. Kuruyan dalların yeniden yeşermesi, en zor şartlardan sonra bile bir dirilişin mümkün olduğunu gösterir. O, her günüyle adeta baharın "rahmet tebessümünü" taşıyan bir ömür sürmüştür. Hem bir çınar, hem bir gülistan, hem de yetiştirdiği birçok Nur talebesinin annesidir.

16 Nisan 2026 00:52

Rüstem Garzanlı

Bu Dünya Bu Nizâ'ya Değmez

Kurt ile kuzu bahanesi misali ABD, müttefiklerini koruma adına "İran'ın tehdit oluşturduğunu" İsrail de sözde vaat edilmiş topraklar bahanesiyle İran dahil Orta doğuda bulunan devletlere ABD'in de gücünü arkasına alarak birlikte Filistin, Gaze, Suriye ve İran'da büyük katliamlar yapıyorlar. Oysa dünya, insanın eline verilmiş geçici bir emanettir. Yeryüzünde kopan fırtınalara, devletleri sarsan ihtiraslara, sıradan insanların gönlünü yakan küçük hesaplara bakınca insanın dilinden aynı cümle dökülüyor: "Bu dünya bu nizâya değmez." İnsanlığın asırlardır bitmeyen çekişmeleri, siyasetlerin gölgesinde büyüyen ihtilaflar, toplumları yoran kavga ve rekabettir. Oysa dünya bir imtihan meydanıdır; sonsuzluk burada değil, ötesindedir. O hâlde bu dünya, uğruna kırılacak kalplere, yıkılacak dostluklara, dökülecek kanlara değmez. Dünya ise bir günlüğüne konaklanıp yeniden göçe çıkılan bir han gibidir. Bediüzzaman'a göre insanların çekişmesinin temel nedeni "nefis ve hubb-u dünya", yani aşırı dünya sevgisidir. Bir insanın kalbini kırmak, bir dünyayı yıkmak gibidir; bir gönül yapmak ise dünya kadar kıymetlidir. Bundandır ki "Bu dünya bu nizâya değmez" demişler.

08 Nisan 2026 00:26

Reklam Vermek İçin Tıklayınız

İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Rüstem Garzanlı

Vefayı Terk Etme!

Bu yüzden birçok kişi gördüğü bir cefa sebebiyle geçmişteki bütün iyilikleri unutur. Oysa bu durum, insanın kendi karakterini zayıflatır. Bu sebeple Hafız-ı Şirazî "Cefa yüzünden vefayı terk etme" diyerek insanın gördüğü cefayı değil, yaptığı vefayı esas alması gerektiğini vurgulamıştır. Çünkü vefa başkasının davranışına bağlı bir erdem değildir; vefa, insanın kendi karakterinin bir yansımasıdır. Toplumların ayakta kalmasında da vefanın büyük bir rolü vardır. Said Nursî Hazretlerine göre vefa, bir insandan görülen küçük kusurlar yüzünden geçmişteki büyük iyilikleri unutmamaktır. O bu hakikati şu manaya gelen ifadelerle anlatır: "İnsanın hayat-ı içtimaiyesini ifsad eden bir desise-i şeytaniye şudur ki: Bir mü'minin bir tek seyyiesiyle, bütün hasenatını örter. Şeytanın bu desisesini dinleyen insafsızlar, mü'mine adavet eder." 1 Bu anlayışa göre insan, bir kardeşinin hatasına takılıp kalmamalı; onun iyiliklerini ve güzel taraflarını da görmelidir. Hülâsa: İnsanlar kırabilir, haksızlık yapabilir veya nankörlük gösterebilir. Fakat bütün bu olumsuzluklara rağmen vefayı kaybetmemeli; aksine vefa ile kendi karakterini ve insanlığını korumalıdır. 1- Lem'alar, 13. Lem'a.

31 Mart 2026 00:36

Rüstem Garzanlı

Bayramlar, Umutların Yeniden Yeşerdiği Günlerdir

"Evet, Ramazan-ı Şerifte, güya âlem-i İslâm bir mescid hükmüne geçiyor. Öyle bir mescid ki, milyonlarla hafızlar, o mescid-i ekberin köşelerinde o Kur'ân'ı, o hitab-ı semavîyi arzlılara işittiriyorlar." 1 Bu ifade Ramazan ayının bütün İslam dünyasında ortak bir ibadet atmosferi oluşturduğunu, Ramazan Bayramı ise bu ibadettin sonunda elde edilen huzur ve kardeşliğin toplumla paylaşıldığı müstesna manevi bir sevinç ve mükâfat günüdür. Ramazan Bayramı'nın önemli yönlerinden biri de yardımlaşma ve paylaşma duygusudur. Bu yönüyle Ramazan Bayramı sadece bireysel bir sevinç değil, aynı zamanda toplumsal barış ve kardeşliğin yeniden canlandığı önemli bir zaman dilimidir. Ramazan ayı boyunca sabrı, merhameti ve paylaşmayı öğrenen müminler için bayram; sadece bireysel bir sevinç değil, aynı zamanda mazlumları hatırlama ve kardeşlik bağlarını güçlendirme günüdür. Ramazan Bayramı'nın başta ülkemiz olmak üzere bütün İslâm âlemine ve insanlığa barış, huzur ve kardeşlik getirmesini temenni ediyor, bayramın kalplerimize umut ve dirayet vermesini diliyorum. 1- 29. Mek.

20 Mart 2026 00:34

İletişim Formu

captcha

Kişisel verilerinizi işlemekte ve kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen çabayı göstermekteyiz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin bilgilere aydınlatma metnini ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.

Değerlendirme için işlemin sonucunu girin:

captcha