×Uygulama Logosu

Habokado - Akıllı Haber Özeti

Özetleri Okuyun ve Dinleyin

Biraz Geç Oldu Ama Anladılar...

Ankara'daki NATO Liderler Zirvesi arifesinde müttefik ülkelerden Türkiye'ye yönelik müthiş bir övgü bombardımanı (!) var... Mesela Almanya Savunma Bakanı Pistorius, Türkiye'yi "Çok ama çok önemli bir NATO ortağı" olarak nitelendirdi. Belçika Savunma Bakanı Francken, "NATO'nun Türkiye'ye ihtiyacı var" dedi. Hemen her konuşmasında Türk savunma sanayisinin İttifak'ın caydırıcılık ve savunması için gerekli çıktıyı sağladığını vurgulayan NATO Genel Sekreteri Rutte de "Türkiye NATO açısından son derece önemli bir ülke" sözleriyle bunu pekiştiriyor sürekli. Bugün Türk savunma sanayine, Türk ordusuna övgüler yağdıran Almanya, 90'lı yıllarda Leopard tankları ya da zırhlı personel taşıyıcı BTR'leri, hatta patenti kendilerine ait olan, Türk askerinin temel muharebe silahı G -3 piyade tüfeğinin bile terörle mücadelede kullanılmasına karşı çıkıyordu. Türkiye NATO için bir kanat ülke değil, merkez ülke konumunda... Türkiye, NATO 3.0 sürecine derinlikli katkılar sunacak tüm donanıma da fazlasıyla sahip. Dolayısıyla övgüler hoş, iyi de asıl kritik nokta "Size ihtiyacımız var ama bize ihtiyacınız olduğu zaman yokuz" kafasındakilerin "Bir halt yedik, kusura bakmayın" durumuna evrilmeleri aslında...

Tunca Bengin

Kaynak: Milliyet

06 Temmuz 2026 11:08

Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız

Yazarın Diğer Yazıları

Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Tunca Bengin

Chp'deki Çoklu Krizler!..

Her bir kriz de çoklu nedenlerden kaynaklı.. Mutlak Butlan kararı en önemlisi olabilir ama CHP'deki siyasi manzara sadece bir mahkeme kararıyla açıklanabilecek bir mesele değil... Kılıçdaroğlu ile Özel nedeni ne olursa olsun çok kötü yönettiler, yönetiyorlar krizleri.. Gelinen noktada CHP'den kopuşa dair bir irade, hareketlilik söz konusu ama bu iradeyi frenleyen ve parti içinde mücadeleyi savunan çizginin, kesimin de oldukça kuvvetli olduğunu görmek gerekir... Mesela Muharrem İnce, Cumhuriyet Halk Partisi'nden ayrılmayacağı ve partide kalacağı sinyalini verdi. Hemde "Ben partiden ayrılmanın zorluğunu yaşadım" diyerek... Belki daha başkaları da açıklayacaktır yakın zamanda... Ama bir parti kurulacaksa bunun lideri kim olacak meselesi var bir de. Özel, taraftarları ve partinin ağırlığı benden yana dediği tabandan Kılıçdaroğlu' na yönelik kuvvetli bir eleştiri bombardımanı oldu, hala da öyle ama milletvekilleri ve belediye başkanları açısından baştaki hararet düzeyi azalmış gibi... Mutlak Butlan kararından üç gün sonra yapılan Grup Başkanı seçiminde Özel 110 milletvekilinin oyuyla seçildi... Şu andaki tartışmalara baktığımızda olası bir ayrılıkta Özel ile birlikte hareket etmesi beklenenlerin sayısının 80'lere indiği, hatta daha da düşük olduğunu savunanlarda var.. Sürenin uzaması durumunda da ayrılma kararı verecek olan milletvekili, belediye başkanları sayısının daha da düşeceğine dönük iddialar da bulunuyor... Bizim liderimiz Özel, haksızlığa uğradık, biz siyasi mücadele üreteceğiz, rüzgarda bizden yana demek tamam ama hangi siyasi stratejiyle, ideolojiyle olacak?... İmamoğlu, Özel başta değişimci hareketin büyük kısmı Kılıçdaroğlu'nu uzun yıllar süren Genel Başkanlığı döneminde hiç eleştirmemişler, hatta her hal ve şartta koşulsuz destek verir pozisyondaydılar mesela...

04 Temmuz 2026 11:07

Tunca Bengin

Türkiye Neden Savaşa Hazırlansın Ki!..

Bu jeopolitik ve jeostratejik ağırlık, ülkenin çok boyutlu politikalarıyla her geçen gün daha da artıyor.. Değişen jeopolitik dengelerle birlikte barış diplomasisi ve stratejik konumuyla bölgesel bir güç olmanın ötesine geçerek küresel etkili bir aktör konumunda Türkiye artık... Güçlü ordusu, modern askeri kabiliyetleri, gelişmiş savunma sanayiiyle 70 yılı aşkın süredir NATO'nun güvenliğine katkı sunan müttefiklerin başında yer alıyor. Ankara'daki NATO Zirvesi'ne "Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a duyduğu saygıdan dolayı" katılacağını söyleyen ABD Başkanı Donald Trump'da "Türkiye'nin çok güçlü bir ordusu ve devasa bir savunma sanayi tabanı var" sözleriyle bu gerçekliği bir kez daha duyurdu zaten... Türkiye'nin askeri gücü, barışçıl diplomasisi sadece NATO ve AB'nin etki alanıyla da sınırlı değil... Türkiye, dünyada en çok diplomatik temsilciliği olan 5'inci ülke konumunda, geniş diplomasi ağıyla... Ama bunlara rağmen Katil Netanyahu, soykırımcı İsrail ve şu sıralar yancısıYunanistan kimi zaman Türkiye'ye yönelik boylarından büyük tehditkâr sözler sarf ediyor, kimi zaman da gerçeği kabullenip sanki övüyormuş havasında "NATO üyesi Türkiye, ittifakın en büyük ikinci ordusuna sahip, Kafkasya'dan Orta Doğu'ya etkisi artan bölgesel bir güç konumuna yükseldi" diye mazlumu oynuyorlar akıllarınca... Netanyahu İsrail'in yok edilme, Miçotakis de Yunanistan'ın işgal edilme tehditleri altında olduğu hezeyanlarıyla ağır bir şizofrenik vaka halindeler.. "Sakın benimle dalaşmaya yeltenmeyin, aklınıza bile getirmeyin, gücümü, sabrımı test etme gibi bir çılgınlığa kapılmayın" uyarısı sadece..

02 Temmuz 2026 10:45

Tunca Bengin

İki Chp'de De Kaybet Kaybet Kaygısı!..

An itibarıyla konuşulanlar "yeni partinin adı şu mu olacak yoksa bu mu" üzerine daha çok... Bu anlamda özellikle Özel ve ekibinden gelen açıklamalar "Ayrılırsak CHP'nin sadece logosu kalır, oyları yüzde2-3'ü geçmez, bizde 30-35'lerde bir oranla ana muhalefet oluruz" gibi oldukça iddialı... Kılıçdaroğlu cephesinin görüşü ise tam aksi yönde ve "Seçmen nezdinde aslolan CHP markası" şeklinde... Ortak çözüm üretmek yerine, "Sen git, ben geleyim" mantığıyla hareket ediyorlar. "O koltuk benim hakkım" kavgası yani... Her ikisinin çevresindekilerde bunu bilerek, isteyerek körüklüyorlar çünkü onların da kendi "koltukları" söz konusu. Yok öyle değil, olsa 103 yıllık CHP'nin kurumsal kimliğinin bu kadar yıpranmasına izin vermezler, oturup bu sarmaldan ortak bir çıkış yolu aramaları gerekirdi... Özellikle de Özel'in son yerel seçim başarısına değinerek her fırsatta "CHP'yi birinci parti yaptım' sözleri üzerine… Onlar da şöyle diyorlar: "Evet CHP yüzde 37.8 gibi yüksek bir oy aldı. Özel'in bunu iktidar yürüyüşünü önlemeye yönelik kumpas olarak yorumlaması kendi tabanında kopmaya sebebiyet vermeyebilir belki ama karşı mahalleden beklenen oylara dönük hesapların tutması zor..." Yani Özel bırak CHP'deki karşı tarafı kendi oy beklentilerinde bile ciddi anlamda yanılabilir... Oda iki ayrı CHP'nin desteği olur varsayımına dayalı yine... Gitmek mi yoksa kalmak mı ikilemindeki kafa karışıklığı, tereddüt halinin nedeni de bu zaten...

29 Haziran 2026 07:17

Tunca Bengin

Süreci Kim Baltalıyor?

Terörsüz Türkiye-Terörsüz Bölge hedefinde, yepyeni bir aşamaya geçiliyor. "Önce silah bırak, sonra çerçeve yasa" modelinin bir nebze esnetilerek eş zamanlı bir sürece geçilmesi planlanıyor. Ancak, başarıya giden yollarda hangi enstrümanların kullanılacağı ya da izlenecek yol-yöntem söz konusu olduğunda farklı düşünceler, hatta endişe odaklı tepkisel yaklaşımlar da var, olabilir.. Dolayısıyla eğer partiler Meclis komisyonunda birlikte çalışma pratiklerini bundan sonraki aşamada da devam ettirirlerse özellikle de varılmak istenen terör örgütüne silah bıraktırma ana hedefine dönük yapılmak isteneni kendi tabanlarına rahatlıkla anlatabilirler... Ama böylesine hassas, kırılgan bir süreçte DEM Parti İmralı'daki teröristbaşı Abdullah Öcalan'ın özgürlük talebiyle daha önce ertelenen dört ildeki mitinglerinde ısrar ediyor... Türkiye'nin Dünya Kupası'nda ilk iki maçta gol atamamasını "ırkçı, milliyetçi ve şoven duyguların dayatılması" sonucu olarak yorumladı. "Kürt sorunu, Kürt gençlerinin akranlarıyla spor sahalarında yarışabilme sorunudur" diye zırvaladı hastalıklı kafasıyla... Irkçılık suçlamasıyla, ırkçılık yapıp, Milli Takım üzerinden nefret kusarak Türkiye'nin kılcal damarlarına dokunmak için açıklamalar yapıyor aklınca... Terörsüz Türkiye sürecini kimlerin baltalamak niyetinde olduğunu göstermesi açısından önemli sadece... Yine bir başka teröristbaşı PKK'nın Suriye kolu SDG Komutanı Mazlum Abdi de Avrupa turu yaptı!..

27 Haziran 2026 07:07

Tunca Bengin

Aldım Verdim Ben Seni Yendim!

Özgür Özel, "CHP'li milletvekillerin çoğunluğu benimle" deyip grup toplantısı anlamında "mutlak hakimiyet" havasında... İhraç edilen, görevden alınan, yeni atamalar yapılan il başkanları var. Parti demek sadece Meclis grubundaki vekillerden oluşmuyor.. 81 il ve yüzlerce ilçe örgütü bulunuyor ve teşkilata hakim olmak çok önemli.. Bu CHP için de geçerli... Herkes tarafına çekmeye çalışıyor, CHP'de şu sıralar paylaşılamıyor. "CHP'den ayrılmam, kalıyorum" dese bir problem, "Kurulacak yeni bir partiye giderim" dese bir başka problem.. Dolayısıyla şu an CHP'deki tek sabit figür Mansur Yavaş... Son İzmir İl Başkanlığı örneğinde olduğu gibi... Bu çelişkilerden kaynaklı İmamoğlu ize Özel arasında yol ayrımı olabileceği iddiaları dahi var. Diğer taraf ise MYK, YDK üzerinden ihraç ve atamalara odaklı örgüt dizaynıyla yepyeni bir CHP kadrosu kurma hesabında... Hani eskilerde mahalle maçları öncesinde takım kaptanlarının, adam seçmek, ilk adam seçme hakkını kazanmak maksadıyla karşılıklı birbirlerine adımlayarak yaptıkları "aldım verdim ben seni yendim" diye en güçlü takımı kurma ritüeli vardı ya aynen ona benzer bir durum söz konusu...

25 Haziran 2026 07:01

Tunca Bengin

Trump'la Bibi'nin Simbiyotik Bağı!

ABD basınında yer alan iddialara göre; Donald Trump ile "Bibi" lakaplı Binyamin Netanyahu arasında küfür ve hakaretlerin havada uçuştuğu telefon görüşmeleri oluyor.. İsrailli bazı aşırı sağcı bakanlar ile ABD yönetimi arasında da kamuoyuna yansıyan ağır sözlü atışmalar da yaşandı, yaşanıyor. Trump'ın,"ABD olmasaydı, İsrail olmazdı" çıkışıyla aralarında "Ben olmasaydım, sen olmazdın" çekişmesi, gerilimi de başladı.. ABD Başkan Yardımcısı Vance'in, "Son üç ay içinde vatanınızı koruyan savunma silahlarının üçte ikisi Amerikan elleriyle üretildi ve Amerikan vergi mükelleflerinin paralarıyla ödendi" sözleriyle de gerilim ivmesi hepten pik yapmış durumda... İsrail'in Gazze'deki katliamına destek veren önceki ABD Başkanı Joe Biden da on binlerce insanın katliamında kullanılan bombaların ABD'den gönderildiğini itiraf ederek, frenleyemediği Netanyahu'ya "Eğer Refah'a giderlerse, artık silah, mühimmat vermemek" gibisinden uyarılarda bulunmuştu bir zamanlar. İran ile 12 günlük savaş sırasında da 15 milyar dolarlık daha takviye yapıldı... Şöyle ki: Biri her iki tarafın da yarar sağladığı "mutualizm", diğeri bir tarafın yarar sağladığı diğerinin ne zarar nede yarar anlamında etkilenmediği "kommensalizm" ve bir tarafın yarar sağlarken diğerinin zarar gördüğü "parazitizm" olmak üzere üç ayrı versiyon bulunuyor.. Bu durumda İran ile savaşta ilk başlarda ABD ve İsrail arasındaki simbiyotik ilişkide mutualizm versiyonunun ağır bastığı görülüyor. Yani Uluslararası ilişkiler ve siyaset biliminde ABD-İsrail arasındaki ilişki için yapılan iki tarafın da birbirine derin bağımlılığını vurgulayan bir "simbiyotik (karşılıklı yarar sağlayan) ortaklık tanımlaması şu sıralar "Ben olmasaydım sen olmazdın" çekişmesine evrilmiş durumda.

22 Haziran 2026 09:08

Tunca Bengin

Gönderilmiyor Gönüllü Gidiyorlar...

Geri dönüşler gelişler gibi kitlesel olmasada haftada 2-3 bin kişi gidiyor.. Ülkede 4 milyon civarındaki Suriyeli sayısı şu anda resmi verilere göre 2 milyon 200 binlere gerilemiş durumda.. Suriyelileri otobüslere bindirip davul zurnayla "güle güle" demek ya da Batı sınır kapılarını açıp, diledikleri yerlere gitmeleri için yol vermek gibisinden seçenekler konuşuldu, polemik konusu oldu. Yollara, bilboardlara "Suriyeliler Gi-de-cek" afişleri asıldı. Yine o zamanlarda yapılan bazı akademik çalışmalarda "2017'de 'Ben kesinlikle geri dönmem' diyenlerin oranı yüzde 16'ydı, 2019'da bu yüzde 51'e çıktı. Şu an bu yüzde 77-78'lerde. Yani kendileri gönüllü asla geri dönmeyecekler, bu çok net"gibinden son derece iddialı tespitler söz konusuydu. Ana teması "Herkes Güvende Olana Kadar"diye belirlenen 20 Haziran 2026 Dünya Mülteciler Günü'nde de temenni bu olumlu gelişmelerin yurtlarından, yerlerinden edilen tüm insanlara yansıması...

20 Haziran 2026 09:06

Tunca Bengin

Zamanında Konuşsaydınız Ya!..

Son cumhurbaşkanlığı seçiminden bu yana üç yıl geçti, yenisinin zamanı yaklaşıyor ama Türkiye'yi yönetmeye talip olduğunu söyleyen ana muhalefet partisi CHP hep kişiler ve onlara bağlı hesaplar üzerine konuşmaktan, ülke sorunlarına, sokağın, vatandaşın sıkıntılarına çözüm üretmek ya da umut olmak noktasına gelemiyor bir türlü... Özellikle de Kılıçdaroğlu'na yönelik olarak... Şimdi birçoğu Özel'in en yakınındalar ve doğrudan 2023'deki cumhurbaşkanı adaylığı süreciyle ilgili Kılıçdaroğlu'na dönük bilerek "seçimi kaybetme" suçlamaları yapıyor ve itiraflarda bulunuyorlar.. Dün yanında duranlar, bugün karşısındalar... Nedir o? Kılıçdaroğlu'nun CHP'sine "siz muhalefet partisi değilsiniz" suçlamasıyla kendilerinin de kandırıldığını seçmene anlatmaya, ikna etmeye çalışacaklar.. Şimdi de ortam karışınca hepsi bir anda 13 yıllık genel başkanları Kılıçdaroğlu'nun "proje" olduğunu farketmişler!.. Bunların hepsi CHP'nin iç sorunu... Kılıçdaroğlu kendileri gitsin diye bekliyor, Özel ve ekibi de mağduru oynamak adına CHP'den ihraç edilmeyi istiyor, zorluyor. El birliğiyle "kaybet, kaybet" oyunu oynuyorlar yani... 103 yıllık CHP'nin kurumsal kimliğini daha da yıpratmak...

18 Haziran 2026 08:39

Tunca Bengin

Chp'nin Salı Sendromu!..

Ama Özel'in de "atama olmaz" itirazıyla kapalı bir grup toplantısında o koltuklar için seçim gerçekleştireceği konuşuluyor... Bu nedenle CHP Genel Merkezi'nden TBMM'ye yapılan başvurular da oldu... Kılıçdaroğlu Söğütözü'ndeki CHP Genel Merkezi'nde, Özel ise TBMM'deydi... İki ayrı CHP'nin taraftarları karşı karşıya gelebilirler... Bundan kaynaklı olarak da CHP'de stres, kaygı ve motivasyon eksikliği söz konusu. Buna tam anlamıyla CHP'nin "Salı Sendromu" denilebilir. Her ne kadar saflar belli gibi olsa da İki taraf da milletvekillerine baskı uyguluyor "bizimle beraber hareket et" diye... "Hep birlikte olacağız, herkesin adaylığı garanti listelerde" vaatleriyle... Özellikle de kararsız kalanlara dönük yoğun bir markajla "önümüzde seçim var kendinizi, koltuklarınızı riske atmayın" mesajları yollanıyor... Bir tarafta 103 yıllık CHP, gönül bağı, diğer tarafta Özel ve ekibince sıkça dillendirilen iddialı anketlere dayalı yeni bir parti macerası var... Bunların hepsi CHP'de süren bir "psikolojik savaşın" cepheleri ve olasılıklar. Kılıçdaroğlu ile Özel nedeni ne olursa olsun çok kötü yönettiler, yönetiyorlar CHP'deki krizi... CHP'lileri karşı karşıya getiriyor...

15 Haziran 2026 07:18

Tunca Bengin

Bir Şamar Alayına Yeter...

İsrail ve Yunanistan kimi zaman Türkiye'ye yönelik boylarından büyük tehditkâr sözler sarf ediyor, kimi zaman da gerçeği kabullenip sanki övüyormuş havasında "NATO üyesi Türkiye, ittifakın en büyük ikinci ordusuna sahip, Kafkasya'dan Orta Doğu'ya etkisi artan bölgesel bir güç konumuna yükseldi" diye mazlumu oynuyor… Bu bağlamda Türkiye'ye karşı özellikle sosyal medya üzerinden yürütülen aşağılık bir kampanya da var.. Yahudi, Rum, Ermeni lobileri eşgüdüm halinde Başkan Trump, Pentagon ve Dışişleri Bakanlığı'nı etkilemek amacıyla yoğun baskı yapıyor. Mesela İsrailli bir gazeteci Beyaz Saray'da Trump'a daha yeni "Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail'i tehdit etmeyi sürdürüyor. Sizce İsrail ile Türkiye arasında bir çatışma çıkma ihtimali var mı? Ayrıca Türkiye'ye F-35 satacak mısınız" diye provokatif bir soru yöneltti. Trump'ın verdiği ve hiç beklemedikleri cevap da daha önceki benzer sorularda olduğu gibi yine aynıydı: "Cumhurbaşkanı Erdoğan, benim çok iyi bir dostum ve birlikte çok iyi çalıştık. Onu seviyorum. Kendisi müthiş bir lider ve çok güçlü bir kişi. Böyle bir şey duymadım. Türkiye ile böyle bir şeyin olacağını sanmıyorum. O bana saygı duyuyor, ben de ona saygı duyuyorum. Bunun da ötesinde, aramızda iyi bir dostluk var..." Günde üç kez fikir değiştiren, farklı şeyler söyleyen, öngörülemeyen biri olarak bilinen, tanınan Trump söz konusu Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Türkiye olduğunda hep istikrarlı bir görüntü veriyor yani... Trump tarafından sürekli "akıllı ol" diye uyarılan Netanyahu'nun asıl karın ağrısı da bu zaten… Aldığı gazla da katil Netanyahu ve Siyo-Nazi bakanları Türkiye'yi hedef alarak "Türkiye çok ağır bir bedel ödeyecek; İran'dan daha kötü bir duruma düşecek" gibi abuk sabuk çıkışlar yapıyorlar. Sanıyorlar ki; Trump'ı uyutup kandırırsak, Türkiye'yi frenleyebiliriz... Gerçek olan açık ve net: Türkiye ısrarla ve büyük bir sabırla "akıllı olun" diye uyarıyor.

13 Haziran 2026 10:56

Reklam Vermek İçin Tıklayınız

İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Tunca Bengin

İki Ayrı Chp Ötesinde Bir Durum!...

İki ayrı CHP'deki gerilim, kavgalarla bu da eklendi Meclis literatürüne artık.... İki ayrı CHP'de fikri, ideolojik değil isimler üzerindeki bölünmeden kaynaklı manipülatif bir gerilim yani... Kılıçdaroğlu kendisine yapılan haksızlığın mahkeme yoluyla giderildiğini düşünüyor, CHP'yi arındırma mesajı veriyor. Özel ise "Ben seçilmiş Genel Başkanım" diyor ve sert üslubuyla kendisini ve adamlarını ihraç ettirmeye zorlayarak CHP içindeki bu çatışmayı, çıkmazı sokaklara yaymak gibi bir düşünce, anlayış ortaya koyuyor... Gelinen noktada iki kitlenin birbirlerine çok da iyi duygular beslemeyerek baktığını görüyoruz... İki ayrı parti ötesinde bir durum söz konusu... İki ayrı parti olsa yarın bir gün Mecliste kendilerine ayrılan yan yana bölümlerde otururlar, zaman zaman tansiyon yükselmeleri, hafiften itiş kakış bile olabilir belki ama, şu anki manzarada değil yüzyüze gelmek birbirlerinin isimlerini duymaya bile tahammülleri yok... Kesin ihraç istemiyle 9 vekilin Yüksek Disiplin Kurulu'na sevkedildiği ve yeni bir parti olasılığının ivmelendiği ortamda bu gerilim, ayrışmanın daha da keskinleşeceği, bununda seçmen, tabandaki kırılmaları, öfkeyi tetikleyeceği açık... Parti içi kısır çekişmeler nedeniyle o taraf, bu taraf fark etmez siyasi aktörlerin birbirleriyle hesaplaşma adına, kendi taraftar kitlelerini de karşı karşıya getirmeleri toplumsal barış, huzur adına büyük bir risk oluşturuyor. Öyle ya da böyle her neyse bakalım bir arada oturup CHP meselelerini konuşabilecekler mi yoksa kavgayı kaldığı yerden devam ettirip, tabanı da hepten ayrıştıracaklar mı?...

11 Haziran 2026 10:55

Tunca Bengin

Ateşkesleri Bile Kan Ve Gözyaşı...

ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a saldırmasıyla başlayan savaşta Washington ve Tahran kağıt üstünde 8 Nisan'dan beri ateşkes halinde!.. ABD Başkanı Trump sürekli bu kez oldu, oluyor deyip zaman dahi koyuyor," İran'dan çok kısa sürede ayrılacağız" gibisinden mesajlar veriyor. Sadece "tek bir ABD askerinin bile ölmesi halinde"diye koyduğu bir kırmızı çizgi var. Ama ABD bir yandan da kafasına göre istediği anda, istediği yeri kendince belirlediği bahanelerle vuruyor... Mesela daha yeni ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM), ABD güçlerinin "gelecekteki saldırılara karşı savunma amacıyla" İran'ın güneyindeki "kıyı gözetleme radar noktalarını vurduğunu" açıkladı... İsrail ordusu da 17 Nisan'da yürürlüğe giren ve 17 Mayıs itibarıyla 45 gün uzatılan ateşkese rağmen Lübnan'a yönelik saldırılarını sürdürüyor... Lübnan Sağlık Bakanlığı, İsrail'in 2 Mart'tan bu yana düzenlediği saldırılarda çoğu kadın ve çocuk 4 bine yakın sivilin yaşamını yitirdiğini, yaralı sayısının da 12 bine yaklaştığını duyurdu... Nitekim bir gazetecinin "İran ile ateşkesi nasıl tarif ettiği" sorusuna Trump'ın verdiği yanıt şuydu: "Burası dünyanın farklı bir bölgesi. Diyebilirim ki, o bölgede ateşkes, saldırmayı daha makul bir şekilde sürdürdüğünüz zamandır. Orada ateşkes, dünyanın başka bölgelerindeki ateşkesten çok farklıdır..." Yani; Trump, Orta Doğu'daki çatışmalara yönelik ateşkesi "ateş etmeye daha ölçülü şekilde devam etmek" olarak tanımlıyor. Yoksa Trump, yalandan ateşkes falan diyeceğine katile "dur" dese, diyebilse, bu katliam çoktan biter, İran krizi de çözülür; Netahyahu'nun da bileti kesilirdi bugüne kadar. Dolayısıyla söz konusu ABD ve İsrail olduğunda, hele de Trump'tan "ateşkesin sürdürülmesinde kararlıyız" gibisinden açıklamalar geldiğinde sorgulanması gereken mesele de şu aslında: Hangi ateşkes ya da nasıl bir ateşkes?..

08 Haziran 2026 07:05

İletişim Formu

captcha

Kişisel verilerinizi işlemekte ve kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen çabayı göstermekteyiz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin bilgilere aydınlatma metnini ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.

Değerlendirme için işlemin sonucunu girin:

captcha