
Kimi zaman sahnelerde delicesine, alkışlanan bir sanatçı, Kimi zaman kendini bu ülkeye adamış bir çiftçidir... Ya da Cahit Sıtkı Tarancı'nın" "Yıllar yılı dost bildiğim aynalar" adlı şiirinde olduğu gibidir. "Gözyaşı da mı yaşlanır kırışmış yüzlerde. Günler Günleri kovalarken, zaman da ilerliyor. Yaşlandık mı gerçekten yoksa aynalar mı yalan söylüyor. Bunca tedirginlik neden, ölüm mü yaklaşıyor" * Ömür dediğin nedir ki, Yada; Erol Breda'nın şiirinde olduğu gibi. 20'li yaşlardayken 30'lara kurduk saatin alarmını, 30 larımızda 40 lara belki sonra 50 lere Lakin öyle yanlış kurgulanmış ki hayat Kuşlukta uyanma fırsatını sunduğunda size, Artık uyku giremez oluyor gözlerinize.
Kaynak: Anayurt
03 Temmuz 2026 09:09
Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız
Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Tıp Tarihinin Altın Sayfaları
Tıp tarihini değiştiren Prof. Dr. Haberal'ın, bundan tam 42 yıl önce de ABD'den getirilen böbreklerle 25 saat süren kesintisiz bir ameliyat serisiyle beş kişiye hayat verdiği ve yine o tarihe kadar 175 kişiye böbrek naklettiği ortaya çıktı. Türkiye ve dünya, Prof. Dr. Mehmet Haberal'ı 3 Kasım 1975 tarihinde Hacettepe Üniversitesi Hastaneleri'nde bir anneden 12 yaşındaki oğluna gerçekleştirdiği ilk böbrek nakliyle tanıdı. Haberal, 39 yaşında genç bir bilim insanıyken, 12 saat olarak bilinen ölüden alınan böbreğin özel şartlarda saklanma süresini 48-95 saate kadar çıkarabilen yeni bir yöntemi tıp dünyasına kazandırdı. Bu devrimi, 23-25 Kasım 1983 tarihlerinde Zürih'te toplanan Avrupa Transplantasyon Birliği'nin ilk toplantısında duyurarak tarihe geçti. Prof. Dr. Haberal'a bu üstün başarısı nedeniyle "Sedat Simavi Vakfı Sağlık Bilimleri Ödülü" verilmişti. 1984 yılında ulusal basının manşetlerini "Amerika'dan Gelen Böbrekler Hayat Kurtarıyor" haberleri süsledi. Muayene ettiği hastasından izin isteyip ahizeyi kaldıran Prof. Dr. Haberal, kısa süren bir İngilizce konuşmasının ardından sevinç ve mutluluk parıltıları saçan gözlerini hastasına çevirerek şöyle fısıldar: "Amerika'dan beş tane daha böbrek geliyor. Belki size de uyabilir." Bu umut verici haber, bir anda Bursa'ya, Konya'ya, İstanbul'a ve diğer illerdeki hastalara kadar ulaşır. Prof. Dr. Haberal, kutuları teslim alır almaz önce kolundaki saate, ardından kutuların üzerinde yazan organların alınış saatine bakar: "Henüz 72 saat olmuş. Akşam saat 20.00'de ameliyatlara girebiliriz," diyerek yola koyulur. Sonunda, ölüden hastaya organ nakline izin veren 2238 Sayılı Yasa, 3 Haziran 1979'da çıktı.
26 Haziran 2026 09:00

Çukurova'da Başkent İmzası
Saat 07.30 uçağıyla Esenboğa'dan Çukurova'ya doğru yola çıktık. Başkent Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Füsun Eyidoğan ve Eğitim Koordinatörü Prof. Dr. Abdülkadir Varoğlu ile birlikte… Çukurova Bölge Havalimanı, arazi büyüklüğü bakımından Türkiye'nin üçüncü büyük havalimanı. İstanbul'un ardından, Ankara Esenboğa ile aynı kapasitede. Limanı oldukça büyük. Türkiye'nin dört bir yanında olduğu gibi Başkent Üniversitesi de burada güçlü bir şekilde varlığını hissettiriyor. İlk durağımız İskenderun Özel Başkent Okulları, ardından Adana Özel Başkent Okulları… Başkent Üniversitesi'nin kurucusu Prof. Dr. Mehmet Haberal'ın yıllar önce ortaya koyduğu vizyonun Çukurova'daki yansımasını görmek gurur vericiydi. Türkiye'de üretilen soya fasulyesinin yüzde 70'i, yer fıstığının yüzde 55'i, karpuzun yüzde 35'i, narenciyenin yüzde 30'u bu topraklardan çıkıyor. Ama bir başka Adana da var. Ve Başkent Üniversitesi… Prof. Dr. Mehmet Haberal'ın vizyonu bugün Türkiye'nin dört bir yanında yaşıyor. Yüreğir Başkent Hastanesi, Kışla Sağlık Yerleşkesi, Seyhan Başkent Hastanesi, Çukurova Poliklinikleri, İskenderun Radyoterapi Merkezi… Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi Hematoloji ve Onkoloji Hastanesi… Prof. Dr. Mehmet Haberal ile önceki Rektör Prof. Dr. Ali Haberal, inşaatın her aşamasını adeta bir cerrah titizliğiyle takip ediyor.
19 Haziran 2026 09:06

Helalleşme...
Hayatım boyunca birçok zorluk ve mücadeleden geçtim; Karadeniz'in unutulmuş bir ilçesinin yüksek bir köyünde doğan biri olarak okumak, farklı bir hayat kurmak ve hedeflerime ulaşmak için yaşıtlarımdan çok daha fazla çalışmak zorunda kaldım. Gazetecilikte ve bürokraside 45 yılı geride bırakırken, o zorlu yolları yürümenin dışarıdan göründüğü kadar kolay olmadığını bizzat yaşadım. Okuma yazma bilmeyen bir ailenin 12 çocuğundan biri olarak Kaçkarlar'ın eteklerinde büyüdüm. Rahmetli annem, kilometrelerce yol yürüyüp sattığı yağ ve peynirden kazandığı parayı bana gönderir, "Oğlum okuyup adam olacak" diyerek beni yüreklendirirdi. Okula kayıt sırasında gereken veli imzasını, camiden çıkan ve hiç tanımadığım bir dedeyi ikna ederek aldım. Başbakan Başmüşaviri kadrosunda iki başbakana ve sekiz bakana danışmanlık görevinde bulundum; TRT, Anadolu Ajansı, Basın-Yayın ve Özelleştirme alanlarında başdanışman olarak çalıştım. Anadolu Ajansı ve Tekel'de Genel Müdürlük görevlerini yürüttüm, çeşitli kamu kuruluşlarında yönetim kurulu üyelikleri yaptım. 2009 yılından bu yana da üniversitelerde öğretim görevlisi olarak bilgi ve deneyimlerimi gençlerle paylaşmayı sürdürüyorum. 45 yıllık gazetecilik hayatımda binlerce habere imza attım. Kırılanların, gücenenlerin bu yazıyı içten bir "helalleşme" olarak kabul etmelerini dilerim.
12 Haziran 2026 09:07

Rize'den Çıktık Yola, Kars'ta Verdik Mola
Normal günlerde 1.500-2.000 TL olan biletler, bayramda tek yön 10 bin TL yaptılar. Bayramın ikinci günü, DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Hasan Karal ve iş insanı Ahmet Akyıldız ile birlikte Trabzon Araklı üzerinden Bayburt'a geçtik. Hasan Karal, yol boyunca telefonla ortalama 2 bin kişiyle tek tek bayram görüşmelerini yaptı. (2 gün süreyle) Tam Rizelinin dili ve şivesiyle; "Vekilim, Rize'ye geldin, neden aramadın?" diye hesap soranlar da var. "Beni tanımadın mı?" diyenleri de gördük. Hasan Karal, AK Parti Rize İl Başkanlığı döneminden beri tam not aldı. Her Rizeli ile "gönül köprüsünü" kurdu. Hasan Bey için yorucu, Rizeli için "hizmet kapısı" oldu. "Rizelilerin Ofisi." Parlamentodan farkı yok. Kurban ekonomisi Kars'tan her yere hayvan gidiyor. Kurban Bayramı öncesi Kars'a gidişimizin nedeni "kurban ekonomisi." Genel Başkan Yardımcısı Karal ile birlikte Kars'ı, çevresini gezdik. DEVA Partisi Kars İl Başkanı Ümit Atabey, çok çalışkan ve sevilen birisi. Önce Kars Ziraat Odası Başkanı Özcan Mücük'ü, ardından Ticaret Odası Başkanı Kadir Bozan'ı ziyaret ettik. Geceyi Kars'ta geçirdik. Kars ve Ardahan'da büyükbaş daha çok. Üç şehrimizde 2 milyona yakın büyükbaş, 1,5 milyon civarında küçükbaş hayvan olduğunu söylersek, hayvancılığın bu coğrafyadaki yeri daha iyi anlaşılır. "Masa başı olsun… Cumartesi pazar tatil olsun." Bu durumda besici, hayvanları güdecek çoban bulamıyor. Atabey, "Son iki yıl iyi geçti. Önümüz de iyi görünüyor." diye konuşuyor. Süt alımı 1 Mayıs'ta başlıyor. Soruyu kaldığımız Kars Park Otel'in sahibi Yunus Buğday'a sorduk. Dedi ki: "Otellerde doluluk yüzde 70'in altına düşmedi." Yunus Bey, yurt dışında yaşayıp bütün yatırımlarını Kars'a yapıyor. Kars'ta sabah akşam siyaset konuşulmuyor. Allah'tan Kars'a Ruslar ile Ermenilerin eli değmiş.
05 Haziran 2026 09:06

Ankara'da Bir Kolej Var…
1993 yılında Prof. Dr. Mehmet Haberal tarafından kaliteli eğitim amacıyla kurulan Başkent Üniversitesi, Adana, Ankara ve İskenderun'daki kolejleriyle eğitimde öncü bir kurum olarak paydaşlarına her zaman katkı sunuyor. Prof. Dr. Mehmet Haberal, "Görevimiz bu ülkeye hizmet etmek, eserler kazandırmaktır. Biz bunun için varız." diyerek sağlık ve eğitim alanındaki öncülüğüne devam ediyor. Türkiye'nin İlk ISO Tarafından "Okulum Temiz" Belgeli Okulu Başkent Üniversitesi Özel Ayşeabla Okulları'na yolumuz düştü 19 Mayıs törenlerine katıldık. Törende Başkent Üniversitesi bir önceki rektörlerinden Prof.Dr.Ali Haberal ile Prof.Dr.Kenan Araz hocalarımızla keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. 1999 yılında Ankara'nın önde gelen üniversitelerinden biri olan Başkent Üniversitesi bünyesine katılan Ayşeabla Okulları, okul öncesi eğitimden üniversiteye kadar sahip olduğu kurumlar zinciriyle eğitimin sürekliliği ilkesini gerçekleştirmektedir. Bilgi çağının gerektirdiği yeniliklere açık, birçok başarıya imza atmış olan Başkent Üniversitesi'nin kurucusu Prof. Dr. Mehmet Haberal, çağdaş uygarlık düzeyini aşacak öğrenciler yetiştirmede Türkiye'ye ve dünyaya model olmaya devam etmekte, başarılarını taçlandırmaktadır. Şair Ahmet Kutsi Tecer'e ait "Orda Bir Köy Var Uzakta, O Köy Bizim Köyümüzdür" şiirinde olduğu gibi… Haberal Hoca her söyleminde "İyi ki Türkiye'miz var. Ülkemizde yapılamayacak çok az şey vardır." diyor. "Gençlerin başarısı, Türkiye'nin başarısıdır." anlayışıyla yola çıkan kolej yönetimi, her öğrenciyle bire bir ilgileniyor, öğrenci ve velileriyle güçlü bir diyalog kuruyor.
22 Mayıs 2026 09:08

Kadim Bir Dostluğun İzinde
Prof. Dr. Mehmet Haberal başta olmak üzere; Prof. Dr. Mustafa Artvinli, Prof. Dr. Süleyman Sarpes, Prof. Dr. Günseli Sarpes, Prof. Dr. Kenan Araz, Gülden Araz, Prof. Dr. Cahangir Çelik, Dr. Cazibe Çelik, Prof. Dr. Cem Keçik, Prof. Dr. İknur Keçik, Dr. Muzaffer Akış, Dr. Engin Akış, Prof. Dr. Demir Ali Onat, Prof. Dr. Tevfik Akoğlu, Prof. Dr. Emel Akoğlu… Hepsi birer birer döküldü dilin ucundan. Zaman, oracıkta durdu sanki… Bir başka güçlü duyguydu sahnede: Vefa. Vefanın en kıymetli hali ise dostlukta saklıydı. Prof. Dr. Mehmet Haberal, bu dostluğun mihenk taşıydı belki de. Sadece tıpta değil, hayatta da "hüner"i ve "marifet"iyle öne çıkan bir şahsiyet… 65 yıllık dostluk, yalnızca bireylerin değil, bir dönemin, bir değerler manzumesinin de ayakta kaldığını kanıtlıyor.
15 Mayıs 2026 07:43

Toprak Vatandır, Tohum Geleceğimizdir.
Başkent Üniversitesi ile Kahramankazan Belediyesi iş birliğinde düzenlenen "Pestisitlerin Doğru Kullanımı, Güvenli Üretim ve Üretimde Yapay Zeka Paneli", aslında tarımın sadece bir ekonomik faaliyet değil, aynı zamanda stratejik bir mesele olduğunu bir kez daha hatırlattı. Nitekim 2050 yılında dünya nüfusunun 9,5 milyara ulaşmasının beklendiği bir tabloda, tarımsal verimliliğin en az yüzde 60 artırılması gerektiği vurgulanıyor. Tarım ve hayvancılık alanında uzun yıllardır örnek çalışmalar yürüttüklerini belirten Haberal, "Aksi takdirde üretmeyen aç kalır. Tarlalar betonlaştırılmamalı." diyerek üretimin sürekliliğine dikkat çekiyor. Bu noktada, Mustafa Kemal Atatürk'ün "Çiftçilik milletimizin hayatı, serveti, kudretidir" sözü yeniden anlam kazanıyor. 1993 yılında kurulan Başkent Üniversitesi'nin Ankara Bağlıca'da gerçekleştirdiği dönüşüm de dikkat çekici: Bir dönem hafriyat alanı olan bölgenin bugün yaklaşık 6 milyon ağacın bulunduğu yeşil bir kampüse dönüşmesi, vizyonun somut bir çıktısı olarak değerlendirilebilir.
01 Mayıs 2026 07:40

Emeklilikte Düğüm: Yaş Mı, Prim Mi?
Geçtiğimiz hafta, EMEK-DER Kurucu Başkanı Özlem Gümüş ile uzun bir sohbet gerçekleştirdik. Bugüne kadar tartışmaların odağında hep "yaş" vardı. Oysa hazırlanan Prim Esaslı Kademeli Emeklilik modeli, dikkati çok daha gerçekçi bir noktaya çekiyor: ödenen prim ve çalışma süresi. EMEK-DER'in önerisi de tam olarak bu gerçeklikten hareket ediyor. Hazırlanan modelde, 9 Eylül 1999 ile 30 Nisan 2008 tarihleri arasında sigortalı olanlar için 6000 prim günü başlangıç kabul ediliyor ve taban emeklilik yaşı 45 olarak öngörülüyor. Sistem, 14 bin 400 prim gününe kadar uzanıyor ve daha fazla prim ödeyenin daha yüksek maaş alması prensibini net biçimde ortaya koyuyor. Unutulmaması gereken şu: Kademeli emeklilikte adaletin temeli yaş değil, emeğin karşılığı olan prim olmalıdır.
24 Nisan 2026 08:55

Annem!
Rahmetli babamı 1997,annemi ise 2003 yılında kaybettim. Her Nisan gelişinde, çiçekler açılışında boğazım düğümlenir, yutkunamam.. Çocuklar gibi, anne ve babası olanları kıskanıyorum. "Gelişiniz bir rüya, gidişiniz bir isyan" Ayrılık kolay mı zannediyorsun annem. Yetimdik, sen gidince hem yetim, hem de öksüz kaldık annem. Ayrılık o kadar zor ki annem, kurumuş yaprak gibi daldan dala savurur insanı. Var diyorum, Meryem, Ayşe, Nurten evlendiler bile. Bu kadar güzellikleri bırakıp gitmek senin için de çok zor olmuştur annem. Babamı yalnız bırakmak doğru olmazdı elbette. Nisan ayına girdik. Hande ise Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. Hormonsuz, entrikasız yaşamı çok özledim annem… Çocukluğumdaki gibi, elektriğin, yolun bulunmadığı, entrikaların olmadığı "Dere Mezrası" na yerleşmek istiyorum. Dünya çok değişti,insanlar çok değişti annem! Biliyor musun annem, böyle özel günleri sevmiyorum; annesi olanları kıskanıyorum. Kirpiklerim kapanmadı dün gece bir türlü. Elinizin sıcaklığını hissedecektim annem. Yine titreyen sesin savrulacak mıydı Rize sokaklarına, çocukluğunun geçtiği Yukarı durak-Zimati-Dere ve Kaçkar'ın eteklerine. Duaların kabul oldu annem. Siz kayboluncaya dek ardınızdan baktım annem.
17 Nisan 2026 09:02

Artvin Ve Karadeniz
Trabzon'da gazetecilik yaptığım 1980-1992'li yıllarda Artvin'e çok giderdim. O dönemde Artvin'in tek caddesi vardı, adını "Mecburiyet Caddesi" koymuştuk. Buna da "Veresiye Caddesi" demiştik. Başkent Üniversitesi Genel Sekreteri Dr. Hayri Öztürk Artvinlidir. Artvin sevdalısı ve güzel insandır. Ortak dostumuz, Başkent Üniversitesi'nin bir önceki rektörü, adam gibi adam Prof. Dr. Kenan Araz ve Hayri Öztürk ile yaptığımız Hacettepe günlerindeki keyifli sohbetler muhteşem oluyor. Bu arada Kenan hocamla genel sekreterin 50 yılı geçen dostlukları takdire şayandır. Artvin insanı eğitimlidir. Bu güzel ilçeye ilk defa 1980'li yıllarda gitmiştim. Şimdi bu güzel ilçe, yapımı tamamlanan ve sekiz yıl süren, 275 metre yüksekliği ile Türkiye'nin en yüksek barajının altında kaldı. Sevgili okurlarım; o ses öyle bir sestir ki, duyduğunuz anda sizi alır, Kaçkar'ın tepesine, Ayder'in muhteşem manzarasına, Artvin'in Kafkasör Yaylası'na, Karadeniz'in eşsiz, benzersiz güzelliklerinin içine götürür. Duyduğumda bana "sen benim memleketimdensin" der; ayrı bir aidiyet ve kültür içinde olduğumu hissettirir. Mevsimler en güzel yaylalarda somutlaşır; kışın beyaz perdeleri, baharın mis kokan çiçekleri, yazın serin temiz havası, sonbaharın mahmurluğu Artvin'de daima bambaşka yaşanır. Aynı gökyüzünün altında farklı iklimler barındırır güzel Karadeniz.
10 Nisan 2026 09:04

Tatlı Diplomasi Zirvesi
30 Mart 2026 tarihinde, Başkent Üniversitesi, Fransa Büyükelçiliği ve Fransız Kültür Merkezi (Institut Français) iş birliğiyle, Türkiye'nin önde gelen gastronomi akademileri arasında gösterilen Thermopolium Gastronomi Akademisi'nde anlamlı bir gastro-diplomasi etkinliği gerçekleştirildi. "Makaron Atölyesi" temasıyla düzenlenen etkinliğe; Fransa, Mısır, Bulgaristan, Belçika, Yunanistan, Lüksemburg ve Moldova büyükelçileri ile Uruguay Büyükelçiliği Maslahatgüzarı katıldı. Atölye çalışmalarına bizzat katılan Prof. Dr. Mehmet Haberal, dünyaca ünlü bir cerrah olmasının yanı sıra hamur işlerindeki ustalığı ve "fırıncı" kimliğiyle de dikkat çekti. Büyükelçiler, duygularını şu çarpıcı sözlerle ifade ettiler: "Prof. Dr. Haberal, dünyanın ayakta alkışladığı müthiş bir Türk bilim insanı. Türkiye'de organ nakli ve bağışı konusundaki gelişmelerin temelinde Haberal Hoca vardır ve kendisi birçok alanda dünya bilim otoritelerine örnek olmuştur. Haberal Hoca'nın dünya genelindeki başarıları sadece onun değil, dünyanın da gururudur. Onun vizyonu, Türkiye'nin bilimsel ve akademik alanda dünyaya açılan penceresidir." Büyükelçilerin bu anlamlı övgüleri üzerine söz alan Prof. Dr. Mehmet Haberal, yaşam felsefesini ve duruşunu özetleyen şu tarihi mesajı verdi: "Bizlerin görevi; bu ülkeye sahip çıkmak, eserler kazandırmak ve Türk bayrağımızı dünyanın her yerinde en tepede dalgalandırmaktır." Etkinliğin kapanış bölümünde, Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü öğrencileri tarafından hazırlanan yiyecek ve içecekler ile atölye çalışmasında yapılan makaronların tadımı gerçekleştirildi.
03 Nisan 2026 09:22

Filmleri Aratmayacak Bir Operasyon İle…
Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesi'nde, Prof. Dr. Mehmet Haberal ve ekibi tarafından, 12 saatte 4 kadavradan organ nakli gerçekleştirildi. Alınan 1 karaciğer, 1 kalp ve 2 böbrek, organ bekleyen hastalara başarıyla nakledildi. Ambulans Uçak Havalandı Prof. Dr. Mehmet Haberal, 15 Mart 1990'da Türkiye, Avrupa, Ortadoğu ve Kuzey Afrika'yı kapsayan coğrafyada çocuklarda ilk kez canlıdan segmental karaciğer naklini gerçekleştirmişti ve bu konuda dünyada en tecrübeli isimdi. Prof. Dr. Mehmet Haberal'ın ekibi, ambulans uçak ile Kastamonu'ya giderek operasyonu gerçekleştirdi. Nakil Bekleyenler Hastaneye Getirildi Tam 50 yıl önce, 3 Kasım 1975'te Türkiye'de ilk böbrek naklini gerçekleştiren Prof. Dr. Mehmet Haberal, organ bekleyen hastalarının kontrollerini yaparken; ekibi aynı dakikalarda, trafik kazası sonrası beyin ölümü gerçekleşen 67 yaşındaki bir kadının bağışladığı organları almak için Kastamonu'daydı. Organlar Hastaneye Ulaştırıldı ve Operasyona Başlatıldı Haberal Hoca'nın başarılı ekibi, 3,5 saat sonra bağışlanan organlarla birlikte ameliyathanedeydi. Kadavra karaciğer, başarılı bir operasyonla 70 yaşındaki Nazmiye Adal'a nakledildi. Aynı dakikalarda Prof. Dr. Atilla Sezgin ve ekibi, 55 yaşındaki İsmail Karaca'ya kalp naklini gerçekleştiriyordu. Toplumu uyararak şu ifadeleri kullanıyor: "Hasta olmak, hasta sahibi olmak, hele ki ölü sahibi olmak çok zordur. Hastaların kaderi ameliyat masasında değişiyor; bir de yapılan organ bağışlarıyla. Bu son organ bağışı örnek alınmalı. Unutulmamalı ki; hayatı, bağışlanacak bir organa bağlı olan çok hasta var... Ve zaman onların aleyhine işliyor. İhtiyaçları olan tek şey; duyarlı insanların organ bağışı..." Organ nakil olan hastalar dün taburcu edildiler....
27 Mart 2026 09:12