×Uygulama Logosu

Habokado - Akıllı Haber Özeti

Özetleri Okuyun ve Dinleyin

"Ayıpları Örtmekte Gece Gibi Olmaya Çalış..."

"Oğlum! Selâmeti, kurtuluşu istikâmet ve doğruluktan başka bir şeyde arama!" Ebü'l-Hasan Masîsî hazretleri büyük velîlerdendir. Sonra Adana yakınlarındaki Misis (Masisa) kasabasına yerleşti ve 822 (H.207) yılında burada vefat etti. Selâmeti, kurtuluşu istikâmet ve doğruluktan başka bir şeyde, Allahü teâlânın rızâsına kavuşmayı Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) efendimize tâbi olmak, ona uymaktan başka bir yolda arama. Çünkü bu yolda öyle Allah adamları vardır ki, Allahü teâlânın izni ile fitne fesat sebebini göz açıp kapayıncaya kadar söküp atarlar. O hâlde sakın elinde bulunan vaktini mâlâyâni, dünya ve âhirete faydası olmayan Allahü teâlânın râzı olmadığı, beğenmediği şeyler ile zâyi etme. İçinde bulunduğun anda Allahü teâlânın râzı olduğu beğendiği şeylere sarıl... Evliyânın büyükleri; "Allahü teâlâ ile beraber olunuz. Buna gücünüz yetmezse, Allahü teâlâ ile beraber olanlarla olunuz ki, sizi Allahü teâlâya kavuştursunlar" buyurmuşlardır.

Vehbi Tülek

Kaynak: Türkiye

03 Temmuz 2026 02:31

Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız

Yazarın Diğer Yazıları

Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Vehbi Tülek

"Zikreden Kimsenin Kalbi Parlar; Nûru Artar"

"İyi biliniz ki, kalpler, Allahü teâlânın zikri ile itmînâna, râhata kavuşur." Alvân Hamevî hazretleri büyük velîlerdendir. Dünyâ hayâtında da âhirette de onlar için müjdeler vardır." (Yûnus sûresi: 62-64) "Ey kardeşim! Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyuruyor ki: (Rabbini çok an.) [Âl-i İmrân sûresi: 41] "Ey îmân edenler! Allahü teâlâyı çok zikrediniz. Her zaman hatırlayınız. Hiç unutmayınız." (Ahzâb sûresi: 41) "İyi biliniz ki, kalpler, Allahü teâlânın zikri ile itmînâna, râhata kavuşur." (Ra'd sûresi: 30) "Zikirde çok faydalar vardır. Zikreden kimsenin kalbi parlar. Nûru artar. Zikrin, tesbih (Sübhanellah), tahmid (Elhamdülillah), tekbir (Allahü ekber), tehlîl (La ilâhe illallah) gibi çeşitleri vardır. En üstünü tehlîldir. Çünkü Peygamber Efendimiz; (Zikrin en üstünü Lâ ilâhe illallahtır.) ve (Lâ ilâhe illallah sözü Cennet'in anahtarıdır) buyurmuştur. İnsan ona Peygamber Efendimize şehâdeti de ekleyerek söyleyip mânâsına inanmakla Müslüman olur. Onunla ebedî Cennet'te kalır. Onun sebebi ile kul Cehennem'den kurtulur." "Zikretmek sebebiyle insanda Rabbinin sevgisi hâsıl olur. (Bir şeyi çok anan, onu çok sever) buyurulmuştur." Vehbi Tülek'in önceki yazıları...

17 Temmuz 2026 02:26

Vehbi Tülek

"Sâdece Dil İle İstiğfar Yalancıların Tövbesidir"

Bu mübarek zat, sohbetlerinde buyurdu ki: Muhammed bin Ali el-Kettânî'ye İbn-i Atâ: "Tövbe, iki tanedir. Birincisi; inâbe tövbesi, diğeri; isticâbe tövbesi. İnâbe tövbesi; kulun akıbetinden korkarak, tövbe etmesi, isticâbe tövbesi; kulun Allahü teâlânın kereminden hayâ ederek yapılan tövbedir" buyurdu. Buyurdu ki: "Tövbe: Kulun, Allahü teâlâya karşı cür'ette bulunduğunu bilmesi, günahından dolayı kendisini yere batırmayacak, ateşte yakmayacak kadar Rabbinin halîm olmasını görmesidir. Sonra tövbe edip, bir daha ona dönmemesidir." Hasen (radıyallahü anh) anlattı: "Allahü teâlâ Âdem'in (aleyhisselâm) tövbesini kabûl ettiği zaman, melekler onu tebrik ettiler. Cebrâil ve Mikâil (aleyhimesselâm) yanına indiler. -Ey Âdem! Gözün aydın, Allahü teâlâ tövbeni kabûl etti, dediler. Bunun üzerine Âdem aleyhisselâm -Yâ Cebrâil! Bu tövbemden sonra ben tekrar hesaba çekilirsem hâlim ne olur? deyince, Allahü teâlâ Âdem aleyhisselâma: -Ey Âdem! Senin zürriyetine, tövbeyi miras bıraktım. Onlardan bana kim senin yaptığın duâ gibi duâ ederse, senin yalvarmanı kabûl ettiğim gibi, onunkini de kabûl ederim. Kim benden isterse, ona veririm. Çünkü ben, kullarıma yakınım ve onların isteklerini kabûl ederim, diye vahyetti." Râbi'a-i Adviyye hazretleri de, tövbeyi şartlarına uygun yapmamanın da günaha sebep olduğunu, bunun için de, tekrar ve doğru tövbe yapmak gerektiğini şöyle ifâde etmiştir: "Bizim tövbelerimiz, başka bir tövbeyi gerektirir." Ve yine; "Sâdece dil ile istiğfar yalancıların tövbesidir" buyurarak tövbenin şartlarına uygun yapılması gerektiğini bildirmiştir. Peygamberimiz (aleyhisselâm) hadîs-i şerîfte "Pişmanlık tövbedir" buyurdu.

16 Temmuz 2026 02:15

Vehbi Tülek

Müminin Sözünü Reddetmek Hiç Uygun Değildir...

1486 (H.891) senesinde Mısır'da vefât etti. İnkârcılar tövbe ve istiğfâr edip, Allahü teâlâdan af dilediler." Ali el-Iyâşî, Ebü'l-Abbâs'ın talebelerinden idi. Bir gece Ali bin Şihâb'ın dergâhında geceledi. O gece Ali bin Şihâb'ı, kabrinde Kur'ân-ı kerîm okurken gördü. Meryem sûresinden başlayıp, Rahmân sûresine kadar okudu. Sabah, tan yeri ağarırken okumayı bıraktı. Ali el-Iyâşî, durumu orada bulunanlara anlattı. Onlar da; "Evet! O, Ali bin Şihâb'dır" dediler. Ali bin Şihâb buyurdu ki: "Ben, birinin çok ibâdetine değil, Allahü teâlâdan korkusunun çokluğuna ve bir de nefsi ile olan mücâdelede onu hesâba çekişine bakarım." "Kelime-i şehâdeti söyleyen bir kimseye, töhmet (suçlama) ve taassub (husûmet) ile, mümin değildir, demek için kimseye müsâade verilmemiştir. Nitekim Nisâ sûresinin 94. âyet-i kerîmesinde meâlen; "...Size İslâm selâmı veren kimseye, dünyâ hayâtının geçici nîmet ve menfaatine göz dikerek sen mümin değilsin demeyin..." buyruldu. Çünkü Allahü teâlâ, günâhkârları mümin olarak isimlendirdi ve Nûr sûresi 31. âyet-i kerîmesinde meâlen; "...Ey müminler! Hepiniz Allahü teâlâya tövbe ediniz ki, dünyâ ve âhiret saâdetine kavuşasınız!" buyurdu.

15 Temmuz 2026 02:26

Vehbi Tülek

Misâfirini Uğurlarken Kendini Kâhire'de Bulan Zat!..

"Bunda bir hikmet vardır" diyen Ali Şevnî, gemiyle Kahire'ye giderek oraya yerleşti. Mısır'ın bir kasabası olan Şevnî'de doğup 1537 (H.944) senesinde Kâhire'de vefât etti. Abdülvehhâb-ı Şa'rânî hazretleri bir rüyâsında şöyle gördü: Birisi Mısır sokaklarında şöyle bağırıyordu: "Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) Nûreddîn Şevnî'nin yanındadır. Kim orada bulunmak isterse, Süyûfiyye Medresesine gitsin!" O da hemen oraya gitti. Sonra Ali Şevnî'nin odasının kapısına geldi. Ali Şevnî'yi gördü, fakat Resûl-i ekremi göremedi. O da selâmını aldı ve; "Hoş geldin" buyurdu. Nûreddîn Şevnî hazretlerinin sohbetlerini kaçırmayan ve âlim bir zât olan Abdülvehhâb-ı Şa'rânî bir gece şöyle bir rüyâ gördü: Beyaz ve çok güzel bir yer üzerinde, Nûreddîn Şevnî önde, o arkada yürüyorlardı. Üsttekinde; "Bu göz, Allahü teâlâdandır" ortadakinde; "Bu göz Arş'tandır" alttakinde; "Bu göz, Kur'ân-ı kerîmdendir" diye yazıyordu. Sonra geri dönerek Nûreddîn Şevnî hazretlerinin yanına geldi. Ona olanları anlattı ve; "Orta gözden içtim" dedi. Bunun üzerine o; "Ey Abdülvehhâb! Ahlâkın rahmet olacak" buyurdu.

14 Temmuz 2026 02:17

Vehbi Tülek

"Ihlâs, Her İşini Allah Rızâsı İçin Yapmaktır"

"Allahü teâlâ, sevdiği kulunun kalbine, kendine arzu etme isteğini yerleştirir." Molla Sincârî hazretleri büyük velîlerdendir. Orada büyük âlimlerden fıkıh, tefsîr, kelâm, hadîs ve tasavvuf ilimlerini öğrendi. Kendisine, "Yâ Ali bin Vehb! Tevhîd ne demektir?" diye sordular. Talebesine sık sık buyururdu ki: "İhlâs; bütün işleri, insanların rızâsı için değil, Allahü teâlânın rızâsı için yapmaktır." "Allahü teâlâ, sevdiği kulunun kalbine, kendine arzu etme isteğini yerleştirir." "Talebe iki kısımdır. Mürîd olanlar, severler, kalplerine kendilerine âit olan bir isteği, arzuyu getirmezler. Gayretleriyle tasavvuf derecelerine yükselmeye başlarlar. Murâd olanları ise sevilirler, dâvetlidirler, çekilirler ve yükseltilirler. Onun için murâdlar çok kıymetlidirler. Murâd olunanların başı ve sevilenlerin önderi Muhammed aleyhisselâmdır. Başkaları ona tufeyl yâni, yanı sıra kabûl olunmaktadırlar. Onlara aradığını buldururlar ve gideceği yolu tamamlarlar. Artık onların nazarında kâinâtın hiçbir kıymeti yoktur. Hep Allahü teâlâyı düşünürler. Bu yolda fenâ makâmına kavuşurlar." "Ebedî olarak yaşamak istiyorsanız, Allahü teâlânın emirlerini yapınız, yasaklarından kaçınınız ve cenâb-ı Hakkı devamlı hatırlayınız. Ondan gelenlere râzı olunuz. O zaman, âhiretinizi kazanır, Cennet'te ebedî, sonsuz olarak yaşarsınız." "Zühd, üç kısımdır. Farz olan, fazîlet olan ve Hakka yakınlığa sebep olan zühddür. Haramlardan kaçmakla yapılan, farz olan zühddür. Şüpheli olanlardan kaçmak da fazîlet olan zühddür. Mübahların fazlasından sakınmak da, Hakka yakınlığı sağlayan zühddür." Vehbi Tülek'in önceki yazıları...

13 Temmuz 2026 02:23

Vehbi Tülek

Fakir Babası: İmâm-ı Ali Rızâ

İmâm-ı Ali Rızâ hazretleri, muhtaçları arayıp bulur, onlara yardım ederdi. 770 (H.153)de Medîne'de doğdu. 818 (H.203)'de Tûs (Meşhed)de vefât etti. Sen ne yaptığının farkında mısın?" dedi. Asker bunları duyunca, yaptığına pişman olup, Ali Rızâ hazretlerinin ayaklarına kapandı ve; "Aman efendim, niye bana kendinizi tanıtmadınız! Kusûrumuzu affediniz!" diye özür dileyip ağladı. Özrünü kabûl edip; "Müslümana hizmet etmek sevap olduğu için senin isteğini kabul ettim" buyurdu.

12 Temmuz 2026 02:35

Vehbi Tülek

"Büyük Günaha Da Küçük Günaha Da Tövbe Farzdır"

"Mürüvvet, arkadaşının hatâ ve kusurlarını bilmezlikten gelmektir." Amr bin Osman hazretleri büyük velîlerdendir. 908 (H.296) senesinde Bağdat'ta vefât etti. Genç, ondan bir şeyler okumasını istedi. Bunun üzerine Amr bin Osman gence işâret ederek şu beyiti okudu: Görem ki hasta seni niçin gelmez o tabîb. Tövbe ederek oğlunu Amr bin Osman hazretlerine teslim etti. Amr bin Osman hazretleri buyurdu ki: "Mürüvvet, arkadaşının hatâ ve kusurlarını bilmezlikten gelmektir." "Tövbe için bir özür olmaz. Bütün günâhkâr kullara ve âsilere tövbe farzdır. Yaptıkları ister büyük, ister küçük günah olsun." "Sakın, Allahü teâlânın zâtından bir şey düşünmeyin. Günâha ve küfre düşersiniz." "Tasavvuf, kulun her vakitte, o vakit için en iyi olan şey ile meşgûl olmasıdır." "Fütüvvet güzel ahlâktır." "Sabır, Allahü teâlâya dayanıp sebât etmek ve belâyı gönül hoşluğu ve rahatlığı ile karşılamaktır." "İlim iticidir. Allah korkusu sevkedicidir. Nefis ise itâatsizdir, serkeştir. Murâdını eksiksiz eline geçirmen için, nefis atını ilim siyâsetiyle idâre et. Korku ile tehdit ederek sür." "Muhabbet rızâya, rızâ da muhabbete dâhildir. Rızâsız muhabbet, muhabbetsiz rızâ olmaz. Çünkü insan ancak sevdiğine râzı olur, râzı olduğunu sever." "Allah bir kimsenin kalbini İslâma açmışsa, o kimse Rabbinden bir nûr üzerine olmaz mı hiç." (Zümer sûresi: 22) meâlindeki âyetin mânâsını sorduklarında buyurdu ki: "Kulun nazarı, vahdâniyet ilminin azametine ve rubûbiyetine, haşmetine düşünce, nazarına düşen ve gözüne çarpan başka hiçbir şeyi göremez olur." Vehbi Tülek'in önceki yazıları...

11 Temmuz 2026 02:23

Vehbi Tülek

Cennet İyilere Cehennem İse Günâhkârlaradır...

"Cennet, iyilere ve Allahü teâlânın dostlarınadır ve ebedîdir. Cehennem ise, fâcir ve günâhkârlaradır ve ebedîdir." Seyyid Radiyüddîn Nâtikî hazretleri büyük velîlerdendir. Nesebi, Peygamber Efendimize dayanır. 1378 (H.780) senesinde Horasan'da vefât etti. Seyyid Radiyüddîn Nâtikî, kâdı iken bir rüyâ gördü. Bu zât kollarından sürüklenerek götürülürken feryad içinde Seyyid Radiyüddîn Nâtikî'yi de göstererek; "Benim yerime kâdı olan budur. Bunu da benimle ateşe atın!" deyince, Zebânîler Seyyid Radiyüddîn'i de yakalayıp sürüklemeye başladılar. Bir köyden geçerken, yanına bir zât gelip; "Sizi hocam istiyor" diyerek Seyyid Radiyüddîn Nâtikî'yi berâberinde bir dergâha götürdü. Seyyid Radiyüddîn Nâtikî ile hocasının huzûruna girdi. O zât; "Rüyânda gördüğün o zâta çok benziyor muyuz?" buyurunca, Seyyid Radiyüddîn Nâtikî'nin o anda aklı başından gitti. Seyyid Radiyüddîn Nâtikî hazretleri buyurdu ki: Kabir sıkması, kabir azâbı ve nîmetinin hesapla mizânın hak olduğuna inanmalıdır.

10 Temmuz 2026 02:08

Vehbi Tülek

"Kalbinde Zenginlik Sevgisi Taşıyanlar Helâk Olurlar."

"Tasavvuf, her şeyin sâhibi olan Allahü telânın emirlerine büyük bir teslimiyetle boyun eğmektir." Ali Müzeyyen hazretleri büyük velîlerdendir. Câfer Huldî şöyle anlatmıştır: "Ali Müzeyyen'i dâvet ettim. Sohbet sırasında bana faydalanacağım bir şey söyle dedim. Buyurdu ki: Bir şeyin kaybolduğu zaman yâhut da bir kimseyle buluşmak istediğin zaman şu duâyı oku: (Yâ câmiannâsî liyevmin lâ raybe fîhi. İnnellahe lâ yuhlif-ül-mîâd. İcmâ' beynî ve beyne...) Duânın sonuna istediğin şeyin adını ilâve et. Allahü teâlâ aradığın şeyi veya insanı bulmanı nasip eder. Ben bu duâyı okuyup ne istedimse duâm kabûl olundu." Ali Müzeyyen hazretleri buyurdu ki: "Bir kalpte, âhiret arzusu çoğaldıkça, dünyâ düşüncesi o kalpten kaybolur." "Tasavvuf, her şeyin sâhibi olan Allahü telânın emirlerine büyük bir teslimiyetle boyun eğmektir." "Allah yolunda nefsi ile yürümek isteyen, daha ilk adımında hatâ etmiş demektir. Nefsini terk edip de ihlâs ile her şeyde Allahü teâlânın rızâsını düşünerek yola çıkarsa, Allahü teâlâ ona, kendisine kavuşturacak rehberi tanıtır." "Ucub sâhibi, iyi amellerini beğenip güzel ve kusursuz gören kimse, yavaş yavaş helâke gider. Yaptığı kötülükleri iyi zanneden ise zâten felâkettedir." "Ucub, Allahü teâlânın ebedî hoşnutsuzluğuna sebeb olur." "Yemin ederim ki helâk olanlar kalplerinde zenginlik sevgisi taşıdıkları için helâk olurlar." "Bir kimse, görünüş îtibarıyla sıddîklar mertebesinde de olsa, bir göz açıp kapayacak kadar zaman, kalbi, insanı Allahü teâlâdan uzaklaştıran şeylere meylederse, o kimse ilerleyemez." "Allahü teâlânın, kendisine kâfi olduğunu bilmeyen kimseyi, Allahü teâlâ mahlûklara muhtaç eder." "Bir kimsenin bir günâh işledikten sonra tekrar günah işlemesi, ilk günâhın cezâsıdır. Bir sevap işledikten sonra tekrar sevap işlemek de, birinci sevabın karşılığı, mükâfâtıdır." "Mârifet; Allahü teâlânın Rubûbiyyetinin yâni kemâl sıfatlarla muttasıf ve noksan sıfatlardan uzaklığının kemâlde olduğunu, kendi nefsinin O'nun kölesi bulunduğunu idrâk etmek, O'nun her şeyin sâhibi olduğunu, her şeyin O'nunla var ve kâim olduğunu, her şeyin O'na döneceğini ve bütün mahlûkların rızkının O'na âit olduğunu bilmek demektir." Vehbi Tülek'in önceki yazıları...

09 Temmuz 2026 02:18

Vehbi Tülek

Din Büyüklerine İtâat Etmemenin Netîcesi!

Ömerî Ali Efendi: "Seni Trablusşam Emniyet Amiri Osman Beyin yerine tâyin edeceğiz..." Ömerî Ali Efendi son devir Osmanlı evliyasındandır. 1904 (H.1322) senesinde Trablusşam'da vefât etti. Haznedâr Mahmûd Ağa anlatır: Bir zaman Trablusşam Emniyet Amiri Binbaşı Osman Bey idi. Bana; "Seni yakında Osman Beyin yerine tâyin edeceğiz" dedi. Bunun ona itâat etmememin netîcesi olduğunu anladım." Yûsuf Nebhânî hazretleri anlatır: Bir zaman Lazkiye şehrinde cezâ mahkemesi reisi idim. İstanbul'dan bir mektup geldi. Mektubu Ahmed Cevdet Paşa yazmıştı. Mektupta Şam'a mahkeme reisi olarak tâyin edildiğimi, birkaç güne kadar imzâdan çıkacağını ve telgrafla tarafıma bildirileceğini yazıyor ve sevinmem gerektiğini haber veriyordu. Bunun üzerine Şeyh Ömerî Ali Efendi hazretlerine durumu bildiren bir mektup yazdım. Cezâ Mahkemesi reisi olarak Şam'a tâyin edilmekte olduğum haberini verdim. Bu işin hangisinin hakkımda hayırlı olduğunu sordum. Zîrâ Lazkiye'de rahattım. Çok geçmeden mektubuma cevap geldi. Ömerî Ali Efendi hazretleri gönderdiği mektubunda; "Sen, Şam'a tâyin edilmeyecek, yerinde kalacaksın. Üzülme!" diyordu... Daha sonra İstanbul'dan bir mektup aldım. Dostum Ahmed Paşa tâyinimin durduğunu, bir başkasının tâyininin yapıldığını bildiriyor ve hayırlısının olmasını yazıyordu. Şeyh Ömerî Ali Efendi hazretlerinin bereketiyle olduğum yerde kaldım. Bu, onun kerâmeti idi." Vehbi Tülek'in önceki yazıları...

08 Temmuz 2026 02:29

Reklam Vermek İçin Tıklayınız

İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Vehbi Tülek

"Muhakkak Ki Münâfıklar, Cehennemin Dibindedirler"

"Şefâatim, Kelime-i şehâdeti ihlâs ile söyleyen, dili kalbini, kalbi de dilini tasdîk eden kimse içindir." Fakîh Cebertî hazretleri Şâfiî mezhebi fıkıh âlimi ve büyük velîlerdendir. 1388 (H.791) senesinde orada vefât etti. Derslerinde buyurdu ki: Resûlullah Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) buyurdu ki: "Allahü teâlâ, halîfelerime rahmet etsin." Denildi ki: "Yâ Resûlallah! Sizin halîfeleriniz kimlerdir?" "Sünnetimi ihyâ edenler ve onu Allahü teâlânın kullarına öğretenlerdir" buyurdu. Yine buyurdu ki: "Yâ Ebâ Hüreyre! Sen insanlara benim sünnetimi öğret ki, kıyâmet gününde senin için parlak bir nûr olsun. Önce ve sonra gelenler sana gıpta etsin." Yine buyurdu ki: "Ben insanlarla, onlar 'Lâ ilâhe illallah' diyene kadar savaşmakla emrolundum. İnsanlar bunu (Kelime-i tevhîdi) söyleyince, benden kanlarını ve mallarını korumuş olurlar. Ancak İslâmiyetten doğan haklar bundan müstesnâdır. Onların hesapları ise (kalblerindekini bilen) Allahü teâlâya âittir." Yine buyurdu ki: "Ümmetim yetmiş üç fırkaya ayrılacaktır. Bunların yalnız biri Cennet'e girecek, ötekilerin hepsi Cehennem'e gidecektir." Yine buyurdu ki: "Şefâatim, Kelime-i şehâdeti ihlâs ile söyleyen, dili kalbini, kalbi de dilini tasdîk eden kimse içindir." Gerek hadîs-i şerîfler ile bildirilen, gerek din imâmlarımız tarafından Ehl-i sünnetin şiârı olarak, Selef-i sâlihînden bize ulaşan bu on haslete sâhip kimsenin, Ehl-i sünnet ve cemâatten olduğu anlaşılır. Şöyle ki, Nisâ sûresinin 145. âyet-i kerîmesinde meâlen; (Muhakkak ki münâfıklar, Cehennem'in en aşağı tabakasındadırlar) [Cehennem'in dibindedirler]..." buyuruldu.

07 Temmuz 2026 02:38

Vehbi Tülek

"Ihlâs Elde Edilmedikçe, Kurtuluşa Erişilemez..."

Bu mübarek zat, derslerinde buyurdu ki: "Günahlardan sakınan kimseler, nefsleri üzerinden, terbiye kamçısını kaldırmazlar. Allahü teâlanın râzı olduğu işler için nefslerini zorlarlar. Onlar, mal ve mülkü Allahü teâlânın rızâsı için vermekten çekinmezler." "Yemek yiyeceğin ve uyuyacağın zaman, fazla yeme ve fazla uyuma." "Allahü teâlâya isyânkâr olup, günahlara dalan kimsenin, Allahü teâlânın verdiği cezâları çok görmesi münâsip değildir." "Bilgisizlik ölümdür. Allahü teâlâ ilim verdikçe canlanma başlar. Her bilgi bir vebâldir. Bu vebâlden kurtulmak amel etmekle mümkün olur. Her amel fayda vermez. Fayda vermesi Allahü teâlâ için yapılmaya bağlıdır. İhlâs elde edilmedikçe, kurtuluşa erilemez." "Şu dört haslet kişinin kemâline alâmettir: Kalbi dünyâ sevgisinden kurtarıp, Allahü teâlânın beğendiği şeyleri yapmak. Sonunda, hesâba çekilmeyi gerektirecek şeyleri terk etmek, hâli hafîf ve yumuşak olmak. Dünyâlık biriktirmeyi azaltmak." Ona, "Allahü teâlânın rızâsına nasıl kavuşulur?" diye sordular. "Gizli günah işlediğin gibi, gizli tâatte (Allahü teâlânın beğendiği şeyler) bulunursun. Nihâyet kalbin, ibadet ve tâatlere doğru meyleder. Bu hâl, Allahü teâlânın rızâsını kazanmaya doğru gittiğinin alâmetidir" buyurdu. Ali bin Beşşâr kendisine, "Kalbini mi güzelleştirdin, yoksa bedenini mi?" diye sordu.

06 Temmuz 2026 02:22

İletişim Formu

captcha

Kişisel verilerinizi işlemekte ve kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen çabayı göstermekteyiz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin bilgilere aydınlatma metnini ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.

Değerlendirme için işlemin sonucunu girin:

captcha