×Uygulama Logosu

Habokado - Akıllı Haber Özeti

Özetleri Okuyun ve Dinleyin

Ateş Çemberi - 3

O dönemde bazı Siyonist çevrelerin Türkiye'yi de tehdit etmeye başlaması üzerine konu açılmıştı. Bir önceki yazımızda bahsettiğimiz üzere, Türkiye'nin birçok ölçüte göre "Batılı" bir devlet olmasından dolayı böyle bir ihtimali düşük gördüğümü söylemiştim. Hocamız da bana kısmen hak vermişti; ancak şu önemli uyarıyı eklemişti: "Türkiye'ye saldırmak için özel bir hınç ve istek gösterecek kesimlerin olduğunu unutmamak gerekir. Hem tarihî bir hınç, hem de mevcut dünya düzeninde bir kırılma gerçekleştirme isteği." Son üç yıl, dünyada en azından kâğıt üzerinde güvence altında olduğu düşünülen birçok şeyin çözülmeye başladığını gösterdi. Bir zamanlar "kurallara dayalı uluslararası düzenin" koruyuculuğuyla övünen bazı Batılı liderlerin, bugün bunun artık önemli olmadığını rahatlıkla dile getirdiğini görüyoruz. En çok okunan Batılı medya kuruluşlarında, İran ve Venezuela'da yaşanan çatışmalar bağlamında "uluslararası hukukun gereksiz ayak bağı olduğu" üzerine propaganda yazıları okuyoruz. Bir önceki yazıda söylediğimiz gibi, Türkiye birçok açıdan "Batı" bloğuna entegre olmuş bir ülkedir. Ne kadar güçlü olursanız olun, onunla ilişkilerinizi sloganlarla ya da fevri hareketlerle değil, çok daha rasyonel bir yaklaşımla yönetmeniz gerekir.

Ahmet Said Aydil

Kaynak: Yeni Asya

14 Mart 2026 00:32

Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız

Yazarın Diğer Yazıları

Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Ahmet Said Aydil

Nurcular Ve Rusya

2008 yılında Rusya, Risale-i Nur Külliyatı'ndan bazı eserleri "aşırılık yanlısı materyal" ilan ederek yayımlanmasını ve dağıtılmasını yasakladı. Rusya Müftüler Konseyi, Tataristan ve Mısır Müftülükleri, El-Ezher çevresinden dinî otoriteler, bazı Katolik din adamları, Malezya İslâm Üniversitesi ve İngiltere Durham Üniversitesi gibi saygın akademik çevreler, Risale-i Nur'un şiddeti reddeden, klasik Sünnî geleneğe ait bir tefsir olduğunu ve dinler arası nefreti teşvik etmediğini açıkça ifade etmişti. 2018 yılında verdiği kararda AİHM bir dinin kendi inancını "hakikat" olarak sunması, tek başına nefret söylemi ya da aşırılık sayılamaz dedi. Şunu da eklemek gerekir: Rusya Yüksek Mahkemesi, Nisan 2008'de "Nurcular" adı altında bir yapıyı aşırılıkçı örgüt ilan ederek yasaklamıştır. Rusya'daki Müslümanlar, bu şekilde bir örgütün var olmadığını savunsa da, o tarihten bu yana, bir araya gelip Risale-i Nur okuyan çok sayıda kişi, bu "yasaklı örgütün faaliyetlerini sürdürmek" suçlamasıyla yargılanmış; kimileri hapis cezasına çarptırılmıştır. AİHM Kararı: https://hudoc.echr.coe.int/eng?i= 001-185293 https://www.saidnursi.de/rusyada-nurculuk-yasaklandi/ https://www.yeniasya.com.tr/gundem/aihm-den-risale-i-nur-lari-yasaklayan-rusya-ya-ceza_471523 https://www.cnnturk.com/dunya/rusyada-nur-cemaati-operasyonu-336497 https://www.risalehaber.com/nur-talebeleri-rus-mahkemesinde-risale-i-nuru-anlatiyor-221193h.htm

07 Temmuz 2026 00:15

Ahmet Said Aydil

Rüşveti Reddin Bedeli

Said Nursî gibi düşünürlerin, hakikati "Batı'dan" yayılan bir şey sayan zümrelerce ne kendileriyle ne de baş tacı ettikleri Batılı düşünürlerle aynı terazide tartılacak bir "denk" olarak görülmemesi, bu çerçevede açıklanabilir. Önce seküler-modern olanı "evrensel" sayan, dinî-geleneksel olanı ise "geri" sayan o görünmez medeniyet cetveli ithal edilir; sonra asıl sahibinin elinde olduğundan daha katı bir biçimde işletilir. Batı tahakkümünü eleştirip onun asıl dayanağını, yani "seküler-modern olan üstündür, evrenseldir" inancını hiç sorgulamadan, el değdirilmeden bırakmak, müstevlinin zihnini müstevliden daha derinden benimsemektir. Çünkü Said Nursî'yi "denk" saymak, "seküler olan evrenseldir" denkleminin zeminini sorgulamayı gerektirir; yani çoktan kabul edilmiş hediyeyi geri vermeyi. Örneğin bir müdafaacı, "İslâm evrensele uygundur" diye savunmaya geçer ve savunurken ölçütün Batı'da olduğunu kabul etmiş olur. Avrupa'daki iyiyi överken onu Avrupa'ya mal etmez; "hakikî", yani bozulmamış İsevîlik tabiriyle onu nübüvvet silsilesinin -sadece tahrif olmuş- bir kalıntısı olarak konumlandırır. Bu bir "kapı kapatmak" değildir.

03 Temmuz 2026 00:26

Ahmet Said Aydil

Avrupa'nın İki Yüzü: Bir Referandum, Bir Oylama

15 Haziran'da İsviçreli seçmenler, ülke nüfusunu 2050'ye kadar 10 milyonla sınırlama önerisini reddetti: Yüzde 55 "hayır", yüzde 45 "evet". Sağcı İsviçre Halk Partisi'nin getirdiği teklif kabul edilseydi, nüfus 10 milyona yaklaştığında hükümet AB ile serbest dolaşım anlaşmasını dahi feshetmek zorunda kalabilecekti. İki gün sonra, 17 Haziran'da Avrupa Parlamentosu çok daha sınırlı ama sembolik açıdan ağır bir adım attı: 218'e karşı 418 oyla, AB dışında "geri dönüş merkezleri" kurulmasına ve gözetim süresinin iki yıla çıkarılmasına izin veren sertleştirilmiş Geri Dönüş Tüzüğü'nü onayladı. Yeni düzenleme bu "açığı" kapatmayı vaat ediyor; ama bunu yaparken hukukî eşiği de esnetiyor: İtirazın sınır dışı etme işlemini otomatik durdurma etkisi kaldırılıyor, "tehdit" sayılan profiller için süresiz giriş yasakları geliyor ve gözetim süresi yirmi dört aya -bazı hallerde otuza- kadar uzatılabiliyor. En tartışmalı madde ise AB'nin, üye olmayan ülkelerle anlaşarak sınırları dışında "geri dönüş merkezleri" kurma yetkisini kendine tanıması. Birçok Avrupalı için Avrupa, ormanların ortasındaki bir bahçeydi: Schengen'le içinde serbestçe dolaşılan, sosyal devletin refahıyla yumuşatılmış, savaşı sınırlarının dışına itmiş, ABD'nin güvenlik şemsiyesi altında korunan, koalisyonlarla yönetilen o "acelesi olmayan" devletlerin kıtası. Vaktiyle yapının sağladığı o örtük güven, bugün açık bir soruya dönüşmüş durumda: "Biz kimiz?" Göç tartışmasının asıl ağırlığı da buradan geliyor.

27 Haziran 2026 00:28

Ahmet Said Aydil

İslâmofobi

Aynı şekilde bugün Filistin ve Lübnan düşmanı cepheler kendilerini bir İslâm düşmanlığı çerçevesinde açıklıyor. Bu zihniyetin arka planında kadim bir İslâm düşmanlığı, yeni yaygın adıyla "İslâmofobi" yatar. Kendi sözde "Hıristiyan" medeniyet tasavvurlarına karşı İslâm'ın uzun süre her alanda baskın olmasını hazmedemeyen ve kendince tek medeniyet olan "Batı"yı öne çıkarmak isteyen bu düşünce geleneğinin İslâm düşmanlığı derindir ve vahşetini meşrulaştırır. Bediüzzaman'ın "İkinci Avrupa" dediği tam da bu zihniyettir. Bu bağlamda İslâm'ın ana düşman ilan edilmesi de elbette şaşırtıcı değildir. Özellikle Batı'da göçmen düşmanlığı, Türk veya Arap karşıtı söylemler gibi görünen pek çok meselenin altında aslında İslâm düşmanlığı ve bu düşmanlığın siyaseten hâlâ meşru bir "tarz" olarak kabul görmesi yatıyor. Ama "ben İslâm düşmanıyım" diyerek siyaset yapabilir, Almanya'daki Solingen saldırısı gibi kanlı olayların akabinde kışkırtıcı bir dil kullanmaya devam edebilir, üstelik bunun için herhangi bir bedel ödemek zorunda kalmayabilirsiniz.

05 Haziran 2026 00:04

Ahmet Said Aydil

Akademisyen Olmak Zorunda Mısınız?

Araştırmacı Suriye'de, Kosova'da, Mısır'da ve başka yerlerde araştırmacıların maruz kaldığı koşulları anlattı. Biz de bu bağlamda bir soru sorduk. Araştırmacı cevabın ilk kısmında hükümetlerin tavırlarına göre risklerin değiştiğine değindi (mesela şu an Suriye hükümeti ülkedeki mezarları kendisi de tespit etmeye çalışıyor bu da bir kolaylık). Ancak cevabın sonunda ortaya koyulan bir şerh bizi şaşırttı: "Bir savaş suçunun ne olduğuna, neyin soykırım sayılacağına dair dikkat etmeliyiz ve uzman görüşlerini beklemeliyiz." Bu cevap aslında ihtiyat kisvesi altında sorumluluktan feragat. İdealizm, statü, dinlenilmenin verdiği haz, "zeki" hissetmenin ihtirası. Kalmak zorunda değilsiniz. Bunlar onlarca yıllık müktesebata sahip, kurumsal destek gören, meslektaşları tarafından tanınan insanlar. "Daha fazla uzman görüşüne ihtiyacımız var!" "Terimleri tarif etmemiz gerekiyor!" "Beklemeliyiz!" Bu tarz akademisyenler en iyi sonradan öğreniyorlar! Ama eğer akademisyenseniz, eğer kariyerinizi bilginin sorumluluk taşıdığı, uzmanlığın uzmanın kendisinden daha büyük bir gayeye hizmet ettiği fikri üzerine kurduysanız, o zaman en azından o toplu mezarlardaki insanlara ve hâlâ onları çıkarmaya çalışanlara borçlu olduğunuz şey, gerektiğinde açık ve net bir cevap verebilmektir.

19 Mayıs 2026 00:18

Ahmet Said Aydil

Avrupa Ve Biz - 2

Avrupa demokrasilerinin içinde bulunduğu mevcut durum iç açıcı değil. AB'yi mutlak bir medeniyet standardı ve meşruiyet ölçütü olarak içselleştirmiş olanlar, Türkiye, ABD, Rusya ya da başka devletlerdeki gelişmeleri öne sürerek AB'nin sıkıntılarını geçiştiriyorlar. Hatta AB'de yaşanan negatif gelişmelerden söz etmeyi Türkiye'de iktidar yanlısı olmakla itham edenler veya Avrupa düşmanı olmakla eş görenler de oluyor. Bediüzzaman Said Nursî Osmanlı'nın son döneminde vahşi ve ırkçı Avrupa emperyalizmine karşı hem silâhla, hem kalemle mücadele etti. Daha sonra otoritesini Avrupa pozitivizmine modellemiş bir iktidara karşı duruşu sebebiyle onlarca yıl sürgün ve hapis hayatı yaşadı. Bu süreçte İslâm dünyasının içinde bulunduğu çözülme ve yenilgi ortamında pek çok aydın, kurtuluşu Avrupa'nın kendisi olmakta aradı. Bediüzzaman'ı özgün kılan şey, "birinci Avrupa" ile kurduğu ilişkinin zemininin Avrupa'dan ödünç alınmamış olmasıydı.

09 Mayıs 2026 00:28

Ahmet Said Aydil

Anti-almanlar

Anti-Deutsch — Türkçesiyle "Alman Karşıtları" — kendi ülkesinin tasfiyesini savunan, İsrail devletine şartsız destek veren ve Filistin dayanışmasını antisemitizm olarak tanımlayan bir radikal sol siyasî hareket. Buradan "Nie wieder Deutschland" — bir daha asla Almanya — sloganı doğdu. İkinci Dünya savaşının fiilen bittiği Şubat 1945'te gerçekleşen, tek gecede on binlerce sivili öldüren ve bugün hâlâ savaş suçu tartışmalarının merkezinde duran Dresden bombalamasının yıl dönümlerinde Anti-Deutsch hareketinin "Bomber Harris, bir daha yap!" sloganı harekete özgü bir ritüele dönüştü. 2000'lerin başında, 11 Eylül saldırıları ve İkinci İntifada'nın ortaya çıkardığı atmosferde hareket köklü bir dönüşüm geçirdi. Hareket, "İsrail devletinin varlığını güvence altına almak için uygun görülen her türlü tedbiri," bu çerçevede fizikî şiddeti, antifaşist bir sorumluluk olarak meşru görüyor. Temmuz 2024'te ise Halle'deki Güzel Sanatlar Okulu'nun yıllık sergisinde kefiye takan Tunuslu bir genç, Anti-Deutsch çevresiyle bağlantılı olduğu tanık ifadeleriyle aktarılan bir kişi tarafından arkadan yaklaşılarak yumruklandı ve hastanelik edildi. Anti-Deutsch Hareketi radikal ve marjinal bir oluşum.

03 Mayıs 2026 00:44

Reklam Vermek İçin Tıklayınız

İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Ahmet Said Aydil

Emperyal Bumerang

ABD iç siyasetinde ikinci Trump dönemine "ICE", yani Göç ve Gümrük Uygulama Ajansı, damga vuruyor. Bir ABD'li gazeteci bu görüntüler karşısında isyan ediyor: "Bakın burası Felluce değil, Amerika." Cümlenin içindeki itiraf dikkat çekici. 1913'de Fransız sömürgesi altındaki Martinik adasında doğan düşünür, siyasetçi ve şair Aimé Césaire sömürgelerde geliştirilen şiddet ve kontrol tekniklerinin eninde sonunda anavatana geri döndüğünü söyler. Bağdat'ta ve Guantanamo'da kurulan işkence sistemi, kitlesel gözetleme altyapısı, biyometrik takip sistemleri ve "olağanüstü hal" mantığı, ABD İç Güvenlik Bakanlığı ve ICE'ın kuruluşuyla doğrudan iç güvenlik aygıtına aktarıldı. Milyarder Peter Thiel'in şirketi, adını Yüzüklerin Efendisi yazarı Tolkien'in "her şeyi gören taşı"ndan alıyor. Palantir, 11 Eylül sonrasında CIA ve ABD ordusu için geliştirdiği yapay zekâ destekli gözetleme ve hedefleme yazılımlarıyla büyüdü; Afganistan ve Irak'ta "düşman" tespitinde kullanılan bazı algoritmalar Palantir'in imzasını taşıyor. 2023'de İsrail Savunma Bakanlığı ile "stratejik ortaklık" kuran Palantir, Gazze'deki çok sayıda operasyonda İsrail ordusunun kullandığı hedefleme sistemlerini sağladı.

03 Nisan 2026 00:22

Ahmet Said Aydil

Avrupa İle Mevcut İlişkiler

Önceki yazı serimizde Türkiye'nin jeopolitik olarak "Batı/Avrupa" bloğundaki yerinden söz etmiştik. Almanya Dışişleri Bakanı Wadephul geçtiğimiz günlerde Ankara'daydı ve kendi ek olarak bir "Avrupa dış temsilcisi" olarak gördüğünü ve bu doğrultuda Türkiye'yi "kilit stratejik partner" olarak nitelendirerek güvenlik ve savunma işbirliğinin önemini vurguladı. Son olarak İspanya, TUSAŞ tarafından geliştirilen TAI Hürjet için yaklaşık 2,6 milyar avroluk anlaşmayla 30 adet jet satın aldı. Ancak Fransa'nın genel yaklaşımı Avrupa savunmasını AB merkezli "stratejik özerklik" modeli etrafında kurmak. İngiltere: 2025'te Başbakan Starmer'ın Ankara ziyareti sırasında imzalanan anlaşmayla Türkiye, Birleşik Krallık'tan 20 adet Eurofighter Typhoon savaş uçağı satın aldı. Starmer daha önce Türkiye'nin Suriye'de "önemli bir rol oynadığını" vurgulamıştı. Özellikle 2019–2021 arasındaki gerilimi dönemine kıyasla Avrupa başkentlerinin Türkiye'ye yaklaşımında belirgin bir değişim görülmekte.

26 Mart 2026 00:43

Ahmet Said Aydil

Abd İle Mevcut İlişkiler

"Diğer Batılı ülkeler" diye bitirmiştik son yazımızı, ancak yeni yazımızın başlığını "ABD" olarak değiştirdik. ABD hiçbir zaman demokrasi âşığı bir "iyilik gücü" olmadı. 1953'te İran'da Musaddık, 1961'de Kongo'da Lumumba, 1964'te Brezilya'da Goulart ve 1973'te Şili'de Allende örnekleri gibi. ABD'nin Türkiye'de hiçbir dönemde "demokrasi destekçisi" bir rol üstlendiği söylenemez. Sözde "NATO çıkarları," müttefikinin demokrasisinden önemli değildi. Yıllar sonra, 2. Obama ve Biden yönetimlerinde gerilimli dönemlerde, ABD tarafı "demokrasi" vurgusu yapmış olsa da gerçekte iki ülke arasında çok belirgin kırmızı çizgi anlaşmazlıkları vardı. Trump'ın ilk döneminde yaşanan rahip krizi, Türkiye'nin Suriye'nin kuzeyinde yaptığı operasyonlar sırasında ABD üslerinin tahliyesi, S-400 meselesi sebebiyle Türkiye'nin F-35 programından çıkarılması, İran'a yönelik ABD yaptırımlarının Halkbank üzerinden delinmesine ilişkin ABD'de açılan dava ve yaptırımlar… Daha sonra Biden döneminde Erdoğan'ın telefonlarına çıkılmaması, Ukrayna savaşı sebebiyle Biden'ın Erdoğan'la görüşmek zorunda kalması, Esad'ın düşüşü, İbrahim Kalın'ın 2013'de adını "değerli yalnızlık" koyduğu sürecinin sonu ve bugün 2. Trump yönetiminde "dostum Erdoğan" dönemi. Ona göre Türkiye "fuzuli" meseleler yüzünden gözden çıkarılabilecek bir ülke değil; önemli bir ortak.

24 Mart 2026 00:21

Ahmet Said Aydil

Ateş Çemberi-2

Ancak "Batı" ve "Avrupa" derken neyi kast ettiğimizi, yani sınıflandırmanın ölçütlerini belirlersek tartışmamız daha verimli hale gelebilir. Bize göre bugün "Batı" veya "Avrupa"yı tanımlayan en belirleyici unsur ekonomik ve kurumsal bütünleşmedir. Bugün "Batı" serbest piyasa ekonomisi, küresel finans sistemine entegrasyon ve ortak ekonomik kurumlar etrafında şekillenen bir ekonomik-kurumsal ağdır. Örneğin, Türkiye AB'nin en büyük 5. ekonomik ortağıdır. AB ile ticaret hacmi son 5 yılda yüzde 59 artmıştır. "Batı" veya "Avrupa"yı tanımlayan bir diğer temel ölçüt ise savunma ve güvenlik mimarisidir. 1950'den beri Avrupa Konseyi üyesi olan ve öyle veya böyle AB aday ülke statüsünü sürdüren Türkiye, bu yönüyle de Avrupa siyasî kurumlarıyla yapısal bağını korumaktadır. Saydıklarımız "Batı" ve "Avrupa" sınıflandırması için kullandığımız ölçütlerin temelini oluşturuyor.

13 Mart 2026 01:14

Ahmet Said Aydil

Ateş Çemberi-2 - Türkiye "Batı" Veya "Avrupa" Ülkesi Midir?

Bize göre bugün "Batı" veya "Avrupa"yı tanımlayan en belirleyici unsur ekonomik ve kurumsal bütünleşmedir. Bugün "Batı" serbest piyasa ekonomisi, küresel finans sistemine entegrasyon ve ortak ekonomik kurumlar etrafında şekillenen bir ekonomik-kurumsal ağdır. Örneğin, Türkiye AB'nin en büyük 5. ekonomik ortağıdır. AB ile ticaret hacmi son 5 yılda yüzde 59 artmıştır. "Batı" veya "Avrupa"yı tanımlayan bir diğer temel ölçüt ise savunma ve güvenlik mimarisidir. 1950'den beri Avrupa Konseyi üyesi olan ve öyle veya böyle AB aday ülke statüsünü sürdüren Türkiye, bu yönüyle de Avrupa siyasî kurumlarıyla yapısal bağını korumaktadır. Saydıklarımız "Batı" ve "Avrupa" sınıflandırması için kullandığımız ölçütlerin temelini oluşturuyor.

13 Mart 2026 00:44

İletişim Formu

captcha

Kişisel verilerinizi işlemekte ve kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen çabayı göstermekteyiz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin bilgilere aydınlatma metnini ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.

Değerlendirme için işlemin sonucunu girin:

captcha