
Araştır MAMA cı, soruştur MAMA cı, dümen suyunda gitmeci ve en meşhur özelliği ile "gereğini yapmacı" gazetecilik ekolünün duayen isimlerinden Ahmet Hakan, temsil ettiği ekole nadide bir eseri daha kazandırdı. Çünkü Ahmet Hakan'ın söz konusu yeni eserine, skandalda sınır tanımayan Şırnak Üniversitesi Rektörü Abdurrahim Alkış'ın akrabalarını üniversiteye doldurmasını "inancımın gereği" diye savunmasını haberleştirmemle büyük bir katkıda bulundum… Fakat bildiğim bir şey var: Bu rektörle ilgili dönem dönem palavra haber yapıyorlar. Mesela son palavraya göre Şırnak Üniversitesi Rektörü, "Ben buranın emiriyim. Ben ne dersem o olur. Akrabalarımı üniversiteye tabii ki doldururum" falan demiş. "Böyle bir şey söylemedim" demiş. "Bu tamamen palavra" demiş. Minnacık bir araştırma yapma zahmetine girmiyorlar. Ondan sonra da "dezenformasyon yasası, özgür basın bla bla bla" diye ağlaşmalar falan. Zaten Ahmet Hakan'a talimatla yazdırılan ifadelere konu olan haberimden sonra, aynı açıklamayı yapacağını bildiğim için, o rektör açıklama yapmadan "Beni mahkemeye ver. En yüklü tazminatı iste" şeklinde çağrı da yaptım.. Ahmet Hakan rektörün açıklamasına yer verirken benim açıklamama yer vermedi ama. Neymiş, "minnacık araştırma zahmetine" girmiyormuşuz, "suçlanan kişiye alo" demiyormuşuz. Bir de kalkıp, mesleğine yeni bir ihaneti eklercesine konuyu "Ondan sonra da "dezenformasyon yasası, özgür basın bla bla bla" diye ağlaşmalar falan" demişsin ya… Meslektaşlarım, yalnız senin değil Ahmet, benim meslektaşlarım olan İsmail Arı, Alican Uludağ ise yine doğrulanmış haberlerden hapis yatıp özgürlüklerinden mahrum kaldılar. Utan be! "Ağlaşmalar" falan ha! Şimdi şu diyeceklerimden sonra da sen ağlaşmayacaksın, tamam mı Ahmet! Sen talimatla yazı yazdın! Hadi çık "yazmadım" de! Sen rektöre "Alo" deyip demediğimizi sorgulayacağına, köşeni bir halkla ilişkiler bürosuna çeviren o üst düzey siyasi iradeye bir kez olsun "Hayır, hayırdır" diyebilir misin, onu sorgula! Olana "olmadı", olmayana "oldu" diyemezler.
Kaynak: Yeni Çağ
03 Temmuz 2026 10:55
Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız
Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Erdoğan'ın Kardeşi Kim: Arınç'sıra Bende' Mi Dedi?
"Kötü haber için aranıyorum" diye düşünürüm hemen. Hatırlayalım, Arınç gazeteci Hasan Basri Akdemir'e yaptığı açıklamalarda konuyla ilgili, "Cumhurbaşkanımız kimi gösterir? Herkes bir isim söyleyebilir. Son günlerde bazı isimler de dolaşmaya başladı. Ama onların kulağına kar suyu kaçırayım ben müsaade edersen. Şöyle bir şeyi niye akıldan uzak tutuyorlar bu gafiller? Mesela Cumhurbaşkanımız'Kardeşim filan' diyemez mi? Diyebilir mi? Diyemez mi? 'Diyemez' diyenler olursa, görürler! Bu kadarla bitirelim bu işi, uykuları kaçsın. Yani Tayyip Bey'in kendisinin adaylığına eyvallah. Kendisi devam eder biz ona saygı duyarız" şeklinde konuşmuştu… Telefondaki eski AKP'li, Arınç'ın ima ettiği, Erdoğan tarafından "Kardeşim" denilerek açıklanabilecek cumhurbaşkanı adayının bana göre kim olduğunu sordu. Ve hemen ardından, "Bülent Arınç Abdullah Gül'ü değil, kendisini kastediyor. Cumhurbaşkanlığı'nda sıranın kendisinden olduğunu düşünüyor" dedi… 2007'deki genel seçimler sonrası Arınç'ın Abdullah Gül ve Erdoğan ile yapılan bir toplantıda "Cumhurbaşkanlığına Vecdi Gönül aday gösterilirse ben de aday olurum" dediğini hatırlatan tecrübeli siyasetçi, Arınç'ın öteden beri böyle bir arzusu olduğunu aktarıp kardeşim odaklı adaylık stratejisini bir süredir Saray nezdinde uyguladığını belirtti. Duyduklarım karşısında, "Arınç ciddi ciddi bu işe niyetlendiyse Erdoğan bırakmaya mı hazırlanıyor" diye sordum. "Hayır" dedi karşımdaki ses. "Erdoğan devam edip etmeme noktasında henüz kararını vermiş değil ama benim kanaatim devam etmeyi isteyeceği yönünde" dedi. Dahası Erdoğan'ın, kendi elleriyle inşa ettiği ve her hücresine hakim olduğu bu güç mekanizmasını, ne kadar "kardeşi" olursa olsun bir başkasına –üstelik ne yapacağı kestirilemeyecek bir isme– kendisi yerine devretmeye ikna olması Erdoğan siyasetinin doğasına aykırı…
01 Temmuz 2026 14:00

Yabancı Teröristleri Saklayan El
O yazımda, 2024 yılında Sözcü TV'de belgeleriyle Türkiye'ye ilk kez duyurduğum söz konusu çetenin sayesinde, 37 yaşındaki Iraklı IŞİD mensubu Suhail Mohammed Salemm Mahmood Sheeko'nun tahdit koduna rağmen Türkiye'de cirit atabildiğini anlatmıştım… GBT çetesinin varlığını bir defa daha doğrulayan gelişme ise 24 Haziran'da yaşandı; Afyonkarahisar'da IŞİD mensubu 'yabancı terörist savaşçı' olarak değerlendirilen ve bu nedenle yurda giriş yasağı bulunan dört kişi daha yakalandı. Evet, yurda giriş yasağı listesine alınmışken, ellerini kollarını sallaya sallaya Afyonkarahisar'ın göbeğine kadar nasıl gelebildiklerinin yanıtı, GBT çetesini anlattığım yazımdaki polnet sızıntılarında ve "erken uyarı" mekanizmasında gizli… Sistem sadece "Sorgulat, kodu gör ve kaç" şeklinde ilerlemiyor. IŞİD ve benzeri radikal örgütler, İstanbul, Ankara veya İzmir gibi metropollerde göze batacaklarını bildikleri için, kendilerini gizleyebilecekleri, asayiş takibinin metropollere kıyasla daha lokal kaldığı geçiş güzergahındaki şehirleri "güvenli liman" olarak seçiyorlar. Her sorgulamanın bir sicil numarası, bir IP kaydı ve bir "makul sebebi" olmak zorundadır.
25 Haziran 2026 00:01

Erdoğan'ı Bekleyen Mutlak Butlan Tehlikesi
Biz de 2002'den beri birbirlerinin kapısındaki düşmanlar olan AKP ile CHP'nin düellosunu izliyoruz. Antagonist ilişkiye, yani düşman rakip ilişkisine dayanan bu düelloda bu zamana kadar kazanan hep Erdoğan iktidarı oldu. (Zira Erdoğan usta ya da dahi bir siyasetçi değil) 2002'den beri aralıksız AKP iktidarını, muhalefetin aksine Erdoğan'ın siyasetin sosyoloji olduğu gerçeğini hiç unutmadan hareket etmesinin kaçınılmaz bir sonucu olarak yaşadık, yaşıyoruz… Anlatmaya çalıştığım şu; CHP, geçmişten beri Türkiye'de sağ siyasetin, özellikle de İslamcı siyaset ve Erdoğan'ın siyasal-ideolojik kimliğini ve anlatısını ayakta tutan en büyük antagonizmayı, yani ana ötekiyi oluşturuyor. Çünkü antagonizma yok edildiğinde, "ben" i tanımlamak ve kitleleri bu tarif etrafında konsolide etmek zorlaşır hatta imkânsız hale gelir. Oysa Erdoğan siyasetinin 24 yıldır en büyük lüksü, karşısında toplumsal hafızada bagajı hazır, muhafazakâr-milliyetçi kitleyi ürkütmesi kolay bir CHP bulmasıydı. Ancak bildiğim ve gördüğüm o ki; Erdoğan'ın siyasi rasyonalitesinin makas değiştirdiğini, sosyolojiye uygun siyaset becerisinin yerini kapıdaki düşman kapıyı kırıp içeri girmek üzereyken hayatta kalma refleksine bıraktığı çok açık ortada… Toparlayacak olursak, hani yukarıda sordum ya, "Erdoğan'ın arkasında saf tutan seçmen bloku, korkulacak bir 'öcü' kalmadığında nereye bakacak?" diye.
24 Haziran 2026 00:01

Akp'den Mhp'ye Sahte İmza Tuzağı
"Devlet aklı", denilen kavramın yüzü yoktur. Siyasetçi, "Ben yapmadım, devlet aklı öyle gerektirdi" diyerek demokratik hesap verebilirlikten sıyrılır. Bir hükümet politikası devlet aklı olarak ambalajlandığında, o karara yönelik her türlü eleştiri otomatik olarak "devlete karşı olmakla" eşdeğer tutulmaya başlanır. Dün "asla olmaz" denilen bir politikanın bugün "büyük bir deha" gibi uygulanması, genellikle devlet aklının esnekliğiyle açıklanır. Çok değil, 2024 Ekim ayına kadar iktidar bloku, siyasi varlığını beka tehdidi ve güvenlikçi politikalar üzerine kurmuştu. O dönemdeki "devlet aklı", her türlü diyalog arayışını veya yumuşamayı "ihanet" ve "teröre taviz" olarak kodluyordu. Kaldı ki devlet aklı denilen kavram önce devlet ciddiyeti ister. Meclis Başkanvekili Buldan'ın oy pusulalarını Genel Kurul kürsüsünden tek tek okuduğu esnada, sözleşmenin oylanması için kürsüye oyu gönderilen 79 milletvekilinden 76'sının salonda olmadığı görüldü. Yani 76 milletvekilinin imzaları taklit edilip onlar adına sahte oy kullanmış. İsminin açıklanmasını istemeyen üst düzey MHP'li "Olay doğru. İzinli olan arkadaşlarımızın yerine de imza atılıp oy kullanıldı gösterilmiş. Bunu neden yaptılar bilmiyorum" dedi.
23 Haziran 2026 08:29

Gitme Sana Muhtacım…
Birçoğunuz görmüşsünüzdür, Zafer Partisi lideri Ümit Özdağ sosyal medya hesabından Türkiye'nin Şam Büyükelçisi Nuh Yılmaz'ın 6 Haziran'da Suriye'de NTV'ye yaptığı açıklamaları paylaştı. Büyükelçi Yılmaz söz konusu açıklamalarında açık açık, ülkemizdeki Suriyelilerin geri dönüşünün yavaşladığını, Türkiye'nin Suriyeli sığınmacıları geri yollamayacağını açıklıyor ve Suriyelilerin neden Türkiye'de kalması gerektiğini anlatıyordu. Dahası, benim daha önceki haberlerimi doğrularcasına da estirilen "geri dönüyorlar" rüzgarının aksine ülkesine dönen Suriyeli sayısının 1 milyonu bile bulmadığını, 700 bin civarında olduğunu söyledi… Büyükelçi Yılmaz'ın bu açıklamalarına Ümit Özdağ, "Hani savaş bitince döneceklerdi? Yıllarca Türk Milletini savaş bitince dönecekler diye oyalayanlar şimdi kalacak diyorlar. Türk Milleti artık uyanmaz ise tarihinin en karanlık kabuslarından birisini yaşayacak" şeklinde haklı bir tepki gösterdi… Aldığım teyitli bilgilere göre; şu an Suriyelilere, Suriye'den gelen herkese ve "hassas uyruk" olarak tanımlanan Mısır, Filistin, Yemen, Sudan ve Libyalılara ikamet izinleri yeniden açıldı. Cevabı şarkımızla verelim; Gitme sana muhtacım! Ucu yeni anayasa ve yeni rejime çıkarılmak istenen Terörsüz Türkiye sürecinin temeline Erdoğan'ın defalarca yaptığı "Türk-Kürt-Arap" vurgusu konuldu. Çünkü dönüştürülmek istenen cumhuriyete, kurulmak istenen Yeni Türkiye'ye ortak edilmeye çalışıyorlar. Anayasanın ilk dört maddesine dil uzatıldığında kıyametin koptuğu bir toplumda, ilk dört maddenin değişimini talep edecek bir toplum kesimi yaratmak için muhtaç. Tom Barrack'ın överek önümüze koyduğu Osmanlı millet sistemini hayata geçirebilmek için muhtaç. Ve söz verdiğimiz gibi, bir şiirle koyalım son noktayı; hani diyordu ya Attila İlhan, "Ben sana mecburum bilemezsin, İçimi seninle ısıtıyorum" diye…
17 Haziran 2026 00:01

Savcılıktan Önce Mhp'ye Getirilen Telefon
13 Mayıs tarihli Derin MHP'de yeni perde başlıklı yazımda "Ankara'da hiçbir hesap tek perdeyle kapanmaz. Çünkü devlet içinde hiçbir yapı, kaybettiği mevziiyi sessizce terk etmez." demiştim. Kısaca sıralayacak olursak; Ayhan Bora Kaplan, davanın seyrini değiştiren ve MHP'de İzzet Ulvi Yönter'in istifasına neden olan buluntu telefonun savcının ve polislerin kumpası olduğunu iddia etti… Ayhan Bora Kaplan, Bahçeli'nin operasyonu yapan polislere "darbeci" dediği konuşmasını kendilerinin yaptırdığına dair "Biz kimiz ki, Devlet Bahçeli'ye böyle bir şey söyletelim?" dedi. Dikkat ederseniz, Ayhan Bora Kaplan cephesi önce telefonun sahte olduğuna dair iddialarını vurguladıktan sonra iddialarının ucunu "MHP'ye operasyon yapılıyor" noktasına çıkarıyor. Dosyaya yön veren delilleri tartışmalı hale getirerek davayı bir örgüt yargılaması olmaktan çıkarıp "siyasi operasyon" tartışmasına dönüştürme gayesi var. (Bkz: "Ankara sırları yeni başlıyor" yazım) Duruşmalarda ortaya çıkan bu tabloyu sorduğum MHP kaynakları, Ayhan Bora Kaplan cephesinin buluntu telefonu tartışmalı hale getirme ve asıl operasyonun MHP ve Bahçeli'ye yapılıyor şeklinde algı yaratmaya çalışmasının arkasında bir "siyasi akıl" olduğunu düşünüyor. O siyasi aklın İzzet Ulvi Yönter olabileceğini ima eden MHP'li kaynaklar, buluntu telefonun savcılığa teslim edilmeden önce getirildiği MHP Genel Merkezi'nde Devlet Bahçeli'ye gösterilmesini de o dönem genel merkeze hâkim olan Yönter ve müttefiklerinin engellediğini belirtti. Öyle ki, kendisini unutturma stratejisi izleyen, sosyal medyasını kapatan, MHP'nin hiçbir toplantısına ve etkinliğine katılmayan Yönter'in Semih Yalçın ile kontağını sürdürdüğü ve bu yolla MHP Genel Merkezi'nde gölgedeki adam rolünü olmaya çalıştığı bir süredir MHP çevrelerinde konuşuluyor. MHP'de zemin ona göre dizayn ediliyor.
16 Haziran 2026 00:01

Öcalan "Göreve" Başladı
Öyle ya; CHP'ye yönelik mutlak butlan kararının çıkmamasını isteyen, karar çıktıktan sonraki ilk açıklamasında "Kılıçdaroğlu feragat etmeli" diyen ama CHP'de kimin yeni düzen kurduğunu kavradıktan sonra 180 derece görüş değiştirip Özgür Özel'in feragat etmesi noktasına gelen Bahçeli'nin başka bir isteği bugünlerde hayata geçirildi… Mutlak butlan gündeminde arada kaynadı ama Öcalan görevine fiilen başladı. İmralı heyetinden Pervin Buldan, 24 Mayıs'ta Öcalan'a yaptıkları ziyarete dair, "7-8 maddeden oluşacak çerçeve yasa taslağını Öcalan'a sunmayı planlıyoruz." dedi. Pervin Buldan'ın bu açıklamalarının ardından Ankara kulislerini kaynayan kazana çeviren bir gelişme yaşandı ve Adalet Bakanı Akın Gürlek ile İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Bahçeli'yi ziyaret etti. Yansıyan haberlere göre, iki bakanın Bahçeli'ye ziyaretlerinin tek gündemi, "Terörsüz Türkiye" süreciydi. Böylece Öcalan "koordinatörlükte" ilk mesaisini yapmış oldu. "Terörsüz Türkiye" sürecinde İmralı'dan gelen vizeyle Ankara'da yasa yapma dönemi başladı.
07 Haziran 2026 00:01

Chp'deki Devlet Kuşu
Bir devlet aklı varmış, üstelik o devlet aklı İttihatçıymış ve devleti yeniden dizayn ediyormuş. Kuşoğlu yaşadığı bu "devlet aklı kafasını" da cumhuriyet alerjisi tescilli, FETÖ'nün Zaman'ında müflis fikirlerini köşesine taşıyan Etyen Mahçupyan'a dayandırıyor… Kelimenin tam anlamıyla bir "fail kaçırma" operasyonu yapıyor. Benzer bir "fail kaçırma" Hrant Dink suikastı soruşturmasında yapılmıştı. "Hrant'ın arkadaşları" adlı bir grup Dink'in öldürülmesini İttihatçılığın günümüzdeki uzantılarına bağlamıştı. Bülent Kuşoğlu'nun da yaptığı böyle bir şey. Jöntürk hareketi ve siyasi teşekkürlü İttihat ve Terakki'nin öncüsü olduğu Türk aydınlanması, Türk modernleşmesi ve Türk uluslaşmasının temsilcisi ve mirasçısı olan ve 1908'de başlayan Türk Devrimini laik cumhuriyet ile zirveye ulaştıran CHP, butlan ile cumhuriyeti başımıza geçirme projesinin aparatı yapılıyor. Kuşoğlu, 2023 Cumhurbaşkanlığı seçiminde oyların Erdoğan lehine devlet tarafından manipüle edildiğini söyledi. Yani o dönem partinin en yetkili isimlerinden biri olan bir siyasetçi çıkıp " aslında cumhurbaşkanlığı seçimini kazandık ama devlet müdahale etti " diyor. Buna "devlet aklı" denilmez, Bülent Kuşoğlu ve CHP'ye yönetimine butlanla dönenlerin başına resmen devlet kuşunun konması denir… 2023 seçimi sonrasında Erdoğan'ın devletin bütün imkanlarını kullanmasından şikâyet edenler, şimdi CHP'de "devlet kuşu" oldular…
04 Haziran 2026 00:01

Gbt Çetesi Işid'i Koruyor
"Suçlular Aramızda" 1964 yapımı bir Metin Erksan filmidir. Öyle ki, 1965 Milano Film Festivali'nde "En iyi Sosyal İçerikli Film" ödülünü almıştır… Bir de " ithal suçlularımız" var. Kırmızı bültenle aranan Irak uyruklu IŞİD mensubu Suhail Mohammed Salemm Mahmood Sheeko, Eskişehir'de yakalandı. Daha vahimi kırmızı bültenle arandığı, Türkiye'ye giriş yasağı ve G-87 kodu olduğu halde ülkemizde rahatça hareket edebilmesi… Bilmeyenler için belirteyim; G-87 tahdit kodu, yabancı uyruklu kişilerin "Genel Güvenlik açısından tehlike arz etmesi" (terör bağlantısı şüphesi vb.) nedeniyle Türkiye'ye girişlerinin yasaklanması veya sınır dışı (deport) edilmesi işlemidir. Kırmızı bülten, G-87 tahdit kodu… Şimdi burada filmi azıcık geri sarayım; 2024 yılında Sözcü TV'de İpek Özbey'in programında Türkiye'nin ilk kez duyduğu GBT çetesini belgeleri ile anlatmıştım. Sistem şu şekilde işiyor; Türkiye'ye legal yollardan giriş yapmış ya da illegal yollardan girip varlığını bir şekilde legalleştirmiş Suriyeli, Iraklı veya Afgan bir IŞİD ya da El Kaide mensubunu düşünün. Bu durumu bilen yabancı uyruklu suçlular kendilerine tahdit kodu konulup konulmadığını öğrenmek için para karşılığında tercüme ve danışmanlık ofisleri aracılığıyla Emniyet'in polnet sisteminde sorgulama yaptırtıyor. Önce danışmanlık ofisleri ilgili yabancı uyruklunun bilgilerini "anlaşmalı" polislere geçiyor. Eskişehir'de yakalanan 37 yaşındaki Iraklı IŞİD mensubu Sheeko da tahdit koduna rağmen GBT çetesi sayesinde Türkiye'de cirit atabildi. 2026 Türkiye'sinde suçlular sadece aramızda değil.
17 Mayıs 2026 00:00

Derin Mhp'de Yeni Perde
Tarih 14 Nisan 2026'ydı… Ve o yazımın sonunda, "MHP'de ilk raundu kazanan cephe, sessizce ikinci raundun sonucunu hazırlıyor." demiştim. Türkiye'nin takip etmekte zorlandığımız baş döndüren gündeminde dikkatlerden kaçan bir gelişme olarak; Cevheri Güven'e bilgi, belge verdikleri iddiasıyla yargılanan eski Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürü Kerem Gökay Öner, eski Ankara İl Emniyet Müdür Yardımcısı Murat Çelik ve eski Şube Müdür Yardımcısı Şevket Demircan beraat etti. Hatırlatalım; beraat eden Emniyet müdürlerinden Murat Çelik, tutuksuz yargılanmak üzere serbest kaldıktan sonra İzzet Ulvi Yönter'in "MHP'ye sızan ajan" diyerek itham ettiği Eyyup Yıldız ile fotoğraf vermişti… Sizin anlayacağınız, MHP'de ilk raundu kazanan cephe, böylece ikinci raundu da kazanmış oldu. Bir taraftan güvenlik ve yargı bürokrasisindeki mevziilerini tutmaya çalışırken bir taraftan da 7 Mart 2027'de yapılacak MHP kongresine hazırlanıyorlar… Yönter, elbette Devlet Bahçeli'ye rakip olarak çıkmayacak. Öyle ki, Murat Çelik'in işaret ettiği Ayhan Bora Kaplan çetesinin siyasi ayağına yönelik operasyonu görebiliriz.
13 Mayıs 2026 12:18

Mansur Yavaş'a "Mutlak" Tuzak
İktidar sahiplerini kara kara düşündüren bu konunun sinyalini geçen haftaki "Bahçeli'nin mutlak butlan korkusu" başlıklı yazımda vermiştim. Bu köşenin müdavimleri hatırlayacaktır, o yazımı şu şekilde bitirmiştim; "Bahçeli, terörist başına statünün adını koyduğu grup toplantısından önce Erdoğan ile yaptığı görüşmede mutlak butlan hakkındaki endişelerini bildirmiş. Aktarılanlara göre, bu sebeple mutlak butlanın yakın gelecekte çıkmayacağına kesin gözüyle bakılıyor. Ancak iktidarın çözmeye çalıştığı ama yöntemini bir türlü belirleyemediği bir 'tehdit' var. Eğer o 'tehdit' için başka 'çare' bulunamazsa, 'şartlı mutlak butlan' Bahçeli'ye ve devam eden Terörsüz Türkiye sürecine rağmen çıkabilir… O'tehdit' ne mi? O da başka bir yazının konusu olsun…" Evet, tam düşündüğünüz gibi bu yazı sözünü verdiğim "başka bir yazı" olacak. Hatırlarsanız, CHP lideri Özgür Özel Nisan 2024 tarihinde iktidara yakın Sabah Gazetesi'ne verdiği röportajda, "Şu anda takımda iki forvet var. Biri Mansur Yavaş, diğeri Ekrem İmamoğlu. Günü geldiğinde de arkadaşlarımızdan biri Cumhurbaşkanı adayı olacak" demişti. Yani İmamoğlu iktidar için "Korkulu rüyaların figürü" olmaktan çıkmış durumda. Evet, iktidar, bekasına yönelmiş bir "tehdidin" savuşturulduğuna inanıyor ama Mansur Yavaş "tehdidi" savuşturabilmiş değil. Ekrem İmamoğlu içerideyken Mansur Yavaş'ı da "terbiye kampına" göndermenin, altından kalkılamayacak bir yanlış olacağını düşünüyorlar. İktidarın düşüncesi ve hayaline göre bunun en "temiz" yolu da Mansur Yavaş'ı CHP'nin aday göstermemesi. "Yavaş'ı aday göstermeyecek bir CHP" hayali de yolu mutlak butlana çıkarıyor. Eğer başka formüller geliştirilemezse, "Terörsüz Türkiye" sürecini enfekte etme pahasına çarenin ya da son çarenin mutlak butlan olduğuna inanıyorlar. Sizin anlayacağınız, şimdilik ertelenmiş olan mutlak butlan kararı çıkarsa, "şartlı mutlak butlan" olacak ve her kim koltuğa oturacaksa, Yavaş'ı aday yapmama şartıyla CHP teslim edilecek. Peki Yavaş, iktidar için neden bertaraf edilmesi gereken bir "tehdit?" Şöyle anlatayım; Erdoğan iktidarının yıllardır kullandığı en etkili siyasal refleks rakibi "öteki" göstermek oldu.
11 Mayıs 2026 09:08

Bahçeli'nin Mutlak Butlan Korkusu
"Mutlak", güzel Türkçemizdeki bir sıfattır ve bazı temel anlamlara sahiptir. Mesela Felsefede "mutlak gerçek" vardır. Matematikte ise bir sayının işaretsiz değerine "mutlak değer" denir. Tabii aslında hukuk alanının kavramı olan ama günümüz Türkiye'sinde siyaset alanına taşınan bir kavram var: Mutlak butlan! 2025 yazı, AKP ile MHP arasında çatlak olduğu tartışmaları ile geçmişti. O çıkışların ilkinde "sahici delillerin" dosyaya eklenmesini istiyordu Bahçeli. Oysa Bahçeli, CHP'nin "İmamoğlu'na tahliye isteyecek" şeklinde algıladığı çıkışlarında İmamoğlu hakkında zehir zemberek suçlamalarda da bulunuyordu… Çünkü İmamoğlu süreci, zaten yoğun olan toplumsal muhalefeti daha da yukarı çekiyordu ve buradaki itiraz ve tepki zaten hassas bir alan olan "Terörsüz Türkiye" sürecine taşabilir, süreci "sabote" edebilirdi. Bahçeli şimdi de aynı korku ve endişe ile CHP'nin kurultay davası hakkında mutlak butlan çıkmasına sıcak bakmıyor. Açılım sürecinin "toplumsal psikoloji yönetiminin" başındaki birisi için de bu endişe hiç yersiz değil. Ancak iktidarın çözmeye çalıştığı ama yöntemini bir türlü belirleyemediği bir "tehdit" var. Eğer o "tehdit" için başka "çare" bulunamazsa, "şartlı mutlak butlan" Bahçeli'ye ve devam eden Terörsüz Türkiye sürecine rağmen çıkabilir…
08 Mayıs 2026 13:00