×Uygulama Logosu

Habokado - Akıllı Haber Özeti

Özetleri Okuyun ve Dinleyin

Abd Yerine Nato'ya Kim Liderlik Edecek?

Ancak 32 başkentte, "ABD liderlik konumundan çekilirse, NATO'ya kim liderlik edecek?" sorusunun cevabı daha çok uzun süre tartışılacak. Bu soru sorulabilirlik kazanırsa, yani Trump, 22 gün önce Fransa'nın ünlü Evian İçmelerinde G7 zirvesinde Fransa, Almanya, İtalya ve İngiltere liderlerinin yüzüne karşı, "Ben ekonomide patronum; ama siz savunmada kendi başınızın çaresine bakacaksınız!" sözlerinden dönmezse; bu 32 ülkeden dördünde yapılacak pazarlıklar çok daha ilginç olacak. Önce, muhalefet Fransa'da başkana, Almanya, İtalya ve İngiltere'de başbakana "ABD NATO'dan çekilirse, lojistik ve stratejik kapasitenin belirlenmesi ve sürdürülmesinde sorumluluğunu ülke olarak biz üstlenebilir miyiz?" diye soracaklar. 1979 doğumlu iki ana muhalefet lideri, Tino Chrupalla ve Alice Weidel, popülist-milliyetçi Almanya İçin Alternatif (AfD) partisini gerçekten o kadar "alternatif" hale getirdiler ki, Merz'in Hristiyan Demokrat Birliği (CDU/CSU) üç yıl beklemeden seçime gitmek zorunda kalabilir ve Almanya bırakın AB ve NATO liderliğini, bu örgütlerin üyeliğinden bile çıkabilir. İktidara geldiğinde Avrupa gazetelerinin "İtalya'da faşizm yeniden kazandı!" diye yazdığı İtalya Kardeşleri isimli küçük partisini iktidar yapmayı başaran Giorgia Meloni, herkesi şaşırtıp en "sert" Avrupa (ve hatta genel anlamda Batı) değerlerini savunma yanlısı olmayı başardı. Önceki gün 250'nci kuruluş yıldönümünü kutlayan ABD'nin Trump, kendisinin bile önemine inanmadığı Netanyahu'nun İran savaşında kendisini desteklemedikleri için öfkelendiği Avrupalı liderlere kızdı diye, sayılamayacak kadar çok stratejik sebeple kurduğu NATO ve elleriyle inşa ettiği AB'yi yüzüstü bırakıp yeniden bir "izolasyon siyasetine" dönmesi beklenmemeli.

Hakkı Öcal

Kaynak: Milliyet

06 Temmuz 2026 11:08

Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız

Yazarın Diğer Yazıları

Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Hakkı Öcal

Bu Avrupa İle Ne İttifak Olur Ne Birlik!

Türkiye'yi ve Vatikan'ı da sayarsanız, Avrupa'da 50 ülke var; bunların 27'si Avrupa Birliği, 30'u NATO üyesi. (NATO'nun 1955'te katılan Almanya dahil 13 Avrupalı üyesi vardı; 1999 sonrası genişleme programı çerçevesinde eski Varşova Paktı ülkeleri ile sayı 30'a çıktı. Avrupa Birliği'ne (AB) girmek için, 14 Nisan 1987'de başvurduğumuza göre, 39 yıl, 2 ay ve 18 gün olmuş olacak. Trump, geçen hafta NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile zirvenin planlaması için yaptığı görüşmede, "Türkiye'ye çok, çok sevindirecek bir haberim var" demesi ve bu haberin de Milli Muharip Uçak (Kaan) projemizde seri üretim için 80 adet jet motoru olacağına dair açıklamalar nedeniyle, dikkatlerimiz asıl NATO'nun Trump'ı sevindirme projesine dönemedi. Oysa, Trump'ın NATO'nun Stratejik Planında esaslı bir değişiklik yaparak, ABD'nin NATO'daki liderlik rolünden çekileceği, mesela "ittifakın bölge dışı operasyonları tarihe gömeceği" haberlerine karşı, Rutte NATO'nun artık Amerika'ya yük olmadan, 30 Avrupa ülkesinin savunma bütçelerini arttıracağı vaadinde bulundu. Avrupalılar, meselelerin özüne inmeden, (İran'la savaşında Amerika'ya, Rusya ile savaşında Ukrayna'ya yeterli desteği vermedikleri için) G7 toplantısında Trump'ın sert çıkışına hiç yanıt vermeden, sadece savunma bütçelerini artırarak, "Amerika paradan anlar!" yaklaşımı, ABD gerçekten de NATO'nun patronluğunu bırakırsa, ne NATO'nun işlevlerini sürdürmesini, ne de AB'nin anlamlı bir birlik olarak devamını sağlayabilirler.

02 Temmuz 2026 10:44

Hakkı Öcal

Böyle Bir Nato'ya İhtiyacımız Yok

NATO Genel Sekreteri Rutte çıkmış, Orta Çağ şövalyeleri gibi, haykırıyor: "Ey Vladimir, çık karşımıza!" Hani şimdi gençlerin, absürt bir durum karşısında sordukları gibi sormak lazım NATO'cuya: "Mark, sen iyi misin?" 2017 Krizini çok ayrıntılı irdelemek istemiyorum; ama kısaca hatırlayalım. Ama benim cevabım, "hayır" olacaktır; çünkü Trump'ın "Amerika'nın Avrupa'dan çekilmesi" diye niteleyebileceğimiz "dengesizliği," Biden gibi, adeta Avrupa'yı kulağından tutup; Rusya'ya karşı Ukrayna'da savaşa sokan NeoCon'lara, özellikle Orta Doğu'ya yeni bir harita biçmeye çalışan Derin ABD'nin küresel müdahaleciliğine karşı bir tavır olarak görülebilirdi. Nitekim Trump'ın Mayıs 2025 Riyad konuşması, sadece Rutte için değil ama uluslararası strateji alanında kendisine bir rol biçen herkes için ipuçları taşıyordu. Bu çerçevede, Trump'ın Ukrayna'daki savaşın da Amerika'nın, dolayısıyla NATO'nun savaşı olmadığına ilişkin ifadeleri, mesela iki hafta önceki G7 zirvesindeki Avrupa'dan ABD birliklerini çekmeye devam edeceği açıklaması, NATO'yu da içine alan bir "küresel strateji değişikliği" olarak görülebilirdi. Görülmeliydi de; çünkü küresel emperyalizmin, önce Moskova'ya, sonra Moskova üzerinden Pekin'e gitmek gibi, "Sovyet yayılmacılığına karşı Hür Dünya'yı savunma stratejileri tarihin çöp tenekesindeki azametli yerini alalı yıllar oldu. Ama korkarım, Hür Dünya bunun tam olarak idraki içinde değil. Demiyorum ki, NATO Muammer Kaddafi'yi öldürmek, Slobodan Milosoviç'i devirmek için eski Yugoslavya'yı bombalamak gibi misyonlara sahip olmalı. Hayır; çağımız bölgesel işbirlikleri çağı; ve savunma gibi çok pahalı bir alanda AB içinde, Atlantik Okyanusu'nun iki yakası arasında NATO'nun bir caydırıcı örgüt bir savunma işbirliği örgütü olarak yeri vardır. Ama bu yer, "Vladimir, biz kendimizi savunacağız; haberin olsun!" şeklinde ülkeler-arası haykırmalarla değil, masalara oturarak ve karşınızdakinin duyacağı bir ses tonuyla konuşarak korunur.

29 Haziran 2026 07:17

Hakkı Öcal

Anlaştılar Da Ne Konuda Anlaştılar?

Trump'ın Amerika'yı mı, Siyonizmi mi temsil ettiği belli olmayan damadı Jared Kushner, arkalarda—tabiri hoş görün—sırık gibi dikiliyor; özel temsilcisi Steve Witkoff, sorumluluk almak istemeyen bir ifade ile kenarda duruyor; Başkan Yardımcı JD Vance, "Benim burada ne işim var?" der gibi bir bakış ile Pakistan başbakanı Şahbaz Şerif ile Katar dışişleri bakanı Muhammed El-Thani arasında şaşkın, adeta bir şeyler olmasını bekliyor! Bu açıklama, uluslararası medya kadar, Bürgenstock'taki İran ve ABD heyetleri, iki ülke dışişleri ve savunma bakanlıkları için de haber değeri taşıyordu ki; İran sözcüsü, "Sadece 60 günlük süreç başladı!" diye düzeltme ihtiyacını hissetti. İsrail'in Hizbullah saldırılarına karşılık olduğu iddiasıyla ikisi çocuk altı sivili öldürdüğü saldırılar üzerine Cumartesi akşamı "kesilen" görüşmelerin, nasıl oldu da Pazar günü yeniden başlayıp iki buçuk saat içinde 60 günlük bir müzakere planı üzerinde anlaşma sağlandığı, umulur ki bu süreç içinde anlaşılır. Çünkü 7 gün önce, ABD Stratejik Petrol Rezervinin 1983'ten bu yana en düşük seviyeye düştüğüne ilişkin haberi sebebiyle "paniğe kapılanlar" arasında Amerikan bankalarının da adı vardı. Bu yaygın kuşkuya rağmen, 60 günlük sürecin öyle ya da böyle başlamış olması, sadece 130 gün kalan Amerikan ara seçimlerinin Trump ve Cumhuriyetçiler için ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. 60 günün sonunda, Trump'ın önünde, seçmenleri İsrail'i değil ABD'yi "büyütmek" için çalışacağına ikna edebilmek için iki ay kalmış olacak.

25 Haziran 2026 12:04

Hakkı Öcal

Trump'ı Ne Kadar Tanıyoruz?

O, benim için, daha önceki gün İtalya başbakanı Giorgia Meloni için de kolayca söylediği yalanlar, olayları daima kendi kafasındaki şablona göre değerlendirmesi ve bu değerlendirmenin hemen daima gerçeklikten uzak olması ile, yeğeni Mary'nin ifadesiyle, "patolojik rahatsızlıkları" olan bir insan. 1970'lerin sonlarında Jimmy Carter, Walter Mondale ve Ronald Reagan'ın kampanyalarına bağışlar yapmaya ve Cumhuriyetçilerin toplantılarına gidip gelmeye başlayan Trump'ı, Muhafazakar Siyasi Eylem Konferansı'ndaki ilk konuşması ile başkanlık yarışına katıldığı 2012'den beri de tüm dünya onu tanıyor. Mary Trump, kitabına Victor Hugo'nun şu alıntısı ile başlıyor: " Eğer ruh karanlıkta kalırsa, günah işler. Suçlu olan günahı işleyen değil, karanlığa sebep olandır." Her eleştiriyi bir meydan okuma olarak algılayan Trump, sanki o eleştiri kendisine daha kötüsünü yapma izniymiş gibi, inatla aynı şeyi söylemeye ve yapmaya yani dünyayı babasının yarattığı karanlık bir çiftlik olarak görmeye devam ediyor. Mary Trump "Bu beni şaşırtmıyor," diyor ve ekliyor: " İnsan hayatına bu kadar değer vermeyen bir kişinin sosyopatik kayıtsızlığına karşı dünyanın sağır edici sessizliği, beni umutsuzluğa düşürüyor." İtalya Başbakanı Meloni'nin, Trump'ın G7 zirvesinde kendisiyle fotoğraf çektirmek için yalvardığı iddiasının "tamamen uydurma" olduğunu söylemesi, belki de bu sessizliğin sonu olacak.

22 Haziran 2026 09:08

Hakkı Öcal

Bükemediğin Eli, Para İle Doldur!

Benim hesabıma göre, bu savaş, Amerikan uçakları, İran'ın Hürmüzcan eyaletinin, Minab kentindeki Şaheren Tayyibe ilkokulunu, atıldığında bin ayrı noktayı hedef seçebilen, yapay zeka yazılımı olan Maven sistemi ile yönetilen iki Tomahawk füzesi atarak 120'si kız öğrenci olmak üzere 156 sivil öldürdükleri 28 Şubat 2026 saat 10:45'te başladı ve bitti. ABD Başkanı Trump, başta 120 ilkokullu kız olmak üzere, 3 veya 4 bin İranlının kan bedeli olarak—yıkmak için yola çıktığı ama yıkamadığı--İran rejimine 300 milyar Dolar vererek, savaşı bitirdi. Trump için önemli olan, İran'ın İsrail'e "koz verecek" bir misillemede bulunması önlemek gibi görünüyor. Trump gibi baştan ayağa ben-merkezci, dünya bir yana ego'su bir yana bir kişi, elbette kendi başlattığı savaştan tazminat vererek çıkmayı kabul etmeyeceği için bu 300 milyarın adı "yatırım fonu" olacak. Amerika ile İsrail'in İran'a savaşının başlama, gelişme ve muhtemelen sonu olan gelişmelere bakarak, bölgedeki dengeleri değerlendiren gazeteci Selim Atalay'ın TRT Haber Dünya Hali'nde tespiti bu: "Bükemediğin eli, para ile doldur!" Bükemediğin eli öpmek artık işe yaramıyor; gönümüzde geçerli uygulama, o elin sahibi paraya boğmak! 300 milyar dolar, bir anlamda İran'ın zaferi.

18 Haziran 2026 08:39

Hakkı Öcal

Güvenilir Bir Tarzda Uydurmak

Mesele şu: yapay zekâ, İngilizcesinin yaygın kısaltmasıyla AI, o kadar ilerledi, o kadar mükemmel hale geldi ki artık yalan söyleyebiliyor, yakalanamıyor; "çünkü güvenli bir tarzda uydurabiliyor." İlk yıllar, okullarımızın bilişim teknolojileri (BT) bölümleri, öğretim üyelerine hem kullanabilecekleri AI kaynaklarını hem de bu kaynakları kullanarak yazılmış ödevi, soruların bu kaynakların yardımıyla kaleme alınmış cevaplarını belirlemenizi sağlayan araçları bildiriyorlardı. İçinize "Bu arkadaş bugüne kadar böyle güzel cevaplar vermez, böyle başı-sonu tutarlı denemeler yazmazdı! Bunda acaba AI'nin parmağı olabilir mi?" şeklinde kuşkular düşerse, o dosyayı tutar, bir sitede bir kutunun içine bırakırdınız; sitenin programı o yazının yüzde ne kadarının hangi AI tarafından kaleme alındığını, yüzde 100'e yakın güvenirlikle, gösterirdi. Şimdi hâlâ böyle araçlar var; ama programın kendine güvenirliği bırakın yüzde 100'e yakınlığı, yüzde 10'larda! Axios sitesi yazarı Megan Morrone, "Yapay zekâ araçları belki daha az yanılgıya düşüyor olabilir, ancak yine de cilalı, aşırı özgüvenli bir dille gizlenmiş yanlış cevaplar vermeye devam ediyorlar" diyor. "Yarım hekim candan eder, yarım hoca dinden eder!" diye bir özdeyiş vardır. Yine bu grup, AI'nin "Bu kadar uydurma olmaz, bu dediği doğrudur!" kanısını veren "cevaplarını" bile bilgi-doğrulatma süreçlerinden geçirmeyi elden bırakmamayı öneriyorlar. "Fake News" denen sahte veya uydurma haber denen olgu çağımız, insanını bilgi-doğrulatma süreçleri konusunda eğitti.

15 Haziran 2026 07:18

Hakkı Öcal

Ermenistan'a Sonsuz Başarı Ve İtidal

Ermenistan'da Başbakan Nikol Paşinyan liderliğindeki Sivil Sözleşme Partisi sandıktan birinci çıktı; parti oyların yüzde 50'sini aldı. Bu, Batı'nın birdenbire kabaran Ermenistan aşkı ve dünyaya yeniden nizam vermek isteyen Amerikalı Neoconlar'ın, "Ukrayna olmadı, Ermenistan'ı deneyelim!" hevesiyle Zelenskiy gibi, Paşinyan'ın da aklını çelmesi ihtimalidir. Avrupa Birliği ile 2017'de Kapsamlı ve Geliştirilmiş Ortaklık Anlaşması (CEPA) imzalayan Ermenistan, ikili ilişkilerde "yeni bir sayfa açılmasını" 10 yıldır bekliyor. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, geçen hafta Paşinyan ile yaptığı telefon görüşmesinde, Avrupa Birliği'nin Ermenistan için 50 milyon Euro'luk bir destek paketi hazırladığını söyledi. Ermeni medyasına göre, Paşinyan NATO ile "ortaklığın" istikrarlı bir şekilde derinleştirilmesini istiyor; bunun Ermenistan'da demokratik reformlar ve savunma yeteneklerinin geliştirilmesi yönünde adımlara yardımcı olacağına inanıyor. Paşinyan, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın geçen haftaki telefon görüşmesindeki "temasların yoğunlaşmasından duyduğu memnuniyet" sözleri ile kendisine 51'inci yaş günü kutlamasının verdiği mesajı da önemle dikkate almalıdır.

11 Haziran 2026 10:55

Hakkı Öcal

İsrail'in Nükleer Silahı Var Mı?

Kitaplardan biri, şimdi 89 yaşında olan araştırmacı-gazeteci Seymour Hersh'ün onlarca ödül kazanan 1991 yılında yazdığı "Samson Seçeneği: İsrail'in Nükleer Cephaneliği ve Amerikan Dış Politikası" adlı kitaptır; İsrail'in nükleer silah programının tarihini ve bunun İsrail-Amerikan ilişkileri üzerindeki etkilerini ayrıntılarıyla anlatır. Hersh, dünyanın İsrail'in nükleer silahlarıyla ilgili gerçekleri İsrailli Mordechai Vanunu'nun itiraflarıyla öğrendiğini, 1986'da MOSSAD'ın Vanunu'yu kaçırıp İsrail'e götürdüğünü anlattığı kitabında, İsrail'in kurucu başbakanı Ben Gurion'un ABD başkanı Kennedy'den nükleer yardım istediğini ancak alamadığını, bunun üzerine Jonathan Pollard isimli teknisyenin ve İsrailli ajanların, Amerika'dan nükleer reaktör yapmak için gerekli teçhizatı ve uranyumu çaldıklarını yazdı. Diğer kitap, İsrailli akademisyen Avner Cohen'ın yazdığı İsrail'in nükleer tarihine ilişkin en ayrıntılı bilgilerin yer aldığı Columbia Üniversitesi yayını "İsrail ve Bomba" isimli eser. İsrail'in elinde 90 ile 400 arasında bomba olduğu tahmin ediliyor; İsrail'in bunları bombaları uçak, fırlatma rampası ve denizaltılar yoluyla, kıtalararası menzilli balistik füzelerle atabileceği, İngiliz Parlamentosu Araştırma Servisi'nin 2025 tarihli raporunda yer alıyor. Başka bir deyişle, Rubio ne kadar gizlese de ABD'nin müttefiki İsrail, uluslararası hukuka aykırı bir nükleer güç!

08 Haziran 2026 07:25

Hakkı Öcal

Paşinyan Hatası

Kendisini bilmeyenler, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in, Karabağ anlaşmasının ardından ulusa sesleniş konuşmasındaki (gazetelere de Azeri aksanıyla geçen) "Cebrayıl'a yol çekiirdin; Raks ediirdin. N'oldu Paşinyan?" sözlerinden tanıdı Ermenistan başbakanı Nikol Paşinyan'ı. "Artık Azerbaycan ile barış içindeyiz!" diyen Paşinyan, iki ülke arasındaki ticaret yollarının açılacağını söyledi. Zelenskiy de anlamadı; Paşinyan da anlamıyor gibi: Rusya bir nükleer güçtür, sınırlarında başka bir nükleer gücün, özellikle NATO'nun (şimdilik) patronu ABD'nin üs ve nükleer silah yığmasını "varoluşsal tehdit" sayar. Putin'in Ukrayna'daki mezalimini anlamayı ima etmiyorum; ama "varoluşsal tehdit" teriminin anlaşılmayacak bir bölümü de yok. En açık ve kaba ifadesiyle ""varoluşsal tehdit" şu anlama gelir: "Sen şunu yaparsan ben bunu beni ortadan kaldırmak istediğin şeklinde anlarım; ve sen beni yok etmeden, ben seni yok ederim!" Haziran 1975 doğumlu, eski gazeteci, epey hapislerde sürünmüşlüğü var. 2008 seçimlerinde Levon Ter-Petrosyan'ı desteklemişti. Petrosyan, 2008'deki seçimi kaybetti; ancak 1998'e kadar cumhurbaşkanı idi; onun yakınında bulunan Paşinyan Clinton'ın ve Bush'un "NATO flörtlerine" Petrosyan'ın hiç olumlu yanıt verdiğini gördü mü? Ukrayna'da bataklığa saplandı ama Putin, eski Sovyet nüfuzunu korumak için her yolu kullanmaya hala hazır. O kadar ki, Ermenistan'ın yönünü Batı'ya çeviren Paşinyan'ı devirmek için bir operasyonun düğmesine basıldığı bile haber veriliyor. Reuters'e göre Kremlin, bu pazar yapılacak seçimde Paşinyan'ın kaybetmesi için Rusya'da bulunan 2 milyon Ermeni seçmeni Ermenistan'a uçaklarla taşıyacak. "Seçmen taşıma" sonuç vermez de Paşinyan yine seçimleri kazanırsa, ne olur? Putin'in sağ kolu Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Medvedev'in "Huzur içinde uyuyamayacaklar" tehdidi adım adım uygulanır. Ünlü fotoğrafçımız rahmetli Ara Güler, kendisini acele ettirmek isteyene, "Kez sanir pahir!" derdi.

04 Haziran 2026 07:51

Hakkı Öcal

Bibi Gel, Miço Ve Hristo'yu Kurtar!

Ancak, İsrail'in Filistin soykırımı ve Gazze'de işgal ve Filistinlilerin malını-mülkünü elinden alma (yeni sömürgecilik) siyasetinin tüm dünyada ve tabii Yunanistan'da ve Güney Kıbrıs'ta özellikle gençler arasında yarattığı nefret ve muhalefet ortamı, belli ki Yunan başbakanı Kiryakos Miçotakis'in umurunda değil. Bu ittifaka Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis de katıldı; ancak bu Financial Express gazetesi ve benzerlerinin başlıklarına "İsrail, Kıbrıs ve Yunanistan arasındaki askeri ortaklık" diye yansıdı. Bütün bu noktaları art arda sıraladığımız zaman, ortaya çıkan tablo Miço ve Hristo'nun aşırı yüreklenmiş olması olmalı ki, Atina'da Yunan meclisinde bir konuşma yapan Hristodulidis, Türkiye'nin 1974'ten bu yana Kıbrıs'ın kuzeyini işgal ettiği ve bölgede yaşayan Rum ve Yunanların evlerine dönmelerine engel olduğunu söyleme cesaretini kendisinde buldu. Bu, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetiminin, zaten nereden geçeceği belli olmayan, Türkiye'nin karasuları, Libya ile deniz ticari alanlarını birleştirme anlaşması çerçevesinde oluşan Mavi Vatan duvarına çarpacağı aşikar Doğu Akdeniz boru hattının veya karadan geçecek ve tarafların "Orta Koridor" adını verdiği hattın Hindistan ile asla birleşemeyeceği açıktır. Yani dış borcu yaklaşık 700 milyar dolar olan ve üç kez ekonomik egemenliğinin büyük bir kısmını AB yönetimine devretmek zorunda kalmış Yunanistan'da, savunma bakanı Dendias'ın istediği "sınırsız bütçe" hayali ancak İsrail başbakanı Netanyahu tarafından karşılanabilir.

01 Haziran 2026 07:25

Reklam Vermek İçin Tıklayınız

İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Hakkı Öcal

Eğer İsrail İzin Verirse...

İsrail medyasında bir haftadır "Trump'ın İran ile yapacağı anlaşma İsrail aleyhine olacaktır," başlıkları var. Öyle görünüyor ki, ABD dışındaki Siyonist cephe, Trump'ın "Zararın neresinden dönülürse…" deyip ülkesine verdiği zararı sineye çekip, İran işinden sıyrılmasına izin vermeyecek. Önceki günkü, "birliklerimizi savunma amaçlı" denilen ama kimin hangi tehlikeye karşı savunulduğu belli olmayan ateşkes ihlali, İran içinde var olduğu iyice anlaşılan ABD ile anlaşmayı bir yenilgi sayacağı belli olan aşırı cephenin fırsat bileceği bir durum oluşturursa, bu hafta İran Savaşı yeniden başlayacaktır. Hatırlarsanız, bu savaş, Trump'ın Şubat ortalarında verdiği ültimatoma İran'ın cevabını bile beklemeden 28 Şubat'ta ABD ve İsrail'in geniş çaplı hava saldırıları ile başlamıştı. Ahmedinejad cumhurbaşkanlığını bıraktığı günden beri İran nükleer silah peşinde değil; bu sebeple Netanyahu'nun elinde grafiklerle "10 gün kaldı!" diye dünyayı kandırdığı atom bombası, aylar geçti ama hala gerçekleşmedi. O zaman bu savaşın çıkması (ve bitmemesi) için geçerli birbirine bağlı iki mesele kalıyor: Siyonizm'in "Büyük İsrail" projesi ve İran'ın Filistin'de Hamas'a, Lübnan'da Hizbullah'a yardımı. Bir sözüm-ona birlik, Mısır ve Suriye'deki ortak dikta yönetimleri ve Ürdün arasında kurulmuş, bu "birlik" İsrail'e savaş açmış, ama 5 günde İsrail bu ülkeleri yenerek Sina Yarımadası, Gazze Şeridi, Batı Şeria, Doğu Kudüs ve Golan Tepelerini işgal etmişti.

28 Mayıs 2026 09:17

Hakkı Öcal

Bu Yazıyı Yazarken İsrail 5 Polisle Bir Çocuğu Katletti

Şimdi ise sitenin manşetinde "İsrail'in hava saldırısında Gazze'de beş polis memuru ve 13 yaşında bir çocuk öldü" cümlesi vardı. Ateşkes var Gazze'de. Bir ateşkes ki, Barış Kurulu'nun 25 üyesinin bir milyar dolar katkıda bulunmalarını gerektiren bir tüzükle, Trump'ın ömür boyu başkanı olduğu, 7 üyeli Barış Yürütme Kurulu tarafından izleniyor. (Bu barış gücü, Netanyahu "Hayır" dediği günden beri unutulmuş vaziyette!) Kurulda, Gazze Yüksek Temsilcisi, eski Birleşmiş Milletler Orta Doğu Barış Süreci Özel Koordinatörü Nikolay Mladenov, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, ABD Orta Doğu Özel Elçisi Steve Witkoff, Trump'ın damadı Jared Kushner, İngiltere eski Başbakanı Tony Blair, bir yatırım grubunun CEO'su Marc Rowan, Dünya Bankası Başkanı Ajay Banga ve Amerikalı siyasi danışman Robert Gabriel var; bu insanlar NCAG'ı yönlendirmekle de görevli. Bunları uzun uzun yazıyorum ki, şu son yarım saat, 45 dakika içinde, onların gözetimi altındaki Gazze'de İsrail'in katlettiği 5 polis ile 13 yaşındaki çocuğun kanının, sadece, Netanyahu, Ben Gvir, Bezalel Smotrich gibi Siyonistlerin değil, ama Trump'ın, tüm ABD ve BM yönetiminin, Amerikan kapitalizminin, dünya finansman ağının elinde olduğu fikrini ifade edebilelim. El Cezire sitesindeki haberin devamını aktarayım: "İsrail, yürürlükte olan 'ateşkes'e rağmen Gazze Şeridi genelinde saldırılarına devam ediyor. El Cezire muhabiri Hani Mahmud, Gazze şehrinden bildirdiği haberde, polis memurlarının olay yerinde öldüğünü ve El-Şifa Hastanesi kaynaklarına göre, yakındaki bir sokakta en az bir sivilin de öldüğünü, saldırılarda en az 10 kişinin de yaralandığını bildirdi."

25 Mayıs 2026 07:06

İletişim Formu

captcha

Kişisel verilerinizi işlemekte ve kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen çabayı göstermekteyiz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin bilgilere aydınlatma metnini ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.

Değerlendirme için işlemin sonucunu girin:

captcha