
TÜİK'in verilerine göre Türkiye'nin 2024'teki toplam sera gazı salımı 584,5 milyon ton karbondioksit değerine ulaştı. Bunun 73,5 milyon tonu tarımdan geldi. Türkiye salım envanterini BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'ne göre hazırlıyor. Gıda sistemiyse en az dört halkadan oluşuyor: Tarım ve hayvancılık işletmeleri, gıda işleme tesisleri, lojistik ve perakende, toplu tüketim ve hizmet. Dünya genelinde gıda sisteminin, toplam sera gazı salımının yüzde 34'ünü ürettiği tahmin ediliyor. Yine tahminen, bu yüzde 34'lük payın yüzde 29'u gıda işleme tesislerinde oluşuyor. Gıdadan çıkan salımın yüzde 52'si karbondioksit, yüzde 35'i metan, yüzde 10'u diazot monoksit, yüzde 2'si florlu gazlar. Bu güç kısa vadede 20, uzun vadede 100 yıl üzerinden hesaplanıyor. Diazot monoksidinki karbondioksitin 273 katı, florlu gazlarınkiyse 100 ila 25 bin katı. Gıda kaybı ve israfı da tek başına, tüm gıda sistemi salımının yarısını oluşturuyor.
Kaynak: Gerçek Gündem
06 Temmuz 2026 06:10
Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız
Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Proteinde Avrupa'nın En Yoksunu Biziz: Tüik'in Yüzde 48'lik İllüzyonu
Oran yüzde 39,3. Yoksulluk riski altındaki yurttaşlarda yüzde 54'e, şiddetli maddi ve sosyal yoksunluk yaşayanlarda yüzde 57,9'a çıkıyor. Protein yoksunluğunda Avrupa birincisiyiz, yüzde 39,3'le. İrlanda'da bu oran yüzde 1,4, Güney Kıbrıs'ta yüzde 1,5. Avrupa ortalamasıysa yüzde 8,5. Haziran 2026'da açlık sınırı 35.758 lira, yoksulluk sınırı 116.478 lira oldu. TÜİK'e göre kırmızı et üretimi 2001'de 783 bin tondu. 2023'te zirve yaparak 2,4 milyon tona çıktı. Ardından 2025'e kadar yüzde 20,79 azaldı ve 1,88 milyon tona geriledi. Yalnızca yüzde 25,68. TÜİK, 2020'de kırmızı et üretimi hesabını Kasaplık Güç Oranı denen yönteme geçirdi. Rakam bir anda ortalama yüzde 48,1 arttı. Eski yönteme göre 2025'te kırmızı et üretimi 906 bin ton civarında. Ekim alanı 1990'larda 20,3 milyon hektarken bugün 9 milyon hektarın altına düşmüş. Oysa sonuçta ne fiyatlar düşüyor ne hayvansal ve bitkisel protein kaynakları artıyor, ne de halkın sofrasına protein geliyor. Dövize bağımlı bir üretim ve giderek erişilemeyen bir protein.
02 Temmuz 2026 06:13


Reklam Vermek İçin Tıklayınız
İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Açlık Sınırı 35 Bin, Asgari Ücret 28 Bin: Neden?
Türkiye'de gıda yoksulluğu 2002 sonrası kurulan gıda-tarım politikası düzeninin yapısal bir ürünü. Mayıs 2026'da dört kişilik bir ailenin açlık sınırı 35.174 liraya, yoksulluk sınırı 114.576 liraya çıktı. Aynı yıl asgari ücret 28 bin lira. Mayıs 2026'da ortalama gıda enflasyonu yüzde 34,86 oldu. Ama sınıfsal olarak değerlendirince karşıma bambaşka bir tablo çıkıyor. En yoksul yüzde 20 için gıda enflasyonu yüzde 59'a tırmanırken, en zengin yüzde 20 için yüzde 25 dolayında kalıyor. Aynı ay, iki ayrı sofra. FAO, Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri çerçevesinde Gıda Güvensizliği Deneyim Ölçeği gibi araçlar kullanıyor. "Meseleleri mesele etmezseniz ortada mesele kalmaz." Asgari ücret açlık sınırının bile altına çekildiğinde, ortaya kocaman bir "çalışan yoksul" kitlesi çıkıyor. Bu altı düzenek bir araya geldiğinde, gıda yoksulluğunu destekleyen bir politika mimarisi çıkıyor ortaya. Gıda yoksulluğu bir yan etki değil.
29 Haziran 2026 06:16

Köyden 10 Bin Personel Çekildi: Gıda Ve Tarım Bilgisini Kim Sattı?
Gıda ve tarım bilgisi bir zamanlar kamunundu ve bedelsizdi. Bu bilgiyi yeniden kamunun yapabiliriz. Personel il ve ilçe merkezlerine çekildi. 2003'te yeni bir proje duyuruldu: "1000 Köye 1000 Tarımcı" sloganıyla KÖY-MER. 2004'ün başından 2006'nın sonuna, üç yıl boyunca uygulandı. Görevliler ziraat, su ürünleri ve gıda mühendisleriyle veteriner hekimlerdi. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, Ziraat Bankası, Türkiye Ziraat Odaları Birliği, İl Özel İdareleri ve yerel yönetimler ortaklaşa karşılıyordu. Köyler ikinci yıl danışman ücretinin yüzde 5'ini, üçüncü yıl yüzde 10'unu ödemeyi taahhüt etmek zorunda kaldı. 2007'de KÖY-MER'in yerini TARGEL aldı. KÖY-MER'den gelen 1000 personele KPSS'yle 1500 kişi daha eklendi. Proje 1500 çalışma bölgesinde 2500 personelle başladı. 2012'de personel sayısı 10 bine ulaştı. Her personel 3 köyden sorumluydu. Proje fiilen başarısız sayıldı ve 2016'da tasfiye edildi. Böylece kamusal yayım ve eğitim köyden fiilen çekildi. Kamu, gıda ve tarım bilgisinden adım adım çekildi. Çiftçi, besici, mevsimlik tarım emekçisi, gıda işletmesinde çalışan emekçi. Önce Türkiye Gıda Güvenliği Kurumu kurulmalı. Gıda mühendisleriyse işletmenin büyüklüğüne göre gıda işletmelerinde görevlendirilmeli. Çalışanı 5 ila 10 arasında olan bir gıda işletmesine bir gıda mühendisi düşmeli. Çalışan sayısı her 10 kişi arttığında bir mühendis daha eklenmeli. Kamusal yayım ve eğitim, bu dairede çalışan personel eliyle doğrudan çiftçiye, besiciye ve gıda emekçisine ulaşmalı.
25 Haziran 2026 06:17

Gıda Ve Tarım Bilgisi Nasıl Satışa Çıkarıldı?
Gıda ve tarım bilgisi, doğası gereği hepimizin ortak malı. Bu bilgi satılık bir mala dönüştüğü an üç şey birden olur. Devletin tarım bilgisini çiftçiye, besiciye kendi eliyle ve ücretsiz ulaştırdığı yapı önce kurum kurum parçalandı. Gıda hijyeni, doğru gübreleme, hastalıklarla mücadele yöntemleri gibi gıda ve tarım bilgisi tam da böyledir. Kamusal yayımın en sistematik dönemi 1984-1997 arasında yaşandı. Dünya Bankası destekli Tarımsal Yayım ve Uygulamalı Araştırma Projesi (TYUAP) iki dilim halinde yürüdü. 1984-1990 arasında TYUAP-I on altı kentte, 1990-1997 arasında TYUAP-II yirmi bir kentte. Projenin temelinde, Daniel Benor'la James Harrison'ın Dünya Bankası için geliştirdiği Eğitim ve Ziyaret yaklaşımı vardı. TYUAP yayım birimlerini köylere kadar indirdi. İl ve ilçe müdürlüklerinde Çiftçi Eğitim ve Yayım Şube Müdürlüğü oluştu. TYUAP-II'yse kırsaldaki kadınları ilk kez çiftçi olarak gören Kadın Çiftçiler Tarımsal Yayım Projesi'ni yürüttü. Eğitim ve Ziyaret yaklaşımı en baştan sorunluydu. TYUAP-II bitince Eğitim ve Ziyaret yaklaşımı rafa kalktı. 2001 Krizi'nin ardından IMF ve Dünya Bankası, Tarım Reformu Uygulama Projesi'ni dayattı. 2006'da çıkan bir yönetmelik, kamusal yayımı resmen satılık bir mala çevirdi. Yönetmelik gücünü Tarım Kanunu'nun 9. maddesinden aldı. Oysa işleyiş şuydu: kamu görevlisi olan tarım yayımcısı danışmanlığı ücretsiz veriyor, serbest çalışan tarım danışmanıysa aynı hizmeti parayla satıyordu. 2009'dan itibaren AKP iktidarı, tarım danışmanı çalıştıran ziraat odalarını, üretici birliklerini, dernekleri ve vakıfları devlet desteğiyle teşvik etti. Bu düzene en güçlü itiraz, 2006'da TMMOB'dan ve TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası'ndan geldi. 2015'ten beri TMMOB Gıda Mühendisleri Odası'ysa "Yetkilendirilmiş Gıda Danışmanlığı" adıyla gıda tarafındaki projenin yasalaşması için çalışıyor. 2016'da tarım danışmanlığına verilen destekler azaltıldı.
22 Haziran 2026 06:45

Okula Aç Giden 6 Milyon Çocuk: Gelecek Kuşaklara Ne Bırakıyoruz?
Avrupa Birliği'nin istatistik kurumu Eurostat'a göreyse Türkiye'de çocukların yüzde 44,3'ü yoksulluk ve toplumdan dışlanma riski altında. 5 yaş altı çocuklarda bodurluk yüzde 5,5'e çıkmış. Aynı ülkede şunlar yan yana duruyor: annelerin yüzde 63,2'si fazla kilolu ya da obez. Çocukların yüzde 15,1'i bodur, yüzde 7,8'i obez. Hem annenin obez olduğu hem de çocuğun yetersiz beslendiği hanelerin oranı yüzde 15,9. Bütün bu tablo aslında tanıdık. Yaklaşık 20 milyon öğrencinin yüzde 30'u okula aç gidiyor, yüzde 60'ı okulda yemek yemiyor. Lise altı eğitimli annelerin çocuklarının yalnızca yüzde 21,9'u yükseköğretime ulaşabiliyor. Yükseköğretim görmüş annelerin çocuklarında bu oran yüzde 83,5. Türkiye'nin yüzölçümünün yüzde 78,7'si, ortadan şiddetliye kadar değişen düzeyde çölleşme riski altında. Erozyon, tarım arazilerinin yüzde 39'unu, mera arazilerinin yüzde 54'ünü vuruyor. Son 10 yılda toplam tarım alanının yüzde 5,22'sine denk gelen 2,11 milyon hektarı kaybettik. 2002'den bugüne toplam tarım alanı 41,19 milyon hektardan 38,6 milyon hektara indi. İşlenebilir arazi 26,5 milyon hektardan 24 milyon hektara düştü. Kişi başına düşen tarım alanıysa 2002'deki 0,62 hektardan bugün 0,44 hektara geriledi. Son 60 yılda Türkiye'deki 240 gölden 186'sı kurudu. Kişi başına düşen su 2002'de 1.650 metreküpten bugün 1.308 metreküpe indi.
18 Haziran 2026 06:10

Tavuğa Kayyum, Soyada Yüzde 96 Dışa Bağımlılık
Türkiye'de üretilen etin yüzde 58'i kanatlı eti. 2025'te kanatlı eti işletmeleri 2,6 milyon ton üretti. Yıllık toplam cirosu 5,5 milyar dolar. Kanatlı eti, tek başına gıda pazarının yaklaşık yüzde 4'ü. Geçen Cuma Adalet Bakanı Akın Gürlek, sosyal medya hesabından sektöre yönelik bir operasyon duyurdu. Soruşturmaya göre bir işletmeye ait "Ankara Depo" adlı WhatsApp grubunda rakip firmaların fiyat listeleri paylaşılmış. Başka bir işletmenin yazışmasında da "Elinde rakip fiyatları varsa paylaşır mısın" mesajı bulunmuş. Şunu açıkça söyleyeyim, Türkiye'de kurumsallaşma yolundaki gıda işletmeleri, iş takibini ve yazışmayı iş amaçlı uygulamalardan yürütür. Kanatlı et işletmelerine denetim kayyumu atandı. TMSF böylece 1034 tam, 87 denetim kayyumuyla Türkiye'nin en büyük holdingi haline geldi. Türkiye'de ileri tarihli fiyat belirlemeyen tek bir gıda işletmesi yok. Kanatlı ette üretim maliyetinin yüzde 68'i yem. O da Türkiye'de yok. Gıda biyolojik olarak durmadan akması gereken bir üretim. Sonunda tabağımıza gelen gıdanın güvenliği ve gıda hakkımız.
15 Haziran 2026 06:58

11 Saat Mesai, Sıfır Hak: Tarım Emekçileri Neden Dışlanıyor?
Günde on bir saat çalışıyor. Mevsimlik gezici tarım emekçisinden söz ediyorum. 2001 Krizi'nin ardından IMF'le Dünya Bankası'nın dayattığı Tarım Reformu Uygulama Projesi. Proje üç şeyi adım adım ortadan kaldırdı: Devletin çiftçinin ürününü satın alarak verdiği fiyat güvencesini, devletin gıda ve tarımdaki kendi işletmelerini, bir de üreticilerin ürünlerini birlikte satıp pazarda güç kazandığı Tarım Satış Kooperatifleri Birlikleri'ni. Güneydoğu ve Doğu Anadolu'dan batıdaki tarım havzalarına zorunlu göç başladı. İş Kanunu'nun 4. maddesi, 50'den az işçi çalıştıran tarım ve orman işyerlerini kapsam dışında tutuyor. Mevsimlik tarım emekçilerinin ezici çoğunluğu küçük ve orta büyüklükteki işletmelerde çalıştığı için bu yasanın şemsiyesi onların üstüne hiç açılmıyor. Bu kayıt dışı emek piyasası, emekçiyle toprak sahibi arasında duran tarım aracıları üzerinden işliyor. Sahadaki Bilanço: Günde 11 Saat, 100'de 92 Kayıtsız Rakamlar ortada. Bu oran erkeklerde yüzde 75 dolayında, kadınlarda yüzde 96. Ailesinin tarlasında para almadan çalışan kadınlarda yüzde 97'ye çıkıyor, kendi başına çalışan kadınlarda yüzde 96 dolayında. İşveren konumundaki kadınlardaysa yüzde 100. Yani istisnasız hepsi kayıt dışı. Mevsimlik tarım emekçisi isteğe bağlı sigortalı olabiliyor. 5-17 yaş arasında çalışan çocukların yüzde 32'si tarımda. 5-14 yaş arasında bu oran yüzde 65'e fırlıyor. Mevsimlik tarım emekçileri günde ortalama 11 saat çalışıyor. İspanya, Özel Tarım Sistemi'ni İş Kanunu'nun içine yerleştirmiş. Kısacası sistem, işin mevsimlik ritmine göre kurulmuş. İtalya'da mevsimlik tarım emeğine aracılık etmek suç. İşveren, mevsimlik tarım emekçisine karşı bağlayıcı taahhütte bulunuyor. Türkiye'de mevsimlik tarım emekçisinin yoksunluğu üç şeyin bilinçli sonucu: Devletin tarımdan çekilmesinin, hukuki dışlamanın ve düzenleme boşluğunun. Tarlada ezilen emekçi, korumasız bırakılan çiftçi ve besici, kayıt dışı çalışan kadın, okula gitmeyen çocuk.
11 Haziran 2026 06:23

Et İhraç Eden Türkiye Nasıl Dünyanın 2. İthalatçısı Oldu?
Türkiye, 1980'lere kadar kırmızı ette kendi kendine yeten bir ülkeydi. Kamunun elindeki üretim gücünün adım adım, bile bile tasfiye edilmesinin sonucu. 1970'te yaklaşık 17 bin ton et karşılığı canlı hayvanı ihraç etmişiz. Sonra 24 Ocak 1980 Kararları geldi. Et ve Balık Kurumu'nun özelleştirilmesini "Devlet kasaplık yapar mı?" sözüyle meşrulaştırdılar. 1995'ten itibaren kuruma bağlı 35 kombinanın, yani büyük et tesisinin, 28'i elden çıkarıldı. 2001 Krizi'nden sonra IMF ve Dünya Bankası'nın desteklediği Tarım Reformu Uygulama Projesi devreye girdi. Derken 2007-2008'de kuraklık vurdu, yem fiyatları sıçradı ve yaklaşık 1 milyon süt ineği kesime gitti. 2010'da Et ve Balık Kurumu'na ithalat yetkisi verildi. Sığır etinde gümrük vergisi yüzde 225'ten yüzde 30'a indi. Yalnızca 2010 yılında yaklaşık 271,7 milyon dolarlık 139.949 baş canlı sığır ve 249 milyon dolarlık 50 bin ton sığır eti ithal ettik. 2013'te kurumun adı Et ve Süt Kurumu oldu. 2010'daki o krizden bugüne 6,5 milyon büyükbaş, 3,2 milyon küçükbaş ve 337 bin ton kırmızı et ithal ettik. Karşılığında 10,7 milyar dolar ödedik. 1940'ta bir hayvan birimi başına, yani kabaca tek bir hayvana, 3,38 hektar mera düşerken bugün 1,18 hektar düşüyor. Bir kilo karkas etin, yani kasaplık gövdenin maliyetinin yüzde 55-60'ı besi hayvanına, yüzde 30-35'i yeme, yüzde 10-15'i diğer giderlere gidiyor. Ağustos 2021'den bu yana Türk Lirası, dolar karşısında değerinin yüzde 82'sini kaybetti. Et ve Süt Kurumu, besilik danayı besiciye yüksek fiyattan satıyor. Bu, kamunun üretim gücünün tasfiye edildiği, piyasanın açıklarının da yurttaşla besicinin sırtına bırakıldığı bir siyasi tercihler zincirinin sonucu.
08 Haziran 2026 06:06

Aynı Kurum Hem İzin Veriyor Hem Denetliyor: Neden?
Bu kriz, gıdayı kamusal bir haktan çıkarıp alınır satılır sıradan bir mala indiren ekonomik düzenin yapısal sonucu. Ama tuhaf olan şu: bu merkezileşme gıda yönetimini toparlamadı, tersine dağıttı. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı'na dönüştü. Sağlık ve Gıda Politikaları Kurulu ikiye bölündü, ondan Tarım ve Gıda Politikaları Kurulu çıktı. Tarım ve Orman Bakanlığı'na bağlı Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü, aynı anda dört işi birden yapıyor. Gıda mevzuatımız kağıt üzerinde Avrupa Birliği'ne uyumlu görünüyor. Riski ölçen elle o riske karşı karar veren el orada birbirinden ayrı. İlaca izni veren de Tarım ve Orman Bakanlığı, o ilacı denetleyen de. Tarım ve Orman Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı ve yerel yönetimler arasında yetkiler çakışıyor, aralarda denetimsiz alanlar kalıyor. Şu farka bakın: en yoksul yüzde 20'lik kesim aylık gelirinin yüzde 30'unu gıdaya ayırıyor, en zengin yüzde 20'lik kesimse yalnızca yüzde 12,8'ini. Hepsi de aynı parçalı yönetimin sonucu.
04 Haziran 2026 07:51

Avrupa'nın Yasakladığı Pestisit Neden Senin Sofranda?
Gıdalarda izin verilen sınırın üzerinde pestisit, yani tarım ilacı kalıntısı çıkıyor. Tarım ve Orman Bakanlığı bunu halka çoğu zaman "dikkatsiz çiftçi" ya da "tek tük yaşanan bir olay" diye anlatıyor. Sınırın aşılması bireysel bir ihlal değil. Yani soframıza gelen sorun kişisel bir kaza değil, düzenin kendisi. Önce bir yanlışı düzeltelim: Türkiye'de tarım ilacı kullanımı azalmıyor, artıyor. 1990'da bir yılda 30 bin ton ilaç kullanılırken, 2023'te bu rakam 57,8 bin tona çıktı. Halk da pestisit sorununa sert tepki gösteriyor. Yine de tablo açık: 2002'den bugüne tarım ilacı kullanımı yüzde 44 arttı. Antalya ve Manisa'da yılda 4,2 ton, Mersin'de 3,9 ton, Adana'da 3,2 ton pestisit kullanılıyor. İlaca boğulmuş tarım, gıdayı ve toprağı halkın denetiminden koparıp piyasanın insafına bırakıyor. IMF ve Dünya Bankası güdümündeki Tarım Reformu Uygulama Projesi, devletin çiftçiden ürün alımını daralttı. Tarım Reformu Uygulama Projesi'nin son iki çivisinden biri olan Büyükşehir Yasası'yla köyler mahalle statüsüne geçti. Tarım ve Orman Bakanlığı yeni mühendis almadı, emekli olanların yerini de doldurmadı. Buna çifte standart diyorum, çünkü Avrupa kendi tarlasında kullanımını yasakladığı yaklaşık 120 bin ton ilacın başka ülkelere satılmasına izin veriyor. Üstelik bu satış izni 2018'e göre yüzde 50 artmış durumda. İlaca izni veren de Tarım ve Orman Bakanlığı, onu denetleyen de. Soframızdaki bu sorun ne çiftçinin dikkatsizliği ne de münferit bir kaza.
01 Haziran 2026 06:18

Gıda Sisteminin Anatomisi: Hiçbir Şey Tesadüf Değil
Türkiye'de gıda-tarım sistemi durmak üzere. İthal girdi payı 2012'de yüzde 14,5'tu, 2025'te yüzde 25'i geçti. Fındık tarafında durum daha da sert: Fiskobirlik 140 bini aşkın üyesi ve 50 kooperatifiyle dünya fındık piyasasının ana üretici örgütü. 35 yaş altı genç çiftçi oranı yüzde 10'un altına indi. Üreticilerin yüzde 6,4'ü, arazilerin yüzde 80'ine yakınını işliyor. Üstelik kayıt sistemi de eşitsiz işliyor. Çiftçi Kayıt Sistemi'nde 2 milyon kayıt var. 2017'de başlayan ithal canlı hayvan ve dana eti politikası, Et ve Süt Kurumu eliyle besiciyi piyasa dışına itti. 50 dekar altı küçük parseller için prim sübvansiyonu oranı yüzde 75'e çıkarılmalı. Tarım ve Orman Bakanlığı lağvedilmeli. Yerine Gıda Bakanlığı, Tarım ve Çevre Bakanlığı, Veteriner Hizmetleri ve Su Ürünleri Bakanlığı, Kooperatif ve Kalkınma Bakanlığı kurulmalı. Bu yapılar Türkiye Gıda Güvenliği Kurumu üzerinden birbirine bağlanmalı.
28 Mayıs 2026 06:22

Kılıçdaroğlu'nun Dönüşü Akp'ye 18 Ay Kazandıracak: Halk Süt Ve Halk Market Bitiyor Mu?
Kılıçdaroğlu, mutlak butlan kararıyla CHP'ye kayyum olarak dönüyor. Bu siyasi tablonun karşılığı şöyle olacak: AKP iktidarının önündeki en kritik birikim ve meşruiyet darboğazı, yani gıda enflasyonu kaynaklı yapısal basınç, 12 ila 18 ay boyunca büyük ölçüde gevşeyecek. CHP'nin politika programı, denetim aritmetiği ve yerel yönetimler eliyle yürüyen gölge gıda politikaları yani Halk Süt, Halk Market, Halk Ekmek ve Kent Lokantaları aynı anda silikleşecek. 22 CHP'li belediye başkanı tutuklandı. 3 belediyeye kayyum atandı. Sadece İstanbul'da 297 binden fazla çocuğa süt dağıtılıyor. Halk Market eliyle 22 şehirden 600 kalem gıda-tarım ürünü, kooperatif-üretici-halk hattıyla aracısız bir araya geliyor. Halk Ekmek, halka ekmek güvencesi veriyor. Halk Market'in kooperatif anlaşmaları, Halk Süt'ün sosyal inceleme ağı, Halk Ekmek'in kapasite yatırımları askıya alınacak. Mutlak butlanla kayyum CHP'ye atanmadı.
25 Mayıs 2026 06:20