×Uygulama Logosu

Habokado - Akıllı Haber Özeti

Özetleri Okuyun ve Dinleyin

Haberi Yapay Zeka ile Özetinden Okuyun. Neden Habokado?

Köşe Yazarı

Fas, Fransa'ya Karşı Fazla Saygının Bedelini Ödedi

10 Temmuz 2026 13:35

Fas, dört yıl önce Katar'da Fransa karşısına çıktığında turnuvanın en büyük hikâyesini sırtında taşıyordu. Buna rağmen Boston'daki ilk dakikalar, Fas'ın kendi büyüklüğünden çok Fransa'nın kudretiyle meşgul olduğunu gösterdi. Fas maça, Fransa'nın gücünü kabul ederek başladı. Orta sahadaki yerleşim, kanat oyuncularının bekleri takip etmesi, savunma hattının ceza sahasına yakın kurulması aynı düşünceye hizmet ediyordu: Fransa'ya açık alan bırakmamak. Mbappé penaltıyı kaçırdı, Bounou kalede ayakta kaldı, Fransa üst üste fırsatlar bulmasına rağmen golü çıkaramadı. Fas direniyordu ama maçı yönetemiyordu. Fransa'nın baskısı yalnızca topu geri kazanmayı amaçlamıyor, Fas'ın ne düşüneceğini de belirliyordu. Fas'ın ümidi de giderek buna dönüştü. Ne var ki Fransa, karşısındaki savunmanın yorulmasını bekleyen o eski takım değildi. Fransa dört yıl önce Katar'da aynı rakibe karşı daha temkinli davranmış, bulduğu gollerle maçı kontrol etmişti. Fas'ın hücum hattı topu tutamadığı için savunma her pozisyondan sonra yeniden Fransa'yla karşı karşıya kaldı. Fas bunu başaramadı. Mbappé ve Dembélé'nin etkisi daha görünür olsa da Fransa'nın bu kadar rahat saldırabilmesini orta sahadaki güven sağladı. İlk gol Fas'ın savunma düzenini değil, inancını kırdı. 2022'deki yarı final, rastlantıyla açıklanamayacak kadar güçlü bir çıkıştı. Avrupa'da yetişen oyuncuların ülkeye bağlanması, Mohammed VI Akademisi'nin kurulması, federasyonun genç oyunculara yönelik çalışmaları ve farklı ülkelerde doğan futbolcuların ortak bir takım kimliğinde buluşması Fas'ı kalıcı bir güç hâline getirdi. Fransa, Hollanda, Belçika, İspanya ve Kanada'da yetişen futbolcular Fas forması giyiyor. Ayyoub Bouaddi'nin kısa süre önce Fransa 21 Yaş Altı Takımı'nın kaptanlığını yaparken Dünya Kupası'nda Fas forması giymesi bu yeni tablonun çarpıcı örneklerinden biri. Fransa böyle oyuncuların bir bölümünü kayıp olarak görüyor. Yine de Fransa karşısında sahaya çıkan Fas, kendi gelişimine yeterince güvenmedi. Fas'ın Fransa'ya karşı savunma yapması doğaldı; iki takım arasındaki hücum kalitesi farkı bunu gerektiriyordu. Fransa ile Fas arasındaki karşılaşma, millî takımlar futbolunun bugünkü yapısını da açık biçimde gösterdi. Fas kadrosunda Fransa'da doğan oyuncular vardı. Fransa'nın kadrosu ise ülkenin Afrika'yla kurduğu tarihsel bağların, göçün ve çok kültürlü toplum yapısının izlerini taşıyordu. Fas bunun en görünür örneklerinden biri. Afrika kökenli oyuncuların Fransa'ya olan aidiyetini sorgulayan söylemler, Fransa'nın gerçek toplumsal yapısını inkâr etmeye dayanıyor. Oysa Fransa Millî Takımı'nın gücü, farklı kökenlerden gelen oyuncuların aynı formayla kurduğu ortaklıktan doğuyor. Fransa-Fas maçı bu karmaşıklığın saha üzerindeki karşılığıydı. Fransa, Fas'ı rahat biçimde geçti ancak hücumdaki bitiricilik sorunu ortadan kalkmış değil. Daha güçlü bir rakip, Fransa'nın kaçırdığı anları cezalandırabilir. İspanya ya da Belçika, Fas kadar kolay geri çekilmeyecek; topu aldığında Fransa savunmasını daha fazla zorlayacaktır. Fransa artık rakibin hatasını bekleyen bir takım değil; o hatayı baskıyla üreten bir takım. Fransa'nın baskısı onları geriye itti; bu baskının kalıcı hâle gelmesine Fas'ın tercihi de yardım etti. Fransa elindeki gücü tamamen sahaya yaymış, Fas ise kendi imkânlarını tam olarak kullanmaya cesaret edememişti.

Mehmet Tez

Kuşak Farkı Ve Konser Alışkanlıkları

10 Temmuz 2026 11:44

Kuşak araştırmaları, Z'ler şöyle, Y'ler böyle, X'ler böyle şeklinde açıklanan teoriler ve veri okumaları, kimileri için sadece büyük şirketlerin marketing erbabının alanına girer, ve zaten bu zevatın icadıdır. Mesela insanların 50 yıl önceki otomobil kullanım alışkanlıkları ve tercihleriyle bugünkülerin farklı olmasının nedeni kuşak farkıyla değil zamanın ruhuyla, teknolojik gelişmenin günlük hayata yansımalarıyla, siyasette ve benzeri alanlarda değişimle açıklanabilir. X'ler şöyle Y'ler böyle derken sayılan farklar çoğu zaman kuşağa değil zamana özgü farklardır. Mesela, "X kuşağı arabasına bağlıdır, satın aldığı aracı ömür boyu kullanmak ister, Y'lerse duygusal bir bağ kurmaz, dört yılda bir değiştirirler" demek ve buradan bir karakter özelliği tarif etmek doğru değildir. Müzik sektörüne dair araştırmalar yapan Luminate Intelligence'ın yaptığı son araştırma Z kuşağının, yani şu anda 20'lerinde olanların konser endüstrisini kökten değiştirdiğini ve büyüttüğünü ortaya koymuş. Buna göre Z'ler, babaları ya da büyük ağabeyleri olan Y'lerden ve onlardan önceki X'lerden daha fazla konsere gidiyormuş. Z'lerin aylık konser harcaması 101 dolarmış. Müzikte 2000'lerin başlarından itibaren yaşanan internet devriminin ve ardından gelen stream devriminin ardından kayıtlı müzik üzerinden elde edilen gelirlerin düşmesiyle konserler temel gelir kaynağı hâline geldi. Dinlediği sanatçıyla eskiden CD, plak, kaset üzerinden geliştirdiği fiziksel bağ ortadan kalkınca bunun yerini alabilecek tek olgu konserlerdi.

Cansen Erdoğan (avukat – Yazar)

Mucize

10 Temmuz 2026 11:44

Siz de böyle hissediyor musunuz bilmem ama sanki yaz gelmemiş de gelmesini bekliyormuşuz gibi hâlâ! Hoş baharı kumrular gibi bekliyorlardı da ne bileyim, yaz moduna giremedim ben galiba! Sanki bir mucize olacak, yüreğim ferahlayacak ve yaz tam da gelmesi gerektiği gibi, şanına yakışır şekilde sahneye çıkacak. 'Hani bir mucize olsa da şu arasa, şu kadar para gelse…' ile başlayan cümleler, hemen herkesin dilinde. 'Boş hayaller kurma' diyerek sizi hayallerinizden alıkoyanlara bakmayın siz, inanmakla başlar mucize! Bir gaz ve toz bulutuyla başlayan mucize, büyük bir patlamayla devam eder. Aslında mucize dediğimiz, serbestçe ortalarda dolaşan ama görülmek istendiği anda ortadan yok olandır bence. Bundan sebep mucize ile umutsuzluk aynı soydan gelme kardeşler. Çok sevdiğim bir hikayedir, eski bir Kızılderili efsanesine göre, bir gün ormanda büyük bir yangın çıkmış. Ancak kuş, ters yönde uçuyormuş, tam da ateşe doğru! Yüzünü güneşe dönmüş, aydınlığı arayan çiçektir günebakan! Ayçiçeği Teorisi diye bir şey varmış, duydunuz mu bilmem! Tüm metaforlar duysun sesimizi; Güneş kara bulutlarla kapandığında, yüzünü karanlığa değil birbirine dönen günebakan çiçekleriyiz biz! SÖYLEYENE BAK, ADAM MI DİYE Yaz deyince birçok şey geliyor akla ama benim için yaz, en çok 'durmak' galiba! Yaz da bunun için biçilmiş kaftandır aslında! Bu ara durmak kadar susmak da iyi geliyor bana! Vazgeçilmez olduklarını sananlar olacak oysa bilmeyecekler ki vazgeçilmez değillerdi onlar, sen vazgeçmemiştin sadece. "Biriyle tartışmaya başlamadan önce, kendine şunu sor; Karşındaki kişi, farklı bir bakış açısını anlamak için entelektüel olarak yeterince olgun mu? Çünkü eğer değilse tartışmanın hiçbir anlamı yoktur." Gerçekten de her tartışma senin enerjini hak etmez. Karşındaki kişi, seni anlamak için değil, sadece tepki vermek için dinler. Haftanın Zirvesi; Tabi ki dünyanın heyecanla takip ettiği 'NATO Zirvesi' oldu! Ülkemizin 22 yıl aradan sonra tekrar ev sahipliği yaptığı NATO Zirvesi, yalnızca ittifak üyesi ülkelerde değil, dünya basınında da geniş yer buldu. Haftanın Kaybı; Türk Tiyatrosunun mihenk taşlarından birini daha aramızdan aldı! Kendine özgü üslubu ve canlandırdığı karakterlerle hafızalarda yer edinen usta oyuncu Zihni Göktay, 81 yaşında hayatını kaybetti! Türk tiyatrosuna 28 yıl oynadığı "Lüküs Hayat" ile damgasını vuran Zihni Göktay, beyefendiliği, zerafeti, ince esprileri ile kendini çok sevdirmişti. 2020 yılında kraliyet görevlerini bırakarak eşiyle birlikte Amerika'ya yerleşen Prens Harry, bir hafta sürecek etkinliklere katılmak için ülkesi İngiltere'ye gitti! Buckingham Sarayı, Prens Harry'ye Londra'dayken kraliyet konutlarından birinde kalması için davette bulunmuş, Prens Harry'nin de bu teklifi kabul etmişti. İngiliz vatandaşları ile finanse edilen Kraliyet ve Kamu Figürlerinin Korunması Yürütme Komitesi tarafından Harry ve ailesine güvenlik sağlanmayacağının yani Prens Harry İngiltere'deyken devlet korumasına alınmayacağının açıklanmasının ardından ateş püsküren Prens Harry, ailesini suçladı! Kusura bakma da Harry'cim, sen bunları fazlasıyla hak ettin! Evet evet diş fırçasını yuttu hem de 13 cm'lik bir diş fırçasını! İstanbul'da gerçekleşen olayda, diş fırçasıyla kendini kusturarak zayıflamaya çalışan 21 yaşındaki S.B., fenalaştı. Haftanın Besini; 'Yanık Denizli Yoğurdu'! Günün erken saatlerinde koyunların sağılmasıyla başlayan süreç, sağılan sütlerin bir kısmının süzülerek, tabanının tutması yani yanık olması için odun ateşinde kızdırılan kazana dökülmesiyle devam ediyor. Kalan süt de kazana ekleniyor ve kaynayan süt, yaklaşık 10 dakika boyunca kepçeyle yukarıdan tekrar kazana dökülerek havalandırılıyor. Daha sonra kalaylı kazanlara alınan süt yaklaşık 4 saat soğumaya bırakılıyor. Süreç bununla da bitmiyor, sıcaklık 45 dereceye düştüğünde, bir önceki günden ayrılan yoğurt mayasıyla mayalanıyor. Yaklaşık 4 saat süren mayalanmanın ardından yoğurt bez keselere aktarılıyor ve 2 gün boyunca asılarak suyunun süzülmesi bekleniyor.

Filtreleme Haberleri

Köşe Yazarı

Her Şey 'Deniz Temiz' İçin

Kurucuları arasında yer aldığı Deniz Temiz Derneği'nin (TURMEPA) Başkanı Eşref Cerrahoğlu ve eşi Fulya Cerrahoğlu, Göcek'te düzenledikleri bir etkinliğe dostları Sema Çelebi ile katılmışlardı. Her fırsatta dostları arasında özel bir yere sahip olan Tülin ve Nihat Hürcan çiftinin kalabalık bir dost grubunu İstanbul Etiler Şamdan'da ağırladıkları davet o dönem çok konuşulmuştu.

10 Temmuz 2026 11:44

Abdullah Karakuş

Bir Ankara Hikâyesi

Dünya Türkiye'deki NATO zirvesiyle bir Ankara hikâyesini yaşadı, gördü, alkışladı. NATO'nun yeni dönemi Türkiye'de başladı. Ben 30 yılı aşkın gazetecilik hayatımda Almanya, Meksika, Rusya ve Çin başta olmak üzere dünyanın dört bir yanında G20 zirveleri izledim. 32 lider katıldı. Hem Ankara tarihi günler yaşadı hem de NATO. Türkiye NATO zirvesiyle şampiyonlar liginde olduğunu tüm dünyaya gösterdi. Başta Yunanistan olmak üzere bazı Avrupalı liderler kendi gündemleri etrafında dönse de NATO zirvesinin en büyük kazananı Türkiye oldu. NATO zirvesiyle de şimdi ABD Başkanı Trump ile AB liderlerini Türkiye buluşturdu. Dünya Erdoğan ile Trump'ın samimi görüntülerini gördü. Türkiye NATO'nun da en önemli ülkelerinden biri. Türkiye'nin içinde olduğu AB daha da güçlenir. Bir taraftan Türkiye'deki NATO toplantısına katılıyor. Türkiye'de Türkiye'yi bir tehdit olarak nitelendiriyor.

10 Temmuz 2026 11:44

Abbas Güçlü

4+4+4'e Devam Mı? Beklentiler Ne Yönde?

8 yıllık kesintisiz zorunlu temel eğitim gibi 4+4+4 de oturmadı. Değişiklik beklentisi çok yüksek. Hele ki yoksullukla savaşan ülkelerde! Ankara'daki NATO toplantısının özeti de bu yöndeydi. Severek yapılan meslekler, işler ve yaşama katkılar bu açıdan çok önemli. Birileri bu görüşe dudak kıvırsa da gün gelir en sıradan meslekler, bir anda en önemli meslekler haline gelebilir. Yeter ki işimizi severek ve hakkını vererek yapalım. Keşke çobanlık, garsonluk, kasaplık, bahçıvanlık, ilaçlama, gübreleme, yaşlı bakımı, fayansçılık, akıllı tarım, sulama, dijital tasarım, veri analizi ve diğer pek çok alanda temel eğitim sonrası modüler eğitim kursları açılsa. Sevilerek yapılan bir işin getirileri, sevilmeden alınan bir diplomadan çok daha fazladır. Üniversite tercihlerinin şekillendiği şu günlerde popülaritesine, kazancına, prestijine göre değil; ilgi, yetenek ve hayallerimiz doğrultusunda meslekler seçelim. Tanımlanmış ve eğitimi yapılan meslek çeşitliliği gelişmiş ülkelerde 15 bin civarında. Her çocuğun başarılı olacağı bir alan gibi her gencin canı gönülden seveceği farklı meslekler de vardır. Şimdi değilse ne zaman?..

10 Temmuz 2026 11:44

Köşe Yazarı

Kim Nasıl Yenebilir?

Tabii Saibari'nin yokluğu Fas hücumunu olumsuz şekilde etkiledi. Ama Fransa'nın güç olarak öyle bir farkı var ki! Birçok yönüyle tartışılabilecek penaltıyı Mbappe o kadar kötü kullanmasa iş 4 yıl önce olduğu gibi erken bitebilirdi. Ama bu 4 yıl içinde gösterdikleri istikrar takdire şayan. Dünyanın şu anda 1 numaralı yıldızı olduğunu kanıtlıyor.

10 Temmuz 2026 11:44

Reha Erus

Ankara'da Tek Kişilik Şov

Anglo-Saksonlar, bulundukları ortama egemen olmaya çalışan kişiler için "one man show" (tek kişilik şov) ifadesini kullanırlar. Süper güç ABD'nin Başkanı Donald Trump, Ankara'da düzenlenen 36. NATO Zirvesi'nde ağırlığını daha Türkiye'ye gelmeden hissettirdi. Birbirlerine "dostum" diye hitap eden Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ile Donald Trump arasındaki yakınlık, diğer üye ülkelerin liderlerini hafiften kıskandırdı diyebiliriz. İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi'nin açıkladığına göre zirvede 56 bin güvenlik mensubu görev aldı. Bence en şık isim, Donald Trump ile göz göze gelmemeye çalışan, bir zamanlar birbirlerine oldukça yakın olan İtalya Başbakanı Giorgia Meloni idi. İki lider arasındaki soğukluk devam etti. Özellikle Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un eşi Brigitte Macron ile içtenlikle sarılıp kucaklaşması ve öpüşmesi hoş bir görüntü oluşturdu. Keza Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis'in eşi Mareva Miçotakis ile sergilediği samimiyet de gözlerden kaçmadı. 37. NATO Zirvesi Arnavutluk'ta yapılacak. Bu nedenle toplantılara Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Arnavutluk Başbakanı Edi Rama ile birlikte katıldı. Her resmi toplantıya beyaz spor ayakkabılarıyla gelen Rama, bu geleneğini bozmadı ve Donald Trump'ın da dikkatini çekti. İtalya Başbakanı Giorgia Meloni dışında birçok lider, Donald Trump ile ikili görüşme yapabilmek için yardımcılarını hayli zorladı. Programına turistik gezileri de ekleyerek İstanbul'u ziyaret eden Magyar, aradan geçen sürecin ardından 9 Mayıs 2026 itibarıyla Macaristan Başbakanı olarak görev yapıyor. Kazanan yine Türkiye oldu. Ankara'ya adeta "one man show" sergilemek için gelen Donald Trump ise bana göre hedefine fazlasıyla ulaştı.

10 Temmuz 2026 11:41

Köşe Yazarı

Prof. Dr. Osman Müftüoğlu

Her sabah aynaya bakıp "Saçlarım mı dökülüyor, yoksa alnım mı büyüyor?" diye düşünen milyonlarca insan için umut veren yeni bir haber var. Kahramanımız, DNA'mızın yapı taşlarından biri olan son derece mütevazı bir şeker: 2-deoksi-D-riboz. Üstelik bazı deneylerde elde edilen sonuçlar, yıllardır kullanılan %5 minoksidil kadar etkili bulundu. Yani saç köklerine "Haydi çocuklar, mola bitti!" mesajı verilmiş gibi görünüyor. Onun yerine saç kökünün yaşadığı mahalleyi güzelleştiriyor. Şimdi hedef saç kökünün ekosistemi. Bilim insanları artık saç dökülmesini yalnızca hormonlarla açıklamıyor. Saç kökü de meğer iyi bir mahallede yaşamak istiyormuş! Yani "kelliğe kesin çözüm bulundu" demek için erkendir. Bilim dünyasında laboratuvardan eczaneye uzanan yol bazen saç telinden daha incedir!

10 Temmuz 2026 09:53

Osman Yazıcı

Rize'nin 46 Yıllık Onuru: Tahsin Ocaklı

CHP Rize Milletvekili Tahsin Ocaklı ile aynı ilçedeniz; Rize-Ardeşenli. Kendisi İnşaat Yüksek Mühendisi. O, tam 46 yıl sonra Rize'den seçilen ilk CHP milletvekili olarak, omuzlarında yarım asra yaklaşan bir onuru ve büyük bir sorumluluğu taşıyor. 1990 yılından beri yeteneklerini, insani ve siyasi derinliğini yakından tanıma fırsatı bulduğum; olgunluğu ve yüksek değerleriyle müstesna bir şahsiyet. Rize ve Türkiye sevdalısı... Tahsin Ocaklı, Meclis'te sadece bir koltuk işgal etmiyor. Ama onun cevabı hep aynı netlikte: "Canım bu ülkeye feda olsun." Hizmet yolunda bir adım bile geri atmıyor. Siyasi entrikalara bulaşmayan, "çamur at izi kalsın" anlayışından uzak duran, ucuz politikaların peşinden koşmayan, doğruya doğru, yanlışa yanlış diyebilen bir "Doğrucu Davut"tur. Ama asıl mesele, kişinin "hünerine" bağlıdır. Tanrı'nın isim ve sıfatlarının bir hayat tecellisi vardır; bu tecellinin günlük yaşama hüviyet kazandıran maharetine "Marifet" diyoruz.

10 Temmuz 2026 09:17

M. Yahya Efe

İnsana Değer Vermek

Hayata biraz daha tarafsız bakıp insanları olduğu gibi kabullendiğimizde, kimseye verdiğimiz değerden rahatsızlık duymayız, fazlaysa da azsa da... Hak etmeyen bir insana değer vermek yanlış. Ama hak eden insana da değer değil can verilir. Şöyle düşünüyorum eğer değer verdiğiniz insan da size değer veriyorsa o zaman her şey güzel gider; ancak tek taraflıysa karşı taraf o değeri kaldıramayabilir. Bir insana gereğinden fazla değer verilmemeli. Hayatta şunu öğrendim; hak etmeyen birisine değer verince ona kendini beğendiriyorsun. Bir yandan hak etmediği insana durmadan değer veririz, diğer yandan karşılığını alamadığımız için karşımızdakileri duygusuzlukla nankörlükle suçlarız. Kendi aleyhine dahi olsa başkasının hakkına, hukukuna özen göstermesidir. Bir insana değerinden fazla değer verirsen, ya onu kaybedersin ya da kendini mahvedersin. Hak etmeyen insanlara fazla değer vermemeliyiz.

10 Temmuz 2026 09:16

Köşe Yazarı

Evlilik Kader Mi Iı

Bu konuyla ilgili şu ayet-i kerimeyi zikredebiliriz: "Zina eden erkek; zina eden veya müşrik bir kadından başkasıyla evlenemez. Zina eden kadın da zina eden veya müşrik bir erkekten başkasıyla evlenemez. Çünkü bu (evlenme şekli) müminlere haram kılınmıştır"(Nur: 3) Bu ayette geçen "nikâhlayamaz"dan maksadın ne olduğu tartışma konusu olmuştur. Eğer ayet hüküm bildirseydi, zina yapan bir kimsenin ancak zina yapan biri ile nikâhlanması gerekirdi. "Zina eden, zina edenden başkası evlenemez" şeklinde bir hüküm vermek meseleyi içinden çıkılmaz bir hale sokar. Zina ettiği bilinen biriyle evlenmek doğru olmaz. Ayetin kastetmiş olduğu manayı şöyle bir örnekle açıklayabiliriz: Ankara'dan biri İstanbul'a diğeri de Kayseri'ye giden iki yolcu otobüsü düşünelim. Bazen imtihan gereği çok iyi bir kimseye çok kötü, çok kötü birine çok iyi bir eş nasip. Yine Nur suresi 26. ayet-i kerimede bu manayı destekleyici şekilde şöyle buyrulmaktadır: " Kötü kadınlar, kötü erkeklere; kötü erkekler, kötü kadınlara; temiz kadınlar, temiz erkeklere; temiz erkekler de temiz kadınlara (uygun)dur. Bu (temiz ola)nlar, onların söyledikleri iftiradan uzaktır. Onlar için mağfiret ve cömertçe bir rızık vardır." Bu ayet Hz. Aişe'ye iftira atılması üzerine nazil olmuş ve peygambere eş olacak kimselerin de namuslu kimseler olduğundan haber vermektedir. Bazılarının dediği gibi: "Bekârken istediğimle gezerim, hayatımı yaşarım. Yarın evleneceğim zaman da eline el değmemiş birini bulur ve onunla evlenirim" olmaz. Zina yapan bir erkek veya kadına, zina yapan biri ile evlenmek cazip gelirken, bu fiilden uzak olan bir kimse için böylesi bir evlilik hiç cazip gelmemekte, hatta nefret uyandırmaktadır. İnsan hangi şekilde yaşarsa Allah da ona göre eş nasip eder. Nıh ve Hz. Lut (as)'ın eşleri gibi) bazen de çok kötü kimseye çok iyi bir eş (Firavun'un eşi Âsiye validemiz gibi) eş nasip edebilir. Evlilik bu yönü ile de insanın iradesini aşan kader kısmına girer.

10 Temmuz 2026 09:04

Köşe Yazarı

Z Kuşağı Yine Yaptı Yapacağını... Birkaç Dakikalık Tatmin Devri

Alışveriş sepetini dolduruyor, siparişinizi onaylıyor, ertesi gün kargonuzu takip ediyorsunuz. Son haftalarda sosyal medyada hızla yayılan ' plasebo alışveriş ' siteleri, kullanıcılara gerçek bir ürün yerine satın alma deneyimini sunuyor. Sistem, gerçek bir alışveriş sürecini birebir kurguluyor. Ardından telefonuna "Siparişiniz hazırlanıyor" bildirimi geliyor. Bütün süreç, gerçek bir alışveriş deneyimini aynen taklit ediyor. Tek fark, paketin hiçbir zaman teslim edilmemesi. İnsanların ihtiyaçlarını karşılamak için alışveriş yaptığı zamanlar vardı. Günümüzde ise ürünün kendisinden çok, satın alma anında hissedilen duygu öne çıkıyor. Plasebo alışveriş siteleri bu düşüncenin dijital çağdaki en güncel örneklerinden biri olarak değerlendirilebilir. HAZ ÇAĞININ YENİ RİTÜELİ Byung-Chul Han, çağımızı sürekli haz, performans ve uyarılma arayışıyla tanımlıyor. Plasebo alışveriş de bu küçük ödüllerden biri olarak görülebilir.

10 Temmuz 2026 08:28

İletişim Formu

captcha

Kişisel verilerinizi işlemekte ve kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen çabayı göstermekteyiz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin bilgilere aydınlatma metnini ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.