Haberi Yapay Zeka ile Özetinden Okuyun. Neden Habokado?

Son Dakika Deprem Mi Oldu? Az Önce Deprem Nerede Oldu? İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Kocaeli İşte Son Depremler
Türkiye'nin farklı bölgelerinde son 24 saat içerisinde çok sayıda deprem kaydedildi. Bunun yanında Van, Kahramanmaraş, Denizli, Kütahya, Balıkesir, Bursa, Adana, Bingöl ve Malatya'da da çeşitli büyüklüklerde depremler yaşandı. Türkiye genelinde son 24 saatte meydana gelen depremler: 09:18 – Onikişubat (Kahramanmaraş): 2.5 09:16 – Onikişubat (Kahramanmaraş): 2.3 09:15 – Simav (Kütahya): 1.5 09:07 – Onikişubat (Kahramanmaraş): 1.5 09:06 – Onikişubat (Kahramanmaraş): 1.8 08:47 – Buldan (Denizli): 1.1 08:35 – Pazarcık (Kahramanmaraş): 1.6 08:28 – Sivrice (Elazığ): 1.2 08:23 – Akdeniz - Datça (Muğla) açıkları: 3.2 08:01 – Tuşba (Van): 1.7 07:32 – İpekyolu (Van): 3.0 07:07 – Buldan (Denizli): 1.4 07:03 – Taşköprü (Kastamonu): 1.0 06:52 – Sındırgı (Balıkesir): 1.1 06:14 – Orhaneli (Bursa): 1.6 05:37 – Sındırgı (Balıkesir): 1.2 05:17 – Sındırgı (Balıkesir): 1.1 04:40 – Buldan (Denizli): 0.9 04:39 – Kozan (Adana): 1.0 04:36 – Adaklı (Bingöl): 1.1 04:20 – Pütürge (Malatya): 1.0 04:13 – Honaz (Denizli): 1.0 04:09 – Sındırgı (Balıkesir): 1.0 03:49 – Gediz (Kütahya): 1.1 İstanbul, Ankara, İzmir ve Kocaeli'de yaşayan vatandaşlar gün boyunca deprem sorgulamalarını sürdürürken, son deprem kayıtlarında bu illerde dikkat çeken büyük bir sarsıntı yer almadı. Adana'da ise Kozan ilçesinde düşük büyüklükte bir deprem kaydedildi. Son verilere göre günün en büyük sarsıntıları Akdeniz'de Datça açıklarında meydana gelen 3.2 büyüklüğündeki deprem ile Van'ın İpekyolu ilçesinde yaşanan 3.0 büyüklüğündeki deprem oldu.
14 Temmuz 2026 11:52

Prof. Dr. Erhan Afyoncu'dan 'Nüfus' Uyarısı: 'Anadolu Türklüğü Yok Olur... Üç Çocuklu Anneye Emekli Maaşı Bağlanmalı!'
Gündemde ise hem Türkiye'nin hem de pek çok Avrupa ülkesinin ortak sorunlarından biri olan "nüfus artış hızının düşmesi" vardı. Acilen adımların atılmaması halinde "Anadolu Türklüğünün yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu" vurgulayan Prof. Dr. Afyoncu çarpıcı önerilerde bulunurken "Devlet yetkililerinin yerinde olsam 3 çocuğu olan anneye emekli maaşı bağlarım" dedi. Prof. Dr. Erhan Afyoncu, bir ülke için özellikle genç nüfusun önemini vurgularken "Sihirli bir gücüm olsa genç nüfusu arttırırdım. Çünkü bir ülkede dinamizmi korumak için yüzde 30 civarında genç nüfusa sahip olmanız lazım. Türkiye bu yüzde 20'ye indi. Önümüzdeki yıllarda yüzde 15'e kadar düşecek. Yaşlı nüfusun da yüzde 10'un üzerine geçmemesi lazım. Buradaki en büyük problem; bizim nüfus artış hızımızın çok hızlı düşmesi. 2000'li yıllarda 2.49'du. Bu sene 1.42'ye kadar düştü. Düşeceğini bekliyorduk ama pandeminin de etkisiyle aşırı hızlandı ve bundan dönülmüyor. Tabii ev kiralarının artması bahanesi oldu biraz da. İkisi birleşince nüfus artış hızı aşırı hızlı düştü ve her geçen sene düşüyor. 1.52, 1.48, 1.42... Bu düşe düşe gidecek. Çünkü dünyada örnekler de bu şekilde. Bunu yavaşlatmamız lazım. Tamamen düzeltmemiz mümkün değil. Nasıl yavaşlatabiliriz? Teşviklerle, yaşam şartlarını değiştirerek, şehirleşmeyi değiştirerek bunu yavaşlatmak mümkün. En azından 1.8'lere çıkarabilirsek zararı asgariye indiririz" diyor ve devam ediyor: "Biz 2200 yıldır çok büyük medeniyetlerle karşılaştık. Karşımıza Hint medeniyeti çıktı. Çin çıktı, Rus çıktı, İran çıktı. Avrupa medeniyeti çıktı. Asimile olmadık. Niye? Aile yapısı bizi korudu. Bizim değerlerimizi, dilimizi, dini değerlerimizi, milli değerlerimizi aile yapısı getirdi. Ama modern hayatın, aşırı şehirleşmenin getirdiği bir şey de aile yapısını dağıtıyor şu anda. Mesela ben devlet yetkililerinin yerinde olsam 3 çocuğu olan anneye emekli maaşı bağlarım. 3 çocuk yetiştirmek bugünün şartlarında çok zor; kolay bir hadise değil. Büyük fedakârlık istiyor. Anneye o desteği vermemiz lazım. Onun dışında ne lazım? Teşvikler yapılabilir. Ama en başta şehirlerimizin daha fazla büyümesini durdurmamız lazım. Bu büyük şehirlerde çocuk olmaz. Yani fazla olmaz... 1-2 tane zar zor yaparsınız. Çünkü bu şehirde geçinme, eğitim çok zor. 5-10 bin nüfuslu modern kasabalar oluşturulması lazım. Çocuğun değerleri en iyi alacağı yer ailesi. Maalesef iki eşin de çalışmasından dolayı çocuk, aile yapısında o değerleri alamıyor ve anne şefkatinden uzak kalıyor. Çünkü annesi çalışıyor. Burada yapılacak iş şudur. Çocuğu olan annelerin korunması lazım. Özellikle 2 veya 3 çocuğu olan annelere şöyle bir tercih sunulacak: Evinde otur, çocuğuna bak, çocukların büyüyünce gel iş hayatına atıl. Bu yapılabilir. Onun sigortası, maaşı devlet tarafından karşılanırsa hem çocuk artışı sağlanır hem de çocukların daha sağlıklı bir şekilde yetişmesi sağlanır. Annenin evde devlet tarafından maaşlı olarak ekonomik ihtiyaçlarının giderilmesi hem çocuk sayısını artıracaktır hem de aileyi koruyacaktır. Bu açıdan önemlidir." Prof. Dr. Erhan Afyoncu aynı zamanda " LGBT lobisi" ve "propagandasının" da aile yapısını tehdit ettiğine değiniyor ve "Türkiye'de bu çok yaygın değil, hükümetimiz de buna izin vermiyor ama dünyada özellikle bazı Netflix gibi platformlar başta olmak üzere bunları teşvik ediyorlar. Bakın şimdi; bir insanın böyle bir tercihi olur, kabul ederseniz ya da etmezsiniz ama karışmazsınız. Fakat bunun propaganda haline getirilmemesi lazım. Türkiye'de uzun süre bu oldu. Ben şunu diyorum, eskiden beri 'Özgürlük' diye ona karışma, buna karışma ama korunması gereken de bir toplum var, çocuk var, vesaire var... Şimdi çocuğa bırakamazsın tercihi. O yaşta seçebilecek durumu yok. Dünyada da bunu dayatıyorlar. Özellikle LGBT lobisi çok ciddi dayatıyor. Filmlere, dizilere koyuyor. Polis, FBI gibi en sert rollere koyuyor ve bunu yaymaya çalışıyorlar. Ciddi bir propaganda yapıyorlar. Tabii en son Trump da Putin de bunun zararını gördü ve buna karşı çıkıyorlar. Türkiye zaten baştan beri karşı çıkıyor. Ama maalesef Türkiye'de bazı belediyelerimiz bu tür şeylere zaman zaman destek oluyor. Bu da doğru bir şey değil" diyor. Prof. Dr. Erhan Afyoncu, "Osmanlı'da eğitim daha sınırlıydı. Herkes okula gitmiyordu. Ne yapıyordu? Tarlada çalışıyordu. Okuma yazma bilmiyordu veya babasının yanında mesleğini yapıyordu. Genelde de baba mesleği devam ediyordu. Osmanlı'dan almamız gereken en önemli şey şu: Elit eğitimi yapıyordu Osmanlı. Üst düzey zekâlı çocukları ayrıca eğitiyor, Enderun'a alıyor ve devlet yönetimine katıyor. Bizim yüksek zekâlı ile normal zekâlı çocuğu ayırt etmemiz lazım. Bu kolay bir şey değil. Ölçme sistemi Türkiye'de tam oturmadı. ÖSYM çok iyi imtihanlar yapıyor ama dediğimiz gibi burada o çocuğu ayırt etmeniz lazım. Sanatta da mesela... Şimdi herkesin müzik yeteneği, resim yeteneği olmuyor. Bunları çok erken ölçebilmemiz lazım. Bu sistemleri maalesef oturtamadık" şeklinde anlatıyor. Prof. Dr. Afyoncu şöyle anlattı: "Bu dijital dünya çıkana kadar toplum yapısının belli bir düzeni vardı. Toplum birbirini kontrol ediyordu. Ama 80'li yıllardan sonra şehirleşme aşırı artınca o kontrol kalktı. Çünkü sadece anne-baba kontrol edemez. Eskiden mahalleli kontrol ediyordu. Öğretmen kontrol ediyordu. Eskiden öğretmen çok etkiliydi Türkiye'de. Şu anda veli baskısı var. Mesela ciddi problemlerden biri de okullarda aşırı bir veli baskısı olması. Veli öğretmeni çalışamaz hale getiriyor bazı okullarda. Müdür de çok dirayetli değilse… Mesela bu tür baskılara izin vermemek lazım. Zamanında bir tane bakan bunları öne çıkardı ve maalesef olumsuz neticeleri oldu. Yani öğretmen tek otoritedir. Bana göre bunun olması lazım. Ki dünyadaki örneklerde şu oluyor: Almanya'da mesela öğretmen o çocuğun okuyup okuyamayacağına karar veriyor. Yani o çocuk meslek lisesine mi gidecek, memur okuluna mı gidecek, üniversiteye mi? Aslında bu belli. Ortaokuldaki çocuğun seviyesini öğretmenler ölçebilir. Fakat Türkiye'de bu kabullenebilir bir durum değil." "Nüfus artış hızı" bugün bakıldığında yalnızca genç nüfusun azalması olarak görülse de aslında neslin devamının tehlikeye girmesi anlamına da geliyor olabilir. Prof. Dr. Afyoncu sözlerini şöyle noktaladı: "Türkiye Cumhuriyeti bu nüfusun geleceğini ciddiye almadığı takdirde ben Anadolu'da 2100'de Türklerin tarih sahnesinden silineceği kanaatindeyim. Anadolu Türklüğü yok olacaktır. Buna çok erken önlemler almak lazım. Yani çok hızlı ve sert önlemler almadığımız takdirde bu doğurganlık hızıyla bizim maalesef geleceğimiz yok."
14 Temmuz 2026 11:49

10 Yıl Geçti, Acısı Dinmedi! 15 Temmuz Şehidi Annesi: Oğluma Söz Verdim, Ağlamayacağım
15 Temmuz 2016 gecesi şehit olan, 5 kardeşten en büyüğü Fatih Dalgıç'ın annesi Asiye Dalgıç, oğlunun hatıralarıyla yaşıyor. Dalgıç, aradan geçen 10 yıla rağmen oğlunu her gün özlediğini ve zaman zaman onu rüyasında gördüğünü ifade ederek, şöyle devam etti: "Hiçbir zaman '2 sene oldu, 3 sene oldu' diye düşünmedim. Acısı hep ilk günkü gibi. Bir gece uyurken Fatih oğlum kolumdan tuttu. 'Anne, sen Batuhan kardeşimi hiç düşünme, ben onun yanındayım. Sakın ağlama. Anne, hep yanınızdayım' dedi. Ben de oğluma söz verdim, 'ağlamayacağım' dedim." Oğlunun eşyalarını ve fotoğraflarını görünce duygulandığını dile getiren Dalgıç, "Resimlerinin hepsi burada. Yanıma bir tanesini alıyorum. Hepsini götürürsem dayanamam diye götüremiyorum. Kardeşi Batuhan çok benziyor abisine. Bazen onu gördüğümde abisini görür gibi hissediyorum." ifadelerini kullandı. Şırnak Emniyet Müdürlüğünde görev yaparken yıllık iznini geçirmek üzere bulunduğu İstanbul'da 15 Temmuz 2016 gecesi meslektaşlarına yardım etmek amacıyla Çengelköy Sabancı Polis Merkezi Amirliği'ne giden polis memuru Fatih Dalgıç, darbecilerin açtığı ateş sonucu ağır yaralanmış, kaldırıldığı hastanede şehit olmuştu.
14 Temmuz 2026 11:49

İstanbul Aydın Üniversitesi'nde 100'e Yakın Akademisyen İşten Çıkarıldı
Geçtiğimiz günlerde Maltepe, Arel, Bilgi, Gelişim, Atlas üniversitelerinde akademisyen lerin işlerine son verilmişti. Yakın bir zamanda da İstanbul Aydın Üniversitesi nde büyük bir işçi kıyımı yaşandı. İçlerinde uzun süredir Aydın Üniversitesi'nde çalışan öğretim görevlileri ve araştırma görevlileri Patronların Ensesindeyiz İstanbul Aydın Üniversitesi Emekçileri Dayanışma Ağı'nda bir araya gelerek mücadele edeceklerini belirtttikleri bir açıklama yaptı.
14 Temmuz 2026 11:48

Bu Köyü Gören Şaştı Kaldı! Köy Tamamen Beyaz Örtüyle Kaplandı
İlçeye bağlı Pirinçli Köyü'ndeki dev kavak ağaçlarının üzerinde biriken polenler rüzgarın etkisiyle köyü etkisi altına aldı. İlginç durum vatandaşlara zor anlar yaşatırken, rüzgarın etkisiyle her yeri beyaz yapan polenlerin etkisinin 1 ay daha süreceği öğrenildi.
14 Temmuz 2026 11:48

İstanbul'da 12 Yıllık Gizem Çözüldü: Faili Meçhul Cinayeti Dna Teknolojisi Aydınlattı
İstanbul Bayrampaşa'da 2014 yılında işlenen faili meçhul cinayet, kriminal ekiplerin tozlu dosyayı yeniden incelemesi ve gelişmiş DNA analizi sayesinde 12 yıl sonra çözüldü. İstanbul Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekipleri, faili meçhul cinayet olaylarının çözümüne yönelik yürüttüğü çalışmalar kapsamında, 24 Haziran 2014'te Bayrampaşa'da Gültekin Yıldırım'ın (55) bıçaklanarak öldürülmesine ilişkin soruşturma dosyasını yeniden ele aldı. 10 Yıllık Sırrı Sigara İzmariti Çözdü: Diyarbakır'daki Faili Meçhul Cinayet Aydınlatıldı Güncel Sır Perdesi 19 Yıl Sonra Aralandı!
14 Temmuz 2026 11:47

Chp'li Belediye 15 Temmuz Pankartını Söktü! Şehidimiz Ömer Halisdemir İçin Skandal Sözler
Odunpazarı İlçe Gençlik Kolları Başkanı Furkan Tağayer, güvenlik görevlilerine, "Pankartın iplerini keserken Ömer Halisdemir'den utandın mı utanmadın mı?" sorusunu yöneltti. Güvenlik görevlisi soruya, " Kim o? " diyerek cevap verdi. Konuyla alakalı AK Parti İl Teşkilât Başkanı Erkan Koca, " 15 Temmuz Milli Beraberlik ve Demokrasi Bayramı'mız var. Hain FETÖ darbe girişimine karşı 251 şehit verdik. Ömer Halis Demir gibi nice kahramanlarımız var. Biz de 15 Temmuz'da Valilik Meydanı'nda valiliğimizin düzenlediği hem FETÖ darbesini kınamak için hem de şehitlerimizi anmak için 15 Temmuz'da Valilik Meydanı'nda tüm vatandaşlarımızla beraber olacağız. Biz bununla alakalı Hamamyolu Caddesi'nde pankartlarımızı asıyoruz. Bu pankartlarda hiçbir siyasi partinin amblemi bulunmamaktadır. Valiliğimiz pankartı ve bu pankartlar yazı şeklinde tüm kurumlara asılacağı belirtilmiştir. Fakat ne hikmet, ne hazımsızlıksa Odunpazarı Belediyesi zabıtaları ve özel güvenlikler bu pankartlarımızı kestiler. Biz bu 15 Temmuz hazımsızlığını anlamış değiliz. Nice Ömer Halisdemir'ler vatan için canlarından oldular. Şehit oldular. Bizler de pankartlarmızı günler boyu pankartlarımızın başında nöbet bekleriz " diyerek tepki gösterdi.
14 Temmuz 2026 11:46

Cumhurbaşkanı Erdoğan Katar'a Gitti!
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, eski Katar Emiri Şeyh Hamad bin Khalifa Al Thani'nin vefatı dolayısıyla taziye ziyareti için Katar'a geldi. 74 yaşındaki Al Thani, 12 Temmuz'da hayatını kaybetmiş, başkent Doha'da buluna Lusail Mezarlığı'nda toprağa verilmişti. 1997 yılında böbrek nakli olan Al Thani'nin diyaliz tedavisi gördüğü yönünde bilgiler basına yansımıştı.
14 Temmuz 2026 11:45

Serinlemek İsterken Canınızdan Olmayın
Uzman Dr. Güler Göğüs, Legionella bakterisinin neden olduğu Lejyoner hastalığının, bakterinin çoğaldığı su sistemlerinden yayılan mikroskobik su damlacıklarının solunmasıyla bulaştığını belirtti. Toplu kullanım alanlarındaki sıcak su, merkezi klima ve soğutma sistemlerinin düzenli bakım gerektirdiğini vurgulayan Göğüs, "Mycoplasma ve Chlamydia gibi atipik zatürre etkenleri de uygun koşullarda yayılım gösterebilir. Özellikle merkezi iklimlendirme sistemlerinin düzenli olarak kontrol edilmesi gerekir" dedi. Korunmanın en etkili yolunun düzenli bakım olduğuna dikkat çeken Kayhan, "Lejyoner hastalığında en etkili korunma yöntemi, merkezi su ve iklimlendirme sistemlerinin doğru işletilmesi ve düzenli bakımının yapılmasıdır" ifadelerini kullandı.
14 Temmuz 2026 11:45

Gurbetçilerin Korkulu Rüyası Sona Erdi: Yabancı Plakalı Araçlarda Yasak Sona Erdi
Artık o araçların direksiyonuna geçmek için sadece ruhsat sahibi olmak gerekmeyecek. Getirilen yeni düzenlemeye göre, eğer araç sahibi Türkiye sınırları içerisindeyse, aracın anahtarını gönül rahatlığıyla birinci derece yakınlarına teslim edebilecek. Yurt dışında ikamet eden eş, anne, baba, çocuklar ve hatta torunlar ile büyük ebeveynler, ruhsat sahibi araçta olmasa dahi bu araçları yasal olarak kullanabilecek. Beklenmedik bir sağlık sorunu ya da acil bir durumda, ruhsat sahibinin de aracın içinde bulunması şartıyla, Türkiye'de yaşayan akrabalar veya tanıdıklar da direksiyon başına geçebilecek. Araç sahibinin Türkiye'de olmadığı veya aracın yurt dışında ikamet etmeyen birine teslim edildiği durumlar, hala riskli alanlar arasında. Artık sadece ruhsat ve ehliyet yeterli değil; sürücünün araç sahibi ile olan birinci derece yakınlığını kanıtlayabilecek belgeler veya ikamet durumunu gösterir onaylı bir yazı, kolluk kuvvetlerine sunulması gereken "güvence belgeleri" haline geldi.
14 Temmuz 2026 11:45